'Cenab-ı Hakk'ın insana verdiği hakka kimse el koyamaz'
Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Başkent Tasavvuf Yolu Dernekleri Federasyonunca Mamak Belediyesi Spor Salonu'nunda düzenlenen programda yaptığı konuşmada, Çözüm Süreci'ni "analar ağlamasın, akan kan dinsin" diye başlattıklarını söyledi.
 
Birilerinin yanlış politikaları, inkarcı, ayrımcı zihniyetleri yüzünden, tasavvuf kültürüne sahip olmayan, geleneksek değerlere sahip olmayan anlayışlar nedeniyle birilerinin hep dışlandığını, horlandığını ifade eden Akdoğan, şunları kaydetti:
 
"AK Parti olarak iktidara geldik dedik ki, 'biz bu kandırmacaya son vereceğiz.' İnsanlarımız ölmesin. Bu Türkiye'nin bütünlüğü açısından, sosyal barışı açısından bir tehdittir. Bunu çözmemiz lazım. Siyasilerin yarısı doğuya, yarısı batıya gidemiyor. Bu bütünlük nasıl sağlanacak? İşte biz dedik ki, birlik siyasetiyle sağlayacağız. Biz her insanımıza kucak açacağız. Cenab-ı Hakk o insana hangi hakkı verdiyse, hangi özgürlüğü verdiyse, devlet bunu gasbedemez. Kimse buna el koyamaz. Bunu yapmak da bir lütuf, bir ihsan değildir. Bunu yapmamız lazım. O zaman toplumsal barış, birlik, bütünlük gelişir."
 
Akdoğan, birlik ve bütünlüğün gelişmesi için Çözüm Süreci'ni başlattıklarını dile getirerek, süreçle ilgili toplumun her kesimiyle görüştüklerini ve hepsinin fikirlerine başvurduklarını anlattı. Yalçın Akdoğan, şöyle konuştu:
 
"Biz birileriyle birtakım görüşmeler yapıyoruz. Onu sürecin parçası olarak gördüğümüzden değil. Onlar postacılık yapıyor. Eli silahlı bir örgüt var. Onun siyasi uzantısı, vesayeti altında bir örgüt var, bir parti var. Sadece onlar gidiyor, geliyor. Biz bu sürecin paydaşı olarak bütün toplum kesimlerini görüyoruz. Elbette bütün hocalarımız, imamlar, bölgedeki kanaat önderleri ve dernekler bu sürecin parçasıdır ve bu anlayıştır çözümü bize ulaştıracak olan."
 
"Bir silindir gibi hepimizin üzerinden geçti"
 
AK Parti'nin tabuları yıkıp ezberleri bozduğunu belirten Akdoğan, şöyle devam etti:
 
"Bizim için siyasetin ahlaki bir amacı varsa, o da hakikati ve hakkaniyeti tesis etmektir. Adalet de insana hak ettiğini vermektir. Bu büyük bir mücadeleyi gerektiriyor. Bu mücadeleyi biz verdik. Bakın 28 Şubat dönemini hatırlarsınız. Bir silindir gibi hepimizin üzerinden geçti. Ekonomik olarak her şeyi kaybettik. Yeşil sermaye dediler, vakıflar kapatıldı, dernekler kapatıldı, insanlar kitapları kapladılar ne okuduğu anlaşılmasın diye. Bir araya gelip sohbet edilemiyordu. İmam hatipler kapanma noktasına geldi. Başörtülü kızlar sürgün ediliyordu adeta. O gün 'acaba bunlar çözülür mü?' diye baktığımızda insanlar gibi görüyordu. 28 Şubat bin yıl sürecek dediler. Hepsinde mesafe alındı. Bugün başörtülü kızlarımız okula da Meclise de girebiliyor. Bugün rahatça konuşabiliyoruz. Mesele o meselesi değil, biz hayır duası istiyoruz."

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol