Medâr’ı İftihârımız Diyanet


Osmanlı’da Şeyhül-İslâm’lık, diğer adıyla Meşîhat makamının yerine ihdâs edilen Diyanet İşleri Başkanlığı, misyonu itibariyle millet ve devletimizin olmazsa olmaz kurumları arasındadır.

Ülkemizin en ücra köşelerine varıncaya kadar 150 bine yaklaşan personeliyle gece gündüz demeden hizmet veren bu güzide kurumumuz, malum mihraklar tarafından yıpratılmaya ve halkın gözünden düşürülmeye çalışılmaktadır.

Anayasal görev olarak: “Vatandaşları dini konularda doğru bilgilendirmek ve aydınlatmak” şeklinde tarif edebileceğimiz Diyanet İşleri Başkanlığı, bu görevinin yanında birçok hizmeti de beraberinde götürmektedir. Öyle zannedildiği gibi sadece camilere hapsolmuş bir hizmet anlayışı yoktur. Hayatın her alanında mutlaka maddi ve manevi etkinliği ile Diyanet, halkımızın yanında olmuş ve olmaya devam edecektir. Hem de hizmet kalitesi ve etkinliğini artırarak…

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kurumsal hizmet etkinliği ve sürekli arta itibarı, ister istemez birilerini rahatsız etmektedir. Tabiî ki bu rahatsızlığın temelinde, devletimizin güçlenmesini istemeyen dış düşmanlar ve içerdeki piyonları/uşakları vardır. Diğer taraftan, vatan sathında milleti dîn  ile aldatmaya çalışan bir kısım fırkaların da işini bozduğu için Diyanet İşleri Başkanlığı istenmemektedir. Yine kendi güdümlerine alamayan bir kısım siyasetçi tarafından da eleştirilere maruz kalmaktadır.

Diyanet’i yıpratmaya çalışanlar hiçbir zaman haklı gerekçeler bulamamışlar ve iftira kampanyaları ile bu hizmet âbidesi kurumu gözden düşürmeye çalışmışlardır. Bu durum son bulmayacaktır.

Diyanet İşleri Başkanlığı, son dönemlerde yaptığı hizmetlerle sürekli itibarı artan bir değer haline gelmiştir. Son 10 yılda yaptığı hizmetler, o zamana kadarki hizmetlerini geçmiştir. Özellikle dini yayınlar bakımından yapılan çalışmalar ve telifât her türlü takdirin üzerindedir. Birkaç misal verecek olursak; Konulu hadîs çalışmaları sonunda yayımlanan Hadislerle İslâm, Kur’ân Meâlleri, Fetvâlar ve herkesi ilgilendiren birçok bilimsel çalışmalar yapılıp yayımlanmıştır.

Güncel Dînî Meseleler İstişare Toplantıları ve bu sahada yapılan sempozyumlar hayati öneme sahiptir. Bu sempozyumlara, dünyanın her tarafından bilim adamları çağırılmakta ve geleceğe ışık tutan bilgi paylaşımları yapılarak insanlığın hizmetine sunulmaktadır. Bu çalışmaların tabiî bir sonucu olarak da Diyanet İşleri Başkanlığı, İslam dünyasında eşsiz bir yüceliğe sahip olmuştur. Mesela; Konulu Hadis Çalışmaları yapılırken, ülkemizdeki art niyetliler bu çalışmaları sabote etmeye çalışırlarken, Dünya İslam Âlimleri Birliği Başkanı Yusuf el Karadâvî bu çalışmayı takdir sadedinde şöyle demekten kendini alamamıştır: “Türk Diyaneti tarafından yapılan bu çalışma,  aslında 100 yıl önceden yapılmalıydı.”

Görüldüğü üzere sadece bir örnek bile bu yüce kurumumuzun ne kadar elzem olduğunu göstermeye yeter de artar bile.

Amerika’dan Japonya’ya, Rusya’dan Afrika’ya dünyanın her bölgesine hizmet götüren bu güzide kurumumuz, yaptığı câmilerle Ezân-ı Muhammedî’yi bütün insanlığa dinletmektedir. Buralardaki irşâd hizmetleriyle birçok insanın hidayete ermesine vesîle olmaktadır.

Hac ibadetinde ise dünyada eşi benzeri görülmeyen bir organize ile insanlarımızın huzurlu bir şekilde bu ibâdetini edâ etmesini sağlamaktadır.

Gerek yurt içi ve gerekse yurt dışındaki vakıf şubeleri aracılığı ile 10 binlerce öğrenci okutmakta ve böylece geleceğin erdemli toplumlarının yetişmesine çalışmaktadır.

Günün mana ve önemine göre tespit ettiği vaaz ve hutbelerle halkımızı en doğru bir şekilde aydınlatmaktadır. Bu hizmetiyle günlük ve haftalık ibadetlerin huzur ve güven içerisinde ifâ edilmesini temin etmektedir. Bu çok önemli bir konudur. Şöyle bir düşünecek olursak; eğer diyanet olmasaydı, camilerimiz ne hale gelirdi. Mevcut her fırka kendine göre imamlar tayin edecek ve herkes kendi imamına tabi olacaktı. Neticede ise câmiler birlik ve beraberlik tesisi yerine, fitne-fesat yuvalarına dönecekti. İslam kardeşliği diye bir şey kalmayacaktı. Sadece bu husus bile Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ülkemizde ne kadar önemli bir yeri olduğunu göstermeye yeter de artar bile.

Dünya’daki bütün mazlum milletlere yardım götürmeyi de kendisine aslî bir görev edinen bu seçkin kurumumuz, yine camilerde açtığı sergiler ve kendi vakıf bünyesinden temin ettiği maddî yardımlarla muhtaçların yüzünü bir nebze olsun güldürmektedir. Bu hizmetiyle; Ülkemizin de Dünya’da itibarının artmasına katkı sağlamaktadır. Yani mazlum milletlerin, yönünü Türkiye’ye çevirmesinde en büyük katkı Diyanet İşleri Başkanlığına aittir desek abartmış olmayız.

Daha sayabileceğimiz birçok hizmet olmakla beraber, yazımızın hacmi dolduğu için sadece şunları söylemenin elzem olduğunu düşünüyorum.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın doğru yolda olduğunu görmek için eleştirenler bakmak yeterlidir. Bu derece eşsiz bir kurumun başındaki idareciye tahsis edilen bir makam aracını dile dolamak en basit ifadeyle mukaddesat düşmanlığıdır. Burada halkımıza düşen görev ise bu tür densizliklere prim vermemektir.

Her şeyi ile Diyanet İşleri Başkanlığımız, ülkemiz ve dünyada barış ve huzurun teminatı olmaya devam edecektir.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
helikopter 2 yıl önce

Başkanımıza karşı haddini aşarak dil uzatanlarin inadina
Biz diyanet çalışanları herkes 100 tl verirse Başkanımıza bir helikopter 2 tanede otomobil alırız.