(Madde) dünyamızı manevi(leş)tirebil(mek)
EY YOLCU! Günümüz dünyasında Madde, insan hayatının her safhasını çepeçevre kuşatmış bir halde yaşıyor. Madde insan hayatının merkezine(kalbine) oturmuş ve maddeden hayata bakar olmuş. Her şey madde her bakış maddiyat olmuş ve insanoğlu en şerefli varlık olarak yaratılmış olduğu halde, yaratılış gayesi dışına saparak şeytani aldanışa düşmüş oluyor. Bu maddeye düşkünlük ve şeytana aldanmışlık hali insanoğlunun her şeye madde gözüyle bakmasına, maddenin dışında hiçbir şeyi görememe marazlığı(hastalığı) kapılmış olmasından ve maddenin sarhoşluğun da yaşamak isteğinden dolayıdır. Bu madde sarhoşluğu insanı kibre, gösterişe düşürmekte ve malının çokluğu ile övünmesine sebep olmaktadır. İlahi yasa insanın bu halini şöyle tarif etmektedir; “Mal toplayan ve onu durmadan sayanın, vay hâline! O, malının, kendisini ebedîleştirdiğini sanır.”(Hümeze 1-3).İlahi fermana kulak verilmeli ki asıl bozulmadan kendimizi bilip Rabbimizi bulalım.
             
EY YOLCU!
Madde sanal malzemeler bütünüdür, insanın el kiri ve dünyevi geçimliğidir. Asıl olan ise insanın kendi değer, şeref ve manevi yaşamıdır. Olması gereken ve kalıcı olanda budur. Madde yok olmaya mahkumdur. Oysaki insan ebetlere talip olan şerefli yaratılan ve yok olmayacak varlıktır. Yüce Yaratıcının insana yüklediği bu değeri göz ardı etmeye devam eder de insan dünyevi hazlara kapılırsa dünya onu cehennem çukuruna çeker. İlahi fermanları göz ardı eden insanoğlu tümden aldanışa kapılmış, dünya hevesleri ve şehvetleri onu istila etmiş olur. Oysaki ilahi yasa; “Dünya hayatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir. Elbette ki ahiret yurdu Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız?” (Enam suresi 32) diye dünyayı tarif etmektedir. Bu ilahi yasaların varlığına rağmen insanoğlu maddi çıkarları varsa muhatabına değer veriyor, onunla her şeyini paylaşıyor ve dostluklarını madde zenginliği üzerine inşa ediyor. Bu şeytani emeller insanın merkezini(kalbini) istila edince insanoğlu nerede duracağını ve ne yapacağını şaşırmış durumda hüsrana doğru kendisini itmekte ve şeytan gözü ile hayata bakmaya başlamıştır demektir. Şeytan insanın apaçık düşmanı değil midir? Dünya yaşamını insana süslü gösteren şeytan değil midir?  
              
EY YOLCU! Dünyanın sanal bir kervansaray(Gelip-Geçiş yeri) olduğunu ve krallara bile kalmayacağını Belh Hükümdarı İbrahim Bin Ethem’in hayatından bir örnekle izah edelim:
              
Nur yüzlü bir ihtiyar, Belh ülkesinin şanlı hükümdarı İbrahim bin Ethem'in muhteşem sarayı önünde durdu. Kapıdaki nöbetçiler, yanına yaklaştılar,
 "Ne arıyorsun ihtiyar?" diye sordular.
- Ben yolcuyum. Bu gece konaklayacak bir kervansaray arıyorum.
- Yanlış gelmişsin baba. Burası kervansaray değil, hükümdarımızın sarayıdır.
Nur yüzlü ihtiyar ısrar etti:
- Burada gecelemek istiyorum, Tanrı misafiriyim
Nöbetçiler ne dedilerse onu ikna edemediler. Sonunda hükümdara durumu bildirdiler. İbrahim bin Ethem, "
Gelsin bakalım tanıyalım şu ihtiyarı" dedi ve içeriye buyur etti. Ona sordu:
- Burası benim sarayım. Sen nasıl hükümdar sarayını kervansaray diye küçümseyebilirsin?
- Nöbetçilerin anlamadılar, sen de anlamıyorsun.
Burası kervansaraydır, istersen sana ispatlayayım.
- İspatlarsan seni burada misafir ederim. Yoksa, cezaya çarptırırım.
İhtiyar sorularını sormaya başladı:
- Kaç zamandır burada oturuyorsun?
- 3 yıldır.
 - Senden önce kim oturuyordu?
- Babam; 10 yıl oturduktan sonra vefat etti.
 - Peki ondan önce kim, ne kadar oturdu?
- Dedem, o da 2 yıl hükümdarlık yaptıktan sonra öldü.
 - Senden sonra kim oturacak?
- Herhalde oğlum oturur.
Bu cevaplardan sonra ihtiyar güldü ve sözlerini şöyle sürdürdü:
- Sana burasının kervansaray olduğunu söylemiştim. Deden geldi kondu geçti, baban geldi bir müddet kaldı gitti. Sen geldin, sen de gideceksin, yerine oğlun geçecek, Bu gelip gitmeler devam edecek. Kervansaraylar da yolcuların gelip gittikleri yerler değil mi?
             
EY YOLCU!
Her insan öleceğine ve dünyada hiç kimse ebedi kalmayacağına göre… Herkes ebedi hayat yolunun yolcusu olacağına göre... Unutma, bütün dünya sanal bir kervansaraydır. Yunus Emre ne güzel tarif etmiş dünya kervansarayının sanallığını: "Mal da yalan, mülk de yalan, gel biraz da sen oyalan."
              
EY YOLCU! Dünya hayatının üç ayrı yüzü vardır:

              
1)
Allah’ın kudret kalemiyle yazılan bir kitap görünümündedir. İmtihana tabi tutulan insanların bu kitabı okuyarak Allah’ı tanımaları, ona kulluk etmeleri gerekir. İlahi Ferman: “Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler(Beni tanısınlar) diye yarattım.” (Zariyat 56)
             
2)
Dünya hayatı; Ahiret yurdu için amellerin ekildiği tarladır. Efendimiz (SAV): “Dünya, ahiretin tarlasıdır.” Buyurmaktadır. Dünya, amellerin kaydedildiği ve ahirette açılacak olan defterin yazıldığı yerdir. Dünya, imtihan salonudur. İlahi yasa dünya hayatı imtihan salonu olduğunu bizlere şöyle beyan ediyor:Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek imtihan ederiz. Sabredenleri müjdele.” (Bakara 155)
            
3) Dünya hayatı fanidir, geçici bir kervansaraydır. İlahi yasa:
 “Onlara dünya hayatının örneğini ver: (Dünya hayatı), gökten indirdiğimiz yağmur gibidir ki, onun sebebiyle yeryüzünün bitkileri boy verip birbirine karışırlar. Fakat bütün bu canlılık sonunda rüzgârın savurduğu kuru bir çer çöpe döner. Allah, her şey üzerinde kudret sahibidir.” (Kehf 45) diye dünya hayatını ne güzel tarif ediyor.
              
EY YOLCU!

             
Allah cc Kuran-ı Kerim de bizleri uyarıyor:
Daha önce kendilerine, "(savaşmaktan) ellerinizi çekin, namazı kılın, zekâtı verin" denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca, hemen içlerinden bir kısmı; insanlardan, Allah'tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve "Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!" derler. De ki: "Dünya geçimliği azdır. Ahiret, Allah'a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. Size kıl kadar haksızlık edilmez."(Nisa 77) diye buyurulmaktadır. İnsanoğlu bu ilahi yasaların uyarısına kulak verip de maddeyi manevileştire bilirse hem dünyada, hem de ahirette kazanmış olacaktır.
 
EY YOLCU! HAYDİ MADDE DÜNYAMIZI MANEVİLEŞTİRMEYE… CENNETTE DİNLENMEYE… CEMALÜLLAHTA AŞKI YAŞAMAYA…

Emin YAVUZYİĞİT
UZMAN İMAM AHTİP/ Facebook grup: VAAZ DOSYALARI / Facebook: muhammet emin yavuzyigit

Diyanet Haberler'e dair ilk haberleri kapalı grup sayfamızdan öğrenmek için


Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
CEFANUR BALTACIOĞLU 2 yıl önce

SELAMUNALEYKÜM BU UYANDIRICI VE İNSANA YOL VERİCİ YAZILARINDAN DOLAYI HOCAMIZA VE BÖYLE CİDDİ KONULARI ELE ALMANIZDAN DOLAYI SİZLERE TEŞEKKÜRLER EDİYORUM

Avatar
ekrem fatih kafadar 2 yıl önce

allah razı olsun hayırlı çalışmalar dilerim hocam