Her seçim döneminde Diyanet İşleri Başkanlığı’na ve Dini Kurumlara dair bir meydan hesabı muhakkak oluyordu ama bu seferki hesap farklı mecrada. Anlaşılan meydan hesabı değil bu seferki, karanlık kapılar arkasından yapılıp meydanlara servis edilen bir hesap.

Kabuğumuzu ne zaman kırmaya kalkışsak muhakkak kendini avcı zanneden çekirge sürülerinin hedefi haline geliyoruz. Hem bütün olarak devlet ve hem de kurumlar bazında. Diyanet üzerinden yapılan politik açıklamalar da bunun vahim birer örneği.

Diyanet düne kadar kimsenin tavuğuna kış demiyordu, kendi semaverinde demlenip kendi bardağında içiliyordu. Son yıllarda ise artık bizde pişer komşuya da düşer siyasetini izlemesi hele de bireysel çıkarlar peşinde değil de ümmetin salah ve felah bulması için ortaya koyduğu gayret, terleyen Diyanet İşleri Reisi ve personeli anlayışı, dünyanın neresinde olursa olsun mazlumların kısık seslerine bile kulak verişi dolayısıyla Diyanet’i Reisiyle birlikte hedef tahtası yaptı. Adına hizmet deyip legalleştirilen lakin özünde illegal bir yapılanma olarak ortaya çıkan kendisinden ve müntesiplerinden öte dine ve onun kurumlarına zarar veren bir anlayış son yıllarda örümcek misali sardı memleketi.
Ben yapmıyorsam kimse yapmasın. Benim rant çarkıma müsaade edilmiyorsa ben de iftira ile ayak oyunlarıyla sizi
hizmet etmekten mazlumların sessiz çığlığına kulak vermekten alıkoyarım demeye getiriyorlar.

Mazlumun, yetimin, sessiz çığlığın gözyaşları asit gibidir, yakar ruhunu insanın. Kim bilir malum zihniyetin başına gelen ibretlik olup ders çıkarmadıkları bunca imtihan kanını emdikleri mazlumların ahlarıdır. Aheste ahetse çıkan cinsten. Sayın Reisin de dediği gibi ilkokul seviyesinde dini ve ahlaki bilgiye, değere sahip olmayanların Diyaneti ve Reisini yıpratma gayreti beyhudedir. Çünkü haddizatında onlar dini yönden zayıf bireyleri köşe başına ördükleri ağlarına çok basit düşürüyorlar. Ama dini bütün, ahlakı bütün, erdem sahibi, memleketini çıkarları doğrusunda değil de dinin bir gereği olarak sevenlerin o beyhude ağları göğüsleriyle parçalayıp çıkmaları, o ağlarda kanlarının asalak örümcekler tarafından emilmesine müsaade etmemeleri sebebiyle birilerini ve bazı çevreleri rahatsız ediyor. Bu rahatsız ediş milyonluk araba olarak, masajlı jakuzi olarak iftiralarla önümüze servis ediliyor. Doğrusu bütün sürahiler içlerinde gizledikleri mikroplu suları boşaltıyor.

Diyaneti ve personelini doğrudan ya da dolaylı olarak hedef alanlara; yalan ve iftira ile kirlenen dillerinizi dini kurumların üzerinden çekin diyorum.  Aksi sizin ve akıl hocalarınızın zararına olacaktır.

Diyanet personeli feraset sahibi olmalı bu hakikati görmeli. Personel sayısı olarak birçok kurumu geride bırakması ve TSK’nin bile olmadığı yerde Diyanet personelinin korkusuzca gönülleri fethederek görev yapması bize bu memleketi ayakta tutma konusunda çok iş düştüğünün bir göstergesidir.

Merhum İstiklal şairi Akif’in dediği gibi:
Evler tünek olmuş, ötüyor bir sürü baykuş...
Sesler de: 'Vatan tehlikedeymiş... Batıyormuş! '
Lâkin hani, milyonları örten şu yığından,
Tek kol da yapışsam demiyor bir taraftan!
Sâhipsiz olan memleketin batması haktır;
Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır.
Feryâdı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar...
Uğraş ki: telâfi edecek bunca zarar var.

Yine Üstad Necip Fazıl Kısakürek dediği gibi “Kim var? diye seslenilince, sağına ve soluna bakmadan fert fert 'ben varım!' cevabını verici, her ferdi 'benim olmadığım yerde kimse yoktur!' fikrini besleyici bir dava ahlâkına kaynak bir gençlik...” biz gençliği imamlık olarak çevirelim.

Diyeceğim o ki kıymetli dostlar bu tekerin tümsekte kalmasını istemiyorsak avukatlığımızı politikacılara vermek yerine hizmete dört elle sarılıp avukatlığımızı hizmetlerimizin yapmasını sağlamakla mükellefiz. Yapacağımız her hata şahsımıza değil, şahsımızda İslam Dinine zarar verecektir. Hiçbirimizin Peygamber Efendimizin makamını kirletme lüksü yok. Eğer kirletirsek bu kiri hiçbir gözyaşı, hiçbir pişmanlık ve hiçbir özür temizleyemez.

Üç beş kuruşluk dünyalık hesaplarını bırakıp ahiret nimetlerini ve zilletlerini düşünerek gayret edelim. Zira dünyada şahı da padişahı da sınırlarını yaratanın çizdiği kadar yaşıyor.




Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.