Havadis Gazetesi'ne sendikadan tepki
Havadis Gazetesi’nin özellikle son birkaç haftadır yaptığı asılsız olduğunu gördüğümüz talihsiz yayınları, kurumumuzu, kurum çalışanlarını yani üyelerimizin itibarını hedef alır bir mecraya girdiği için bu açıklamanın yapılması bir ihtiyaç haline gelmiştir.

Öncelikle, son iki haftadır söz konusu gazetenin ve bazı yazarlarının aralıksız yaptığı yayınlarıyla Din İşleri Başkanı Prof. Dr. Talip Atalay’ı, onun üzerinden kurumun yakaladığı istikrar ve itibarı, çalışanların birlik ve beraberliğini hedef alan tutumunu kınıyoruz.
Adı geçen gazete ve yazarlarından Sayın Hüseyin Ekmekçi ve ona eşlik eden Sayın Mehmet Moreket’in eline geçirdiği medya gücünü sorumsuzca, kamuoyuna kurum hakkında doğru olmayan bilgileri enforme ederek, kurumu itibarsız ve işlevsiz hale getirmeyi temel gaye edinircesine, toplumsal kutuplaşmaya hizmet edecek tarzda ve üslupta kullandıklarını son günlerde üzülerek görüyoruz.

Medya gücünün bu şekilde yanlış kullanılması, genel kabul gören insan haklarına, uygar dünyanın benimsediği basın etiğine, çağdaş dünyanın özümsediği habercilik anlayışına ters bir görüntü arz etmektedir. Bu elbette ülkemiz basını açısından büyük bir talihsizliktir. Benimsenen bu anlayış, ayrımcı dil, yakışıksız üslup söz konusu kesimlerce devam ettirilirse, bunun hem kurumsal hem de toplumsal istikrarı bozucu sonuçlar doğuracağı, kutuplaşmalara neden olacağı kuvvetle muhtemeldir…

Söz konusu yayınlarda dile getirilen iddiaları okuduğumuzda toplumdaki her fert gibi bizlerde soruyoruz:
•    Acaba daha önce de gündeme getirilen ve Din İşleri Başkanlığınca belgeler gösterilerek yalanlanan iddiaları her yıl yeniden ısıtıp gündeme taşımaktaki maksat nedir?
•    İster Din İşleri Başkanı olsun ister olmasın, bir kurumun başındaki kişiyi hedef alarak aklına gelen iftira ve yalanı yazdıktan sonra hadi cevap ver demek gazetecilik açısından ne kadar doğrudur?
•    Bu ülkede her isteyen her istediğine basın-yayın yoluyla iftira ve yalan atabilir, hakaret edebilir, aşağılayabilir mi?
•    Peki, Kurum ve Başkanı Atalay, neden hedef alınıyor diye mi sorsak, yoksa bugüne kadar neden hedef alınmadı diye mi sorsak karar veremiyoruz. Bütün imkânsızlıklara rağmen, bugün kurumun içte ve dışta elde ettiği itibara bakıldığında, her insan gibi bizimde, Din İşleri Başkanlığını varlığı ile yokluğu belli olmayan bir kurum olmaktan çıkaranAtalay,şimdiye kadar neden hedef alınmadı diye sorasımız geliyor.
•    Daha birkaç yıl öncesine kadar ülkede yaşayan Türkiye kökenli insanlar, Hala Sultan Tekkesi gibi adanın en kutsal mekânını ziyaret edemiyorlardı. Rum yönetimi engel oluyordu. Bu yıllarca böyle devam etti. Söz konusu çevrelerden bu engelleme yanlış diye tek bir itiraz dahi yükselmedi. İçleri buruk yığınla insanı görmediler bile. Şimdi kalkmış bir de Hala Sultan Tekkesine ziyarete laf ediyorlar. Sayın Ekmekçi’nin dediği gibi bizde hadi ordan, hadi ordan mı demeliyiz?
•    Din İşleri Başkanlığı yarım asra yakın bastırılmış, sindirilmiş bir kurum olarak varlığını sürdürdü. Biraz itibar kazanan bu kurumun Başkanı olan Atalay’ı yalan, iftira ve çarpıtılmış bilgileri yayarak sindirmek suretiyle kurum eski biçare günlerine geri mi gitsin isteniyor?
•    İslam dininin ve Müslümanların terörle özdeşleştirilme çabalarının had safhada olduğu bir dönemde Atalay, BM’de dünyaya İslam dininin temel yaklaşımlarını anlattığı, Cenevre’de Müslümanların güler yüzü oldu. Bu mu sizde rahatsızlık doğurdu?
•    Devletin tepesi yoğun bir şekilde barış görüşmeleri yaparken, herkes karınca kararınca katkı koymak için çırpınırken Atalay’ın kendi alanında buna katkı koymasından birileri rahatsız mı oluyor?
•    Yoksa sık sık barış ve kardeşlik iklimine vurgu yaptığı için mi hedef alınıyor?
•    Din İşleri Başkanı Atalay’ın daha önce yaptığı açıklamalarını gözden geçirdim. Hiçbir açıklamasında “dinler arası diyalog” deyimi kullanılmamış, bütün açıklamalarında “dini liderler arasında diyalog” ifadesini kullanmış. Peki ısrarla “dinler arası diyalog” diyerek konuyu çarpıtmak kime hizmet içindir? Ne uğrunadır? Bunu yazanlar dini ve milli konularda bizlerden daha mı hassastırlar?
•    Dairede ayrımcılık yapıldığı yalanı sık sık ileri sürülüyor. Ne zaman, kime ve hangi ayrımcılık yapılmış? İşte bizim açımızdan anlamlı olan, haber değeri taşıyan budur. Çünkü bir yanlışı düzeltir, haksızlığı önler. Böyle bir durum olsa, gündeme gelsin gelmesin, Sendika ve Birlik olarak biz takip ederiz. Ancak şu ana kadar bizim bilgimize böyle bir serzeniş dahi gelmemiştir.
•    Her yıl kavga, gürültü ve protestolarla başlayan yaz kurslarında artık kavga ve gürültü çıkmadığı için mi hedef alanına girdi bu kurum?
•    Hala Sultan Tekkesine giden ve Kıbrıs Türkünün manevi mimarı ziyaret edenler gelip “Allah senden razı olsun, Allah ne muradın varsa versin, Allah işini rast getirisin” şeklinde dua ediyorsa, Din görevlisini, sendika başkanını, dernek başkanını gördüğünde “başkana selam söyle, duacısıyız” diyebiliyorsa, böyle bir başkan bu şekilde hedef alınarak, yıpratılamaz. Bu herşeyden önce Kıbrıs Türküne, tarihine, inanan on binlerce Hala Sultan gönüllüsüne saygısızlıktır. Şayet sen bu kadar olumlu işi takdir etmek yerine dert olarak görürsen, imkansızlıklar içindeyken böylesine işlerlik ve itibar kazanan bir kurumu hedef alırsan, sen de vatandaşlar nezdinde ve uluslararası sistemde yer bulamazsın, saygınlığını yitirirsin.

Bu yaklaşımların Türkiye’de bir zamanlar hüküm süren zihniyetin kırıntılarının ülkemize yansımaları olduğunu düşünüyorum.

Sonuç olarak Havadis gazetesindeki değerli yazarlarımıza tekrar çağrıda bulunuyorum. Bu yanlıştan vazgeçin. Size gelen bilgileri teyit edin, ilgili tarafların söz hakkına saygı duyun, tek taraflı yayın yapmayın. Yazılan cevapları aynı şekilde yayınlayın cevap hakkına saygı duyun. Alet olmayın. En ağır şekilde yazmanız gerekeni yazınız. Bütün çıplaklığıyla ortaya koyunuz yanlış bulduklarınızı… Ama hakaret etmeden, yalana başvurmadan, belgeleyerek ve ilgi kişinin haber yaparken söz hakkına da başvurarak.

Tabii bütün bu tavsiyelere agresif yaklaşarak, gazeteciliği senden mi öğreneceğiz şeklinde çıkış yapabilirsiniz. Ben aynı zamanda bir okuyucu olarak eksik gördüklerimi söylerim. Dikkate alıp almamak sizin bileceğiniz iş. Çiğnediğiniz toplumsal etik kurallara bir gün sizde muhtaç olursunuz. Bu tavsiyelerimi o gün anlarsınız.    
                                    




Fahrettin Öğdü                                                                                                                                           Süleyman Çakır
Din Görevlileri BirliğiDin Görevlileri Sendikası
Başkanı                        Başkanı

 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol