Rusya'nın Suriye ile yakınlığı soğuk savaş öncesi II. Dünya savaşı sonrasına kadar uzanır Sovyetler Birliği dağılmadan önceki dönemden gelen yakınlık, Siyasi ve Ekonomik  ilişkilerin devamı niteliğindedir,lakin Rusya ile Suriye ilişkileri bir çırpıda anlatılacak cinsten değildir. Viladimir Putin'in Başkanlığı sırasında 2005 yılındaki Beşar Esad'ın Moskova ziyaretine kadar hareketsiz durumdaydı.Ne varki yine aynı dönemlerde Ruslar bu kez İsrail ile ilişkilerinin çok daha yakınlaştığı dikkati çekmekteydi.

Suriye 2008 de Rusya Gürcistan savaşı sırasında eksikliğini en fazla hissettiği donanmasına yeni alanlar yaratması karşısında Moskova'nın ve özellikle BM gibi uluslararası arenadaki desteğini sağlamış oldu.

Şam, Sovyetler Birliği döneminden beri Rusya'nın en büyük silah alıcısı ülke olurken, Suriye ordusunun envanterinde Rus yapımı 6 bin tank, 600'den fazla uçak 51 gemi  ve çok sayıda askeri malzeme bulunmaktaydı.

Rusya 2012’de suriye deki kimyasal silahların imha edilmesi toplatılması  durumu oluştuğu andan bu yana birinci dereceden Suriye olayının içine girmiştir.Rusya 1970’lerden bu yana  Suriye’nin içinde siyasi askeri ve izleme örgütleriyle birlikte faaliyet göstermekteydi 1970 den bu yana bu yapılanmayı sürdürmekteydi.



Ne olduysa Beşar Esad'ın Ocak 2005 yılındaki Moskova ziyaretinin ardından oldu.Bir anda iki ülke ilişkileri yeniden hızlı bir şekilde gelişirken, Rusya ABD ile İsrail'in itirazlarına karşın Suriye'ye gelişmiş hava savunma sistemlerinin satışını bile kabul etmişti.Suriye'nin Lübnan Başbakanı Refik Hariri cinayetinde rolü bulunduğu iddialarına karşın Moskova-Şam ilişkileri derinleşerek devam etti.

Neresinden bakarsak bakalım Ruslar Ön Asya’da uzun müddet varlıklarıyla,siyasi ve askeri hareketlilik göstermişlerdir.Bu dönemde Rus dış politikasını; İsrail-Lübnan geriliminde İsrail tarafında,İsrail-Suriye geriliminde ise Suriye tarafında görmekteyiz. Bütün bu olanların tek müsebbihi olan Putin Moskovası, öteden beri  Şam ile ilişkileri geliştirirken, diğer yandan da İsrail ile yakın ilişkileri sürdüren bir politika izlemeye çalışmıştır. 

Suriye ile Rusya'ya ait olan Sovyetler Birliği döneminden kalma borçların ve ekonomik  konuların çözümünü isteyen Moskova, Şam ile ilişkileri fiilen bir süre askıya almış durumdaydı, taki Beşar Esad'ın 2005 yılındaki ziyaretiyle bu pozisyonunu değiştirmiş oldu.



Moskova'nın Suriye’deki derinliğini ve buradaki politikasını değiştirme gerekçelerini  bir kaç adımda sıralayabiliririz. Öncelikle her zaman Moskova Suriye'yi İsrail ile barış yapmaya ikna edebilecek siyasi etkinliğe sahipti, ve bu durumu kaybetmek istemiyordu Akdenize çıkış yolu olarak gördüğü Suriye Ruslar için vazgeçilmez bir ittifaktı.Ve dahası  Suriye sahilindeki Tartus askeri üssü,Akdeniz'de Ruslar'ın donanmasına ev sahipliği yapan tek üs durumundaydı.Bu arada Beşar Esad Şam'ın Sovyetler döneminden kalma borcunu ödemeye hazır olduğunu belirtmesi Rusların depolarında bulunan eski model silah ve askeri teçhizatın değerlendirilmesi anlamı taşıyordu.Ve Baba Esad'ın kısa bir süre sonra hayatını kaybetmesi ve yerine oğul Esad'ın geçmesi  Esad'ın Ocak 2005'teki Moskova ziyareti  iki ülke ilişkilerindeki buzul sürecininin erimesini sağladı.

Ve 2005 Putin Esed Anlaşması :Putin Sovyetler Birliği döneminden kalan borcun 8-10 milyar dolarını silmesi karşılığında bir türlü yenileyemediği  silah sanayisi için nakit girişi sağlayacak önemli bir müşteri buldu ve çok sayıda silah anlaşmasının yanı sıra enerji anlaşmalarına imza atmış oldu.

Peki neden bu anlaşmalar?

Ruslar o günlerde aşırı seviyede stoklanmış olan silahların erimesi için ortam aramaktaydı.Silah sanayisi için dünyanın neresi olursa olsun yeterki savaş olması gerekir di. Bu savaş sinerjilerini de yine kendileri ve arkasındaki ülke ve devlet adamları sağlamaktadır.Ruslar için dünyada eğerki savaş olmazsa bu silahları eritmesi imkansızdı.Hepimiz biliyoruz ki dünyanın en büyük özel silah şirketleri kara para aklama sistemleri Rusların elinde bulunmaktadır.Beşar Esad bu kirli plana ortak oldu hiç acımadan sırf payidahının devamı için kendi halkına savaş açtı.



Tabi bundan ziyade bir önemli husus ise Moskovanın, Şam'a yönelik zihin değişikliği sayesinde Rusya'nın Akdeniz'de donanma bulundurmasını isteyen, Ön Asya da gerçekten güvenebileceği  bir müttefike sahip olmuş olması iyi geliyordu. Ve o günden itibaren Suriye sahilindeki Tartus deniz üssünde yeniden bir hareketlik yine o yıl içerisinde gerçekleşti.

Moskova için Mısır,Tunus,Cezayir ve Ortadoğu'daki Irak, Suriye, Lübnan gibi totaliter Arap rejimlerinin varlığını sürdürmesi avantajlı olsa da mevcut yönetimlerin varlığını sürdüremeyeceğine kanaat getirdiğinde söz konusu ülkelerdeki menfaatlerini dezavantajlı konuma düşmemesi ve varlığını devam ettirebilmek için taraflarla aynı anda farklı ilişkiler kurma,dış temaslarda çarpraz stratejiler geliştirebilmektedir. Bu kısaca şu anlama gelmektedir Ruslar stratejilerini yalan ve itibarsız hayaller üzerine kurmaktadır.



Rusya’nın uluslararası mecrada en önemli kozu birlemiş milletler daimi üyeliğidir.Natoya karşı Varşova paktının dağılmasının ardından bu Üyeliğini kullanarak istediği staratejileri dünyaya dikte etmekte güçlük çekmemektedir.Yakın tarihte bunu görmekteyiz NATO'nun Libya'ya yönelik harekatını Başkan Viladimir Putin "Haçlı Seferi"ne benzetirken, Devlet Başkanı Medvedev ise Putin’in açıklamalarının tam tersi olarak  BM Güvenlik Konseyi'nde NATO'nun operasyonuna izin veren kararı, Moskova'nın desteğinin kendi talimatıyla olduğunu belirterek Libya'daki totaliter rejimi eleştirmişti.

Suriye'deki muhalifleri destekleyen Dış Komite Sözcüsü Prof.Dr.Mahmud Hamza yaptığı açıklamalarda, Rusya'nın Suriye sorununun nasıl çözülmesi gerektiği konusunda net bir vizyon ortaya koyduğunu belirterek, Medvedev'in ise Esad'a reform yapması yada iktidarı bırakması çağrısının olumlu olduğunu söylemesini unutmayalım.

Rusya'nın Suriye'deki olayları yakından izlediğini ve daha çok olayın sonuçlarıyla ilgilendiğini ifade eden Hamza, "Rus yönetimi bu yüzden Suriye'deki rejime karşı benzer açıklamaları birkaç kez yaptı. Lakin Esed ve yakınlarının bu uyarıları dikkate aldığını görmedik.Halbuki Medvedev'in son açıklaması son derece sertti. İlk defa koltuğunu terk etmesi dillendirildi" demişti. Fark ettirilmeyen nokta ise Rusya’nın kötü ağabeyliğini bu kamufle ederek tüm dünyadan gizlemesiydi. Moskova'nın Suriye yönetiminin bu uyarıları umursamayan tavrından sonuçlar çıkarması gerektiğini vurgulayan Hamza, "Rusya'nın İnsanlara ateş açan rejime ne zamana kadar dayanması gerekiyor?" derken bile hali hazırda Ruslar’ın bu planı 2005 yılında yürürlüğe koyduğunu  göremiyor olmasıydı.



Rusya'nın Suriye yönetimine desteğinin en baştan beri devam ettiğini ve BM Güvenlik Konseyi'ndeki veto kararının da bu desteğin en iyi göstergesi olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz.

Ortadoğu'da uluslararası güçlerin rekabetini artıran asıl gücün rusların panislavizim düşüncesin temelini yansıtıyor çıkarlar veya stratejik planlardan dolayı Rusya'nın bu startejik iz düşümüne saplananacak olan batı ise bundan haberdar değil  gibi görünmektedir. yıllardır Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ‘ın tavsiyelerini göz ardı eden batı ülkeleri durumun rehavetinden yeni yeni sıyrılmış olsaki Çare üretmesi için Türkiye’den ve Recep Tayyip Erdoğan’dan destek aramaya başlamıştır.

Alman federal haber alma servisi BND tarafından Rusların Suriye rejimine verdiği destekle ilgili politikalarının temelinde batının köşeye sıkıştırılmış olması etkisini son yayınladığı raporlarında da görmekteyiz bu durumun  kısa sürede değişeceğini sanmak aptallık olsa gerek çünkü ortadoğuda Irak bataklığından sıyrılan batı Suriye bataklığına hızlı bir şekilde ilerlemektedir.Alman şansölyesi Angela Merker bu durumun farkında olup ancak Avrupa’nın diğer büyük gücü Fransa bu durumdan habersiz gibi hareket ederek Rusya’nın harekatına katkıda bulunmaktadır.Fransa bu durumun farkında mı değilmi bunu ilerleyen günlerde göreceğiz. Rusların Suriye stratejisi  AB için ayrı bir çatlak oluşturacağa benziyor Alman’lar Rusların bu bu harekatınından en büyük yarayı alacak olan taraf olacak ancak Rusların varlığından Fransa bir çok stratejisinde yeni kazanımlar elde edecek gibi görünüyor.

Suriye ile başlayan bu durum Avrupa nın ikiye bölünmesine sebebiyet verecek mi ? 
Rusların batı politikasını oluşumunu hızlandıracak mı? 
 Bunu zaman içinde hep birlikte göreceğiz ?

Moskova bir taraftan dışarıdan uluslar arası güçlerin müdahalesi olmadan istediklerini almak istiyor bir taraftanda  kan dökülmesini engellemek ve reformların yapılmasını isterken medeni olabilmeyi başarıyor gibi durmaktadır.Diğer taraftan ise Suriye halkına karşı olumsuz politikası ve Suriye Halkından her gün  masum insanların kanını dökmeye hızla devam  devam etmektedir.en son sınır tanımayan doktorlar birliğinin hastanesini vurması dünya kamuoyunun gözünden ve gönlünden kaçmamıştır.

