Ümmet kavramından ne anlamalıyız?
04.11.2016; Cuma günü camilerimizde okunan ‘ÖRNEK ÜMMET OLABİLMEK’ başlıklı hutbe genelde olumlu, az sayıda olumsuz eleştiriler aldı. ‘Ümmet’ kavramına yaklaşım biçiminden kaynaklanan eleştiriler üzerine konu ile ilgili özet bilgi aktarımının faydalı olacağını düşündüm.

Hemen ifade edeyim ki; Ümmet kavramı milliyetçiliğin karşıtı değildir. İslam ırkçılığa karşıdır, milliyetçiliğe değil. Hepimiz çok iyi biliyoruz ki milliyetçilik de ırkçılık değildir.

Ümmetçiliği Arap milliyetçiliği olarak algılayıp yorumlayanlar da hata ediyorlar. Ümmetçilik Panislamizm ile de tam olarak örtüşen bir kavram değildir.

Bu ön bilgilerden sonra ‘Ümmet’ kavramı üzerinde duralım. Sözlükte “yönelmek, kastetmek; öne geçmek, imam olmak” anlamlarında kullanılan ‘ümmet’ kelimesi dini anlamda, ‘bir peygamberin tebliğ ettiği dine inanan veya o dine muhatap olanların meydana getirdiği topluluk anlamında kullanılır.

Kur’ân-ı Kerîm’de altmış dört yerde geçen ümmet kelimesi yukarıda sözü edilen anlamlarda kullanılmıştır. Kelime, “Sizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten sakındıran bir ümmet bulunsun” meâlindeki âyette (Âl-i İmrân 3/104) olduğu gibi, büyük bir topluluk içindeki özel bir zümreyi de ifade etmektedir. Bazı âyetlerde (el-Mü’minûn 23/52) ümmet “din, inanç sistemi, yol” manalarına gelir. “İbrâhim gerçekten Allah’a itaat eden, tevhid ehli, başlı başına bir ümmetti” âyetinde (en-Nahl 16/120) Hz. İbrâhim’in hidayet önderi ve bütün iyiliklere sahip bir kimse vasfıyla tek başına bir ümmet sayıldığı belirtilmektedir. Kelime bazı âyetlerde “zaman, müddet ve devir” mânasını ifade etmektedir (Hûd 11/8; Yûsuf 12/45). İslâm âlimleri ümmeti iki mânada kullanmıştır.

Birinci anlamda, son peygamberin gelişi ve İslâmiyet’in doğup Arabistan yarımadasının dışında duyulmasından itibaren İslam’dan haberdar olan bütün insanları ifade eder. Bu insanlara “ümmet-i davet” denilmiştir. Bu anlayış Kur’ân-ı Kerîm’de geçen, Resûlullah’ın bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı (Sebe’ 34/28), âlemlere rahmet vesilesi (el-Enbiyâ 21/107) bir elçi olarak gönderildiği şeklindeki beyanlara dayandırılmıştır.

İkinci anlam ise;“Hz. Muhammed’e iman edip tâbi olan kitleler” (ümmet-i Muhammed) şeklindedir ve kelimenin yaygın kullanılışı da bu yöndedir; bu kitlelere de “ümmet-i icâbet” denilmiştir. Kur’an’da yer alan “mûtedil ümmet” (el-Bakara 2/143) ve “en hayırlı ümmet” (Âl-i İmrân 3/110) ifadeleri, ayrıca çok sayıdaki hadis rivayetinde tekrarlanan ümmet kelimesi Muhammed ümmetini belirtmektedir. Kur’an-ı Kerimde müslümanların kıblesinin Hz. İbrâhim’in bina ettiği Kâbe’ye çevrilmesi olayı anlatılırken onlardan “vasat bir ümmet” diye bahsedilmiştir (el-Bakara 2/143). Büyük İslam alimi Taberî vasat kelimesini “orta yolu takip ederek ifrat ve tefrite kaçmayan” şeklinde açıklayarak günümüzün temiz, aklı selim sahibi, mutedil Müslümanlarının bu ayet-i kerimenin kapsamında olduğunu işaret etmiştir. Nasılki bozulma önce kenarlardan başlar, orta kısımlar bozulmaz yahut bozulmadan daha az etkilenirse, işte bu mutedil ümmet de geçmişten günümüze; daima akl-ı selim sahibi oluşuyla; ahlaki bozulmalardan kendisini koruyabilmiş ve bu toprakların İslamın en güzel yaşandığı coğrafya olmasına vesile olmuştur.

Feth sûresinde de (48/28-29) ümmet-i Muhammed’in konumu ve sorumluluğu açıklanmış, onların yaşatacağı Hak dinin diğer bütün dinlere üstün geleceği belirtilmiştir. Bugün yeryüzünün hemen her bölgesinde müslümanlar yaşamakta, günde beş defa ezan okunmakta, İslâmiyet’in en önemli ilkesi olan tevhid ve nübüvvet inancına çağrı yapılmaktadır. Müslümanların yoğun biçimde yaşadığı bölgelerin dışında dünyanın hemen her yerinde küreselleşmeyle beraber müslüman ve gayri müslim toplulukların giderek iç içe geçmesi ümmet kavramının sınırlar ötesi bir anlam kazanmasına yol açmıştır.

Yukarıda sözü edilen hutbede Müslümanların birbirinden kopuk, dağınık, birbirlerine düşmanca bakışları eleştirilerek, aynı kitaba inanan, aynı peygambere bağlanan, aynı kıbleye yönelen, çoğunlukla aynı kıtayı paylaşan fert ve toplumlar arasında birlik ve dayanışmanın gerçekleştirilmesi zarureti ifade edilmiştir. Yazımı anılan hutbenin son bölümü ile bitiriyorum.

‘Bugün müminler topluluğu olarak ümmet bilincini yeniden inşa etmeye ihtiyacımız var. Bugün İslam coğrafyasında barış ve esenliği, şefkat ve merhameti, hak ve hakikati yeniden egemen kılmaya ihtiyacımız var. Unutmayalım ki, örnek ümmet olabilmenin yolu gönülleri bir, gayeleri bir, samimiyet ve sadakatle bezenmiş kardeşler olmaktan geçer.’

Fahri SAĞLIK
Karesi Müftüsü

 

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.