Ramazan ayının bir özelliği de olgun mü’min olmanın eğitiminin verildiği bir mektep olmasıdır. Ramazan’da mü’minler yoğun bir ibadet seferberliğine girerler, kötü duygu, düşünce ve alışkanlıklarından kurtulmak, günahlarından arınmak ve çokça sevap kazanmak için yoğun çaba sarfederler. Akrabalarına, komşularına, arkadaş ve dostlarına hatta tanımadıkları din kardeşlerine bile ikramlarda bulunurlar, birbirlerine karşı daha cömert davranırlar. Kardeşlik, sevgi, saygı, diğergamlık, yardımlaşma ve dayanışmayı doruk noktaya ulaştırmaya çalışırlar. Kısacası iyi bir mü’min olmak için ne gerekiyorsa onu yapmaya gayret gösterirler.

Ramazan’ın gelişiyle birlikte toplumda gözle görülür bir değişiklik meydana gelir. Mü’minler Ramazan’ın manevî atmosferiyle pek çok ahlâkî meziyetler kazanırlar, kalpleri tüm yaratılmışlara karşı merhamet ve şefkat duygularıyla dolar.

İnsanlar birbirlerine karşı daha sevecen, affedici, hoşgörülü ve anlayışlı davranırlar, asayiş olaylarında ciddi manada bir azalma olur. Çünkü bu ayda başta oruç olmak üzere ifa edilen ibadetlerle nefsini terbiye eden ve sabretmeyi öğrenen insanın, kötülük işlememeye karşı direnci, azim ve kararlılığı artar. Hasılı bütün bir toplumda Ramazan-ı Şerif’le gelen huzur ikliminin tesiri hakim olur.

Ramazan’da Gönüller Yapalım

Ramazan ayı bize merhamet, diğergamlık, yufka yüreklilik gibi pek çok üstün meziyetler kazandırmaktadır. Zira oruç nefsi terbiye eder, kişiyi bencillikten kurtarır, muhtaç, mahrum ve mağdur kimselerin hallerini anlamayı sağlar, böylece insanı iyilik yapmaya, çevresindekilerle iyi ilişkiler kurmaya sevkeder.

Ramazan mektebinde yetişen bir mü’min, Yüce Yaratıcısı Allah’a karşı saygılı olduğu gibi, O’nun mahlûkatına karşı da saygılı ve hürmetkâr davranır. Zaten mü’min, başkalarıyla ünsiyet kurabilen, başkalarına ülfet ve muhabbet duyabilen insandır. Olgun mü’min, “Rakiku’l - kalp”yani, yufka yürekli, zarif, ince, hassas, duyarlı daha öz bir ifadeyle engin bir merhamet timsali ve tam bir gönül insanıdır.

Ramazan ayının rahmet ikliminden feyz alarakörnek bir gönül adamı olan Müslüman, içinde yaşadığı topluma karşı daha duyarlı hale gelir. Birlikte yaşadığı insanların dert ve sıkıntılarını kendine dert edinir, sevinçleriyle sevinir. O, kendini gönüller yapmaya, kırık kalpleri onarmaya adar adeta.Yunus Emre de;

Ben gelmedim davi için
Benim işim sevi için
Dostun evi gönüllerdir
Gönüller yapmaya geldim

sözleriyle bir Müslümanın bu güzel vasfını veciz bir şekilde ifade etmiştir.

Demek oluyor ki, gönül almak, gönül yapmak kâmil bir mü’min en temel özelliğidir. O herkesle iyi geçinmeyi,çevresindeki insanlarla samimi, dostane ilişkiler kurmayı ve gönül yapmayıen önemli bir vazife olarak görür. Nitekim Hz. Peygamber  (s.a.s) bir hadisinde mü’mini“kendisi ve başkaları ile iyi geçinen kimse” olarak tanımlamış ve devamla “Başkaları ile iyi geçinmeyen ve kendisi ile geçinilmeyen kişide hayır yoktur”(Ahmet b, Hanbel, Müsned, II, 400) buyurmuştur. Zira bu özelliklere sahip bir kişinin başkalarına karşı hayır ve iyilikten başka bir davranış sergilemesi, kalp kırması, gönül incitmesiasla söz konusu olamaz.

Gönül yapmanın çeşitli yolları vardır. Kimi zaman ihtiyaçlar içinde kıvranan birinin ihtiyacını gidermek için maddî imkanlarımızı seferber etmek, kimi zaman umutsuzluğa kapılan birine moral ve umut telkin etmek, bazen bir yetimin başını okşamak, bazen de kendini yalnız ve çaresiz hisseden birinin halinihatırını sormakyahut da dert ve keder girdabında boğulan bir kimseye tatlı bir tebessümle bakmak, güzel bir söz söylemek…

İşte bu örnek olarak verdiğimiz davranışlarla ve daha başka yollarla bir gönül yapmak, bir gönüle girmek pekâlâ mümkündür. Bu konuda hiçbir davranışı küçük görmemelidir. İnsan gönlü en ufak bir iyilikle bile kazanılabilir. Neyin ne kadar etkili ve yararlı olacağını biz bilemeyiz. Çünkü her insanın ihtiyacı, sıkıntısı, beklentisi aynı değildir. Mesela bazıları için çok pahalı, değerli şeyler vermek değil de aranıp sorulmuş olmak daha anlamlı ve önemli olabilmektedir.

Bu konuda, “Hiç olmazsa yarım hurma ile sadaka vererek cehennem ateşinden korununuz”(Buharî,Edeb, 34; Müslim, Zekât, 66-70)hadisi konumuza ışık tutmaktadır. Allah Resûlü (s.a.s.) bu ifadeleriyle,hiçbir iyiliği küçük görmememiz gerektiğine, küçük görülen iyiliklerin insanı büyük sıkıntılardan kurtarabileceğine, insana çok şeyler kazandırabileceğine işaret etmişlerdir. Halkımızın arasında yaygın olarak kullanılan “Yarım elma, gönül alma” deyimi de bu hadisi açıklar niteliktedir. Bu sözle gönül almak isteyen kimse için çeşitli imkanlar ve fırsatlar bulunduğu anlatılmaktadır.

Gönül yıkmamak
Dinimiz gönül yapmak kadar belki daha fazla gönül yıkmamaya, kimseyi incitmemeye de büyük önem vermektedir. Çünkü inancımıza göre kalp (gönül) nazargâh-ı ilâhîdir. Kişi başkalarına sözlü ya da fiili olarak zarar verir ve gönüllerini incitir. Bundan dolayı Hz. Peygamber (s.a.s.),Müslümanı, elinden ve dilinden diğer Müslümanların zarar görmediği insan olarak tarif ederek(Buharî, İman, 4-5; Müslim, İman, 64-65), Müslümanın kalp kırıcı, gönül yıkıcı olamayacağını beyan etmiştir.Kur’an’da,“Kullarıma söyle: (İnsanlara karşı) en güzel sözü söylesinler. Çünkü şeytan aralarını bozar”(İsrâ, 17/ 53) buyrularak kötü sözün insanî ilişkilere zarar verdiğine dikkat çekilmiştir.

Hz. Ömer (r.a.)’e atfedilen “Ey Kâbe seni yıksam, yeniden yapabilirim, ama kırılan bir kalbi asla” şeklindeki ifade,İslam’ın insana venazargâh-ı ilâhî olan insan gönlüne verdiği değeri ortaya koyması bakımından oldukça dikkat çekicidir.Hz. Mevlânâ da, “Gönül yıkmak ahmakların işidir, zira akıllı kişi,bir insanı incittiğinde aslında Allah’ı incittiğini bilir” der.Yine Hz. Mevlânâ şöyle söyler: “Bir defa kalp kırmak, Kâbe’yi yıkmaktan daha kötüdür. Zira Kâbe’yi Hz. İbrahim yapmış, gönlü ise Hz. Allah yaratmıştır.”Hak aşığı Yunus Emre de insan gönlünün incitilmemesi konusuna çokça değinmiştir. Şiirlerinde şöyle söyler Yunus:

Gönül Çalab`ın tahtı /Çalabgönüle baktı.
İki cihan betbahtı, kim gönül yıkar ise.

Bir kez gönül yıktın ise bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi elin yüzün yumaz değil.

Bir örnek deErzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri’nden verelim:

Cihan bâğında ey âkıl, budur makbûl-i ins ü cin,
Ne kimse senden incinsin, ne sen bir kimseden incin!

O halde; olgun mü’min olmanın eğitiminin verildiği bu mübarek Ramazan ayının kıymetini bilelim ve çok iyi değerlendirelim. Yüce Rabbimize yapacağımızibadetlerimizin yanında başta anne-babamız olmak üzere aile fertlerimizle,akraba ve komşularımızla, birlikte yaşadığımız diğer insanlarla, özellikleihtiyaç sahipleriyle,yetim ve kimsesiz çocuklarla, yaşlılarla, ülkemize sığınmak zorunda kalan mülteci kardeşlerimizle yakından ilgilenelim; ikram ve infakta bulunarak, hiçbir şey yapamıyorsaken azından tatlı söz ve güler yüzümüzle gönüller yapmaya, böylece Ramazan ayından kazançlı çıkmaya çalışalım.Bu ayda kazandığımız bu güzel hasletleri ömrümüzün sonuna kadar devam ettirmenin gayretinde olalım.

Gelin bu mübarek ayda Yüce Allah’ın,“Mü’minler, ancak kardeştir”(Hucurât, 49/10)buyruğunu yeniden hatırlayalım. Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in, “Birbirlerine acımakta, birbirlerini sevmekte ve birbirlerine şefkat göstermekte, mü’minlerin tek bir vücut gibi olduklarını görürsün”(Müslim, Birr, 66) hadis-i şerifi üzerinde tekrar düşünelim. Ve din kardeşliği hukukunun üzerimize yüklediği sorumlulukların farkına varalım.

Yeryüzünün bir yerlerinde kalbi kırık, gönlü yaralı, dertli, biçare, mazlum ve mağdur din kardeşlerimiz olduğu müddetçe -üstelik onların yürekler dağlayan acıklı halleri her gün gözlerimizin önüne serildiği halde- bizlerin mutlu ve huzurlu olamayacağımızın idrakinde olmalıyız. Birbirimizin derdiyle dertlenmemiz gerektiğini, elimizdeki imkanları kardeşlerimizle paylaşmak zorunda olduğumuzu, kanayan yaraları sarmamızın, kırılan kalpleri onarmamızınİslamî ve insanî görevimiz olduğunu unutmamalıyız.

Bu anlamdaBaşkanlığımızın, bu yılki Ramazan ayı için seçmiş olduğu, “Gelin Gönüller Yapalım, Gelin Gönüller Onaralım, Bu Ramazan ve Her Zaman” temasının daha iyi anlatılması, anlaşılması ve hayata yansıtılabilmesi için var gücümüzle gayret göstermeliyiz.
Mehmet Sönmezoğlu
Kocaeli Dini Yüksek İhtisas Merkezi Müdürü

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol