CHP TBMM Grup Toplantısı

- Genel Başkan Kılıçdaroğlu: (2) - "Tarafsız cumhurbaşkanı 80 milyonun cumhurbaşkanıydı. Şimdi sadece ona oy verenlerin cumhurbaşkanlığı rolünü üstlendiği için milyonlarla cumhurbaşkanı arasında ciddi bir kopuş süreci yaşanıyor" - "Amerika'da neler yaptığını bilmiyoruz. Gelecek. Eleştiri yapmak istemiyorum bu aşamada. Eğer oradaki görüşmeler Türkiye'nin lehine sonuçlanırsa buna saygı duyarız. Ama eğer oradan farklı bir tabloyla Türkiye'ye gelinirse herhalde bizim de söyleyecek sözlerimiz vardır" - "1 milyonu aşkın mağdur aile yaratılmışsa ve sorgusuz sualsiz bunların tamamı hapislerde süründürülüyorsa gücü olanın damadı çıkarılacak, gücü olmayan kanser hastası hapishanede ölüme mahkum edilecek anlayışı, adaleti yok eder. Geldiğimiz nokta budur"

CHP TBMM Grup Toplantısı

- Genel Başkan Kılıçdaroğlu: (2) - "Tarafsız cumhurbaşkanı 80 milyonun cumhurbaşkanıydı. Şimdi sadece ona oy verenlerin cumhurbaşkanlığı rolünü üstlendiği için milyonlarla cumhurbaşkanı arasında ciddi bir kopuş süreci yaşanıyor" - "Amerika'da neler yaptığını bilmiyoruz. Gelecek. Eleştiri yapmak istemiyorum bu aşamada. Eğer oradaki görüşmeler Türkiye'nin lehine sonuçlanırsa buna saygı duyarız. Ama eğer oradan farklı bir tabloyla Türkiye'ye gelinirse herhalde bizim de söyleyecek sözlerimiz vardır" - "1 milyonu aşkın mağdur aile yaratılmışsa ve sorgusuz sualsiz bunların tamamı hapislerde süründürülüyorsa gücü olanın damadı çıkarılacak, gücü olmayan kanser hastası hapishanede ölüme mahkum edilecek anlayışı, adaleti yok eder. Geldiğimiz nokta budur"

16 Mayıs 2017 Salı 15:59
CHP TBMM Grup Toplantısı
banner221

TBMM (AA) - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 16 Nisan referandumu sonrası düzenlemelere işaret ederek, "Tarafsız cumhurbaşkanı 80 milyonun cumhurbaşkanıydı. Şimdi sadece ona oy verenlerin cumhurbaşkanlığı rolünü üstlendiği için milyonlarla cumhurbaşkanı arasında ciddi bir kopuş süreci yaşanıyor." dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, iktidarın 15 yıllık icraatları sonucunda gelinen noktada, Türkiye'nin tüm ülkelerle düşman konumuna düşürüldüğünü ileri sürdü.

Bunun nedeninin iyi sorgulanması gerektiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, muhalefet olarak yaptıkları uyarıların da iktidar tarafından dikkate alınmadığını söyledi.

Kılıçdaroğlu, "Suriye'ye ders vereceğiz diye yola çıkanlar şimdi Batı'nın güçlü devletlerinden ders almaya başladılar. Bu benim ağrıma gidiyor." ifadelerini kullandı.

İktidarın yanlış politikaları sonucu Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihinde ilk kez toprak kaybıyla karşı karşıya bırakıldığını da ileri süren Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Amerika ve İngiliz belgelerine göre bize ait olan adalar şu anda Yunanistan işgalinde. Ses çıkaramıyorlar, konuşamıyorlar. Çipras'a gidiyor; 'Bizim adalar ne oldu?' diye soramıyor bile. Fırça yiyecek çünkü. Fırça yiyeceksen neden gidiyorsun? Sen önce adaları kurtar bakalım. Seslerini çıkaramıyorlar. Ezikler çünkü. Hatalarını biliyorlar. Kendi toprağımız Süleyman Şah Türbesi'nin bulunduğu toprak. Biz toprağımızdan kaçtık, türbeyi de kaçırdık. Kendi toprağını düşmana bırakıp, kendi toprağından kaçan hükümete ne denir Allah aşkına?"

Suriye ve Irak'ta en büyük zararı Türkmenlerin gördüğünü ifade eden Kılıçdaroğlu, her birinin yerinden yurdundan edildiğini söyledi.

