Mü'min mi? Münafık mı?

Siz çok değerli, saygıdeğer okurlarımdan uzun süre ayrı kalmama sebep olan, iki cerrâhî operasyondan sonra tekrar merhaba diyorum. Allah (CC) hepinizi sağlık ve afiyette daim kılsın. Yüce Rabbimizin sonsuz selamı rahmet ve bereketleri ebediyyen üzerinize olsun.

Bu hayatı bize bahşeden Rabbimiz mülkünde dilediği gibi tasarruf kudretine sahiptir. Mahiyetini bilemeyeceğimiz imtihanlara tâbî tutar. Elem ve şikâyetlerimiz hep O’nadır. Yakınmak haddimize değil. Belki günahlarımıza keffâret, belki de nimetlerin kadr’ü kıymetini bildirmek ve belki de uhrevî âlemde derecelerimizin artmasına vesîle kılmak için bizi deneyen Rabbimize sonsuz hamd’ü senâlar olsun. Her işimiz yolunda gidiyorsa işte o zaman Rabbim benden yüz mü çevirdi diye düşünmemiz lazım.

Her şekilde geçmiş olsun dileklerini bildiren kardeşlerime buradan sonsuz teşekkürlerimi arzeder, sâlih amellerle başarı dolu uzun ömürler dilerim.

İçinde bulunduğumuz zaman sürecinde akla hayale gelmedik fitne ve fesatlarla karşılaşıyoruz. Neredeyse Müslümanlar üzerine oynanan oyunlara, kurulan tuzaklara alıştık ve sıradan hale gelmeye başladı. Aslında bu durum çaresizliğimizin bir tezahürüdür.

“Hırsız içerden olunca kapı kilit tutmaz” diye boşuna söylenmemiş. Küfür ehli, dünyanın her tarafında Müslümanlar üzerine öyle tuzaklar kurmuş ki; bütün problemler hep Müslüman toplumlarda ortaya çıkıyor. Kafirlerin bu kadar başarılı olmasının temelinde hep içerden hâinler bulabilmesidir.

Tefsirler kitaplarını karıştırırken, Bakara Sûresi’nin ilk 20 âyeti hep dikkatimi çekerdi. Bu 20 âyetin il 5’inde “Müttakî mü’minler,” 6. ve 7. Âyetlerde “Kâfirler,” kalan 13 âyette ise “Münâfıklar” özetle anlatılmaktadır. Geniş olarak da müstakil sûrelerde bilgi verilmektedir. Mü’minûn Sûresi, Kâfirûn Sûresi ve Münâfikûn Sûresi gibi.

Bakara Sûresi’nin ilk 20 âyetindeki tabloya baktığımızda münafıklardan bahseden âyetler, mü’min ve kâfirleri anlatan âyetlerin neredeyse iki katı. Bu hakikat bize gerçekten düşündürücü geliyor.

İlk olarak, Kur’ân Müttakî mü’minlere rehberdir. Onlar gaybe yani Allâh’a (CC), meleklere ve âhiret gününe inanırlar. Namazlarını dosdoğru kılarlar. Allâh’ın (CC) kendilerine rızık olarak verdiklerinden infâkta bulunurlar. İlk paygamberden, son peygambere kadar Allâh’tan (CC) gelen vahyin tamamına inanırlar ve bunların gereğine göre amel ederler. Neticede ebedî kurtuluşa ererler.

Kâfirler ise, inkârcılığı seçtikleri için onlara hiçbir telkin ve tebliğ fayda etmez. Îmânın karşısında durdukları için bellidirler. Mü’minler de ona göre tedbirli olurlar.-- Münâfıklara gelince, işte asıl tehlikeli düşman bu zümredir. Çünkü bunlar Müslüman görünüp, aslında îmân etmemiş kimselerdir. Kâfirlerden daha tehlikeli oldukları için, cehennemde onlardan daha aşağda oldukları Kur’ân’la sabittir ki Şöyle buyurulur: “Şüphesiz ki münâfıklar, cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar. Onlara hiçbir yardımcı da bulamazsın.” (Nisâ, 4/145)

Bu yönüyle çok tehlikelidirler. Onları tanıyabilmek için gerek Kur’ân ve gerekse sünnette birçok evrensel ilkelerle mü’minler uyarılmışlardır.

Münâfıklığın en bâriz vasfı yalancılıktır. İnsanları kandırmada çok maharetlidirler. Hatta Allâh ile yani dîndâr görünerek kandırmaya çalışırlar. Mü’min ise aynı durumla ilgili bir kere aldanır.

Münâfıklar, kibirlidirler. Kendilerini başkalarından üstün görürler. Ellerinde bulundurdukları gücü insanları ezmek için kullanırlar. Halbuki büyüklük sadece Allâh’a (CC) mahsustur. “Ekber – En büyük” Allâh’tır.

Münâfıklar, kendilerini çok akıllı görürler. Her konuda bilgiçlik taslarlar. Çok ukalâdırlar. Bu özelliklerini gizlemek için, mü’minleri akılsızlık ve cehâletle ithâm ederler.--- Münâfıklar, alaycıdırlar. İnsanlarla alay etmeyi, küçük düşürmeyi mârifet sayarlar ve bu kötü davranışlarıyla da övünürler.

Münâfıklar, riyakârdırlar, ikiyüzlüdürlar. Mü’minlerle karşılaşınca inanmış görünürler. Kendi yandaşları ile birlikte olduklarında, biz onlarla yani mü’minler ancak dalga geçiyoruz diyerek yüzsüzlüklerini ifade ederler.

Münâfıklar hâindirler. Bu ihanetlerinden de hiç sıkılmazlar. Üstelik ihanetlerinin doğruluğunu savunurlar. Çünkü hakîkata karşı: “Dilsiz, sağır ve kör” dürler. Bildikleri halde hakkı söylemezler. Bile bile hakikate kulaklarını tıkarlar ve gerçekleri görmezden gelirler. İşte bunun için kâfirdirler.-- Bu kısa değerlendirme Bakara Sûresi’nin 7. Âyetinden 20. Âyetine kadarki 13 âyetten çıkarılmıştır.

Şimdi âyetler ışığında düşündüğümüzde İslâm Dünyası’nın ve özelde bu Cennet Vatanımızın mâsum ve mazlum halkının neden büyük sıkıntılara mâruz kaldığını çok iyi anlıyoruz.

Müslümanların arasında bu kadar çok hâin münafık olmasa dış düşmanlar fazla etkili olamazlar. Hâinler içerden olunca sıkıntılar da mâlesef bitmemektedir.

Söylenecek çok söz olmakla birlikte yine Kur’ân’dan ilhâm alarak şöyle bitiriyorum.

“Mü’min, iyilik yapar unutur. Münâfık, kötülük yapar unutur.”

Anahtar Kelimeler:
RabbMüminHamdAmel

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol