Değerli okuyucu, bir önceki yazımızda 1990’lı yıllarda ülke gündeminde olan Satanizm’den ve ilkelerinden söz etmiştik. Bu yazımızda da konuyla ilgili bazı sorular üzerinde duracağımızı ifade etmiştik. Satanizm’in zemini nedir, başka versiyonları var mıdır, kadim kültürlerdeki şeytan bizim kültürümüzü de etkilemiş midir? gibi sorular.. Buyurun birlikte okuyalım ve düşünelim..

Satanizmin Zemini
Satanizmin daha çok gençler arasında yayılma sebepleri üzerinde sorular soruldu uzmanlara. Onlar da, çağ insanının yalnızlık duygusu içinde bulunduğunu, gençlerin kendi kabuğuna çekilip anti sosyal hale geldiğini, çekirdek ailede yetişen çocukların, ebeveynleri tarafından ya ilgisiz kaldıklarını, ya da aşırı ilgi gördüklerini dile getirdiler. Eğitimciler ve ilahiyatçılar da, gençlerimizin köklü bir manevi eğitim ve öğretimden yoksun kaldıklarını, eğitim sistemi içinde bulunan din kültürü ve ahlak derslerinin yeterli olmadığını, devletin bu konu üzerinde durması gerektiğini söylediler...

Satanizmin Bir Başka Versiyonu  
Aslına bakarsak Satanizm, insanlık tarihinde yeni bir düşünce ve inanç biçimi değil. Başlangıçta Batı dünyasında, Yahudiliğe ve Hristiyanlığa bir tepki olarak çıktı. Farklı biçimlerde İslam coğrafyalarında da boy gösterdi. Meselâ, Suriye’nin Baalbek civarında dünyaya gelen Adi b. Müsavir (ö:1160) adında bir adam vardı. İlkeleri bu adam tarafından tespit edilen bir mezhep oluşturuldu. Ülkemizde de, uzun yıllardan beri bu akımın, müntesipleri mevcuttur.  Ve Adi’nin eserleri, onların kutsal kitapları olmuştur. 

Her ne kadar onlar Allah’ın varlığı ve birliğine, Şeyh Adi’ninmürşid ve yol göstericiliğine inanmak zorunda olsalar da, Allah’ın elçisine de inanmak zorundadırlar. Allah’ın elçisi dedikleri Tavus adlı bir melektir ki, o da Şeytan’ın ta kendisidir.

Daha ötelere gidildiğinde Yahudilikte ve Kabala kültüründe önemli bir yeri olan Ezazil kavramını görürüz. İbranice kökenli olan bu kavram, ihtiraslı, tûlü emel (sonsuz arzu) sahibi demektir. Bazıları onun Melek Tavus’u (Şeytanı) simgelediğine inanırlar. Ortaçağ Yahudi din adamları da,onu, kılları olan bir çöl şeytanı olarak tanımlarlar.
 
Kur’an’da ve Hadislerde böyle bir kavramolmamasına rağmen, ne yazık ki, İsrailiyat faslından olarak bazı İslâm coğrafyasının kültürüne de girmiştir.

Sadece Satanizm mi?
Ülke insanını kıskacına almaya çalışan akım sadece satanizm değil ki. Mesela bir de Müslüman Misyonerler var. O da ne demek mi???

Yıl 2014. Temmuz ayı. Bazı gazetelerden şu haberi okuduk. MİT, yani Milli İstihbarat Teşkilatı, Başbakanlığa ve Diyanet İşleri Başkanlığına4 sayfalık bir bilgi notu göndermiş.Konu, Misyoner faaliyetleriymiş.
  
Ama bu, bildiğimiz sıradan bir misyoner faaliyeti değilmiş.Bu misyonerler, MÜSLÜMAN görünümlü, Müslüman adları taşıyan tiplermiş. Amaçları, bu görünümle Türkiye'nin inanç yapısını bozmakmış.Çünkü son 50 yılda dünya Müslümanlarının sayısının büyük oranda artması misyoner teşkilatlarını oldukça korkutmuş.

