Diyanet, YÖK veya Merkez Bankası gibi özerk olmalı!
Müftüler Birliği Derneği Eş Başkanı Emin Arık, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın özerk bir yapıya kavuşturulmasını istedi. Siyasi baskılarla birlikte kurumun bazı yanlış uygulamalara maruz bırakıldığını savunan Arık, bunun önüne geçebilmek için de YÖK veya Merkez Bankası gibi özerk yetkilerle donatılması gerektiğini aktardı.
 
İzmir'in Karabağlar ilçesi Bahçelievler mevkisindeki Kulalı Hacı Halil Camisi'nde düzenlenen “Merhum Müftülerimizi ve Manevi Önderlerimizi Anma Günü” programına katılan emekli müftü Arık, daha sonra gazetecilerin sorularını cevaplandırdı. 2010 yılında çıkarılan Teşkilat Kanunu’nun, Diyanet camiasının problemlerine çözmekten uzak olduğunu belirterek, “Anayasa'nın verdiği yetkiyle toplumu dinî yönden aydınlatma ve ibadet yerlerini yönetmekle yükümlü Diyanet İşleri Başkanlığı'nın özerk bir yapıya kavuşturulması, en azından YÖK veya Merkez Bankası'nın sahip olduğu özerk yetkilerle donatılmasının faydalı olacağına inanıyorum.” dedi. Toplumu din konusunda aydınlatma görevi Anayasa ile verilmiş bir kurumun, siyasetin ve siyasilerin etkisinden kurtarılması gerektiğine dikkat çeken Emin Arık, “İl ve ilçe müftülerinin yer değiştirme ve tayinlerinde performans ve başarılı hizmetlerinin gözönüne alınarak değerlendirmeleri, müftü, vaiz, imam hatip, müezzin kayyım, Kur'ân kursu öğreticisi, memur ve merkez görevlilerinin tüm tayinlerinde bazı siyasilerin, sivil toplum örgütlerinin ve bazı güç odaklarının zaman zaman da olsa devreye girerek müdahil olmalarına mani olunması, Diyanet Teşkilatı'nda hizmet tecrübesi olmayan akademisyen hocalarımızın büyük illere, yurtdışı müşavirlik ve ataşeliklere atanmalarının yaygınlaştırılmaması, il ve ilçe müftülerinin özlük hakları ve maaş farkları arasındaki makasın, ilçe müftüleri ve il müftü yardımcıları lehine yükseltilerek yaklaştırılmasının yararlı olacağına inanıyorum. İlçe müftüsü ve il müftü yardımcılarının ek göstergelerinin temmuz ayı öncesi 3600’e yükseltilmesi işleminin gerçekleştirilmesi, vaizlerin özlük haklarının iyileştirilmesi, nüfusu 100 binleri aşan veya bunlardan daha küçük ölçekteki ilçelerde müftü olarak çalışan, 100 binlerce insanın sorumluluğunu teşkilat merkezine ve Allah'a karşı verme konumunda olan arkadaşlarımızın, emekli olduklarında 20 haneli bir köyde görev yapıp emekli olan meslektaşı ile aynı emekli maaşı almasının isabetli bir uygulama olup olmadığının yeniden sorgulanmasının faydalı olacağı inancındayım.” şeklinde konuştu.
 
Son günlerde ortaya atılan rotasyon söylentilerinin, taşra teşkilatında görev yapan bütün personeli rahatsız ettiğini, çalışma şevkini kırdığını, kuruma olan güveni sarstığını söyleyen Derneği İkinci Başkanı Arık, şunları kaydetti: “Son yıllarda imam hatip ve müezzin kayyımlara yönelik rotasyon söylentileri, bu kadrolarda görev yapan arkadaşlarımızın psikolojilerini bozacak ölçüde yaygınlaşması din hizmetlerini olumsuz yönde etkilediğinden camisinde, mahallesinde, üstün hizmet veren, herhangi bir sorunu olmayan ve rotasyon talep etmeyen arkadaşlarımıza rotasyon uygulanmamasını talep ediyoruz. Çalışma barışının zedelenmesine fırsat tanınmamasını istiyoruz ancak kendi isteğiyle rotasyon talebinde bulunanlara uygulanmasının yararlı olacağı ve bunun din hizmetlerine olumlu olarak yansıyacağını belirtmek istiyorum. Ortak aklın bu makul taleplerinin, teşkilatımızın üst düzey yetkili kurullarınca ele alınarak değerlendirilmesinin faydalı olacağı kanaatimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz.”
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Marjinal İmam 2 yıl önce

Nihayet aklı başında bir açıklama gelebildi. Din kimsenin tekelinde olmamalı. Zira siyaset üstü bir durumdur bu. Her yörenin, her şehrin,her mhallenin kendine has farklı durumları, farklı ihtiyaçları mevcut. Merkezden tek elden hutbe ile siyasetin gölgesinde din anlatılmaz. Bugün ekranlarımızda sabahtan akşama kadar her türlü fuhşiyatın reklamı, faiz reklamları alenen yayınlanırken, devlet kendi eliyle Haram olduğu açıkça belli olan Kumar vb. oyunlarını oynatan kurumu bünyesinde barındırırken ve diyanet bu konuda sert ve sivri söylemlerle eleştirmeyi bırakın yumuşak bir üslupla bile bu konulara hiç dokunamazken bu ülkede din anlatıldığı ancak bir hayalden ibaret olan söylemden öteye geçemez.
Diyanet Devlet içerisinde özerk, Müftülerde, İmam ve Vaizlerde kurum içinde özerk davranabilmeli. Günümüzde uygulanan sistemle camilerin bomboş, stadyum ve avm'lerin tıklım tıklım olması karşılaştırıldığında bu ülkede hakiki manada bir Din hizmeti sunulmadığı açıktır.

Avatar
MAŞAALLAH 2 yıl önce

Teşkilat yasasında sadece akademisyenlerin atanmaları ve amirlerin maaşlarında ki makas farkının daraltılmasını temenni etmiş. Diyanet İşleri Başkanlığımızın omurgasını İmam Hatip ve Müezzinler ile Kur'an Kursu öğreticileri oluşturmaktadır. Bu arkadaşlarla alakalı nedense bir temennileri yokmuş Sn. İkinci başkanın. O da ilçe müftüleri ve müftü yardımcılarının maaşlarını düşünmüş. Şunu belirtmek isterim: Maaş düzenlemelerinden önce başkanlığımızın fakülte ayrımı yapmadan ek göstergelerin aynı seviyeye çıkarılması ( İlahiyat mezunları 3000 ek gösterge diğer fakülte mezunları 2200 ) Ayrıca Yurt dışı sınavlarına katılabilmek için MBSTS den gerekli puanı almak, başkanlıkça yapılan mülakatta başarılı olduktan sonra bakanlıklararası ortak kültür komisyonunda yapılan mülakatlarda da başarılı olması gerekir. Yani 3 sınav yapılıyor. Seçilmeler sınava tabi. Ancak bu sınavlara katılabilmek için ilahiyat dışında olan fakülte mezunlarının müracaat hakları yok.