AB ile ilişkilerin de bozulduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "Bütün yurttaşlarıma sesleniyorum; Türkiye Cumhuriyeti devleti uygar bir devlet olmak zorundadır. Türkiye Cumhuriyeti devleti, uygur dünyanın parçası olmak zorundadır. Türkiye Cumhuriyeti devleti demokratik bir devlet olmak zorundadır. Türkiye Cumhuriyeti devleti gerçek bir cumhuriyet olmak zorundadır. Bunu takip edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

- "İçeride aslan kesilip dışarıda kedi rolü üstlendiğinizde"

Kılıçdaroğlu, devletin bir çöküş içinde olduğunu, bunun da liyakatın yok edilmesiyle başladığını savundu.

Dışişleri bürokratlarıyla "monşer" diye alay edildiğini, onların "Biz biliriz, biz yaparız" denilerek aradan çıkarıldığını öne süren Kılıçdaroğlu, "Ama şimdi geldiler, çuvalladılar." ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Putin ile Trump arasında gidip geliniyor. 'Acaba meşruiyeti nerede bulurum?' Birisi benim sırtımı nasıl sıvazlar? Birisi bana nasıl gaz verir?' diye, bir oraya bir oraya gidiyor. Türkiye Cumhuriyeti devletinde böyle bir tablo yaşanmamıştır. Dönemin başbakanları da dönemin cumhurbaşkanları da onurlu görev yapmışlardır ve hep Türkiye'nin çıkarlarını savunmuşlardır. Herkese karşı dik, herkese karşı onurlu durmuşlardır. Şimdilik Amerika'da neler yaptığını bilmiyoruz. Gelecek. Eleştiri yapmak istemiyorum bu aşamada. Eğer oradaki görüşmeler Türkiye'nin lehine sonuçlanırsa buna saygı duyarız. Ama eğer oradan farklı bir tabloyla Türkiye'ye gelinirse herhalde bizim de söyleyecek sözlerimiz vardır. Şimdilik burada bırakıyorum. İçeride aslan kesilip dışarıda kedi rolünü üstlendiğinizde dış politikayı yürütemezsiniz."

- "Sudan'da 99 yıllığına arazi kiraladılar"

Ekonomide de büyük sıkıntılar yaşandığını ama iktidarın bazı gazetelere zorla "ekonomimiz çok iyi" şeklinde haberler yaptırdığını iddia eden Kılıçdaroğlu, esnafın dükkan kiralarını ödeyemediğini, çiftçinin üretemediğini söyledi.

Çiftçilerin hafta sonu Ankara'da bir miting düzenlediğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Hak aradılar, 'Bize sahip çıkın' dediler. Biz size sahip çıkacağız ama siz de bize sahip çıkacaksınız. Güç birliği yapacağız." dedi.

Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Sanki Türkiye'de toprak yok, ülkede yer yok, çiftçi yok, herkes çalışıyor, kimsenin fırsatı zamanı yok, bunlar gittiler Sudan'da 99 yıllığına arazi kiraladılar. 780 bin dönüm arazi kiraladı Türkiye Cumhuriyeti devleti. Niçin biliyor musunuz? Orada pamuk, kanola ve yağlı tohumlar üretecekmiş. Sanki Türkiye'de çiftçi yok, arazilerin hepsi ekiliyor yer yok, bunu yapıyorlar. Bizim köydeki vatandaşımız da gidip oy veriyor. Oy verirsen bir dahaki sefere açlıktan nefesin kokacak. Ben de biliyorum, sen de biliyorsun. 15 yılda 600 bin çiftçi işini terk etti. Ekmiyor artık. Madem Sudan'da yer kiraladınız 780 bin dönüm. 'Orası daha ucuz' diyor. Peki burada yaşayan insanlar nasıl geçinecekler? Nasıl kazanacaklar? Mazotun, gübrenin, elektriğin, ilacın fiyatı belli. Perişan etmişsin. Adam ekiyor, karşılığını alamıyor. Şimdi Sudan'da yer kiralamışlar, orada ekip biçecekler. Böylece bizim köylü açlığa mahkum edilecek. Niye açlığa mahkum ediliyor. Diyor ki iktidar olanlar; 'Sırtına binip, sırtına sopayla vursak da bu gelip bize oyunu verecek'. Sevgili kardeşim kimseyi sırtında taşıma. Kim senin hakkını savunuyorsa onun yanında ol."

Toplumda ahlakın da çökertildiğini, kul hakkı yiyen, yolsuzluk yapanların yükseldiğini öne süren Kılıçdaroğlu, toplumun kutuplaştırıldığını, oysa vatandaşın huzura, adaleti ve birlikte yaşamaya ihtiyacı olduğunu vurguladı.

- "5 ayda 7 kişiyi bulamadılar"

Mahkemelerin adaletin arandığı yerler olmaktan çıkarıldığını, hakimlerin siyasi otoriteden talimat alır hale getirildiğini iddia eden Kılıçdaroğlu, bunun adaleti ve devleti çökerttiğini söyledi.

Olağanüstü hal uygulamalarını ve kanun hükmünde kararnameleri de eleştiren Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"1 milyonu aşkın mağdur aile yaratılmışsa ve sorgusuz sualsiz bunların tamamı hapislerde süründürülüyorsa gücü olanın damadı çıkarılacak gücü olmayan kanser hastası hapishanede ölüme mahkum edilecek anlayışı, adaleti yok eder. Geldiğimiz nokta budur. Hukukun değil egemenlerin üstün olduğu bir hukuk anlayışı ile karşı karşıyayız. 23 Ocak 2017'de bir KHK yayımlandı. 'Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kuracağız' deniliyor. 5 ayda 7 kişiyi bulamadılar, tayin edemediler. 5 ayda 7 kişiyi bulamayan hükümet Türkiye Cumhuriyeti devletini sağlıklı yönetebilir mi? Yönetemez. Hükümet de bir kişiye bakıyor. 'Ne söyleyecek acaba? 7 kişiyi oraya gönderdik, onay verecek mi vermeyecek mi?' Ne adalet bakanı adalet bakanı, ne sağlık bakanı sağlık bakanı, ne başbakan başbakan. Bunların tamamı fasa fiso. Hiçbirinin yetkisi hiçbirinin görevi yok."

-"Dört temel konuda kopuş yaşanıyor"

16 Nisan referandumunun da sonuçlarına işaret eden Kılıçdaroğlu, yeni sistemde tarafsız cumhurbaşkanının ortadan kalktığını, yargının tarafsızlığını yitirdiğini, ortak akıl ve istişarenin sona erdiğini, din ve vicdan özgürlüğünün, can ve mal güvenliğinin artık olmadığını savundu.

Ülkenin dört temel konuda kopuş içinde olduğunu ileri süren Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Birincisi Meclis ile devleti yönetenler arasındaki kopuş. Meclis'in yetkileri yürütme organına verildiği için Meclis'le yönetim arasında ciddi bir kopuş var. Parlamentonun yetkileri büyük ölçüde elinden alındı. Dolayısıyla yönetenleri denetleyebilecek bir güç yok. Bu tarihsel bir kopuştur. Ve bu kopuş Türkiye'yi felakete götürür. İkincisi taraflı cumhurbaşkanıyla, ona oy vermeyen milyonlar arasındaki kopuştur. Tarafsız cumhurbaşkanı 80 milyonun cumhurbaşkanıydı. Şimdi sadece ona oy verenlerin cumhurbaşkanlığı rolünü üstlendiği için milyonlarla cumhurbaşkanı arasında ciddi bir kopuş süreci yaşanıyor. Adalet ve Kalkınma Partisinin genel başkanı olduğunda bu kopuş çok daha net bir şekilde ortaya çıkacak."

Bir diğer kopuşun da adaleti arayan toplum ile yargı arasında yaşandığını savunan Kılıçdaroğlu, hakimlerin artık hukukun üstünlüğüne göre değil üstünlerin hukukuna göre adalet dağıttığını öne sürdü.

Kılıçdaroğlu, "Dördüncüsü çöken adalet ve demokrasiyle birlikte ülkenin uygar dünyadan kopmasıdır. Artık Türkiye dünyadan dışlanan bir ülke konumuna geldi." şeklinde konuştu.

Bu dört kopuşun devletin dinamiklerini çökerttiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, ancak hiçbir zaman umutsuz olunmaması gerektiğini vurguladı.

Kılıçdaroğlu, sözlerini; "Kayseri'den Ankara'ya gençler yürüyor. Demokrasi, insan hakları, hak, adalet ve vicdan için yürüyorlar. O gençler olduğu sürece hiç kimse umutsuzluğa kapılmasın. Çünkü Gazi Mustafa Kemal Atatürk Türkiye Cumhuriyeti'ni gençlere armağan etmiştir. O gençlerle birlikte yürüyeceğiz." diyerek tamamladı.

(Bitti)

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner274

banner273