Kurtulmuş: Ortadoğu'nun yeniden inşa edilmesine katkıda bulunacağız

"MUSUL MUSULLULARINDIR, HALEP HALEPLİLERİNDİR"

Ortadoğu'nun her şehrindeki gelişmenin birinci derecede Türkiye'yi ilgilendirdiğini vurgulayan Kurtulmuş, Türkiye'nin Musul'a ya da Cerablus'a ilgisiz kalamayacağını belirtti.

Türkiye'nin tavrı ve tarzının açık olduğunu bildiren Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Meydanlarda ne söylüyorsak diplomasi alanında da aynı şeyleri söylüyoruz. Biz Musul, Rakka, Cerablus ve Halep'le ilgili hep şunu söylüyoruz; bu illerin korunması, yeniden DEAŞ'tan alınmasıyla ilgili asli unsur olarak oranın yerel halkı olmalıdır. Musul Musullularındır, Halep Haleplilerindir. Oranın değerli halkını silahlandıralım, onlar mücadele etsinler. Koalisyon güçleri de yukarıdan uçakla destekler versinler. Buralarda özellikle hassas olarak ikinci Sykes Picot'a yeniden atıfta bulunuyorum, her mahallesinin, her sokağının hassas dengeleri olduğunu biliyoruz. Musul da öyle Halep de öyle Telafer de öyle. Yani Şii, Sünni, Türkmen, Arap, Kürt meselesi. Diyoruz ki bir terör örgütünü buradan kovalarken başka terör örgütlerini buraya yerleştirmeyelim. 'DEAŞ'ı gönderiyoruz, Haşdi Şabi'yi getirelim. DEAŞ'ı gönderiyoruz, YPG'yi getirelim.' Türkiye buna müsaade edemez. Dolayısıyla Türkiye bu anlamda yurt dışındaki gelişmeleri de yakinen takip etmek mecburiyetindedir."

"ORTADOĞU'NUN YENİDEN İNŞASINA KATKIDA BULUNACAĞIZ"

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, bölgede yeni bir toplumsal düzene ihtiyaç olduğuna işaret etti.

Bölgedeki bütün karanlık tabloya rağmen iyimser olduğunu söyleyen Kurtulmuş, şunları anlattı:

"Onlar bizi mezhep temelinde bölmeye çalışıyorlar. Biz, karşılığında Sünni'yi, Şii'yi bir arada tutacağız. Onlar bizi etnik temelde, Kürt'ü, Arap'ı, Acem'i, Türkmen'i birbirine düşürmek istiyorlar. Biz bütün etnik farklılıkları zenginlik olarak kabul edeceğiz ve dört temel üzerinden Ortadoğu'nun yeniden inşa edilmesine katkıda bulunacağız. Tek başına yapabilir miyiz, bunu söylemiyorum. Böyle bir reel politiğin dışında hayalperest bir şey söylemem ama farklılıkları esas alan bir toplumsal anlayışı yeniden ikame etmemiz lazım. Türkiye bu anlamda 300 yıllık modernleşme, 150 yıllık demokratikleşme tecrübesine, 66 yıllık da çok partili siyasi tecrübeye sahip. Hukukun üstünlüğünü esas alan bir adalet anlayışını inşa edeceğiz. Hakça paylaşılmayı esas alan bir ekonomi anlayışının gelişmesini sağlayacağız. Aykırı görüşlere imkan veren siyasal katılımı ve siyasal anlayışı geliştirmeye çalışacağız. Bunları yaptıkça Ortadoğu'daki sorunların tabii ki bugünden yarına çözülmesi mümkün değil ama çözülme istikametinde bir yöne gideceğini ifade etmek isterim."








 

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.