Moskova bir yandan Suriye'de ki çıkarlarını korumaya çalışılırken diğer yandan da Libya senaryosunun tekrarlanmaması için BM izniyle Batılı ülkelerin askeri gücünün dahil olmasnı engellenmeye çalışarak yeniden bir BM manevrası başlatacak bunuda Türkiye üzerinde yapmaya kararlı gözüküyor.

BM'deki  ilk veto birçok tarafa mesaj niteliğindeydi 

Rusya'nın BM Güvenlik Konseyi'ndeki Suriye kararını veto etmesinin aralarında ABD, AB ülkeleri, Esad yönetimi ve Suriye muhalefetinin bulunduğu birçok tarafa karşı güçlü bir mesaj idi. Moskova daha  en baştan pozisyonun önemli olduğunu gösterdiği gibi,Moskova açısından stratejik öneme sahip olan ülkelere karşı Batı ülkelerinin müdahalesine yeşil ışık yakmayacağını gösteriyor olmasıydı.


İç savaş başlamadan önce de Rus askeri yetkililer oradaydı. Rusya zaten Tartus Üssü’nü kullanıyordu. Suriye ve Rusya arasındaki bu ilişki yaklaşık  40 yıla dayanıyordu  Amerika’ da bu ilişkiyi çok iyi bildiği için Irak müdahalesi gibi bir müdahaleden çekinmiş olabilir mi ?

ABD, Rusya’nın Suriye’ye tavırlarını  içine sindiremiyor olması ancak elinden de bir şey gelmiyor olması bu sebeple PYD ve bağlı birliklerini kullanmasını hızlandırmıştır. Ancak unutulmaması gereken bir durum var ki  PKK PYD uzantısı bir örgüt mü yoksa PYD uzantısı olan bir örgütmü buna dikkat etmek gerekir.



PKK dan evvel var olan  kuzey Irak yapılanmasından farklı olarak önceden ortaya çıkmış Abdullah Öcalan ın sosyalist asli örgütüdür. Temelde düşünce tarzını rusya dan almaktadır soğuk stratejiler üreterek eski rus silah larını kullanmaktadırlar. Abdullah öcalan’ın yakalanmasından sonra Kuzey Irak ve Kuzey Suriye hattında yeni bir iş birliğine gitmişlerdir.Daha evvelinde ise Abdullah Öcalan’ın Kuzey Suriye’de bulunan kamplarında asıl harekat üstlenicisi idiler.

Abdullah öcalan ın yakalanmasın dan sonra 2000 li yıllarda asıl kadro Avrupaya geçerek siyasi olarak harekete devam ederken kamplar dağıtılmamış Esed yönetimi tarafından desteklenerek korunmuştur.

Bu arada Öcalan konusunda Türkiye’nin verdiği nota sayesinde harekete geçen Esed yönetimi Abdullah Öcalan’ ı Suriye’den çıkarmış fakat kampların kontrolünü Rus askeri yetkililerine bırakmıştır.

Moskova'ya göre Suriye içindeki muhalefetin gücü Batı basınında abartıldığı seviyede olmadığı ve dünyanın Suriye'ye yönelik müdahalede bölündüğü yönünde. Bu yüzden yalnızlık hissi içinde olan Esad şu anda tamamen Moskova ve Çin'e yaslanmış durumdadır.



Uluslararası örgütler kan dökülmesini durdurmak için, ülkede siyasal, ekonomik reformların yapılmasına yardımcı olmak için Uluslararası toplumun ve örgütlerin temel yükümlülüğünde, sivil vatandaşları korumak amacıyla büyük bir hazırlık içerisine girmez ise onbinlerce kişiyi Ruslar katledecek.ve her an olabilecek bu durum hepimizin korkusu olduğunu düşünüyorum.Kadın erkek çoluk çoçuk ayrımı yapmadan insafsızca hayallerinin peşinden giden Ruslar bu kez tam anlamıyla kendi sonunu hazırlamakta ve bununda farkında değiller zaten ekonomik çöküş içerisinde olan Rus ekonomisi bu savaştan medet beklemekden ise batmaya doğru gittiğinin farkında değil.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol