Kurban Açık Mektuptur
Kurbanların ne etleri ne kanları Allah’a ulaşır. Allaha ulaşan ancak takvanızdır” (el-Hac 22/37) Kurbanı kesmek, Allah’a teslimiyetin ifadesidir. Kurbanın hakikati fedakârlıktır.

Hz. İbrahim, ciğerparesini kurban etmeye, fedakârlık ve teslimiyetle götürdü.

Hz. İsmail hem babasının teslimiyetine, hem de canını, cananına (Allah’a) vermek için kurban olmaya razı oldu.
Kurban, inanç kirliliğinden, düşünce eksikliğinden ve hırstan kurtulmaktır.

Sayısızca nimetleri lütfeden Allah’a can borcunu bilmek, Hz. Muhammed’e feda olmak, Ona ve yoluna muhabbet beslemek, O'nun yoluna turab olmak, mutlulukların en güzeli olmalıdır.

Kurban, aynı zamanda benlikten vazgeçme, marifeteerişme, Sahipolduğumuz maddi imkânlarımızıkurbanfedakârlığıylamarifet deniziylebuluşturma, maddeyi mana deryasında ebedileştirmegayretidir.
Kurban, Habil gibi teslimiyet göstermek, ihlâs ile kurban olmaktır.

Şunu unutmayalım ki, zulmün pençesinden kendisini kurtaramayanların, haram ile iştigal edenlerin, düşünce ve niyetleri kötü olanların, kabil örneğinde olduğu gibi kurbanları kabul edilemez.

Canlara can katıp, yetimi, yoksulu, kimsesizleri sevindirmek veHakka teslimiyet için kurbanda arayış vardır. Paylaşmak vardır. Teslimiyet vemutluluk vardır.

Kurban, güzel ahlak ile yaşamanın, helal kazanmanın ürünü olmalıdır. Kurbanda; sabır, mükâfat, dua ve mağfiret vardır. Kurban ile gönüllerde yer tutma vardır.

Tarihimizde fedakârlıkgösterenler, İslam'a ve Hz. Peygambere hizmet ederek fani olanlar unutulmadılar, gönüllerde yaşatıldılar. Dualarla anılmaktadırlar.

Kurban, nimetlere şükrün ifadesi, Şükür; zikrin mayası, zikir Allaha kavuşmanın inancı, aşkı ve heyecanıdır.
Kurbanın kanı damla ile ölçülür, deniz gibi engindir, özgürdür, yere dökülürken manası semada değer bulur, ruhlara hayat kazandıran gıdadır. Rızayı Bariyi kazanmak, Onu hoşnut etmek, marifete kavuşmak manevi duygularla mümkündür.

Kurban; hisleri, duyguları, korkuları, umutları adeta bir damla kan ile toprağa yazmak,  Allaha olan sevgimizi,malımızı fedaetmekle ispata gayret etmektir.

Kurban; Dünyayı kuşatan gönül duygusuyla, Ukba hayatında ki vuslata, Cemalullahakavuşma sevdasıdır. Sevdası olmayanın canı, canı olmayanın cananı olamaz. Canı da malı da Hz. Muhammed’e (a.s) feda edebilmeli ki Ona vuslat olsun.

Kur’an ve Sünnet bağlamında inanç sahibi olmak, kurbanı ibadet ve ameli Salih olarak değerlendirmek hayatımızı bu sevda ile süslemek gerekir.

Kurban; sevdayı, sevgiyi, sevgiliyi, sevdiğini; fedakârlık, teslimiyet ve ihlâs ileAllah'a kandamlasıyla ifade edebilmektir.
Tekbirle karşılandığımız bu dünyadan, tekbirle asli vatanımıza yol almaktır. Ölümü bayrama, bayramı Cemalullah ile güzelleştiren, İslam’ın şiarından olan bir ibadettir.

Hz. Mevlana (K.S) “Keçinin gölgesini kurban etmeye kalkışma. Kurbanın hakikatine er, onu et bayramı zannetme. İbadetlerin zahirini elde etmek asıl değil, asıl olan manasını kavramaktır” buyurur.

İbadetlerde asıl olan niyetlerdir. İhlâstır. Takvadır. Mahşerde bize şahitlik edecek olan da asıldır.
Kurban, sırat köprüsünden geçmeye, marifete ulaşmaya vesile kabul edilen bir ibadet olduğu düşünüldüğünde,Kurban, Allah’ ın verdiğini Allah’ a sunmaktır.

Kur'an-ı Kerim de; “Allah müminlerden canlarını ve mallarını cennet karşılığında satın almıştır" (tevbe 9/111) buyrulmaktadır.

Kurban, hayatımızınanlamını ibadet haline dönüştüren, bize fedakârlık ve teslimiyet gibi hasletler kazandıran ve ulaşmak istediğimiz gayeye açık mektuptur.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol