Saadete Açılan Kapı
Şehrin karmaşası, dünyanın keşmekeşi içinde, sakin, huzurlu ve güzel bir limandır camiiler. Ruhunuzun soluklanacağı namazı kılmak üzere, girersiniz kapısından içeri. Sanki cennete açılan bir kapıdır, o kapı. Zira kalplerinizin mutmain olma garantisinin verildiği namaza başlamadan evvel, huzur kaplar içinizi. Sizi bilmem ama, ben her camiye girdiğimde farklı duygulara kapılır giderim. İçerisinde sevincin, mutluluğun, heyecanın olduğu, aslında tarifi imkansız, yüce duygular…

Bilirsiniz, çocuklar camiye girdi mi, bir anda koşmaya başlarlar. Kürsüye tırmanırlar, minbere çıkarlar, mihraba kurulurlar. Bizler durdurmaya, susturmaya çalışırız onları. Halbuki bu hal, girdikleri mekanın onları çepeçevre kuşatmasındandır.  Sığamazlar kaplarına, sevinirler, koşarlar, coşarlar ve pek çok duyguyu aynı anda yaşarlar. O cami Beytullah’tır. Ev sahibi Allah’tır. Allah, misafiri olan çocukların bu hallerinden rahatsız olmaz, çünkü O Halîm’dir, Rahîm’dir ve Vedûd’dur.

İşte bir camiye girdik mi, biz de böyle, çocuklar gibi şen oluruz. İçimiz içimize sığmaz.Yüce Rabbimiz,kendisine ait olduğunu beyan ettiği camilerin[1] her birinde farklı ağırlar bizi.

Erzurum’da Ulu Camii, Edirne’de Selimiye, Bursa’da Yeşil Camii, Ankara’da Kocatepe, İstanbul’da Süleymaniye… Hepsinin ihtişamıyla ayrı büyüleniriz. Büyüğünden, küçüğüne, en eskisinden, en yenisine, en bezenmişinden, en sadesine,tamamı, farklı manevi hazlar yaşatır bizlere… Tanıdık kimsemizin olmadığı, yabancısı olduğumuz bir şehirde, kendimizden pek çok şeyi bulduğumuz, hatta kendimizi bulduğumuz mekanlardır camiiler… Yapayalnız kaldığımız bir anda, yalnız olmadığımızı, Mihmandar-ı Kerim’in aziz bir misafiri olduğumuzu hatırlatır dünyada.Sevgili Peygamberimiz “Bir kimse evine gelene nasıl ikramda bulunursa, Allah da evine (camiye) gelene özel ikramda bulunur.” buyurarak bu hakikate dikkat çekmiştir.

Camiiler, dünya ahalisi için ne kadar güzel ve büyük bir nimetse, gök ahalisi için de ayrı bir öneme sahiptir ve nimet olma özelliği, onlar için de geçerlidir. Zira Efendimiz (s.a.s.): “Mescidler, yeryüzünde Allah’ın evleridir. Gökteki yıldızlar yer ehlini aydınlattıkları gibi, onlar da gök ehlini aydınlatırlar”[2] buyurmaktadır. Demek ki camiiler, gökyüzünden adeta bir yıldız gibi gözükmekte ve parlaklığıyla, diğer mekanlardan ayrışmaktadır.

Camiilerin bu özelliğini, meslek icabı aynı günde,birkaç camiiyi ziyaret ederken, daha iyi idrak ettim. Kalabalık insan grupları, gürültü ve trafikten sıyrılıp da, bir camiiye girdiğinizde,ferah ve sürurun oraya saklandığını fark ediyorsunuz.Şehirdeki gürültü ve patırtı, yerini sükûnete bırakıyor. Müezzinin lâhûtî sesiyle okuduğu sure yankılanıyor camiinin duvarlarında. Ve Kur’an’ın ışıltıları, sizin gönül aynanıza yansıyor.Şehrin dört bir yanına yapılmış camiiler, iyi ki yapılmış, diyorsunuz. Zira dinlenme ve teneffüs yeri oluyor ahali için ve şehir her bir camii kadar nefes alıyor.
Rabbimizin evini imar ettikleri ve insanlığa büyük bir hizmet sundukları için Allah (c.c.) camiilerle ilgilenenleri şöyle methediyor: “Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların, doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.”[3] Buna mukabil,Rabbimiz,camiilere zarar verenleri de zalim olarak nitelendirip, onlar için dünyada rezillik ve ahirette büyük bir azap olduğunu  haber veriyor.[4] Tüm din görevlileri adına, tebşir içeren ayetin kapsamında olmayı Yüce Rabbim’den diliyor, tehdit içeren ayetin şümulüne dahil olmaktan yine O’na sığınıyorum.

Rabbimizin beyti olan camilerimizin ve kalplerimizin, her daim mamur olması, Camiiler ve Din Görevlileri haftasının hayırlar getirmesi temennisiyle, hepinizi Allah’a emanet ediyorum.
                       
                                                                                                                    




[1] “Şüphesiz mescitler Allah’ındır. O halde Allah ile birlikte hiç kimseye ibadet etmeyin.” Cin Suresi, 72/18
[2]Heysemî, Mecmeu’z-Zevaid ve Menbeu’l-Fevaid, 2/7
[3]Tevbe, 9/18
[4] Bakara, 2/114

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.