Başkan Şimşek: ''Yılbaşı kutlaması kültürümüz değil''
Grup sayfamız için  

“Yılbaşı kutlamaları ile ilgili çeşitli tartışmalar yapılırken; halkımız biz din görevlilerine ; “Hocam yılbaşını kutlasak mı? Kutlamasak mı? Diye sorular soruyor. Bu nedenle halkımızın bilgilendirilmesi bakımından bu açıklamayı yapıyoruz. Yılbaşında bazı çevreler bilerek veya bilmeyerekte olsa, yılbaşı kutlama algısının etkisiyle çeşitli kutlamalarla bu geceyi geçirecekler. Bu gece yapacağım kutlamayla Allah(cc) indinde hata işlemiş olur muyum? diyenlere seslenmek istiyoruz. Müslüman’ım deyip Yüce Allah(cc)’a ve O’nun Resulü Hz. Muhammet Mustafa (sav)’e iman edenler şunu çok iyi bilmeli ki, bu dünyada yaptıklarımızdan dolayı ya sevap işlemiş oluruz, ya da günah.  Sorunun cevabını aslında biraz mantığımızı harekete geçirirsek kendimiz bulacağız. Müslümanım diyen bir kişi Allah(cc)’ın tüm emirlerini kabul etmiş, O’nun Resulüne itaat etmiş demektir. Buna göre şimdi yapacağımız her hareketten dolayı Allah’a karşı sorumlu olduğumuzu düşünerek, Allah(cc) o işten razıysa Müslüman onu yapar, razı olmayacaksa terk eder, yapmaz.  İçkili âlemlerle, çılgınca eğlencelerle cahiliye toplumunu andıran kutlamaların asla dinimizde yeri olmadığını bilmeliyiz. Batının bizim kültürümüze ve dini değerlerimize nasıl karşı olduğunu görerek, bizimde onların içi boş kültürlerine karşı olduğumuzu dik duruş sergileyip, cümle âleme göstermeliyiz.                                                                                                          
Bu yılbaşı gecesinden de bir gece sonra (2-3 Ocak Cumartesi, Rebiul Evvel ayının 12.gecesi) Sevgili Peygamber Hz. Muhammet Mustafa (sav)’in doğduğu geceyi, Mevlit Kandili gecesini idrak edeceğiz.  Geçireceğimiz yılbaşı gecesi, idrak edeceğimiz Mevlit Kandili gecesine aykırılık gösterecekse, Mevlit Kandili gecesini nasıl idrak edeceğiz. Yılbaşı gecesi başka âlem, kandil gecesi bir başka âlem bir Müslüman için asla düşünülemez.  Bu çelişkileri ortadan kaldırmak için bir durum değerlendirmesi yapmak gerekir. Batılı Hıristiyanlar Hz. İsa’nın Aralık’ın 26. Gecesi doğduğuna, doğu Hıristiyanları da Ocak ayının 6. gecesi doğduğuna inanırlar. Bu tarih aralıklarını Noel kutlamalarıyla geçirirler. Kendi içlerinde bile inanç birliği yoktur. Hıristiyanların haricinde hiçbir inanç kitlesi bu geceleri kutlamaz. İslam dünyası bugünkü Hıristiyanlık anlayışını tümden batıl kabul ettiğinden, Hıristiyan kültürü olan yılbaşı kutlamasını da asla kabul etmez. Gerçek dinin temsilcisi olan bizler, uydurma öğretilere uyup, batıyı mı taklit edeceğiz. Hıristiyan kültürüne mi sahip çıkacağız.  Hz. İsa(as)’nın Allah(cc)’ın oğlu olduğu safsataları yapanlara mı tabi olacağız. Noel Baba şarlatanlıklarına mı boyun eğeceğiz. Yoksa “Allah Birdir”  deyip, kendi öz değerlerimizle hayatımıza yön vereceğiz.         
Miladi yılbaşının ülkemizle, milletlerarası resmi olarak kullanmış olduğumuz bir takvim yılının başlangıcı olmasının dışında bizim için asla bir değeri yoktur. Muhafazakâr görüşe sahip olupta, yılbaşı etkinlikleri, süslemeleri, hazırlıkları, kutlamaları yapan çevreleri anlamakta güçlük çekiyoruz. Dünya ve ahret saadetimizi sağlamak için hayatımızın her alanına müdahil olan İslam dinimizin emirlerine karşılık, hala dinin müdahil olmadığı alan vardır diyen varsa yılbaşı gecesini istediği gibi kutlasın. Vebali kendinedir.  Yoktur diyende yılbaşı gecesi yapacağı kutlamadan Allah ve Rasülü’nün rızası olup, olmadığına baksın. Ona göre kararını versin. Her gecenin bir hesabı olduğu gibi, o gecenin de bir hesabı olacak, yaptıklarımızdan Allah(cc) katında hesap vereceğiz. Gün hesap zamanı, hesabımızı iyi yapalım. Öldükten sonra yapacağımız her türlü hesap nafile… Atalarımız boşuna dememiş: “Hesapsız kasabın, elinde kalır masatı.”  Miladi takvimin hayatımıza girmesi demek, onun yılbaşını kutlayacağımız anlamına gelmez. Biz İslam Âleminin değer verdiği, mübarek aylar (Recep, Şaban, Ramazan, zilkade, zilhicce…)’ın, günler (kurban ve ramazan bayramları)’in ve geceler (Mevlit Kandili, Regaip, miraç, berat, kadir)’in içerisinde bulunduğu Hicri Takvimimize bakalım. O’nun mübarek ay, gün ve gecelerini kutlayalım. Hicri takvimimizin ilk ayı olan muharrem ayının takipçisi olalım. Hicri hangi ayda ve yılda olduğumuzu bilenlere ne mutlu.”

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol