Zekat ve Sadakalar
Grup Sayfamız için

Namazı kılın, zekâtı verin, rükû edenlerle birlikte rükû edin. (Bakara–43)
Onlar ki, mallarını gece ve gündüz, gizli ve açık infak ederler, işte onların mükâfatı: Rableri katındadır, üzülecek de değillerdir. (Bakara–274)
Sana “Ne infak edelim?” diye soruyorlar. Dedi ki; “Hayırdan infak edeceğimiz ana-babanın, akrabanın, yetimlerin, yoksulların, yolcuların, (Hakkı)dır. Ve her ne hayır işlerseniz şüphesiz ki Allah, onu bilir.” (Bakara–215)
Ey iman edenler kazandıklarınızın iyilerinden ve size yerden çıkardıklarımızdan infak edin. Kendiniz göz yummadan alacısı olmadığınız bayağı şeyleri vermeye yeltenmeyin. Ve bilin ki Allah ganidir, Hamid’dir. (Bakara–267)
Namazı kılın, zekâtı verin, kendiniz için önceden ne yollarsanız onu Allah katında bulursunuz. Şüphesiz ki, Allah yaptığınızı hakkıyla görendir. (Bakara–110)
Sevdiğiniz şeylerden (Allah için) infak etmedikçe asla iyiliği (birebir) erişemezsiniz. Ve her ne infak ederseniz şüphesiz Allah onu bilir. (Al-i İmran–92)
Onlar ki, bollukta ve darlıkta infak edenler, öfkelerini yenerler, insanlar kusurlarını bağışlarlar, Allah iyilik edenleri sever. (Al-i İmran–134)
Onlar, mallarında; isteyenler ve (isteyemeyip) mahrum kalanlar için belli bir hak bulunan kimselerdir. (Mearic–24–25)
Ve bir şey isteyeni azarlama. Bununla beraber Rabbinin nimetini durmayıp anlat! (Duha–10–11)
Altın ve gümüşü biriktirip Allah yolunda sarf etmeyenlere can yakıcı bir azabı müjdeler. (Tövbe–34)
“Ve bize hem bu dünyada bir iyilik yaz, hem de ahirette. Biz sana döndük.” Buyur ki; “Azabıma ben, kimi dilersem onu uğratırım. Rahmetin ise, her şeyi kuşatmıştır. Ben onu uğratırım. Rahmetin ise, her şeyi kuşatmıştır. Ben onu sakınanlara, zekâtı verenlere ve ayetlerimize inanlara, işte onlara yazacağım.” (A’raf–156)
İman eden kullarıma söyle: “Namazı kılsınlar, alış veriş ve dostluğun olmayacağı gün gelmezden önce kendilerine verdiğimiz rızktan gizli açık infak etsinler. (İbrahim–31)
Mü’minler gerçekten felah bulmuşlardır ki, onlar namazda huşu içindedirler. Boş sözlerden yüz çevirirler, zekâtlarını verirler. (Mü’minun–1–4)
Onların mallarında yoksullar ve muhtaçlar için bir hak vardır. (Zariyat–19)
Doğrusu sadaka veren erkeklerle, sadaka veren kadınlar ve Allah’a güzel bir ödünç verenlere (karşılıkları) kat kat artırılır. Ve onlara şerefli bir mükâfat vardır. (Hadid–18)
Herhangi birinize ölüm geldiğinde: “Rabbim beni yakın bir süreye kadar geciktirsen de sadaka versem ve Salihler” diyeceği zaman gelmezden evvel, size rızk olarak verdiğimizden infak edin eceli gelince Allah hiçbir nefsi geri bırakmaz. Ve Allah işlediklerinizden haberdardır. (Münafikun–10–11)
Eğer Allah’a güzel bir ödünç verirseniz, sizin için onu kat kat artırır ve sizi bağışlar. Allah şekur’dur, halim’dir. (Teğabun–17)
Herkes kazancına bağlı bir rehinedir. Ancak defteri sağdan verilenler böyle değildir. Onlar cennettedirler. Suçlulara sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir? diye sorarlar: Onlar derler ki namaz kılanlardan değildik. Düşkün kimseyi doyurmuyorduk. Batıla dalanlarla bizde dalardık. Ceza gününü yalanlardık. Ölüm bize o hayaldeyken geldi. (Müddesir-38-47)
Zekâtlar Allah’tan bir farz olarak, yoksullara, düşkünlere, kalpleri Müslümanlığa ısındırılacaklarla miskinlere verilir. Esirler, borçlular, Allah yolunda ölenler veya yolda kalanlar uğurunda sarfedilir. Allah bilendir. Hâkimdir. (Tövbe–60)
İmanlı Ve Amelli Olarak Yaşarken Ölen Peygamberlerle Beraberdir
Amr İbn-ü Cüheni (R) anlatıyor:
(İnanan ve mükellef kılındığı ana görevlerini yapan) bir mümin Hz. Peygambere (S.A.V) geldi ve şöyle dedi:
— Ya Resulallah! Ben Allah’tan başka tapılacak hiçbir mabut olmadığına ve seninde Allah’ın elçisi olduğunu şahadet ettim. Beş vakit namaz kıldım, malımın zekâtını verdim ve ramazan ayı orucunu da tuttum. (bu vazifelerimi yapmakta da devam ediyorum ahiret hayatım nasıl olur?)
Allah’ın Resulü (adamın sözlerini dinledi ve ) şöyle buyurdu:
— Anasına – babasına karşı gelip isyan etmemek şartıyla, iman üzerinde ve bu farz görevlerini yaparak vefat eden kimse kıyamet günü (cennette) peygamberlerle, Allah’a dostluk yüceliğine ermiş kullarla ve şehitlerle böylece beraber olur.
Allah’ın Resulü (S.A.V) “böylece beraber olur“ buyururken bu beraberliğin yakınlığını açıklamak için iki parmağını dikerek işaret buyurdu. (M.İ. Kesir)
Fert Malında Zekatdan Başka Hak Varmıdır?
Fatıma Bint-ü Kays (R.) anlatıyor:
Zekâtla ilgili olarak Allah’ın Resulüne (fertlerin malında muhtaç toplum kesimi için zekâttan başka hak olup olmadığını) sordum.
— Evet, şüphesiz malda zekâttan başka hak vardır, buyurdu ve sonrada bu gerçeği açıklayan Bakara Suresinin ilgili şu ayetini okudu: Bakara suresi ayet: 177
“(Namaza) yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmenize bir (gerçek ibadet ve hayır) değildir. Gerçek bir; ancak Allah’a, Ahiret’e, meleklere, Allah’ın bildirdiği kitaplara ve peygamberlere iman edenin ibadetidir. (gerçek bir;) sevdiği mallar(ının bir kısmın)ı akrabaya, yetimlere, yoksullara, fakir düşmüş yolcuya, ihtiyacını arz edenlere veren, esaretten kurtulmaları için de esirlere harcayan(in hayrıdır. Bir de) namazı gereği üzerine kılan, zekâtını veren, sözleştikleri zaman sözlerini yerine getirenlerin, ihtiyaç ve sıkıntı hallerinde, cihada ve savaşlarda sabredenlerin hayrıdır. İşte bu vasıfları taşıyanlar (inançları ve amellerinde) dosdoğru olanlardır ve bunlar takva sahibidirler.” (S. Tirmizi)
Binekler Üzerindeki Toplum Hakkı
Übeyd İbn-ü Ümeyr(R.) rivayet ediyor.
Bir sahabi Hz. Peygamber’e (S.) sordu:
— Deve (üzerindeki fakir toplum kesimin) hakkı nedir ya Resulallah?
Allah’ın Resulü şu cevabı verdi:
— Şartları gerçekleştiğinde iyice olanını (zekât) verirsin. Sütü bol olup sağılanını (sütten yararlanması için sağıp geri verilmek üzere) verirsin. Sağılmayanını da (insan ve yük taşımacılığından faydalanılması için) ödünç verirsin. (istediğinde) erkek deveni (ücretsiz olarak) tohumlatırsın. Bir de (komşulara ve fakirlere) sütünden içirirsin. (S.Ebu Davud)
 
Süs Eşyasının Zekâtı Var Mı?
Ümmü Seleme (R.) anlatıyor:
Altından süs eşyası takınırdım. (Bu hususla ilgili olarak) Allah’ın Resulü’ne (S.) sordum:
— Ya Resulallah! (Takındığım) bu (altın süs eşyasına bulundurmam, faillerinin elem verici bir azaba uğrayacağını neviden) bir altın biriktirmemidir?
Allah’ın Resulü şöyle buyurdu:
— Zekâtı verilmesi gereken ağırlığı ulaşır ve zekâtı da verilirse (cezayı gerektiren) biriktirme değildir. (Sünen-i Ebu Davud)
Her Gün Sadaka Vermek Gerekir
Ya Musa (R.) anlatıyor:
Allah’ın Resulü şöyle buyurdu:
“(Güneşin doğduğu her bir gün) Müslüman’a sadaka vermek vaciptir.”
(Sadakayı, maddi bakımdan güçlü olanın muhtaç olana nakdi yardım manasına, dar kalıplar içinde anlayan sahabiler) sordular:
— Ya Resullah! Eğer mümin sadak verecek bir şey bulamazsa (ne yapması gerekir?)
— Bedenen çalışır, nafakasını sağlar ve (bir kısmı ile de) sadaka verir.
— (Ya Resullah! İş) bulamazsa (bulduğu zaman buna gücü yetmezse ne yapması gerekir?)
— O takdirde, bedeni yardıma ihtiyacı olan aciz bir kişiye yardım eder. (bu da onun için sadaka olur.)
— Ya Resulallah! Bu imkânı da) bulamazsa (ne yapması gerekir?)
— Bu durumda yapabileceğince) iyi işler yapmaya çalışsın ve insanlara zarar vermekten korunsun. (Et-Tac) (Her hayırlı iş sadakadır)
Olan Olmayana Versin
Ebu Said el Hümeyre anlatıyor: Bizler bir askeri sefer sırasında Hz. Peygamberle beraber bulunuyorken devesi üzerinde bir adam çıkageldi. (verilecek emri amade olduğunu bildirircesine) devesini sağa sola çevriliyordu.
Allah’ın Resulü (S.A.V) (bu durumu vesile kılarak) şöyle buyurdu:
— Her kimin yanında fazla bineği varsa, bineği olmayanı yararlandırsın. Kimin yanında fazla yiyeceği varsa ondan azığı olmayana ikram etsin.
Hadis’in ravisi Ebu Said diyor ki:
— (Allah’ın Resulünün bu açıklamalardan; muhtaç olanlar varken) bizden hiçbir kişinin malının yetecek kadarının fazlasını tutmak (ve ihtiyaç sahiplerinden gizlemek) hakkının olmadığını anladık. (S.Ebu Davud)
Sevabı En Büyük Sadaka
Ebu Hureyre (R.) den…
Bir sahabi Allah’ın Resulü’ne (S.) sordu:
— Ey Allah’ın elçisi! Sevabı en büyük sadaka hangisidir?
— (En değerli ve en sevaplı sadaka) sıhhatli ve ihtiraslı olup, fakirlikten korktuğun ve zengin olmayı da arzuladığın bir durumda iken verdiğin sadakadır.
(Sadaka verirsen durma ver.) Can boğaza gelip de şu kadar mal falan, şu kadar mal filana (verin) diye(rek vasiyet ede)ceğin zaman kadar (sadakayı) erteleme. (Zira can boğaza gelince) mallar varislere intikal etmiştir. (S.Nesei)
Fakirin Gücü Ölçüsünde Verdiği Sadaka
Ebu Hüreybe (R.) den…
(Allah’ın Resulüne (S.) sorduğu soruya ve aldığı cevabı şöylece anlatıyor).
— Ya Resulallah! En faziletli sadaka hangisidir?
— (Gizlice verilen sadaka ile) fakirin gücü ölçüsünde verdiği sadakadır. (Ya Ebu Hüreybe!) Sen vermeye bakımı ile sorumlu olduklarından başla. (S.Ebu Davud)
Bir, Yüzbini Geçebilir
Ebu Hüreyre (R.)  rivayet ediyor.
Allah’ın Resulü (S.A.V) (sadakalarla alakalı bir öğütlerinde)  şöyle buyurdu:
(Bazen) bir lira, yüz bin lirayı geçer; daha çok sevap kazandırır.
Sahabiler (hayret ederek) sordular:
Bu nasıl olabilir ya Resulallah!
Şöyle olur; kişinin iki lirası vardır. Bunun birini çıkarır ve onu sadaka verir. (Diğer) bir kişinin de pek çok malı (ve parası) olur ve bu malında yüz bin liralık cüz-i bir miktarını alır ve onu sadaka verir
(iki lirası olup ta birini verenin biri böylece milyonları olup ta yüz binini verenin yüz binini geçer) (Et-tac)
En Şerli Kişi Varken Vermeyendir
İbn-ü abbas’dan…. (R)
Hz. Peygamber (bir sohbetleri sırasında sahabilere şöyle) buyurdu:
Size inananların en şerrini tanıtayım mı?
Sahabiler tarafından;
Tanıt ya Resulallah! Denildi.
Allah’ın Resulü şu açıklamayı yaptı:
Bu şerli kişi (gerçekten ihtiyaç sahibi olduğunu bildiği bir kişi tarafından kendisinden) Allah’ın adı aracı kılınarak bir şey istendiğinde (vermeye gücü ve henüz vermediği zekâtı da varken) O’nun rızası için vermeyendir. (M.Mesabih)
En Çok Zarara Uğrayacak Olanlar
Ebü zer (R.) anlatıyor
Kâbe’nin gölgesinde oturuyorken Allah’ın Resulü’nün yanına vardım. Beni görünce şöyle buyurdu:
— Kâbe’nin Rabbi olan Allaha and olsun; onlar en çok zarara uğrayacaklardır.
(anlamadığım için ) sordum:
— Anam-babam uğruna feda olsun (Ya Resulallah!) En çok zarara uğrayacaklar kimlerdir? (Şu) açıklamada bulundu:
Onlar malları çok olanlardır. Onlar içinde şöylece, şöylece, şöylece önünden, arkasından, sağından ve solundan veren (ler ancak onlar zarara uğramayacaktır.) onlarda ne kadar azdır. (M.Mesabih)
Ne Biliyorsun Cennetlik Olduğunu
Hz. Enes (R.) anlatıyor.
Ashab-ı kiramdan bir zat vefat etti. (Hz. Peygamber’in (S.A.V) bulunulduğu bir toplulukta)
Bir sahabi ,(ölen mümin hakkında):
Gireceği cennetle mutlu olsun, deyiverince Hz. Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurdu:
Sen biliyor da mı (konuşuyorsun? Ne biliyorsun onun cennetlik olduğunu? Belki de o, kendisini ilgilendirmeyen (yalan ve gıybet gibi ahretine zarar verecek) sözleri konuşmuş, vermesi mal varlığını azaltmayacak (zekât, nafaka, fitre gibi mali vazifeler yapmak) da cimrilik etmiştir (de Cennetlik olamamıştır.) (M.Mesabih)
Hakiki Yoksul Kimdir?
Ebü Hüreyre (R) anlatıyor:
Allah’ın Resulü (S.A.V) şöyle buyurdu:
Hakiki yoksul kişi, durmadan dolaşıp ihtiyacını arz ederek insanlardan isteyen ve onların da bir iki lokma veya bir iki hurma ile savdığı asalak bir kişi değildir.
Sahabiler sordular:
Peki, hakiki yoksul kimdir Ya Resulallah!
O ihtiyaçlarını karşılayacak mal varlığı bulamayan, fakat insanlardan da bir şey istemeyen (istemediği için de) hali bilinerek yardım olunmayan kişidir. (M.İ. Kesir)
Kim Zekât Alamaz
Abdullah İbn-ü Mesud (R.) rivayet ediyor:
Allah’ın Resulü şöyle buyurdu:
Yetecek kadar mal varlığı varken dilenen kişinin dilendikleri tırmık yara-beresi şeklinde (yüzüne vurmuş olduğu halde ) kıyamet gününde (Allah’ın huzuruna )gelecektir.
Ashab-ı kiram tarafından soruldu: 
Ya Resulallah! (S.A.V) ona yetecek miktarda ne kadardır?
Elli dirhem (147 gram gümüş) veya o değerde (22 gram) altındır. (Sünen-i Tirmizi)
Mal Çoğaltmak İçin Dilenen
Allah’ın Resulü şöyle buyurdu:
Kendisine yetecek kadar varken (mal çoğaltmak için) dilenen kişi ancak (azaplanacağı) cehennem korlarını arttırmış olur.
Sordular:
Ya Resulallah! Kişiye yetecek miktar ne kadardır?
Onu sabah akşam doyuracak miktardır. (Ramüzul-Ehadis)
Kişinin Gerçek Malı
Allah’ın Resulü (S.A.V) (yüce sahabilere) sordular:
Hangi (biri) nize varisinin malı kendi malından daha değerlidir?
Ya Resulallah! Şüphesiz her birimize kendi malı daha kıymetlidir.
(İyi biliniz ki) kişisinin gerçek malı (ölümünden) önce (Allah rızası için muhtaç fertlere ve topluma yararlı müesseselere) verdiği (ve ahiret hayatında mükâfatını göreceği) maldır.
(Ölümünden sonra bırakacağı mal (ise) varisin malıdır.
Haramdan Kazanılan Makbul Sadaka Olmaz
Hz. Cabir (R) den…
Allah’ın Resulü  (S.A.V) alkollü içkilerin ticaretinin haram kılındığını açıkladı. (Bu İlahi yasağı öğrenen) bir Arabî ayağa kalktı ve şöyle sordu?
Ben içki ticareti yapan bir adamım. İçki ticaretinden (çok) mal kazandım. (Zekât, sadaka ve hac gibi amellerle) Allah’a itaat yolunda harcamada bulunsam, bu mal (dan harcamalarım ahiret için) bana fayda sağlar mı?
Allah’ın Resulü (bu suali şöyle) cevaplandırdı:
Allah, ancak (helal yollardan kazanılmış) tertemiz (kazançlar-yapılacak hayırlar)ı kabul eder.
Yüce Allah (c.c) da Peygamberinin (cevabını) doğrulamak için Maide Suresinin yüzüncü ayetini vah yetti:
 “(Ey peygamber!) söyle:
Pis’in çocukluğu hoşuna gitse bile, pis ile temiz (haram ile helal) bir olmaz. O halde ey akıl sahipleri; (haramlar hususunda) Allah’ın yasaklarına aykırılıktan korunun ki kurtulasınız.” (Suyüti-Lübab)
Haram Kazançla Hayır Yapmak
Ebu Ümametül-Bahili (R.) rivayet ediyor:
Allah’ın Resulü (S.A.V) bir öğütlerinde şöyle buyurdu:
Kıyamet günüde, beraberliğinde Tihame dağının (ve) benzerlerinin büyüklüğünde sevaplar bulunan bir takım insanlar getirilecek, Allah’ın huzuruna çıkardıklarında Allah onların tüm sevaplarını giderecek sonrada onlar Cehennem’e atılacaklardır.
Sahabiler tarafından soruldu:
— Ya Resullah! Nasıl ve niçin bu sonuçla karşılaşacaklar?
Allah’ın Resulü şu açıklamada bulundu:
— Evet, onlar namaz kılarlar, oruç tutarlar, zekât verirler ve Hac’ca giderlerdi. Fakat önlerinde haram (kazanç fırsatları) çıktığı zaman da ona yapışırlardı. (Toplum haklarına tecavüz ederek haramlarla kazandıkları, haramla vücutlarını beslediklerini ve haramdan kazandıkları ile zekât verdikleri ve hac’ca gittikleri için) Allah onları amellerini boşa çıkaracaktır. (Zehebi-K.Kebair)
Sadaka Malından İkram Etmek
Hz. Enes (R.A) Hz. Peygamberin sofrasına et(li bir yemek) getirildi. Allah’ın Resulü (S.A.V) sordu:
— Bu nedir? (nereden geldi?)
(Aişe’nin hizmetçisi) Berire’ye sadaka olarak verildi, dediler.
Bu bilgiyi alan Hz. Peygamber şöyle buyurdu:
— O halde yiyebiliriz. Zira bu yemek Berire’ye sadakadır, bize de (onun tarafından verilmiş) hediyedir. (Sünen-i Ebu Davud)


Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol