Diva-Sen'den kınama

Grup sayfamız için  

Genel Başkan DEMİRCİ açıklamasında;

“Gün geçmiyor ki yürekleri dağlayan haberler duyulmasın. Maalesef insanlık adına utanç verici hadiselerin yaşandığı günümüzde, bazıları tarafından insanlık rafa kaldırılmış, nefsani duygularla akla hayale gelmedik cürümler işlenmektedir. Dünyanın her tarafında insanlık öldü mü dercesine yaşanılan elem verici bu olaylar, alınan bütün önlemlere rağmen durdurulamıyor. Zira caydırıcı ve eğitici önlemler olarak uygulanan cezalar da artık fayda vermez hal aldı. Filhakika cezaların en ağırı olan idam bile suç işlemeleri ortadan kaldıramadı.

Geçtiğimiz günlerde ABD’de vuku bulan,  Deah Barakat, eşi Yusor Muhammed Ebu Talha ile Razan Muhammed isimli üç Müslüman öğrencinin hunharca öldürülmesi ve Üniversite öğrencisi Özgecan Aslan’ın adice ve alçakça yakılarak hayatına son verilmesi, insanlık öldü mü sorusunu sordurur hal almıştır. En ağır ifade ile insanlıktan nasibini almamış olan katil zanlılarının yaptıkları bu ve benzeri vahşiyatlar artık bir son bulsun istiyoruz.

Dünyada bulunan bütün ülkelerin devlet başkanları nezdinde kınanan ve Tel’in edilen terör ve öldürme olayların ortaya çıkmasına sebep unsurların çok iyi analiz edilmesi ve çözüm yollarının belirlenerek uygulamaya konulması ne zaman gerçekleşecektir diye de beklenti içerisindeyiz. Çözüm üretilip hayata geçirilmedikten sonra ne ağlayan anaların ağıtları dinecek ne de insanlık kendisini emniyette hissedecektir. Haddi zatında cereyan eden hezeyanları kınamak zulme uğramış, ciğer parelerini kaybetmiş aileler için bir müddet teselli kaynağı olur lakin ölünceye kadar anaların babaların kardeşlerin yüreklerindeki acıları söküp atmak mümkün değildir. Maalesef ateş düştüğü yeri yakmaktadır. Olayları Tel’in için gelenlerin bir kısmı da şahsi ve müntesibi bulunduğu izim’in propagandasını yapma gayreti içerisinde oldukları da bir realitedir. O halde sorumluluk taşıyan herkesin taşın altına ellerini koymak suretiyle bir an önce çözüm üretmesi lazımdır.

Modern dünyada yürürlükte olan idam cezasının yeniden ülkemizde de uygulamaya konulmasını talep ediyoruz. Umulur ki, yuvaları yıkan birçok kötülüklerin önüne geçilmiş olunur.

Gözyaşlarının sel, her saat başı onlarca insanların katledildiği, evlerin harap yuvaların viran olduğu yerlerin tamamına yakını ne yazık ki bilinen ülkeler olması hasebiyle inanç noktasında da herkesin kendisini hesaba çekmesi gerekmektedir.

Bu vesileyle Tüm Memur-Sen Konfederasyonu ve Diva-Sen olarak,  ABD ve Tarsus’ta hunharca işlenen cürümlerin son olmasını diler aynı zamanda adice katledilenlerin ana-baba, eş dost ve sevenleri ile aziz milletimize baş sağlığı ve sabırlar temennisi ile, vuku bulan canilikleri Tel’in ederiz.

Hüseyin DEMİRCİ Tüm Memur-Sen Konfederasyonu ve Diva-Sen Genel Başkanı

 

**

ÇÖZÜM,  İSLAM DİNİ’NİN ÖĞRENİLMESİ ÖĞRETİLMESİ VE YAŞANMASIDIR.

Günümüz dünyası vahşilik ve fuhşiyatın, gözü dönmüşlük ve vicdansızlığın kol gezdiği, onca alınan tedbirlere rağmen emniyet ve asayişin tam sağlanamadığı bir arenaya dönmüştür. Cahiliye devrini aratmayacak derecede canavarlaşan, süfli emelleri ve pis nefsini tatmin için gözünü kırpmadan en azılı hayvanların dahi yapmaktan imtina ettiği vicdansızlığı icra eden gaddar insanlar an geçmiyor ki yürekleri dağlamasın, haneleri söndürmesin. Zira “neden yan baktın” bahanesi, “senin değil benim” kavgası, üretilen silahların Pazar bulması, mezhep farklılıkları, bir anlık cinsel iç güdüyü tatmin…bütün dramların altında yatan cehaletin önüne bir türlü geçilemiyor. Uygulamaya konulan en ağır ceza sistemleri (idam cezası dâhil) dahi azgınlaşan insanları terbiye etmede çaresiz kalıyor.

