Meleklerin Kutladığı Gizli Hazineler Gecesi
Bir Ömre Bedel Gece: Kadir Gecesi
 
 
Kur’an’ın indiği gece
 
Kur’an’ın indiği ay, Ramazan…Ve Ramazan’da Kur’an’ın indiği gece…Rabbimizin Kur’an’da “Bin aydan daha çok hayır” yüklediğini bildirdiği gece…
 
Kadri yüce Kitab’ın, kadri yüce bir meleğin diliyle, kadri yüce bir elçinin eliyle, kadri yüce ümmete indirildiği gece…
 
Bir gece var demek ki rahmet, bereket, mağfiret ayı Ramazan’ın içinde, manevi mükafatlarla dopdolu, büyük bir tecelli gecesi… Kur’an’ın nüzulüne tanık bir gece…
 
"Gerçek biz onu Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin (o büyük fazl-u şerefini) sana bildiren nedir? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Onda melekler ve Rûh, Rablerinin izni ile, herbir iş için iner de iner. O (gece) tan yeri ağarıncaya kadar bir selamdır". (Kadir, 97/1-5)
 
O Kur’an ki; insanlığın ufkunda bir ışık gibi yanan ve her dönemde insanların yollarını, kalplerini ve gönüllerini aydınlatmaya devam eden meşale…
 
O Kur’an ki; varlık ve varoluş bilgisinin ders kitabı, bütün kâinatın özeti ve Yüce Yaratan’ın insanlığa kurtuluş çağrısı…
 
 “Kur'an'ın övdüğü bir gecedir Kadir Gecesi.
Çünkü Kur'an'ın indiği gecedir Kadir Gecesi.  
 
Kur’an gelmeseydi, kâinat ve varlık, her türlü yaratılış, sırrı çözülmez bir tılsım, bir büyü gibi kalırdı. O, yaradılış bilgisinin ders kitabı olarak bir Kadir gecesinde indi. İşte Kadir gecesi, kâinata anlamını getiren gecedir.
 
Kadir gecesi, bir "ağırlık merkezi gecesi"dir. Allah, kutsal sözlerinin bütün ağırlığını bu geceye koydu. Bu gece Kur'an, kutsal ağırlığıyla ve bir bütün halinde dünya göğünün üzerine indi. Dünya ufkunu, vahyin yedi renkli kuşağı, eleğimsağması, bereket getiren bahar yağmuru bulutları gibi, bir merhamet gibi, bu gece örttü.
 
Her gündüzün ağırlığı gecede, bütün gecelerin ağırlığı Kadir gecesinde. İşte bunun için Kadir gecesi, hayatın ve hilkatin ağırlık merkezi gecesidir.”
 
“Gecelerin de bir imamı vardır. Gecelerin imamı, en büyük imam Kur'an-ı Kerim'i kalbinde taşıyan Kadir gecesidir.” (Sezai Karakoç, Samanyolunda Ziyafet, s.57.)
 
Aramak: Hangi gece?
 
İçinde bulunduğumuz günlerden biri, belki bu gece, belki yarın, kim bilir belki dün… Kim bilir belki öleceğimiz gün..
 
Bu bilinmiyor…
 
“Arayın” diyor Kutlu Nebi, “Ramazan’ın içinde arayın, son on günde arayın, on günün tek rakamlı günlerinde arayın…” (Bkz. Buharî, Leyletü’l-Kadr, 3; Müslim,Siyam, 219; Tirmizî, “Savm”,71)
 
Arayın can havliyle, içine 83 yıl 4 aylık, yani bir ömürlük kazanç sığdırabilmek için arayın…
 
O gece Kadir gecesi miydi?
 
