Yaz Eğitimcilerine uyarılar
DİNİHABERLER.COM / ÖZEL / Sefer GÜZELDAL

Ebû Hârun el-Abdî (ra) şöyle demiştir:

Biz gençler (dînî hususlarda bilmediğimiz) bazı şeyleri öğrenebilmek için Ebû Saîd’in yanına giderdik. O bizleri görünce (çok sevinir ve bize hitâben) şöyle derdi:

“-Rasûlullah (sav) Efendimiz’in bize vasiyet ve emânet ettiği kişiler, merhaba, hoş geldiniz! Rasûlullah (sav)  bize şöyle buyurmuştu:

«-Dünyanın dört bir yanından insanlar gelip dîni iyice öğrenmek ve onda derinleşmek isteyerek size tâbî olacaklardır. Onlar size geldiğinde kendilerine îtinâ gösterin ve (dâimâ) hayırla muâmele edin!»” (Tirmizî, İlim, 4/2650; İbn-i Mâce, Mukaddime, 17, 22; Dârimî, Mukaddime, 26; Hâkim, I, 164/298)

Günümüz dünyasında maneviyata karşı giderek artan bir ilgi var. Manevi değerlerin maddi değerler tarafından tehdit altında olması, insanın maneviyatına yönelik değerlere  acil olarak ihtiyaç göstermektedir. Manevi değerlerin kazanılmasında en fazla sevgi ve şefkate ihtiyaç vardır. Özellikle çocuklar kendilerine sevgi ve şefkat kucaklarını açanlara bağlanır, onları daha çok sever, onların arkasından gider. Psikologlara göre duygusal gelişme zihinsel gelişmeden öncedir. Sevginin, ilginin, yakınlığın ve şefkatin olmadığı yerde sözlerin hiçbir anlamı yoktur. Ögrenciler eğitimcilerden aldıkları destek ve sevgiyle motive olurlar, ümide kapılırlar, yüksek performans sahibi olurlar, iyiye ve hakka talip olurlar. Bu bağlamda bütün dünyada manevi, ahlaki ve dini eğitime ilgiyi artırmaktadır.Sefer GÜZELDAL

Yaz tatili değerlendirme programları bu bağlamda başarı çıtasını devamlı yükselterek devam etmektedir.

Yaz kursları  çocukların tatillerini değerlendirmelerini, İslam Dini ile ilgili temel bilgileri öğrenmelerini ve İslami kimliklerini geliştirmelerini hedefliyor.  Dini derslerin yanında, pratik ibadet şuuru,  tatil, eğlence, gezi ve sosyal aktiviteler de yer alıyor. Yaşadıkları çağ itibariyle çocukların böyle programlara ne kadar ihtiyacları olduğu açıktır.

Çocuklarımıza bilgisiz ve kimliksiz bir dini hayat kurmak, heyelan bölgesine bina yapmaya benzer ki, her şey zamanla temelinden kayıp yıkılacak demektir.

Cahillik ve eğitimsizlik olduğu kadar, idealsiz ve hedefsiz olarak yapılan bir eğitim de başa en büyük bela, akla en şiddetli darbe, ruha en korkunç ızdırap ve kalbe en ağır sıkıntıdır. Böyle bir eğitim anlayışından ancak tembel ve uyuşuk insanlar yetişir. İnsanları yaşatan, moralleri yüksek tutan, mukaddes bir davanın sahibi olmak, davanın hedefleri uğruna calışmaktır.

Allah katındaki en değerli hizmet,  genç nesile İslamı yaşayacağı güzel bir zemin ve saha hazırlamaktır. En kıymetli mesele nefsin ıslah ve neslin terbiye edilmesi, en can alıcı mesele, küfre ve şirke sapmadan istikamet üzere istikrarlı yürümektir. Bugün eğitim sahasında bırakılacak boşluk, yarın bizi İslam´dan kopuk bir neslin babası veya dedesi olmaya aday haline getirecektir.

Bazı melekler arşın taşıyıcıları, bazı melekler kudret sıfatının taşıyıcıları olduğu gibi, gerçek eğitimci de Allahın ilim ve kelam sıfatının taşıyıcısıdır.

´´Allah, melekleri, gök ve yer halkı, hatta deliğindeki karınca ve sudaki balık bile, insanlara  hayrı öğreten kimseye rahmet ve huzur duasında bulunurlar´´ (Tirmizi, Sünen:V 50)

 “ Bildigi ile amel eden ve bildiklerini başkalarına öğreten bir kimse, göklerin melekutunda ´´kebir´´ diye, yani büyük, yüce ve hürmetli bir şahsiyet olarak tanınır ve çagrılır“ (Tirmizi, V 50)

Öyleyse eğitimci, kendisine emanet edilen ilim ve terbiye mesleğini, yine kendisine emanet edilen talebeye en iyi şekilde aktarmalıdır.

Her şeyin temelinde olduğu gibi ilim mesleğinde de zaferler elde etmenin temelinde zorluklara göğüs germek, sıkıntılara katlanmak, zahmetleri göze almak vardır.


Emek vermeden, rahatı bozmadan, ter dökmeden, imkanlar seferber edilmeden, beyinler zonklamadan, el ele, omuz omuza vermeden sağlam bir nesil, dava şuuruna sahip bir genclik yetiştirmek mümkün değildir. Çocukların ruh dünyasını keşfetmeden, onlarla iletişimin nasıl kurulacağını tesbit etmeden onları inşa etmeye girişmek başarısızlıkla sonuçlanacaktır.

Eğitimcinin hedefi daima Allah´tır. Bütünüyle Allahı hoşnut etmek icin çalışır. Yoksa işler yapılırken çok şeyler yapıyoruz diye yapılırsa istikametten sapma başlar. Her işimiz ihlas ve takva üzerine kurulmalıdır. Șayet ihlas ve takva olmadan da ilmin bir şerefi olsaydı; herhalde iblis yaratıkların en şereflisi olurdu.

Allah´a ve ahiret gününe iman etmiş eğitimciler, neslini İslamlaştırırken, bir diğer düşüncesi ve niyeti daha vardır. “Biz bu calışmaları Allah´ın huzuruna çıkıp ve bu gayretlerimiz günahlarımıza kefaret, kurtuluşumuza sebep ve ebedi saadetimize vesile olur“ anlayışıdır.


Talebeler cok önemlidir. Çünkü onların sayesinde hoca – ögretmen gibi şereflerin en hayırlısına ulaşılır.

Öğrencilerin kabalığına karşı incelikle, sertliğine karsı yumuşaklıkla, şiddetine karşı vakarla, öfkesine karşı tevazu ile, şımarıklığına karşı nasihatle, tembelliğine karşı, tembelliğin zararlarını ve çalışmaların faydalarını örneklerle anlatmak gerekir. Unutmayalım ki camilere gelen çocuklar, yaz tatil haklarını keserek geliyorlar. Gevşek, motivasyonu eksik, ihmalkar davranmaları muhtemeldir.

Sadece sözle ve anlatımla müslüman bir toplum meydana gelmez. Eğer gelseydi, onu herhalde filozoflar yapardı. Sözden önce güzel örnek olmak, faydalı ilim, salih amel, ahiret merkezli  gayret ve sağlam bir iradeyle  müslüman bir toplum oluşur.

Bir hasta doktoru görünce; sihhate kavuşacak ve acıları dinecek diye sevindiği gibi, ögrenci kurstan ayrılırken cehaletin ne kadar kötü ve ilmin ne kadar önemli olduğunu anlayarak sevinip ayrılmalıdır.

Hidâyet semâsının yıldızları ve Rasûlullah (sav)’in güzîde talebeleri olan Ashâb-ı Kirâmın yetişmesi için Efendimiz’in göstermiş olduğu üstün gayreti Ebû Talha  şöyle anlatmaktadır.


“O Rasuller Sultânı, açlıktan iki büklüm olan belini doğrultmak için karnına taş bağlamıştı. O bu hâliyle ayakta durmuş ve Ashâb-ı Suffe’ye Kur’ân öğretiyordu.” (Ebû Nuaym, Hilye, I, 342)

Bunun için hiçbir talebeyi önemsiz görmemek lâzım. Şüphesiz ki, hepsi de kapasitesi  ölçüsünde nice güzel vazîfeler icrâ edecektir. Nitekim Fâtih Sultan Mehmed Hân’ın vezirleriyle bütçe müzâkeresi yaptığı esnâda mâliye nâzırı ile aralarında geçen konuşmada ona hitâben söylediği şu sözler ne kadar mânidardır:

“-Paşa! Kendilerine imkân sağladığımız yüz talebeden kaçı yetişiyor? Aralarından üç-beş tane adam çıkıyor mu?”
“-Evet, sultânım! Yetişiyor elbette. Ama bu kadarından ne çıkar ki?!”
“-Paşa! Bilir misin ki, bunca ahâlîyi tenvîr edip yetiştiren de işte bu üç-beş kişidir. Mâdem ki, medreselerimizdeki her yüz talebeden üç-beş tane de olsa, ahâlîyi tenvîr edecek ciddî insan yetişebiliyor, o hâlde onların hatırına fire sayabileceğimiz diğerlerini de bakıp gözetmeye râzı olmalıyız!..”


  Hem calışkan hem de akıllı öğrencileri takdir etmeli,
  Çalıskan ama akıllı olmayan öğrencilere dikkat etmeli,
  Tembel ama akıllı öğrencileri ikna etmeye çalışmalı,
  Hem tembel hem de akılsız öğrencileri idare etmeli.

Kurslarımız sakın akasya ağacına benzemesin. Çicek açar, meyve vermediği icin ateşe odun olur. Talebelerimizi mutlaka cemiyetlere yönlendirmeli, çalışmalara katmalıyız.

Özellikle Ramazan Ayı üzerinde çok durmalı, oruç detaylı anlatılmalı, ramazanı değerli kılan Kur´an, ibadet ve infak üzerine talebeler iyi motive edilmelidir.

İslamın getirdiği değerlerin tümünün evrensel değerler olduğu bilinci yerleştirilmeli, İslamsız mutluluk ve saadetin olmayacağı kesin olarak inandırılmalıdır.

  Ders anlatırken:
  Kolaydan zora gitmeli
  Benzetmelere ve örneklere önem vermeli
  Sonunda neticeyi söylemeli ve amacı pekiştirmeliyiz.

Șayet ögretmen ders esnasında bir kısım esprilerle ögrencileri dinlendirmezse, ögrenciler onu kendi aralarında yapma ihtiyacı duyarlar. Bu  ise sınıfta gürültünün olması ve dersin kaynatılması demektir.

Bir konuyu anlatırken ögrenciyi ikna etmek için meseleyi zıddıyla birlikte,  faydalı ve zararını da göstererek anlatmalı. Mesela: İmanla küfrün neticelerini mukayese ederek anlatmalı.

Zararlı ve kötü hareketlere karşı ögrencide karşı koyma gücü ve nefret oluşturulmalı,  daha sonra faydalı şeyler üzerinde durarak yararlı işlere yönlendirilmelidir.

Eğitimde en önemli amaç, talebeleri düşünmeye sevketmektir. Allahın ayetleri ve O´nun yaratma sanatı, kainatta hareket halinde olan sağlam düzeni ve kainatın bütün dış görünüsüne hükmeden  sabit kanunlar hakkında düşünmeye yönlendirmek, talebelerin Kur´an üzerinede yoğunlaşmasını sağlayacaktır. Kainatın mükemmelliği üzerine düşünen insan aynı kaynaktan gelen  Kur´an-ın da mukemmelliği karşısında teslim olacaktır. Bütün mesele ve problemlere yaklaşırken Kur´an merkezli yaklaşmaya ve düşünmeye başlayacaktır.

Bir talebeyi ikna ederek ve sevdirerek ögretmeliyiz. Başka yollar kalıcı ve eğitici olmaz.Sopa asla gösterilmemelidir. Sopanın atıldığı yerde gül değil, tüy bile bitmez. Öğretmen daima ümit ve hedef vermelidir.

   Öğrencilere daima hayır duada bulunmalı ve onlardan da hayır dua istemelidir.
   Öğrencilere bugünün küçükleri, yarının büyükleri gözüyle bakmalı ve ona göre davranılmalıdır.
   Öğrencilerin sadece kurs hayatıyla değil, kursun dışındaki hayatı ve ahlakiyla da  ilgilenmeliyiz. Yarın  müslüman toplum var olacaksa bugünkü eğitimcilerimizin gayreti ve sadakati sayesinde olacaktır.

