Üzüntüyü Sonlandırmak ve Ruhu Islah Etmek İçin
Grup Sayfamız için

Atinalı Sokrat’a  “Üzülmemeyi nasıl başarıyorsunuz?” diye sormuşlar; O’da “Çünkü kaybettiğim takdirde üzüntüsünü çekemeyeceğim şeye sahip olmuyorum ki” cevabını vermiştir.

Musibetlerin ve sıkıntılarının az olmasını isteyen kişi harici ihtiyaçlarını azaltması gerekir. Çünkü kaybedilmeye elverişli bütün arzularda musibet, geçici olan her şeyde acı ve ıstırap, imkânsız olanı talep etmede üzüntü ve dert, her güvenliğin sonunda bir korku vardır. Zira korku hisseden kişinin beyni karışıktır, makul davranamaz. Onun için; bir insanın nefsi kendi varlığına ait olmayan şeylerle kendini meşgul ediyorsa onun devamla kalacağı ahiret yıkılır. Üstelik fani olan dünya hayatı da ona dert olur. Hastalıklar çoğalır, dert ve acılar bitmek bilmez.

Bak kardeşim! Ruh bedenden daha üstündür. Çünkü ruh yönetici beden ise yönetilendir. Ruh baki beden ise fanidir. Bunun için baki olanın mefaatını gözetmek, onu iyileştirmek onun için daha fazla çalışmak akıl işidir. Bak Kardeşim! Bizi biz yapan bedenlerimiz değil, ruhumuzdur.

Bedenlerimiz ruhlarımızın isteklerini gerçekleştirmede kullanılan bir araç-alet olduklarını unutma! Bunun için kendi kişiliklerimizi geliştirmek ve iyileştirmek araçlarımızı (bedenlerimizi) iyileştirmekten daha önemli ve önceliklidir. Ama günümüzde bedenlere verilen değer, zahire gösterilen ihtimam ruha, iç âleme gösterilmemektedir.  Bunun için günümüzde her ne kadar maddi yönden bir takım iyileştirmeler olsa bile ruhsal bunalımlardan kaynaklanan birçok olayın önüne geçilemiyor, geçilemez de. Çünkü ruhu terbiye temde de onu iyileştirmede de, onu güzelleştirmede de maalesef gerektiği kadar ehemmiyet göstermiyoruz. Yani, bedenlerimizin sağlığına göstermiş olduğumuz gayretleri ruhumuz için göstermiyoruz. Hatta ruhlarımızın eğitimi için çok daha fazlasını göstermemiz gerekiyor. Bu hususta ruhumuzun terbiyesi için daha acı ilaçlara katlanmak zorundayız.

Islah edilmiş ruh yalnızca iyiliğimize olan şeyleri gerçekleştirir.  Eğer yaptığımız işler bize sıkıntı veriyorsa bizleri ciddi rahatsız ediyorsa o zaman ruhlarımız iyi eğitilmemiş, ıslah olmamış demektir. Aslında ruhun eğitimi çok hafif ve basit gibi olan bir şeyi güzel alışkanlık haline çevirmesiyle başlar. Yalan konuşmamayı huy edinmek, haksızlık yapmamak, haram yememek, insanlarla kavga etmemek gibi. Bunların yapılmaması çok zor değildir. Ve böylece ruhu biraz daha, biraz daha olgunlaştırarak en yüksek mertebelere taşımak gerekir.

Bak kardeşim! Üzüntü getiren şeyleri lütfen yapma! Üzülecek olduğun şeylerden uzak dur, yanaşma. Yoksa defalarca üzülecek olduğun işleri yapman cahilliktir. Şu sözü lütfen defalarca, düşünerek oku “Aslında bizler üzülmeme direncimizi kaybettiğimize üzülmeliyiz.” Yani kötü olmayan şeyden nefret etmeyeceğiz, ondan korkmayacağız. Birilerinin ölümden korkması, nefret duyması cahilliktir, ölüm gerçeğini de değiştirmez. Kötü olan, zararlı olan tüm işlerden sakınacağız, yapmayacağız. Böyle olmak zor değildir. Böyle olmamak insanı zora ve üzüntüye sokar.
Bak kardeşim! Bizim gerçek vatanımız öyle bir yerdir ki; Orada yoklardan söz edilemeyeceği için özlemler de yoktur. Orada istenmesi gerekmeyen hiçbir şey istenmez, arzu edilenler de isteyenin hemen yanı başındadır. Orada hiç ayrılık olmayacak, yoklukla karşılaşılmayacak herkes istediği ile birlikte olacaktır. Yani böyle yerleri isteyelim, özleyelim dünyanın sıkıntılarını, bitmeyen dertlerini ardı arkası kesilmeyen noksanlıklarını değil…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
hasan 2 yıl önce

ruhu mu nefsi mi bu nasıl söz