Her ne kadar katliam ve kötülükler, zulüm ve işkenceler,  bütün dünya ülkeleri bir araya gelerek lanetlense de, kınansa da ağlayan gözlerin yaşı bir türlü kurumuyor, yıkılan haneler son bulmuyor, akan kanlar durmuyor. Yine her ne kadar kitaplar yazılsa da,  Televizyon programlarında iyi niyetler dile getirilip söylense de, zulme uğrayanlara maddi manevi yardım edilse de işlenen insanlık suçlarında eksilme olmuyor. Yayımlanan baş sağlığı mesajları, olan olayları kınama adına yapılan bütün faaliyetler belki biraz olsun acıları dindiriyor amma gideni geri getirmiyor, hatıralarını silmiyor.

“Ateş düştüğü yeri yakar” tespitinden hareketle, katliam ve zulüm neticesi birilerinin meydanlara çıkması, bağırıp çağırması, kendi ideolojik propagandasını yapmaktan öteye gitmiyor. Çünkü aynı ateş kişileri de yakmadığı müddetçe durumun vahameti ta yüreklerde hissedilemiyor. “Özgecan’ımın sütünü içirdim harçlığını da verdim okuluna gönderdim” diyerek feryat eden ananın çektiği ıstırabı diğer yürekler sadece birkaç gün çekiyor ve sonunda unutuyor. Lakin Özgecanların, Ahmet’lerin, Mehmetlerin anneleri ölünceye kadar asla acılarını unutamıyor.

O halde gaddarlaşan insanlığı merhamet abidesine nasıl dönüştürülür? Filhakika cevabı aranması gereken soru bu olsa gerek. Çünkü her devletin hukuk sisteminde suç ve suçluların cezası belli, hapishaneler, mahrumiyetler hatta idam. ABD ve idam cezasının yürürlükte olduğu diğer ülkelere baktığımızda dahi olayların önüne geçilemiyor. Ayıplamalar, kınamalar ve Tel’in etmeler anlık olarak yüreklerin havasını alıyor o kadar. Sadece insan öldürme suçu değil;  ticari, asayiş, sahtecilik, görevi suiistimal, hırsızlık, itaatsizlik… her suçun kendine özge cezası olmasına rağmen huzur ve sükunet sağlanamıyor.

Bu noktadan hareketle insanlık tarihinde herkesin bir arada yaşadığı, zulüm ve haksızlıkların yok olduğu, sevgi ve saygının adeta tadı çıkarırcasına yaşandığı bir devir olmuş mudur? Evet olmuştur. Hangi devirdir o devir? Asrısaadet devri. Pekâlâ, söz konusu devrin oluşumunu sağlayan ne idi? İdam cezası mı? (İdam cezasının gelmesini istiyoruz) İnsanları hapsetme mi? Ya da mahrum bırakma mı? Kocaman  bir HAYIR. Öyleyse nedir cevap? CEVAP: Kişinin kendi nefsi için neyi istiyorsa diğerleri için de aynısını istemesi, neleri istemiyorsa başkaları için de istememesi, insanların malını, canını ve ırzını, namusunu kendi malı, canı ve ırzı namusu olarak kabul etmesi. Yani ALLAH İNANCI. Evet, günümüz insanlarının merhamet sahibi olması için tek çıkar yol, hakiki Allah inancına sahip olmak. Aksi halde Deah Barakat, eşi Yusor Muhammed Ebu Talha ve Baldızı Razan Muhammed, Özgecan, Myanmar, Arakan, Suriye, Sudan, Doğu Türkistan, Filistin, Türkiye ve daha nice insanlık coğrafyasında işlenen katliamların, cürümlerin ve zulümlerin önünü almak kesinlikle mümkün olmayacaktır.

Üzerimize düşen en önemli görev; İslam Dinini çok iyi öğrenmek ve yaşayarak örnek olmaktır.


Mustafa ÇOPURSUZ DİVA-SEN GEN.BŞK:YRD

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.