İmam Hacı Enver Galip Ceylan Vefat Etti

Enver Galip Ceylan Hocaefendi Karadeniz’in Ordu ilinin Perşembe ilçesinden gelip, İstanbul’un tarihi camilerinden Nuruosmaniye’de önce müezzinlik, daha sonra da imamlık ve Kur’an Kursu hocalığı yaparak bir ömür boyu Kur’an’a hizmet etmiş kıymetli bir ilim adamıdır. Bir süre Şişli Camiinde de hizmet vermiştir. İstanbul’un meşhur âlimlerinden ders alan Hocaefendi, Arapça ve ileri derecede Osmanlı Türkçesi bilmektedir. İlminin zekâtını; Kur’an Lisanı Elifbası, Yeni Furkan Tecvidi, Kırk Derste Osmanlı Türkçesi gibi eserler vererek karşılayan hocamız; yüzlerce, binlerce Kur’an talebesi yetiştirmiştir. Hocaefendi 1989 yılında aynı camiden emekli olmuştur.

On iki yaşında iken, Allah’ın Kelamı Kur’an’ı öğretenlerin meçhul yerlere alınıp götürüldüğü bir dönemde Hafız-ı Kur’an olmuştur küçük Enver. Bize çocukluğunda yaşadığı, şimdiki nesillerin anlamakta zorlanacağı çok garip, çok hazin, çok ibretli bir zorbalığı anlatarak söze başladı Hocamız. Nefesimizi tutarak dinledik. Hüzne boğulmuştuk. Acı hatırayı bitirince derin bir nefes alıp, bugünleri bizlere gösteren Rabbimize şükrettik.

Ceylan, Said Nursi ile görüşen ve sohbetinde bulunan imamlardandı.


Enver Galip, Türkçe Ezan ile ilgili bir anısını şöyle anlatmıştı:


Said Nuri, Enver Galip Ceylan’a; “Sen ne işle meşgul oluyorsun?” diye sorar.


Enver Galip Hoca, “Müezzinim Üstadım” diye cevap verir. 


Said Nursi, (Türkçe Ezanı kastederek) “O şarkıları sen de söyledin mi?” der.


Enver Galip Hoca, hiçbir yerde şarkı söylemediği düşünceleri arasında, “Nasıl efendim?” diye sorar. 


Said Nursi sağ elinin şehadet parmağını kaldırıp sallayarak “Minarelerde söylenen şarkıyı” der.


Enver Galip Hoca büyük kusur işlemiş gibi “Maalesef Efendim!” diye cevap verir. 


Said Nursi, “İstiğfar edin, istiğfar edin!” diye tembihte bulunur. 


Said Nursi devamla der ki, “Bu divaneler ezanı sadece bir davetten ibaret sanıyorlar yahud ksten öyle düşünüyorlar. Halbuki ezan bir davetten ibaret değildir. Ezan şeair-i İslamiyyedendir. Ezan, esasat-ı diniyyeyi beş defa aleme, bütün insanlık alemine ilan ve ilamdır.”


Sonra sözlerine devam eden Said Nursi, “Bu yeni ezan çıktığı zaman Diyanet’teki insanlar buna nasıl razı oldu, diye bir talebimi Diyanet’e gönderdim. O zaman Diyanet’te bir ilim heyeti vardı. O ilim heyetinin başında bulunan Aksekili Hamdi Efendiye ‘Buna nasıl razı oldular. Nasıl fetva verdiler. Benim selamı söyle. Hamdi Efendiye git, sor’ dedim. Hamdi Efendi gönderdiğim talebeyi dinliyor. ‘Molla Said Efendi çok haklı. Ama çok uğraşmakla beraber maalesef mani olamadık’ demiş.”


Sonra Said Nursi duvarda asılı bir kitabı aldı. “Vaktiyle yazdığını söylediği” kitaptan bir bölüm okudu. 


“O zaman biz Hürriyet istediğimiz gibi bizim karşımızda olan yani dindar olmayanlar da hürriyet istiyordu. Ama onların istediği hayvani bir hürriyetti. Bizim istediğimiz hürriyet ise Kur’ani, islami bir hürriyettir” deyip bize hürriyeti anlattıktan sonra kitabı kapadı.

Kaynak: risalehaber.com

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.