İmam Șafi: “Ilim ezberlenen şey değil, fayda veren şeydir. İlim pratiğe döküldüğü sürece akılda sağlamlık, hayalde süreklilik ve zihinde istikrar kazanır.“ der.

Yaz kurslarında “çok ders okuttuk, bir sürü ezber yaptırdık“ anlayışından daha önemlisi çocuklarımıza İslamı sevdirmek, ait olduğu yeri bilmek, duruşunu sağlamlaştırmak ve dava sahibi yapmak öncelikli olmalıdır.
 
Șöyle bir hikaye anlatılır:
Bir gün ormandaki hayvanlar bir araya gelerek okul açmaya karar verirler.
Bir tavşan, bir kuş, bir sincap, bir balık ve yılanbalığı yönetim kurulunu oluştururlar.
Tavşan, mufredatta koşmanın bulunmasını istemektedir.
Kuş, ucmanın dahil olmasını;
Balık, yüzmenin dahil olmasını ve Sincap, ağaca tırmanmanın mutlaka zorunlu dersler arasında olması gerektiğini söylemektedir.

Bütün bunları bir araya getirip, bir mufredat programı yaptılar.
Ve bütün hayvanların bu dersleri görmesini istediler.

 
Tavşan, koşu dersinde A alıyor olmasına rağmen, agaç tırmanmak onun için çok ciddi bir sorundu. Sürekli kafa üstü düşüyordu. Bir süre sonra beyni hasar gördü ve artık eskisi gibi koşamadı. Artık koşuda A almak yerine, C alıyordu. Ve tabii, ağaca tırmanmada ise her zaman zayıf alıyordu.
 
Kuş, uçmada cok başarılıydı; ama sıra toprak kazmaya geldiği zaman, o kadar başarılı değildi. Sürekli gagasını ve kanatlarını kırıyordu. Bir süre sonra, toprak kazma notu hala F olmasına rağmen, uçma notu C'ye düşmüştü. O da ağaca tırmanmakta çok zorlanıyordu.
 
Sonuçta, sınıf birincisi olan hayvan her şeyi yarım yapabilen, geri zekalı yılan balığı oldu. Ancak eğitimciler cok mutluydu çünkü herkes bütün dersleri görüyordu.
Cenabı Hak salih amel va salih eser bırakmayı bütün eğitimcilerimize nasib etsin.
Her başarının ardında Allah´ın yardımı olduğu unutulmamalıdır.
 
 
                                                                                   
 
 

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
imam85 1 yıl önce

dinihaberler sizin istanbulda dünya kuraan yarışması oldugunuzdan haberiniz yokmu biraz onunla ilgili haber verirseniz hem video olarakda makbule geçer

Avatar
aaa 1 yıl önce

allah razı olsun çok faydalı

Avatar
Tekin Özgül 1 yıl önce

Tebrik ve takdir ediyorum. Eğitici bir yazı Diyanet teşkilatında bu tarz yazan okuyan çalışanların çoğalması ümidiyle

Avatar
sebahattin ayan 1 yıl önce

Hocam güzel yazmışsınız ama bu sevdirelim anlayisi da bu yerden sonra farklı yerlere kayıyor biraz disiplin olacak

Avatar
61 55 1 yıl önce

Anlayana sivri sinek saz anlamayana davul zurna az Allah razı olsun güzel örnek

Avatar
saglıkçı 1 yıl önce

bu tür eğitimler cami altlarında basit kurslarda değil adam akıllı eğitim merkezleri oluşturup orda verilmelidir.imamlara hocalara yük bindirip talimat yagdırarak yapılmaz.vatandaş olarakta benden size uyarı :)

Avatar
ADAS 1 yıl önce

AHLAK SIFIR ÇOCUKLARDA DÜZELTMEYE ÇALISIYORUZ AMA NEREYE KADAR SAYGI SEVGİ AHLAK EDEP HİŞE KALMAMIŞ ÇOCUKLARDA ALLAH GENÇLERİMİZİ MUHAFAZA ETSİN AHİR ZAMAN FİTNESİNDEN.

Avatar
Engin Demir 1 yıl önce

Tebrik ederim Herkesse sizin gibi duyarlı olsa çok faydalı olduğu inancındayım.Allah yardımcınız olsun