Türkiye İstiklal ve İstikbal yolunda çok önemli bir eşiği daha atladı.

Bu başarıya emeği geçen, tuzu olan herkesi kutlamak lazım.. Kazanan Türkiye oldu, Millet oldu sonuçta…

Bu başarı yedi düvele karşı mücadele veren Müslüman Anadolu Halkının zaferidir. Önümüzdeki süreçlerde bunun sonuçlarını daha net göreceğiz.. Çeşitli nedenlerle tercihini “HAYIR”dan yana kullanan samimi vatandaşlarımız da bunu anlayacaklardır diye düşünüyorum.

Tabi, %51.4’lük seçim sonucunun ne anlama geldiğinin artısı-eksisi ile iyi kritik edilmesi gerekiyor. Daha yolun başındayız. Yapacak çok işimiz var. Fotoğrafı iyi göremezsek yol alamayız.. Şer cephesi hiçbir zaman vazgeçmeyecek.. Yeni hamlelerle yine gelecekler.

Öncelikle, Milli İrade tercihini değişimden yana kullanmıştır. %50’nin bir üstü de olsa sonuç geçerlidir. Demokrasi böyle bir şeydir. Herkes sonuca saygılı olmalı, mızıkçılık yapmaya, çamura yatmaya gerek yok…

Ak Parti ve MHP cephesinde ortalama %55 üstü bir “EVET” beklentisi vardı. Bu olmadı.. Bunun da ciddi anlamda dersler içerdiğini düşünüyorum.

Öncelikle, Ak Parti teşkilatlarından başlamak istiyorum. Ben bir çok teşkilatta (tabi canla-başla ilk günkü heyecan ve aşkla çalışanlarlar hariç)  “metal yorgunluğun” olduğunu düşünüyorum.. Zaman içerisinde farkında ya da değil toplumdan, sahadan kopma var. “Körler- sağırlar birbirini ağırlar” moduna dönüşebiliyor... Sahadaki hareketlilikler, beklentiler gözden kaçabiliyor.. Özellikle büyük şehirlerde sahada Ak Parti teşkilatları sahaya hakim değildi. HAYIRcı kanat daha etkili çalışıyordu.. Birebir markajlar yapılıyordu.

Şu bir gerçekliktir, sahaya kim hakimse o kazanır… Ak parti teşkilatları sahaya inmede geç kaldı. Bu değişimin ne anlama geldiğini sokaktaki vatandaşa, esnafa yeteri kadar anlatamadı…

Tercihini “EVET”ten yana kullanan kadirşinas Anadolu Halkı büyük oranda REİS’e güvendiği için, REİS’e oy verdi. Bu işin Ahmet-Mehmet meselesi değil VATAN-MİLLET meselesi olduğunu gördüğü için oyunu “EVET”ten yana kullandı… Bu gerçeği görmek lazım.

Bir de Ak Parti tabanında zaman içerisinde küskün, kırgın bir kitle oluştu maalesef… Bunların kimi yereldeki teşkilata, belediye başkanına kızdı, kimi bölge Milletvekiline kızdı, kimi de Fetö’den dolayı duygusal bir kırıklığa girdi. Anadolu’da neredeyse her aileden Fetö konusunda işlem yapılan birileri var. Konuşulduğunda bunların hak ettikleri söylenmekle birlikte; “Ben oğluma söverim ama amin diyeni sevmem” ata sösümüz misüllü tepkiler oluştu.

Ayrıca, Fetö’yü bahane ederek kimi yapılar, içlerindeki “Din” düşmanlığının tezahürüyle, bunlar da böyle olur deyip bütün dini yapıları hedef tahtasına oturtmaya çalıştılar. Yer yer bu konuda yanlış anlaşılmalar oldu. Bu durumun Muhafazakar Anadolu insanında tedirginlik oluşturduğunu söyleyebiliriz.

Bu seçim sonucundan şunu gördük ki büyük oranda “EVET” oyu veren muhafazakar kitledir. Bu konuda hassas olmak gerekiyor. Bu blok kırılmamalı…

Bu sürecin bir Kahramanı da Sayın Devlet Bahçeli ve MHP’dir. Bazı kişi ve kuruluşların, yapıların sayısal ağırlığından ziyade “özgül Ağırlığı” daha etkilidir. Sayın Devlet BAHÇELİ bu konuda üstüne düşeni yapmıştır. Tarih ileride Devlet BAHÇELİ’nin; “Biz eğer Perinçekgiller ile Tayyip ERDOĞAN arasında bir seçim yapmak zorunda kalırsak şunu herkes bilsin ki tercihimiz sayın ERDOĞAN’dan yana olacaktır” mesajının ne anlama geldiğini daha net yazacaktır. Sadece şunu diyebilirim (Ehli ne demek istediğimizi anlar);

Eğer Sayın BAHÇELİ’nin bu desteği olmasaydı bu referandumu yapmak o kadar kolay olmayacaktı… Ancak, şunu da görmek gerekiyor, oy olarak MHP’den umut edilen oy gelmedi. MHP yönetimi teşkilatlarına hakim olamadı. Ya da teşkilatlar tabanını ikna edemedi. Bunda kimi Ak Parti sözcülerinin haddi aşan söylemleri de etkili oldu maalesef.

Bu seçimin en önemli belirleyici faktörlerinden biri de Doğu- Güneydoğu oyları, Kürt kardeşlerin oyları oldu. 1 Kasım seçim sonuçları ile Referandum sonuçları bu bölge üzerinden incelendiğinde fotoğraf ortaya çıkar.

Biz baştan beri, Doğu ve Güneydoğu’da vatandaşın bir anlamda PKK ve uzanımı HDP’ye itildiğini, aslında özünde dindar olan bölge halkının ikna edilir ve meseleler doğru anlatılırsa bu yapıdan kopacağını savunduk… Hendek siyaseti bu anlamda bir dönüm noktası oldu. Vatandaş örgütün gerçek yüzünü gördü ve üzerindeki örgüt baskısını belli ölçüde attı. Tabi burada Hükümetin olumlu yaklaşımlarının da payı büyük..

Bu çerçevede ilerisi için Doğu-Güneydoğu stratejisinin iyi analiz edilmesi ve oluşmaya başlayan “güven” duyusunun zedelenmemesi çok önemli.

Bu değişimde Hüda Par’ın olumlu katkısı da unutulmamalı diye düşünüyorum.

EVET, daha yapacak çok işimiz var. Yaşananlardan ders çıkarıp yola devam edeceğiz.

Şer Üst Akıl pes etmeyecek ve daha bir hırsla gelecekler. Bizim de bunlara karşı daha fazla kenetlenmemiz gerekiyor. Birlik, beraberlik ruhuna “Milli Ruha”, “Çanakkale Ruhu”na ihtiyacımız var. Bu ruhu zedeleyecek her türlü söylem ve eylemden uzak durmak gerekiyor.

Hani diyoruz ya; burası “SON KALE” diye.. Herkes bu şuurla hareket etmeli… Mazlum Ümmetin umudu söndürülmemeli…

DURMAK YOK YOLA DEVAM…

 SAYGILARIMLA…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Sinan Şahin 2017-04-18 23:43:32

Hocam yazınıza aynen katılıyorum. Ümmetin ittihada ihtiyacı var