Raporda, ABD merkezli iki organizasyondan söz ediliyor ve Türkiye’de C5 grubu ve “FrontierMission” adıyla faaliyet yürütüyormuş. Bunlar, İslâm ve Hıristiyanlığın ortak noktaları üzerinde duruyor,niyetlerini perdelemek ve halkı daha rahat etkilemek için de,Müslüman gibi görünüyorlarmış. Meselâ;“Besmele” çekmeyi ihmal etmeyen, namaz kılan,“Selamünaleyküm” demeyi aksatmayan,ezan okunduğunda “Aziz Allah” diyen, Arapça ilahiler söyleyen grup üyeleri, birbirlerine Müslüman isimleri ile sesleniyorlarmış.Gerçek adı Bruce olan misyonere, Barış diye hitap ediyorlarmış.

Her bölgede farklı yöntemler uyguluyorlarmış. Mesela; Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde poşu ile dolaşıp Kürtçe konuşuyor, Alevi yerleşim bölgelerinde “Allah, Muhammed, Ali” üçlemesinin, “Baba-Oğlu-Kutsal Ruh” üçlemesiyle benzeştiğini, Şia’daki “12 imam inancının” 12 Havari’yi çağrıştırdığını söylüyorlarmış.
  
Raporda, Misyonerlerin, diyalog temasını işleyip, Kur’an-Tevrat-İncil karışımı“Gerçek Furkan” adında bir kitap üzerinde yoğunlaştıkları,kendilerini “Müslüman Hıristiyanlar” diye isimlendirdikleri, Türkiye’de sayılarının 100.000’den fazla olup100’den fazla camide ibadet ettikleri de ifade ediliyormuş.

Velhasıl
Ülkemiz gençlerinin bir kısmı, Yaratan’ın Kitabında bizlere bahsettiği vesveseciye, asıl düşmana, kışkırtmacıya gidip kulak verebiliyor; onun buyruklarını yerine getirebiliyorlar.
Depremi bahane edip, Yerleri sarsana; Yaradan’a değil de, gidip Şeytana kul olabiliyorlar..
Aslına bakarsanız, sadece gençlerimiz değil; bizler de zaman zaman durmadan sarsılıyor, şeytana uyuyoruz. Dün, sağcılık- solculuk, Marksizm, hedonizm, nihilizm, ateizm sarstı toplumları. Uyuşturucu mafyası da bunların cabası oldu. Aslında satanistlerin ve bizim gördüğümüz yerin depremleri, denizlerin tsunamileri, atmosferin hortumları ve dağların vezüvleri tehlike değil; Yaradan’ımız, onlarla bizleri uyarıyor; sarsıyor, “kendinize gelin” ikazını yapıyor da, biz aldırmıyoruz. Dünyamız müthiş bir kokuşmuşluk yaşıyor ne yazık ki. Sadece Satanistler değil; bizler de çoğu zaman o uyarılara kulak vermiyoruz.
     
Dünyayı; sekiz milyarı yönetmeye kalkışanlar, bir yandan bu şeytanın faaliyet sahasını genişletiyor; bir atkım zırvaları kutsayarak bize sübliminal mesajlarla sunuyor, bizler de onu zevkle seyrediyor, buyruklarını yerine getirmiyor muyuz? 

Yediden yetmişe, satanistlerin işgal ettiği Holyvood yapımı film ve dizilerin etkisinde kalmıyor muyuz?. Böyle olmasaydı hapishanelerimiz lebalep dolar mıydı? Böyle olmasaydı görsel ve sanal medyanın bize sunduğu cinayet ve terör haberlerinden dolayı midelerimiz bulanır, içimiz ürperir miydi? Böyle olmasaydı, adım başı yuvalar yıkılıp, bebeler gözyaşı dökerler miydi; toplumda travmalı, sancılı çocuklar yetişir miydi?
 
Evet, evet, 21. Yüzyılın insanları olarak çok müteyakkız ve basiretli olmak zorundayız galiba..
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.