Mekke'nin anladığı dil

Mekke şehir olarak siyah kaya kütleleri arasında sıkışmış bir yerdir. Şehirlerin annesini yüce kitabımız “ekin bitmez bir yer” olarak tarif eder. Mekke’de az düzlük çok fazla dağlık arazi bulunur. Bu sert coğrafya sakinlerinin ruhlarına kadar işlemişti adeta. Bazıları kendi çocuklarını canlı toprağa gömecek kadar gaddarlaşmışlardı. Bu coğrafyada sözü genel anlamda geçen iki mefhum vardı: Para ve Güç. Kendilerine rahmet olarak gönderilen elçiyi de “bir yetim” diyerek kadir kıymet bilmemişlerdi. Onlara rahmet ve merhametten değil de kaba kuvvetten anlıyorlardı. Anladıkları dil buydu.
 
35 yaşındayken Kâbe’nin onarımı esnasında onun hakem olacağı aşikâr olunca Mekke sevinerek “işte elemin” diye sevindi. El emin dediler ama 5 yıl sonra elçi seçilinde nebi diyemediler, resul diyemediler. Mekke belki gururundan, belki kibrinden bir yetime teslim olmadı. Mekke içimizde bula bula bu görev ona mı verilmeliydi diyecek kadar tahammülsüzleşmişti. Güllerin efendisi 3 yıllık gizli tebliğin ardından safa tepesine çıkarak muhataplarına aleni olarak seslendi. Mekke bu sese sağır kesildi, kulak vermeden gerisin geri döndü.  Mekke muMuhammedül emin dedi ama Muhammedün resulullah demedi.
 
Mekke için kıymeti harbiyesi olan bu iki mefhum elçiden istedikleri mucizelere de yansımıştı. İstedikleri mucizelerden vereceğim iki örnek hem Mekke’nin coğrafyasını hem de bu şehrin sakinlerinin boyun eğdiği iki mefhumu da bizlere satır aralarında vermektedir. Mekkeliler Peygamberimizden safa tepesinin altına çevrilmesini mucize olarak talep ettiler. Efendimiz dua etmeye niyetlenince, mucizeden sonra da inanmayacaklarını ve helak edileceğini düşünerek bundan vazgeçti. İstedikleri mucizelerden vereceğim ikinci örnek de şu şekildeydi. Mekkeliler peygambere “Şu etraftaki dağlardan dolayı yerimiz çok dar, peygambersen şu dağları biraz bizden uzaklaştır da rahatlayalım” dediler. Bu iki örnek hem şehrin coğrafi yapısını hem de bu insanların neye önem verdiklerini ve ruh yapılarının bizlere çok net olarak resmetmektedir. Mekke’nin boyun eğdiği iki mefhum vardı. Para ve güç. Madde ve kuvvet. Servet ve şiddet. Dinar ve kılıç…
 
Bu iki güce ağırlık verdikleri için yeni dinin müminlerine bu şehirde huzur vermediler. Hicrette de peygamberin ölüsünü ve dirisini getirenlere yüklü miktarda para ödülü verileceği ilan edildi. 13 yıl boyunca rahat vermedikleri rahmet peygamberini öldürmek için bu sefer de ellerine kılıçlar alarak dört bir yanda aramaya başladılar. Bu iki mefhumun burada da hemen göze çarptığını görmekteyiz. Burada da para ve kılıç gene ön plandaydı onların iç dünyasında.
 
 Mekke, Bedir, Uhut ve Hendek çıkarmalarında yükselen İslam’ın gücü karşısında başarısız olunca düşmanlıklarına alttan sinsice devam ettiler. Müminlerin hac ibadeti için Mekke’ye yaklaştıkları sırada bu ibadete engel olmak için adımlar attılar. Müminlerin Mekke’ye girişlerine ve hac yapmalarına mani olmaya çalıştılar. Yapılan engellemeler karşısında Müslümanlar Rıdvan ağacı altında hep birlikte bağlılık ve Mekke’yle savaş kararı aldıklarında Mekke kılıçların gölgesinin üzerine düştüğünü hissedince anlaşmaya karar verdiler. Mekke’nin yumuşamasının sebebi barış yanlısı olmalarından değil kılıçların gücüydü. Kılıçların kınlarından çekileceğini anlayınca barışa razı oldular.
 
Mekke peygambere 20 yıl boyunca boyun eğmedi. Hep dik durdu elçinin karşısında. Çevre şehirleri gönünden elçiye ve Medine’ye teslim olurken Mekke hep karşı çıktı. Ta ki etrafında elinde kılıçlarla kuşatılmış bir hale gelinceye kadar. Derin bir uykuda olan Mekke bir gece uyandığında şehrin etrafının ateşlerle aydınlandığını gördü. Müminler yaktıkları ateş şehri apaydınlık yapmıştı. 10 bin kişilik İslam ordusu ellerinde kılıçlarla şehri kuşatmışlardı. Mekke bir ateş çemberinin içinde ve kılıçların gölgesinde kıskıvrak yakalanmıştı. Kılıçlara boyun eğdi önce Mekke. Mekkenin anladığı dil kılıçtı. İslamı yok etmek için kılıçlara sarıldıkları gibi teslim olup boyun eğmeleri de kılıçla oldu Mekke’nin. Hz. Peygamber muhatabını çok iyi tanır ve onun seviyesini göz önünde bulundurarak hitap ederdi. Peygamberimiz Mekkelilere anlayacakları şekilde hitap etmiştir.
 

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.