İslam ümmeti yeniden Ramazan-ı şerife kavuşmanın mutluluğu içerisindedir. Yüce Mevla’mıza hamd, Efendimize salât ve selam olsun.  
Hiç şüphe yok ki günler içerisinde Cuma’nın, aylar içerisinde Ramazan-ı Şerif’in, mabedler içerisinde Kâbe’nin faziletli kılınması, değerli olması Allah ve Resulünün değer vermesine bağlıdır. 


Mesela Kâbe-i Muazzama, yapımında kullanılan malzemeler bakımından diğer binalardan hiçbir farkı yok. Ancak Allah’ ın (c.c.), onu; “Beytullah” diye isimlendirmesi, ilk mabed oluşu, sayılarını Yüce Rabbimizin bildiği binlerce peygamber ve meleklerin tavafa durduğu mabed olmasından mabedlerin en faziletlisi olmuştur. 

Cuma günü de böyledir. O da diğer günler gibidir. Dakikasından saatine, gecesinden gündüzüne hiçbir farkı yok öteki günlerden. Ancak kendisinde meydana gelen bir takım olaylardan dolayı dinimiz, Cuma gününe değer vermiş ve onu diğer günlerden üstün kılmıştır. 
Ramazan-ı Şerif ayı da diğer kamerî aylardan biridir. Fakat Allah ve Resulü bu ayı yücelttikleri için, onbir ayın sultanı olmuştur.  Ramazan-ı Şerif ayı, ismi Kur’an-ı Kerimde geçen tek bir aydır. Kur’an-ı Kerim, kendisinde indirilmiş, Efendimize bu ayda Peygamberlik verilmiştir.  Ayrıca bin aydan daha hayırlı olduğu müjdelenen Kadir gecesi de bu aydadır. Bu ve buna benzer bir takım olaylardan dolayı faziletli kılınmıştır.

Halkımız, Ramazan-ı Şerif’i kıymetli bir misafir olarak kabul eder. Bu sebeple misafirlerini;  “Hoş geldin ya Ramazan” ilahi ve kasideleri ile karşılarlar. Bu kutlu misafir, koynu kucağı dolu gelir. Bizi ibadete, hayra, erdeme, sabırlı ve merhametli olmaya alıştırır. Aç olanımızı doyurur, unuttuklarımızı bizlere hatırlatır, bozup dağıttıklarımızı onarır. Günahlarımızı temizler ve rakamla ifade edemeyeceğimiz kadar sevap kazandırmakla kalmaz faziletine inanan her bir Mü’mini adeta melekleştirir. 

Ramazan, bir zarfa benzer. İçerisine ne koyarsanız açınca onu bulursunuz. Elinizdeki zarfa bir şey koymaz onu boş bırakırsanız açınca elinize bir şey geçmez. Söylemek istediğim şudur ki biz, Ramazan zarfına neleri koyup ahirete gönderirsek, mahşerde de karşımıza onlar çıkacaktır. O halde mübarek Ramazan-ı Şerif ayını bir fırsat mevsimi olarak değerlendirmeli ve ondan hakkıyla istifade etmeliyiz.
Ramazan-ı Şerif ayı, bizi önemli şeylere hazırlamaktadır. Oruç, bizi sabır ve tahammüle, hayatın zorluklarına dayanmaya hazırlıyor. Okunan mukabele ve hatimler, Kur’an-ı Kerimle daha çok ilgilenmeye, teravih namazları da, Rabbimizle daha çok beraber olmaya, Rabbimizin kapısında ünsiyete alıştırıyor. Ramazan, bizi can taşıyan varlıklara karşı merhametli, sevgili, saygılı, nezaketli ve hoşgörülü olmaya hazırlamakta ve alıştırmaktadır. 

Ramazan’a, Ramazan’lıya, oruca ve oruçluya saygı göstermek, adeta ibadettir. Bundan dolayıdır ki bizim toplumumuzda Oruç tutamayacak derecede hasta olanlar, başkalarını tahrik edecek şekilde açıktan bir şey yemez ve içmezler. Meşru bir sebeple orucu bozulanlar, günün kalan kısmında bir şey yemeden, içmeden akşamı beklerler. Bu sadece karşımızdaki insana değil aynı zamanda Rabbimize duyulan saygının neticesidir. Zira insanlara saygısı olmayanın Allah’a (c.c.) saygısı da olmaz. Allah’ın (c.c.) memnuniyeti, rızası kulların memnuniyetinden geçer.

Yüce Mevla, insanların hem dünya hem de ahiret mutluluğunu kazanmaları için ilahî emirler ve yasaklar koymuştur. İnsanlar, bu ilahî emir ve yasakları uyguladıkları sürece mutlu ve huzurlu olurlar. Dahası Allah’ın (c.c.) rızasını kazanırlar.

Ramazan-ı Şerif ayında ibadetlere yoğunlaşan Müslümanlar, gerek sosyal gerekse ruhî açıdan olgunlaşır, kemale erer. Ben, olma yerine biz olma eksenli bir hayatın üyesi olduğunu hatırlar. Ramazan mektebinde kazandığımız bu güzellikler sadece Ramazan’a mahsus olmamalıdır. Müslümanlar olarak kazandığımız bu güzellikleri yıl boyunca muhafaza etmeye gayret sarf etmeliyiz. Güzellikleri elde etmenin ne kadar güç olduğu herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Ancak şunu da unutmayalım ki güzellikleri elde etmek ne kadar zor ise elde edilen güzellikleri yaşatmak da en az onun kadar zordur. Bu ruhî terbiye mevsiminde elde edilenlerin heba olup gitmemesi için de Mü’minler olarak dikkatli olmalıyız.

Ramazan-ı Şerif ayı gelmeden önce duvarlarda, reklam panolarında boy boy ilanlar; “Ramazan eğlenceleri”, “Ramazan şenlikleri” vb. gibi. 
Ramazan-ı Şerif ayında çeşitli sivil toplum kuruluşlarından tutun otellerden, restoranlara,  belediyelere kadar hemen herkes büyük bir hazırlık içerisinde. Ramazan eğlenceleri adı altında şenlikler, festivaller, gösteriler düzenlemek için herkes kolları sıvamış. 
Kardeşlerim! Bu tür davranış ve etkinlikler, Müslümanları camiden, cemaatten Ramazan’dan koparan, ibadetten alıkoyan oyun ve eğlencelerdir. Bütün bunlar, Ramazan’ın ruhuna saplanmış birer oktur. Kur’an-ı Kerimi mıncıklamaktır. Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimizin ruhunu incitmektir. 

Manevî dünyaları için Ramazan ayını fırsat mevsimine dönüştürmesi gereken Müslümanların, o kıymetli vakitlerini bu ve vb. programlarda geçirmelerine fırsat verilmemelidir. Mutaassıp diye bilinen kurum ve kuruluşların şehrin ana yerlerinde billboardlara konser ve etkinliklerinin reklamlarını yapmaları yozlaşmanın ispatlanmış bir belgesidir.

Ramazan-ı Şerif ayında düzenlenen etkinlik alanları, kurulan çadırlar ve buralarda  sergilenen programlar, havai fişek gösterileri, halk konserleri Ramazan-ı Şerif ayını bizden, neslimizden ve de geleceğimizden çekip alıyor. Ramazan günü ibadet etmesi gerekenleri camilerin yakınlarında kurulan tiyatro ve eğlence çadırlarında toplayıp güya eğlendirmek! Müzik ile coşturmak Ramazan-ı Şerif ayının faziletinden istifade etmeye çalışan Mü’minlere eziyettir.

Manevî değerlerin ön planda olması gereken bir ayda maddî kazanca yönelik programlar düzenlenmek en hafifinden millî ve manevî duygularımızı istismar etmektir.

Ramazan-ı Şerif ayı; şenlik ayı, festival ayı değildir. Yeme, içme, savurma, israf etme, müzik şölenleri falan hiç değildir. 

Ramazan-ı Şerif ayı; sanatçıların, şarkıcıların kol gezdiği festival meydanına döndü. İftar, bu değildir, Ramazan, bu değildir. En iktisatlı, tasarruflu olmamız gereken bir zamanda bunca israfın olduğu sofralar, Ramazan sofraları olamaz. Beş yıldızlı, yedi yıldızlı otellerde kurulan şatafatlı sofralar, tabiri caizse yediğimiz önümüzde yemediğimiz arkamızda. Bu incitici ve tiksindirici sofralar, sadece Ramazan’ın ruhuna ters değil aynı zamanda Allah’ın (c.c.) rızasına da terstir. 

Yüce Rabbimizin Kur’an-ı Kerimde adını zikr ederek övdüğü, 12 aydan biridir Ramazan. Kur’an-ı Kerimin doğduğu, bin aydan daha hayırlı Kadir gecesini de sinesinde barındıran mübarek Ramazan-ı Şerif ayı, eğlence ayı olamaz. Ramazan-ı Şerif ayı, tombala mevsimi olamaz. Ramazan-ı Şerif ayı, kumar ayı olamaz. Ramazan-ı Şerif ayı yemek festivali olamaz. Ancak daha sahur sofrasından kalmadan akşam iftarda ne yiyeceğini planlayan, iftar sofrasında sahurda ne yiyeceğini düşünen bir millet olduk. Gazete sütunlarında çarşaf çarşaf yemek listeleri, televizyon ekranlarında ise yemek programları.  Sabah yemek, akşam yemek. 

Ramazan-ı Şerif; Kur’an ayıdır. Ramazan-ı Şerif; zikir ayıdır. Ramazan-ı Şerif; bir ve biz olma ayıdır. Ramazan-ı Şerif;  Müslümanlar için yenilenme ayıdır. Ramazan-ı Şerif; ümmetin yaralarını sarmak için seferberlik zamanıdır. Ramazan-ı Şerif; ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını giderme ayıdır. Ramazan-ı Şerif; aç ve açıkların yardımına koşmaktır.

Ramazan-ı Şerif ayı, bizi anne babalarımıza yakınlaştırmalıdır. Ramazan-ı Şerif ayı, bizi yetim ve öksüzlere yakınlaştırmalıdır. 
Ramazan-ı Şerif ayı, bizi komşularımızla yakınlaştırmalıdır. Söyler misiniz? Ramazan’da bir araya gelemeyen ümmet! Siz, ne zaman bir araya geleceksiniz? 

Ramazan’da küslüklerine son veremeyenler! Ne zaman küslüklerinizi sonlandıracaksınız? Birbir boğazından tutanlar! Birbirlerine kin ve nefretle bakışanlar! Ne zaman birbir ellerinizden tutacaksınız? 

Yaşadığımız ülkede yan baktın diye insanlar ölüyor. Biri mezara, biri cezaevine giriyor. Yetimin karnını doyuracağı iftar sofralarında yetimlere yer verilmezse söyler misiniz? Böyle bir sofradan Rabbimiz memnun olur mu? 

Nerede bir kravatlı, makamlı, şöhretli adamlar varsa hepsi iftar ve sahur sofralarının baş tarafında iken, memleketin yetim, öksüz, biçareleri bu sofralarda dahi yer bulamazsa söyleyin Allah aşkına bu sofralar, Hazret-i Peygamber (s.a.v.) sofraları, meleklerin sofraları olabilir mi?
Bırakın kırıntı diye tabir edilen ekmek parçalarını, bayatladı gerekçesi ile daha bıçak vurulmadan çöpe atılan ekmeklerin olduğu bir sofra, iftar sofrası olabilir mi?

Allah’ın nimetlerine saygının olmadığı bir yerde nimetin sahibine saygı olabilir mi?

Bir kez daha vurgulamak istiyorum. İslam dünyasının emperyalistlerce işgal edildiği, kan ve gözyaşının oluk oluk aktığı, ümmetin paramparça olduğu,  İslam coğrafyasının her yanında ahların ve feryatların semaya yükseldiği bir zamanda Müslüman milletimizin Ramazan-ı Şerif ayını oyun ve eğlenceyle geçirmesi asla kabul edilemez.  Bize yakışan ümmet için dua etmektir. Vakit, dua vaktidir. Ferdi olmakla iftihar ettiğimiz inancımız ve ahlakımız böylesi bir sorumlulukla bizleri mükellef tutmaktadır. Milletimizin inanç ve örflerine aykırı etkinlikler kim veya kimler tarafından yapılırsa yapılsın kınanmalıdır. Böylesi gayri İslamî etkinliklerden uzak durulmalıdır. Kızlı erkekli yapılan gösterilerin ve eğlencelerin İslam’la hiçbir alakası olmadığı gibi bu ve vb. etkinlikler, Ramazan-ı Şerif ayının ruhuna ve aslına zıt olan şeylerdir.

Kurduğumuz ve oturduğumuz sofralardan, yaptığımız etkinliklere dozu kaçırmayalım. Yapacağımız her şeyi sade ve abartmadan yapmalım. Rabbimiz görüyor bilinci ile  yapmaya özen gösterelim. 

Bütün dualarınızın ve ibadetlerinizin makbul olması temennisi ile Ramazan-ı Şerifleriniz mübarek olsun.
Selam ve dua ile…

 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Nejla demir 2017-05-29 12:04:08

Hocam yazdıklarınıza katılmamak mümkün değil binlerce camimiz hocamız hatta devlet desteğimiz varken gittikce ahlaksızlaşıyoruz nerde hata yapıyoruz herşey gösteriş oldu bence hata rüşvetle iman ettirmekte şunları yapın sevabı bu kadar Allah affeder gibi telkinler cahil toplumlarda şeytanların işine yarıyor bu kadar basit olmaz hocam insanlara yardımcı olmanın sevmenin günahı sevabı olmasın hocam ihtiyaca cevap vermenin faziletleri kısacası hoşgöruü ve sevgiyle bakmayı herkesi kendi gibi görmeyi öğretmeliyiz şu kadar ibadete bu kadar huri var deyerek olmuyor ahlakı unuttuk hocam önce ahlaklı olmalıyız.Saygılarımla