'Zalimler rahat uyuyamayacak'
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi'nin 100. yıl dönümü dolayısıyla 18 Mart Stadı'nda düzenlenen resmi trene katıldı.
 
Davutoğlu, konuşmasına, "Vatan, millet, bayrak, namus, haysiyet ve hürriyet için bir an bile tereddüt etmeden şehadete yürüyen Aziz şehitlerin değerli torunları, bu şehitleri bağrında barındıran değerli Çanakkaleliler, aziz konuklar bu anlamlı günde, bu büyük günde hepinizi saygıyla muhabbetle selamlıyorum" diyerek başladı. 
 
Milletlerin sınava çekildiği tarihi anlar olduğunu, o tarihi anlarda, bu sınavın hakkını veren milletlerin, tarihe altın harflerle yazıldığını dile getiren Davutoğlu, bu sınavların hakkını veremeyenlerin ise tarihten silindiğini ifade etti.
 
"İşte 100 yıl önce böyle bir sınavı tarihe geçmiş bir millet olarak aziz milletimiz yaşadı" diyen Davutoğlu, şöyle konuştu:
 
"1911 Trablusgarp Harbi’nden 1922 Büyük Taarruz’a kadar 11 yıl, Asya’nın, Afrika’nın Avrupa’nın, Balkanların, Kafkaslar'ın, Ortadoğu’nun, Kuzey Afrika’nın her bir yerinde kahramanca savaşan bir millet, Çanakkale’de büyük bir imtihanla karşı karşıya kaldı. Ya bu imtihan kazanılıp bu millet haysiyetle ayakları üzerinde duracaktı ya da büyük bir zillet yaşanacaktı. Balkan bozgunu yaşamış olanlar, Çanakkale’de bir milletin kaderini değiştirdiler.  Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tohumlarını bu mübarek topraklarda attılar. Allah onlardan razı olsun. Onların emaneti bizim için kutsal bir mirastır ve ebediyen bütün milletimiz tarafından bu miras omuzlarda taşınacak, bu aziz bayrak zirvelere taşınacaktır."
 
"Ebediyen kardeşliğin tohumunu attılar"
 
"Bu kutlu savaşın aziz milletimizin tarihinde, bilincinde uyandırdığı en önemli hatıra, milli birliğin ve beraberliğin önemidir" ifadesini kullanan Davutoğlu, şöyle devam etti:
 
"İşte 100 yıl önce bu topraklarda şehit düşen, aziz atalarımız bize şehadetleriyle aslında geleceğimizin, istikbalimizin de temel prensibini ortaya koydular. Yurdumuzun her köşesinden şehadete yürüyenler, bundan sonra da yurt topraklarında ebediyen kardeşliğin tohumunu attılar. Aziz milletimizin hiçbir ferdi yoktur ki 100 yıl önceki Çanakkale Savaşı’ndan ailesinde hatırasında bir iz taşımamış olsun. Bizim köyümüzde, evimizde Hatice ninemiz vardı. Yarım asra yakın evimizde kalmıştı. Her seferinde dedem onu Çanakkale emaneti diye anardı. Dedemin kardeşinin eşi, Çanakkale’de şehit olmuştu. Biz daha zaman çocukluk bilincimizde Çanakkale’yi ailemizin birliğinin timsali olarak görmüştük. Lisede okulda okurken, İstanbul’da bir altın sınıftan bahsedildi. Bir nesli, Çanakkale’ye gelmiş, bir sınıfı 50’ye aşkın şehitle bu topraklarda kalmıştı. O sebepledir ki İstanbul Lisesi pervazları siyaha boyanmıştı. Duvarlarının rengi de sarı olduğu için sarı siyah İstanbul Lisesi’nin sembolü olmuştu."
 
"Bıraktıkları kardeşlik mirası ebediyen taşınacaktır"
 
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Çanakkale’nin unutulmaz izleri bulunduğunu dile getirerek, şöyle konuştu:
 
"Aziz şehitlerimizin huzurunda bir kez daha söz veriyoruz; bıraktıkları miras, bıraktıkları kardeşlik mirası ebediyen taşınacaktır. Bugün Diyarbakır’da da İzmir’de de Hakkari’de de Edirne’de de Rize’de de Muğla’da da o aziz şehitlerin torunları omuz omuza geleceğe yürüyorlar, yürüyecekler. Onların mirasına, onların hatırasına ayrımcılık, bölücülük sokmak isteyenlere, fırsat verilmeyecektir. Türk, Kürt, Alevi, Sünni kim olursa olsun, Çanakkale Savaşı’nda omuz omuza savaşanların torunları, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin eşit vatandaşları olarak geleceğe birlikte omuz omuza yürüyecekler. Yüne gönül coğrafyamızda Balkanlar’da Ortadoğu’da, Kafkaslar'da, Kuzey Afrika’da her bir toprak parçasında bugün Çanakkale Savaşı şehitlerinin hatıraları yaşar. Prizren'e gidin, Üsküp’e gidin, Saray Bosna’da her yerde ‘benim dedem de Çanakkale’de savaşmıştı’ diyenleri görürsünüz. Irak’a, Bağdat’a Kerkük’e, Musul’a gidin ‘benim dedem de Çanakkale’de savaşmıştı’ diyenleri görürsünüz. Biraz önce Basra’dan gelen aşiret liderlerini gördüğümde bu topraklarda şehit düşenlerin sadece Anadolu ile Trakya ile sınırlı olmadığını fark etmiştim. Yine Halep’te, Humusta Kudüs’ten şehitleri Çanakkale’nin bağrında görürsünüz."
 
Davutoğlu, Türk milletinin 1911’den 1922’ye kadar 11 yıl içinde dünyanın her köşesinde şehitler bıraktığına işaret ederek, şunları kaydetti:
 
"2 hafta Macaristan’a gittiğimde, Galiçya şehitlerini selamladım. Başbakan olarak ilk ziyaretimi yaptığımda Azerbaycan’da Kafkas İslam Ordusu’nun şehitlerini selamladım. 2 sene önce Myanmar’a gittiğimde, unutulmuş gibi zannedilen, oraya götürülen 6 bini aşkın askerimizin şehit topraklarına selam gönderdik ve unutulmuş o mezarları ihya ederek başlarına aziz bayrağımızı ve aziz Kuran-ı Kerim'in hitabetini getirdik. Bu mektupları cevapsız kalmış şehitlere, 100 yıl sonra gelmiş ulu mektuptu. Şimdi buradan bir kez daha seslenerek diyorum ki nasıl Çanakkale Savaşı’nda dersaadetin, payitahtın, başkentin, aziz İstanbul’un düşmemesi için Iraklılar, Suriyeliler'in, Filistinliler, Balkan kökenliler, Kosavalılar, Boşnaklar, Azeriler, hep beraber omuz omuza savaşmışlarsa, Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak bugün de diyoruz ki 100 yıl sonra o aziz şehitlerin torunları, onların torunlarının kaderi bizim kaderimizdir. Suriyeliler'in, Iraklıların Aziz Azerbaycan’ın, Balkanların kaderi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin merhamet ve şefkat elindedir. Bizler, o aziz şehitlerin mirasına sahip çıkacağız. Yine o zaman Mehmet Akif, Çanakkale şehitlerine hitap ederken, Muhammed İkbal de Lahor’dan Çanakkale şehitlerine, Balkan şehitlerine, Trablusgarp şehitlerine hitap ediyordu ve diyordu ki ‘eğer ahirete gitsem ve Resul'un huzuruna varsam, getireceğim en büyük hediye Balkan şehitlerinin, Çanakkale şehitlerinin kanı olur’ diyordu. Hint Müslümanları ayaktaydı, Afrika Müslümanları ayaktaydı. Orta Asya’daki soydaşlarımız ayaktaydı. Hep beraber dua ediyorlardı.  Çünkü biliyorlardı ki Çanakkale düşerse, İstanbul düşerse mazlum milletlerin kaderi de düşer. İşte o zaman, Türkiye’nin o zamanki vatanımızın çok ötesindeki mazlum milletlerin kaderi de Çanakkale Savası ile birlikte değişti."
 
Çanakkale savaşının, hiçbir ordunun yenilmez olmadığını gösterdiğini ifade eden Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Hiçbir güç iman gücünün  onur ve haysiyet mücadelesine dayanan o manevi gücün üstünde olamaz. Hiçbir güç Seyit Onbaşı’ndan daha kuvvetli, daha  kudretli değildir. Eğer mazlum milletler ayağa kalkmışsa, eğer 20. yüzyılın ortalarında mazlum milletler kendi kaderlerini çizebilmişlerse bunda Çanakkale şehitlerini aziz kanının tesiri  vardır, izi vardır, hatırası vardır."
 
Davutoğlu,  Çanakkale Savaşı'nda dedelerin savaşırken ne kadar mertse, ara verildiğinde de o kadar insani, merhametli olduğunu belirtti.
 
"Bir çok Anzak hatırasında dedelerimizin destanlarını yazar" diyen Davutoğlu, savaş alanında ara verildiğinde Anzak askerinin yaralı olması sebebiyle, bir Türk askerinin beyaz bayrağı çekerek o Anzak askerine doğru siperler arasından gidip, onu taşıyarak düşman siperine bıraktığını söyledi. Bu hatıranın insanlığa sadece savaşın ahlakını değil, barışın ve civanmertliğin ahlakını gösterdiğini dile getiren Davutoğlu, ataların emanetinin omuzlarda olduğunu vurguladı.
 
Onların emanetine bir an bile ihanet edilmeyeceğini vurgulayan Davutoğlu, "Aziz şehitlerimiz; sizlere şehit düştüğünüz topraklardan sesleniyoruz: Ruhunuz şad olsun. Bıraktığınız emanet emin ellerdedir, emin ve sağlam omuzlardadır. Bu omuzlar, Seyit Onbaşı'nın omuzları kadar, yüreği kadar sağlamdır. Dizimizde derman kalmayıncaya kadar, omuzlarımız toprağa değene kadar, bu aziz bayrağı bir an bile omuzlarımızın üzerinden eksik etmeyeceğiz" diye konuştu.
 
Bu toprakların bir santimetresini dahi kimseye terk etmeyeceklerini belirten Davutoğlu, "Milli irade ve milletin iradesi ne derse sadece o olacak. Sadece sizin torunlarınız bu topraklarda özgürce, başı dik bir şekilde emanetinize sahip çıkacak" dedi. 
 
Çanakkale'de Halep, Kudüs, Humus, Kerkük ve Basra'dan geleneklerle omuz omuza savaşıldığını hatırlatan Davutoğlu, onlara zulmedenlerin karşısında duracaklarını söyledi.
 
"Bu ülkeyi namerde muhtaç etmeyeceğiz"
 
Başbakan Davutoğlu, "Biz nefes alırken, dünyada zalimler rahat uyuyamayacak. Siz nefes alırken, nasıl mazlum milletlere ilham kaynağı olmuşsanız, biz nefes alırken, mazlum milletler sığınmak istediklerinde, bağrımızı onlara açacağız. Nasıl 2 milyonu aşkın Suriyeli kardeşimizi bağrımıza basmışsak, nasıl Bosna Savaşı'nda Boşnakları, nasıl Kosova Savaşı'nda Kosovalıları, nasıl Halepçe'den gelen kardeşlerimizi bağrımıza basmışsak, Anadolu toprakları, sizin emanetiniz topraklar, mazlumların merhamet diyarı olacak" diye konuştu.
 
Davutoğlu, iki gün önce, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Gölbaşı'nda törende olduklarını, savunma sanayi projelerinin zirvesi olan  Radar ve Elektronik Harp Teknolojileri Merkezi'ni açtıklarını anımsatarak, bundan sonra Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullandığı her geminin, her uçağın Türk yapımı olacağını, semalarda insansız hava aracı uçacağını kaydetti.
 
1. Dünya Savaşı'nın kaybedildiğini, Osmanlı Devleti'nin, Düyun-u Umumiye altında ezildiğini ifade eden Davutoğlu, "Çünkü sizin attığınız her kurşun karşılığında, Düyun-u Umumiye'ye akçeler ödeniyordu. Şimdi yeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti var, bugünün Düyun-u Umumiyesi mahiyetindeki IMF'ye borcunu son kuruşuna kadar ödemiş onurlu bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti var" dedi.
 
Bu ülkeyi namerde muhtaç etmeyeceklerinin altını çizen Davutoğlu, Yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin, yeni Türkiye'nin namerde muhtaç olmayacağını, mertten dahi yardım talep etmeyeceğini söyledi.
 
Davutoğlu, 1911-1923 yılları arasında şehitlerin naaşları üzerinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin doğduğunu vurgulayarak, 2023'ün Türkiye Cumhuriyeti'nin ise 100. yılında, dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına giren, kardeşliği pekişmiş, çevre bölgelere ilham veren, mazlum milletlere sahip çıkan küresel bir güç olacağını bildirdi.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.