Bismillahirrahmanirrahim

Doğuştan her bireye bahşedilen hürmete layık olma durumu, Allah katında sorumluluk bilincinin yaşam alanına aktarılmasıyla anlam kazanır. Ferdi ve içtimai sorumlulukların ifasında bilinç düzeyi yükseldikçe Allah ile olan münasebet de güçlenir.

İnsanlığa yol gösteren her peygamber aklın, canın, dinin, neslin ve malın her türlü tasalluttan korunması gerektiğini telkin etmekle aslında insana mahsus saygınlığı koruma altına almıştır. Temel hak ve özgürlüklerin sembolü konumundaki bu beş hususun tehlikeye düştüğü yer ve zamanlarda Yüce Allah'a kulluk yapmakla görevlendirilen insan için canın ve malın feda edilmesi en büyük ibadet/kulluk ifasıdır.

Bir zaman kaydı olmaksızın temel hürriyetlerin yaşama imkanı bulduğu yer vatan olarak adlandırılmıştır. Saygın bir hayat yaşamak için gerektiğinde, onu her türlü saldırıdan korumak için mücadele vermek en kutsal görev kabul edilmiştir. Gerek Kur'an'ın bu konudaki teşvik, tavsiye ve emirleri gerekse Allah Resulü'nün söz ve uygulamaları vatan için fedakarlığın sınırı olmadığını, yeri geldiğinde böylesi bir fedakarlığın imandan sonra en erdemli görev olduğunu göstermektedir. Vatana kasteden düşmanla savaşmayı iman edenlere mükellefiyet olarak yükleyen Yüce Allah, bütün müminlerden, cennet karşılığında canlarını ve mallarını satın almış, vatanın korunmasında en aziz varlıklarını feda edenleri, ölümsüzlükle ve en üstün ahiret mükafatı olan cennetle ödüllendireceğini bildirmiştir.

İnancın gereği olan ibadetlerin özgürce ifa edilmesi ile ferdi, ailevi ve içtimai hayatın vahyin öngördüğü yaşam biçimine kavuşturulması, hep vatanla mümkün olabilmiştir. Hz. Peygamber (sav)'in Medine'ye hicreti ve sonrasında müşriklerle giriştiği mücadele insan yaşamına nitelik kazandıran beş değerin özgürce yaşanabileceği bağımsız vatan içindir. Merhum Akif'in Çanakkale şehitlerine atfen; "Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i... Bedr'in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi..."  mısraları, Bedir Savaşında Allah Resulü (sav)'nün; "Yâ Rabbî! ... Bir avuç tevhid ordusu düşmana yenilir mahvolursa, yeryüzünde sana ibadet edecek... kimse kalmaz" yakarışının tarihsel izdüşümüdür. Arada asırlar da olsa Allah'ın adını yücelten, ona kullukta bulunan, hakkı ve hakikati egemen kılmaya çalışan iki milletin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalması ve yeryüzüne haksızlığın, zulmün ve bozgunculuğun hakim olma tehlikesi, Bedir ve Çanakkale'nin ortak kaderini oluşturmuştur.

Göçebelikten yerleşik hayata geçildiği günden bugüne vatan; geçmişin yaşandığı, bugünün idrak edildiği, yarınlarla ilgili umutların canlı tutulduğu, yurt edinilmesinde ve korunmasında büyük bedellerin ödendiği, geçmiş ve gelecek nesillerin üzerinde hak sahibi olduğu, millet birlikteliğinin ikame edildiği, hakkaniyet ve adalet ilkeleri etrafında tesis edilen devlet otoritesi ve himayesinin, insanlığın faydası kıstasında medeniyete dönüştüğü toprak parçasıdır. Kısaca mukaddesat olarak özetlenen değer ve özgürlüklerin afiyetle yaşandığı toprak parçası, fedakarlık ve bedel mukabilinde muhafaza edilmesiyle vatan haline gelebilir. Bu sebeple şair; "Toprak eğer uğrunda ölen varsa; vatandır" demiş, Vatan sevgisinin imanın tezahürü olduğunda İslam Bilginleri arasında fikir birliği vardır. Vatanın bağımsızlığını simgeleyen bayrak, bu payesini vatan topraklarını sulayan şehit kanından almıştır.

Bu kutsal vatan toprağı üzerinde yaşayan mümtaz millet, Vahyin kuralları etrafında aile, komşu akraba, yakın ve uzak çevre, yetim öksüz, kimsesiz, muhtaç ve darda kalmışlarla yardımlaşma, dayanışma ve kaynaşmayı, dolayısıyla millet bütünlüğünü sağlamayı; aynı hassasiyetle dünya üzerindeki mağdur ve mazlum kesimlere  el uzatmayı, göğüs göğüse çarpıştığı düşmanının yarasına deva olmayı, kadın ve çocuklara asla dokunmamayı esas alan bir medeniyet kurmuştur. Cami, çeşme, han, hamam, kervansaray gibi büyük azim ve gayretle inşa edilen eserlerde tezahürü görülen ve büyük alicenaplığın eseri olan iyilik hareketinin ortaya çıkardığı bu uygarlığın dünya ölçeğinde sahip olduğu itibarı yok etmek, hayat verdiği toprakları farklı yöntemlerle sömürgeleştirmek için zamanın hakim güçleri Çanakkale'de bütün teknolojik imkan, vasıta ve insan kaynağıyla Hilalin son temsilcisini yok etme teşebbüs ve kararlılığıyla hiç utanmadan sıkılmadan ta uzaklardan  insanlığın onurunu çiğnemeye gelmişti. Bugün aynı güçler aynı kararlılık ve acımasızlıkla bu kez piyon kullanarak perde gerisinden mazlum ve mağdurların son umudu bu memleketi yok etmeye, onurunu ayaklar altına almaya ve bütün zenginliklerini dışarıya çıkarmaya çalışmaktadır. Bugünün dünden en büyük farkı içteki hainlerin sömürgecilere büyük bir gayretle yardım ediyor olmalarıdır. Ancak hiç endişe etmiyor ve inanıyoruz; Bedir'de münzel üç bin ve nişanlı beş bin melekle müslümanlara yardım eden Yüce Allah, Kurtuluş Savaşının muhtelif evrelerinde bilhassa Çanakkale'de imanlı gönüllere nusretini indirmiş, bugün de uluslararası ilişkilerini salt menfaat ve sömürge üzerine kuran aynı güçlere ve onların içteki işbirlikçilerine karşı yürütülmekte olan mukaddesat, hak ve hakikat mücadelesinde yardımını esirgemeyecek, mazlum ve mağdur nice toplulukların yardım çığlığına bu millet vasıtasıyla imdat olacaktır.

Dünya düzleminde kıskançlık ve ihtirasın tetiklediği çıkar çatışması, insanlık tarihiyle yaşıttır. Başlangıçta  fertler arasında cereyan eden bu acımasız ve insan onurunu rencide eden mücadele büyük insan topluluklarının teşekkülü ile şekil ve yöntem değiştirmiştir. Ülkeler inanç ve coğrafya ekseninde sömürgeciliğin hedefi haline getirilmiştir. Sonsuza dek devam edeceği aşikar olan bu iyilik ve kötülük mücadelesinde bize düşen görev; vatan olmaksızın millet, millet olmaksızın da devlet olunamayacağı bilinciyle geçmişten bugüne iyilikten yana tavır alan muazzez ecdadımızın bin bir güçlükle özgürlük alanı haline getirdiği bu memlekete ne pahasına olursa olsun sahip çıkmaktır. Onların aziz hatırasını yaşatmak da bu hassasiyet bilincini zorunlu kılar.

Çanakkale Şehitlerini ve bütün şehitlerimizi rahmet, minnet ve duayla anıyorum.

Dualarda buluşmak dileğiyle...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.