Din görevlileri kendi teşkilatlarına güvenmiyor mu?
Sonuç Bildirgesi Memnuniyetle Karşılandı.
 
Din Bir-Sen Genel Başkanı Lütfi Şenocak, İstanbul Esenyut ve Ümraniye ilçelerinden sonra son durağı olan Kâğıthane’de üyelerle bir araya geldi. Görüşmenin olumlu ve yapıcı bir havada geçtiğini belirten Şenocak, yazılı bir açıklama yaptı. Özellikle 7. Başkanlar Kurulu Toplantısından sonra açıklanan sonuç bildirgesi üzerinde duruldu, diyen Şenocak açıklamasında şunları söyledi: “7. Başkanlar Kurulu Toplantısından sonra açıkladığımız sonuç bildirgesinin üyeleri memnun ettiğini gözlemledim. Diyanet Teşkilatı ile ilgili pek çok konuda gördüğümüz olumsuzlukları ve neler yapılması gerektiğini açıkladığımız sonuç bildirgesi, bugüne kadar açıklanamayan konuların gündeme taşınması açısından önem arz ediyor. Amacımız öncelikle üyelerimizin memnuniyeti olmakla birlikte, üyelerimizin kazanımı demek, aynı zamanda diyanet çalışanlarını kapsaması açısından tüm diyanet çalışanlarının kazanımı demektir.”
 
İstanbul Kâğıthane’de üyelerle bir araya gelen DESK ve Din Bir-Sen Genel Başkanı Lütfi Şenocak, üyelerimizin mağduriyetlerini dile getirmemiz demek, aynı zamanda diyanet teşkilatında görev yapan idari personelden tutunda din görevlilerine kadar tüm meslektaşlarımızın meselelerini gündeme getiriyoruz, demektir. Bugüne kadar teşkilatımızda gördüğümüz tüm meseleleri yüksek sesle gündeme taşıdık. Yeri geldi övdük ve Sayın Başkan Görmez’i destekledik. Kimi zamanda eleştirmekten kaçınmadık. Hak adına hakkı savunmak zorundayız, dedi.
 
Kâğıthane toplantısında Kur’an kurslarının durumu gündeme getirildi, diyen Şenocak konuyla ilgili olarak şunları söyledi:

“7. Başkanlar Kurulu Toplantısı sonuç bildirgesinde açıkladığımız konulardan biri de Yatılı Kur’an Kurslarının meseleleri idi. Bugüne kadar hiç gündeme getirilmedi. Hâlbuki yatılı Kur’an kurslarının pek çok problemi var. Binaları yetersiz ve standart değil. Din Bir-Sen olarak dedik ki, Yatılı Kur’an kursu binaları mimari projesi standart hale getirilsin. Böylece binaların fiziki şartlarının elverişsizliğinden kaynaklanan eğitim sıkıntısı, yatakhanelerde kapasitenin üzerinde öğrenci kalması, öğrencilerin sosyal aktivitelerinin sağlanamaması gibi v.s. problemler çözülebilir. Ayrıca bu kurslarında görev yapan din görevlilerinin eğitim kalitesinin artırılması için belli dönemlerde seminerler verilmeli, bu kurslarda pedagojik formasyon almış Hocaların görevlendirilmesi zorunludur. Bunların yanında yatılı Kur’an kurslarında Belletmen ihtiyacının karşılanması ve/veya öğrenci sayısının düşürülerek Belletmen ihtiyacının en aza indirgenmesini önerdik. Aşçısı ve aşçı yardımcısı bulunmayan yatılı Kur’an kurslarımız var. Buralarda öğrenciler garson gibi kullanılıyor. Bu durumda olan kurslara görevlendirme yapılarak öğrencilerin garson gibi kullanılmalarına son verilmelidir. Öğrencilerin sağlıklı yaşam ve beslenme konularına dikkat edilmeli, özen gösterilmelidir. Öğrencilerin güvenliği sağlanmalıdır. Yatılı Kur’an kurslarında diyetisyen görevlendirilmeli ya da diyetisyeni bulunan diğer kurumlardan destek alınmalıdır. Yatılı Kur’an kurslarındaki önemli bir mesele de disiplin konusu idi. Bunu da gündeme getirdik ve şu öneride bulunduk: Kurallara uymayan, kursların düzen ve disiplinini bozan öğrenciler için kurs bünyesinde disiplin kurulu oluşturulmalı, Müftülüklerdeki üst disiplin kurullarına bağlı olarak çalışmalıdır.”



 
Şenocak, yetkili sendika elindeki imkânı, yetki gücünü kullanamıyor. Kullanamadığı için de Diyanet İşleri Başkanlığı ne isterse onu yapıyor. İstediği her şeyi rahatça uygulayabiliyor, diyerek şunları söyledi: “Sadece üyelerimiz değil, diğer sendika üyeleri de yetkili sendikanın tavırlarından rahatsız. Yetki elindeyken hiçbir meseleyi çözemeyen ve camiamızın içinde haksızlıklara göz yumanların, sessiz kalanların sendikacılık adına ne yaptığının sorgulanması gerekiyor. Siyasi güçle büyümek sendikacılık değildir. Susmak, yetki elinde olduğu halde sözünü dinletememek sendikacılık yapılmadığını gösteriyor. Demek ki, Diyanet İşleri Başkanlığı bunları kâle almıyor. Demek ki, kimse bize dokunmasın koltuklarımızı koruyalım, diye düşünülüyor. Öyle ya bugüne kadar diyanet’te çalışanların meseleleri çözülemediğine göre, meseleler her gün artıp kangren haline geldiğine göre sendikacılık yapılmıyor. Sendikacılık yapsaydınız, üyelik talebinde bulunduğunuz uluslar arası teşkilat, ”Bağımsız değilsiniz,” diyerek reddetmezdi.
 
Din Bir-Sen olarak, sadece konuşmuyoruz; yapabiliyorsak ‘yapıyoruz’ diyen, yapamıyorsak ‘elimizden bir şey gelmiyor,’ diyebilecek erdeme sahip bir sendikayız.
 
Şenocak, yazılı açıklamasında son olarak şunları söyledi: “İstanbul temaslarımdan edindiğim bilgi ve gözlemlerim beni düşündürdü: Üyemiz olsun olmasın din görevlileri haksızlıktan ve kayırmacılıktan şikâyet ediyor. Bunun büyük bir rahatsızlık yarattığını gözlemledim. Gerek diyanet’in yönetim tarzı gerek din görevlilerinin çalışma usul ve şartlarıyla ilgili pek çok meselenin çözülememiş olması sıkıntıya yol açıyor. Din görevlileri kendi teşkilatlarına güvenmiyor. Bu, kaygı verici bir durumdur. Din Bir-Sen, açıklanamayan konuları açıklayan bir sendikadır. Sayın Başkan Mehmet Görmez’in bizi dinlemesi ve bu söylediklerimize kulak vermesi gerekiyor."
 
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Din gönüllüsü 2 yıl önce

Sevgili sendika Diyanet çalışanları Rotasyona karşı olup kayırmacı bir tutum izleyen sizin sendikanıza ve size de güvenmiyor. Rotasyon mutlak olmalı tebdili mekanda ferahlık var diyerek yumruğunuzu masaya vuramadınız sevgili başkan hiç değilse ortalarda görünmeyin size de güvenmiyor bu görevliler

Avatar
THE İMAM 2 yıl önce

ÖMRÜNÜN YARISINI VEYA DAHA FAZLASINI DİYANETE ADAYAN DİN GÖNÜLLÜSÜ OLAN GÖREVLİLERİNE BİR DEFA HAC YADA UMRE GÖREVİNİ ÇOK GÖRÜPTE SİSTEM PEŞİNDE GEZEN KURUMA NASIL GÜVENEYİMKİ.CEMAATIN KAHRINI ÇEKEN İMAM,CAMİİN YÜKÜNÜ ÇEKEN İMAM VE MÜEZZİN,DİYANETİ EN GÜZEL ŞEKİLDE TEMSİL EDEN YİNE ONLAR,AMA YOK MTBS,YOK BİLMEM NE SINAVI ,ALAVERE DALA VERE VS.VS.

Avatar
Samimiyet 2 yıl önce

Hiç bir konuda çalıştığım bu güzide kuruma güvenmiyorum. Kurum derken yöneticileri kast ediyorum. bir defa vefa denen bir kavram yok. Af, merhamet, şefkat,hoşgörü vs. bu kavramlar sadece kürsülerde anlatılıyor. yanlış anlaşılmasının kimse suçlulara göz yumulsun demiyor. Ancak çok başarılı arkadaşlarımız var. Hatta kamuoyuna mal olmuş,bulunduğu bölgede çok sevilip sayılan arkadaşların çok küçük bir hatası dahi affedilmiyor. Adamına göre muamele.

Avatar
AA. 2 yıl önce

AYNEN BENDE GÜVENMİYORUM YALAKALAR OLDUKTAN SONRA

Avatar
s.ttt 2 yıl önce

güvensizlik buraya yazılandan 100 kat fazladır. nakiller güvensizliğin temel nedenii

Avatar
mahmut 2 yıl önce

diyanetteki fetullahcıları korumasınlar kurumu ele geçirmişler başbakan a bunları iletin lütfen müftülüklerde sinsice cirit atıyorlar

Avatar
kadir 2 yıl önce

bende hic güvenmiyorum nakil sınavlarında dönen torpiller fetullahcılar yalakalar müftülük personelinin kendini bir şey sanmaları ve bizleri ezmeleri.müfülerimiz personeline sahip çıkmayışı daha birçok şey.....................................

Avatar
ÜZGÜNÜM 2 yıl önce

GÜVENİLECEK Bİ DURUM DA YOK MALESEF NE ATAMASI ATAMA.. TORPİL ZATEN CİRİT ATIYOR.. KURUM OLARAK KENDİNE GELMELİ BENCE ...