Namuslular ve namussuzlar

Birileri ortalığa bir söz atıyor. Aklınca gündemi özetliyor. O sözlerden birisi de şu şekildedir:

“Şu saatten sonra bu ülkede sağcı-solcu, milliyetçi muhafazakar yoktur. Bir vatan vardır, bir de vatan hainleri.”


Bu söze katılmak mümkün değildir. Bu ülkede sağcı-solcu, milliyetçi muhafazakarlık sorunları hep olmuş ve olmaya da devam etmektedir.

Ülkemizin en büyük problemi namusluluk ve namussuzluk meselesidir.Müslümanlar ne yazık ki dinlerini bilmiyorlar. İslam düşmanları ise sürekli çalışarak ve araştırarak Müslümanları dinleri ile vuruyorlar. Müslüman ilim adamlarına gelince, onlar da ya istedikleri gibi konjöktürden nemalanamadıklarından ya da konjöktür taraftarlarının çıkarlarının elden gitme korkusuyla hak ve hakikat rehberi olamıyorlar. İşte en büyük ve bir o kadar da vahim problemimiz de burada kendini gösteriyor. Namusluların haklı oldukları meselelerde bile sessiz kalması, meydanı namussuzlara bıraktığından, onlar da kendilerini her konuda söz söyleme hakkına sahip olduklarını düşünüyorlar. Sonuçta fitne-fesat batağına saplanmış bir halk topluluğu oluşuyor.

Günlük olaylara baktığımızda neyin doğru, neyin yanlış olduğunu anlamak bile bazen çok güçleşiyor. Çünkü doğru bildiğiniz bir meseleyi, en güvendiğiniz bir ilim adamından yanlış olduğunu duyabiliyorsunuz. Bir başka güvendiğiniz ilim adamı da tam tersini söylediğinde vatandaş ne yapsın. Ne yazık ki bu vahim durum siyaseten de, diyaneten de böyle devam edip durmaktadır. Özgürlük diye diye her türlü ahlaksızlığı bu millete dayatanlardan hesap sorulacağı yerde tam tersine vur abalıya hikayesi.


Şahsen nefret ettiğim için şu cinsel istismar olayları ile ilgili haberlere hiç bakmam. Çünkü hak ettikleri cezalar verilmediği için bu sapık zümreler her yerde ortaya çıkmaktadır.


Son günlerde bir vakıfta cinsel istismar yapılmış. Değerlendirmelere baktığımızda hiç ummadığımız kimseler bile neredeyse o cinsel istismarcılar kadar fitne ateşini körüklüyorlar. Yok efendim o vakıf hükümete yakın olduğundan korunuyormuş. Yok bütün vakıflar ve islami kuruluşlar zaten böyle imiş.


Aman Allâhım! Akla ziyan yorumlar.


Hükümet dahil kimseyi övmek ya da yermek gibi bir niyetimiz yok. Fakat Allâh (CC) bizi orta bir ümmet yaratmış. Hakikat ehli bir Müslüman mutlaka mutedil olmalıdır. Överken de yererken de  ölçüyü elden bırakmamalıdır. Bugün ölçüsüzce kınadığın ve eleştirdiğin bir durum yarın kendi başına geldiğinde ne yapacaksın. O zaman da savunma kolay. İşi kadere havale ediveririz. Faturayı Allâh’a (CC) çıkarırız. Allâh (CC) böyle yazmış deriz. Böylece işin içinden çıkarız. İşte tam burada namusluluk ve namussuzluk meselesi ile karşı karşıya geliyoruz. Gerçek bir mü’min olup olmama sınavını tam da burada veriyoruz. Düşünmeden konuşuyoruz. Konuştuktan sonra da düşünmek zorunda kalıyoruz.


Ahlak fukarası sapık insanlar nerede yok ki. Hangi kurum tertemiz?


O vakıf derhal kapatılmalıymış. O zaman bütün kurumları kapatmak lazım. Bir öğretmen cinsel istismarda bulununca okul mu kapatılıyor.

1999 depreminde vatandaşa yardımları ulaştırmakla görev üst düzey bir görevlinin bazı çaresiz kadınlara cinsel istismarda bulunduğunu tv.lerden dinledik. Şimdi bir soysuz için bütün memuriyetleri ortadan mı kaldıralım. Mesele, namusluluk ve namussuzlukta yatmaktadır.

Burada asıl önemli olan suçluların hak ettikleri cezalara çarptırılmalarıdır. Bir pire için bir yorgan yakılmamalıdır.


Adaleti mahzâ ve adaleti izâfiye diye bir kavram var bizim dinimizde. Şöyle anlatılır:


“Bir gemide 100 kişi var. Bunların 99’u suçlu, bir tanesi da masum. O masumdan dolayı o gemi batırılamaz.”


Şimdi biz neyin mücadelesini veriyoruz. Bir sapık için bir kurum mu kapatılmalı, yoksa o sapık oradan ihraç edilip cezası mı verilmeli?


Konu ile ilgili bir anekdotla yazımızı bitirelim.


“Üniversite hocası tahtaya kocaman bir 1 rakamı yazmış ve öğrencilere: Bakınız! Bu karakterdir yani hayatta sahip olabileceğiniz en değerli nimet, demiş. Sonra yanına bir sıfır koymuş ve: Bu da başarıdır. Başarı, bir karakteri on kat güçlü kılar, demiş. Sonra bir sıfır daha koymuş ve: Bu da tecrübedir, demiş. 10 iken 100 olursunuz. Sıfırlar uzayıp gidiyor. Yetenek, disiplin, sevgi… Eklenen her yeni sıfırın kendinden öncesini 10 kat artırdığını anlatır hoca. Sonra baştaki 1 rakamını siler. Ortada bir sürü sıfır kalmıştır. Hoca mesajı verir: Karakteriniz yoksa diğerleri hiçtir.”


Namuslu olmak da zaten düzgün bir karaktere sahip olmayı gerektirmiyor mu?

Anahtar Kelimeler:
VakıfGemiTahtai
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
emekli imam 9 ay önce

hastane kapısında suriyeli mülteci hastalara yarım yamalak bir tarzanca ile tercümanlık yapıp her muayene olan mülteciden 10 tl alan bir din adamı namuslular sınıfına mı dahi yoksa diğer tarafa mı? bu zavallı hutbede yara sarmaktan bahsedip hasta soyuyor. şimdi kime neyi nasıl anlatmalı? l ütfen biraz etrafımıza bakalım, olup biteni görelim engelleyelim! yetimlerin, dul kadınların bağış yaptığı birine hangi vicdanla bu yapılır? biraz da kendimize bakalım lütfen!

Avatar
namuslu namussuz 9 ay önce

çok güzel bir konu bizim siyasiler namussuzu devleti zarara uğratanı bildiği halde koruyor yazık neymiş iyi insanmış böyle iyi insanmı olur yazık