Neden İslamafobi var da, Hristiyanofobi veya Yahudiyyefobi yok!
Sözlerime başlarken bir hususu tavzih etmek istiyorum, o da şudur; yazının başlığı yanlış algılara sebebiyet vermesin. Ben hristiyanofobi veya yahudiyyefobi olsun diye bir talepte bulunmuyorum. Ancak yaşadığımız yüzyılda ve bir önceki yüzyılda bütün katliamları Hristiyanlar ve Yahudiler (veya onların mensubu olduğu devletler) yaptığı halde neden onlara yönelik toplumsal bir fobi (korku) oluşmuyor da İslam’a karşı bir korku oluşuyor? Bu hususu vurgulamak için böyle bir başlık kullandım, bunu baştan ifade edeyim istedim.

Yukarıdaki sorumuzun cevabına gelince; Bundan maddi ve manevi (bütün yönlerden) kendi toplumları adına çıkar elde etmek isteyen batılılar tarafından böyle bir algı oluşturuluyor ve bütün dünyaya emperyal kuvvetleri vasıtasıyla empoze ediliyor da ondan. Tabi ki bunu da cevabın bütünü olarak değil, cevaplardan bir tanesi olarak değerlendirmek mümkündür.

Asla dinler üzerinden bir fobi oluşturulmamalıdır. Hiçbir din fobilerin gerekçesi olarak gösterilmemelidir. Ancak, eğer şu veya bu gerekçe ile dinlere karşı bir fobi oluşacaksa (oluşturulacaksa) katliam ve mezalimlerin asıl müsebbipleri olan Yahudi ve Hristiyanlara karşı oluşmalı değil midir?  Geçtiğimiz yüz yılda Mısır’ı, Hicaz’ı, Cezayir’i, Hindistan’ı, daha evvelki yüz yıllarda Endülüs’ü, Kuzey Afrika’yı, içinde yaşadığımız yüzyılda, Irak’ı, Afganistan’ı, Çeçenistan’ı, Mısır’ı, Libya’yı, Bosna Hersek’i, Filistin’i, Somali’yi, Sudan’ı ve hatta ülkemizi (İstanbul, İzmir, Çanakkale, Maraş, Antep, Kars, Ardahan vd.) ve diğer İslam beldelerini işgal eden, orada insanlık dışı işkenceler uygulayan, aklın, ahlakın ve vicdanın kabul etmeyeceği bir yöntemle katliamlara imza atan, milyonlarca insanın muhacir konumuna düşmesine sebep olanlar Müslümanlar mıdır yoksa Hristiyan ve Yahudiler midir? Bu soruların cevaplarını sizler de en az bizim kadar net bir şekilde biliyorsunuzdur mutlaka.

Çağdaş Fravun ve Nemrutların evrensel işkence üssü olan Guantanamo’daki tutsakların tamamının Müslümanlardan oluşması sizce bir tesadüf müdür? Hiçbir hukuki gerekçeye dayandırılma ihtiyacı bile hissetmeden, canlarının istediklerini, keyiflerinin gerektirdiğince ve kendi yöntemleriyle dünyanın her bir tarafından şüpheli gördükleri Müslümanları el ense edip Guantanamo zulüm üssüne götürmeleri, hiçbir mahkemeye çıkarmamaları, gözaltı veya tutsaklık sürelerinin belli olmayışı, fiziksel ve ruhsal, maddi ve manevi bütün işkence çeşitlerinin orada icra edilmesi ve özgürlükçü batı dünyasının, dünyanın jandarması olan Amerika’nın bu Fravunluğuna ses çıkarmayışı sizce tesadüfî bir durum olabilir mi?

Endülüs’ten 16. Yüzyılda kaçarak canlarını zor kurtaran Yahudilere cennet mekan ecdadımız kucak açıp onları himaye etmiş ve insanî bir değer vermişlerdi. Yine Giyotinden ve Engizisyon Mahkemelerinden canlarını kurtaran Hristiyanlara da Müslümanlar (ecdadımız) kucak açmış ve himaye etmişlerdi. Bu gün de dünya üzerindeki, Açe Sumatra’lı, Arakan’lı, Çeçenistan’lı, Doğu Türkistan’lı, Suriye’li, Irak’lı, Afganistan’lı, Filistin’li kardeşlerimize ve daha nice mazlumlara ülkemiz ve diğer bazı duyarlı Müslüman kardeşlerimiz kucak açmaktadırlar.

Somali, Sudan, Bengladeş, Pakistan, Azerbaycan, Batı Trakya, Kosova, Bosna Hersek ve benzeri ülkelerdeki soydaş ve dindaşlarımıza da yine bizim milletimiz kucak açmakta ve onların yaralarına merhem olmaya çalışmaktadır.
Dünyanın Birleşmiş Milletler Teşkilatı, Nato’su ve diğer birçok adı büyük kendi küçük (hatta yok mesabesinde) olan teşkilatlarından, hangi dünya devletlerinin problemlerine çözüm aranıyor, yaralarına çare olacak neticeler üretiliyor? Neden Fransa’da öldürülen on iki kişi için (bu durumu elbette tasvip etmiyoruz) gösterilen tepki, Filistin’de geçen sene İsrail tarafından devlet gücüyle, emperyalist yandaşlarının destekleriyle vahşice yapılan katliam sonucu öldürülen bin beş yüz Filistin’li Müslüman için gösterilmiyor? Hatta Amerika başta olmak üzere birçok zalim devletler İsrail’in yanında yer aldılar ve adeta İsrail’e alkış tuttular. Bütün dünya devletleri seyrediyor Suriye’de olup bitenleri. Ukrayna’daki hadiselere en üst düzeyde müdahil olan batı Suriye için kılını kıpırdatmadı. Zalim Beşşar Esed tarafından bir milyona yaklaşan sayıda kendi vatandaşı katledildi. Çoluk çocuk, kadın kız, ihtiyar genç, sivil asker denilmeden katledildi, katledilmeye de devam ediliyor. Ama hiç kimse Suriye despotu Beşşar Esed’e bir şey demiyor. Müdahale edilmiyor. Bütün bunlar tesadüfi olabilir mi acaba?

Işid diye ne olduğu bilinmeyen ve adeta alelacele peydahlanan bir teşkilat ortaya çıktı ki, Müslümanlar adına hareket ettiğini söylüyor, ancak sadece Müslümanları vuruyor, imha ediyor ve silahlarının namlularını hep bize yöneltiyor. Batılılar, Işid’i bahane ederek yine bizi kurtamaya gelecektir, geliyor da zaten. Batılı zalim emperyalistler o yufka yürekleriyle bize acıyacak ve demokrasi getireceklerdir mutlaka…
Müslümanlar bilinçlenmedikçe, dünya siyasetini idrak etmedikçe, at gözlüğünü çıkarıp bütün sathı gözlemlemedikçe, hadiselerin künhüne vakıf olmaya çalışmadıkça muvaffak olamayacaklar ve bu zulüm ve tasallutlardan kendilerini de kurtaramayacaklardır.

Atalarımız, “Karanlığın en koyu olduğu zaman, fecre en yakın olan zamandır.” Derler. Belki de asrımızda, ehl-i küfrün ve şirkin bütün gücü ve ittifakıyla üzerimize saldırmasının gerekçelerinden birisi de Millet-i İslam’ın uyanışa gebe oluşudur. İnşallah, dünya Müslümanları bu idrak içinde hızlı adımlarla ilerleyecek ve mesuliyetini müdrik bir şekilde sahnedeki yerini alacaktır.

Sözümüzü nihayete erdirirken tekrar edelim ki; hiçbir terör olayını, insan öldürmeyi, insanların ve toplumların hukukuna tecavüz etmeyi kabul etmiyoruz. Bunu asla hoş karşılamıyoruz. Ancak, emperyalist kafirlerin de, entel münafıkların da, kendine gelmesi ve aslına dönmesi gereken çağımız Müslümanlarının da aynaya bakmaları ve muhasebe yapmaları gerekmektedir kanaatini taşımaktayız.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.