Kur'an ayeti ile bin aydan hayırlı diye haber verilen bir geceyi aramanın heyecanıdır insanı bu soruyu sormaya yönelten… Kadir gecesine olan tutkuyu diri tutmak ve o zaman diliminde yoğunlaşmayı sağlamaktır belki de neden…
 
Kadir gecesini bulduğumuzda bile onun o gece olduğunu bilemiyoruz. Geriye, belirli bir zaman dilimindeki her geceye, Kadir gecesiymiş gibi sarılmak kalıyor.
 
Cuma gününde gizlenen "icabet saati", esmâ-i hüsnâ arasında gizlenen "ism-i âzam", bütün ibadetler içerisinde gizlenen "rıza-i İlahi", zaman içerisine gizlenen "kıyametin kopma vakti" ve bütün bir hayat içerisine gizlenen "ölüm vakti" gibi, Kadir Gecesi'nin Ramazan ayının içerisinde gizlenmesi de, mü'minlerin gafletten uzaklaşıp uyanık bir gönülle bu ayın tamamını dolu dolu geçirmelerini sağlamak için olsa gerek…
 
Büyüklerimiz zamanın ve insanın kadru kıymetini bilmenin formülünü asırlar öncesinden bize bildirmişler aslında:
 
“Her geceyi Kadir, her geleni Hızır bil.”
 
Tüm Ramazan bu anlamda Kadir gecesi umudunu yeşertiyor, hele son on gece, insanın “Ah bir bulsam” ümidi ile çırpındığı, yanıp tutuştuğu bir zaman dilimine dönüşüyor...
 
Belki onun için Ramazan’ın son on günü,“İtikaf” gibi bir arınma disiplinine başvuruluyor. İtikaf… Nefis muhasebesi, terbiyesi ve tezkiyesi… Kişinin nereden geldiğini, nereye gittiğini derinlemesine tefekkür edişi, kendini ve Rabbini hatırlaması, hakikat aynasına bakıp kendine gelmesi… İtikâf… İnzivaya çekilme, dünyevî meşgalelerden uzaklaşma, kalpte derinleşme, Rabbin yakınlığına varma iradesini kuşanma…
 
Bin Aydan Hayırlı Bir Gece
 
“Cümlenin içinde birçok kelime,
Kelimede ise nice hece var.
Ne mutlu ki kadir kıymet bilene,
Bin aydan hayırlı böyle gece var!..”
 
Kadir Gecesine “bin aylık” bir derinlik yüklenmesi, insan tüm ömrünü kaybetse de, bir gecede, işin sırrını çözse kurtulabilir, manasını akla getiriyor.
 
Hani, Uhud savaşında tepeden tırnağa silâhlanmış bir hâlde Allah Resulünün yanına gelip, önce şehadet kelimesi getirip sonra savaşa giren ve şehit olan bir sahabi için Rasulullah Efendimiz “Az çalıştı, çok kazandı” (Buhârî, “Cihâd”, 13; Müslim, “İmâre”, 144) diyordu ya, tıpkı onun gibi… Bir gecede işin sırrını çözmek, sonsuz mutluluğun kapılarını açmak…
 
Şunu da anlayabiliriz Kadir gecesi sırrından:
 
Zaman durmadan deveran ediyor, dönüyor. Gündüzler geceleri takip ediyor. Geceler gündüzlerin arkasından süratle geçiyor. Ve zaman müstakim bir hat gibi gitmiyor. Kimi insan bin ay yaşayıp, bu koca ömrün içine Allah katında bir geceye değecek güzellik koyamayabiliyor. Zaman izafi yani…
 
İşin sırrı, Kadir gecesinin de içinde yer aldığı İslam’ın zaman sırrını çözmede…
 
Zamanın değeri, o zamanda meydana gelen olaylardan ve o zamanın yüklediği değerlerden kaynaklanmakta…
 
Yüce Mevlâ, sanki verdiği ömür yolculuğu süresince insana elest bezmindeki kulluk sözünü hatırlatıyor. Bunun için yol haritaları gösteriyor, ömrün belirli duraklarına işaretler koyuyor…
 
İslam’ın tüm ibadet disiplini, vakitlerle tanzim edilmiş. Namaz, oruç, hac, zekat… Günlük hayattan bütün bir ömre kadar uzanan idrak inşası… Hayatın tüm farklı safhaları içinde… Sürekli bir duruluş ve yoğruluş hali…
 
Namaz; hayatın akışını Rabbin huzurunda durmak için bir an durduruyor, oruç; yeme,   içme ve üreme gibi insanın olmazsa olmazlarına belirli vakitlerde sınır getiriyor, başkalarının farkında olma bilincini kazandırıyor. Hac; bedendeki bütün elbiselerinden soyunup, giydiği iki parçadan müteşekkil ihram ile insana sanki kefenleriyle, kabirlerinden kalkmış gibi Allah’ın huzurunda kıyam durdukları mahşeri hatırlatıyor. Zekat ise insanın mal tutkusuna, sahip olunan her şeyin aslında Yüce bir Kudret’in tasarruf alanında olduğu bilincini yüklüyor…
 
Kadir Gecesi’nin sırrı da, günün beş vaktinde insanın yüreğini Rabbinin huzurunda yoğuran namazdan farklı değil, oruçtan, hacdan veya zekattan da…
 
 
Leyle-i Kadir…Kadrü kıymet bilme, Rabbimizin bizlere sunduğu sayısız nimetlerin farkında olma zamanı…
 
Sema kapılarının açıldığı, dua ve tövbelerin kabul edildiği O kutlu gecede Rabbin izniyle melekler iniyor insanların dünyasına, gerçek mahiyetini ancak Mevlâ’nın bildiği, ve bize ancak bir “Emr-i ilahi” olarak bildirdiği  “Ruh” iniyor ve tan yeri ağarıncaya kadar adeta bir “selam… huzur, esenlik, güvenlik, sulh, selamet, barış” yağmuru yağıyor yüreklere… Her yere…
 
“Orucun şifa saçan ellerinde Müslümanın kalbi onarıla onarıla, Ramazan hilâli büyüdükçe nefsin hilâli küçüle küçüle, öyle bir geceye gelinir ki, nefs; başına, dünya kirlerini yıkayıp alıp götüren sıcak suların döküldüğü bir ölüye yaklaşır. Onu yıkayan meleklerin dünyamıza indiği gecedir Kadir gecesi.
 
En ağır hastaların bile hafifledikleri, öteye geçen Mü''minlerin bir kuş hafifliğiyle geçtikleri, yoksul sofralarının gökten gelme bir bereketle birdenbire zenginleştiği bir gecedir Kadir Gecesi.
 
Kadir gecesi bir değerlendiriş gecesi, bir karar gecesi ve bir hüküm gecesidir.”
( Sezai Karakoç, Samanyolunda Ziyafet, s.57.)
 
 
 
“İndi Peygamber Kur’an bu gece
Geldi gökten burhan bu gece
Bu mübarek gece 1000 aydan ulu
Doludur keffe-i ihsan bu gece”
 
Kadir Gecesi nedir o halde? Ya da hangi halde içinde bin ayın hazinesini saklar?
 
Bunun tek cevabı olabilir: Rabbiyle ahdini kopmayacak biçimde yenilediği bir gece haline getirdiğinde o geceyi…
 
İnsanın dünya macerasının sırrı o: Allah’ı bilmek ve O’nunla alakamızı, O’nun dilediği çerçevede tanzim etmek…
 
Kur’an işte o çerçeveyi bildiriyor bize…
 
Onun için Kur’an’la Kadir Gecesinin sırrı bütünleşmiş…
 
“Şehru ramazan’elezi ünzile fihi’l Kur’an…. İnna enzelnahü fi leyleti’l kadr”
 
Ne denebilir: İnsan içebilirse bir gecede Kur’an’ı içmeli ve iliklerine kadar O’nun “selam” iksirini taşımalı… Kur’an’dan inşa edilmiş bir insan olmalı…
 
Kur’an’ın indiği her gönül, Kur’an’ın rehberlik ettiği her hayat, Kadir gecesi kadar değerli… Şayet insan gerçek manada Rabbine kul, Resulüne ümmet olabiliyorsa, insanların hayır duasını alıp geride güzel işler bırakabiliyorsa,  Allah katında Kadir gecesinden daha değerli… Bu itibarla, Kur’an’ın insanlık âlemine inmesinden öte, onun gönül dünyamıza inmesi ve davranışlarımıza yansıması önemli…
 
Gecenin ihyası
 
Değeri Kur'an'a dayanan gecenin ihyası, ancak Kur'an'a yönelmekle, onun eşsiz mesajını anlamak ve onun mana ikliminde yol almakla, imanın bir aşk, ölümün yeniden bir diriliş olarak kabul edilmesiyle, hayatın peygamber kılavuzluğuyla yaşanıp yaratılanın yaratandan ötürü sevilmesiyle mümkün…
Eller açılır bu gece, gözler dualarla yaşarır bu gece.
 
Ve ilahî rahmet esintileriyle kalpler okşanır bu gece
 
Bu gece kadrinin bilindiği gece..
 
Bu gece kadrini bilmen gereken gece..
 
Bu gece kendinden fazlası olduğun gece..
 
Bu gece varlığının göklere taştığı gece...
 
Bu gece....
 
Erişilmeyen raflardan sofrana indirilenin paylaştırıldığı gece...
 
Ellerin uzanamadığı yücelerden avuçlarına doldurulanların taksim edildiği gece...
 
Sonsuzluk müjdesinin, ölümsüzlük tesellisinin yeryüzünün açık yaralarına merhem edildiği gece...
 
Kadir gecesi…Tevbeyi kuşanma…Af deryasına dalma…Rahmet pınarında arınma...
 
Kadir Gecesi, tefekkürü, duayı, muhasebeyi, Allah için gözyaşı dökmeyi bol eylemenin gecesi..
 
Diğer kutlu zamanlar gibi Yüce Rabbimizin insanlığa bir rahmet kapısı, bir umut pınarı olarak bahşettiği Kadir gecesi aynı zamanda, hayatımızın çok hızlı seyreden akışı içinde geçmişimizi değerlendirerek gafletle geçen günlerimizi sorgulama, günahlardan arınma, unutarak ve bilmeyerek işlediğimiz hatalara tövbe edip af ve bağışlanma dileme zamanı… Sevgili Peygamberimizin (s.a.s.) bu mübarek gece ile ilgili olarak, “Kim faziletine inanarak ve sevabını umarak Kadir gecesini ibâdetle geçirirse, geçmiş günahları bağışlanır.” (Buharî, İman, 25,27,28; Müslim, Müsafirîn, 173-176) müjdesi ve bizlere öğrettiği "Allah'ım! Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet" (Tirmizi, “Deavat”, 84; İbn Mâce, “Dua”, 5) duası, bizler için günahlardan arınmaya vesile olacak büyük bir fırsat….
 
“Duayı yoğur dakikaların hamurunda. Ömrünü rahmet çağının sonsuz günlerine bitiştir. Takdir gecesi bu gece… Aynaların övgüsünü bırak. Ettiklerine niyet kat; canını ve malını cennet karşılığı Rabbine sat. Kadir gecesi bu gece…Gecenin kadrini bilenlerin gecesi.” farkında mısın kadrin ne kadar yüksekte… Farkında mısın hatırın ne kadar el üstünde… Haydi, durma, varlığını dilinin ucuna taşı. Dua dua göğe yürü…” (Senai Demirci)
 
 
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
PERVİL KOÇ 1 yıl önce

HOCAM YÜREĞİNİZE SAĞLIK,ELLERİNİZE SAĞLIK ÇOK GÜZEL OLMUŞ.

HAYIRLI KANDİLLER.............