Kamu-Sen talebinde ne kadar ciddi!
 
İŞTE O YAZI:
 
KAMU-SEN’DEN BİRAZCIK SAMİMİYET BEKLEMEK HAKKIMIZ DEĞİL Mİ?
 
Geçen toplu sözleşme sürecinde olduğu gibi bu yıl da tarafların kamu işveren heyeti ile kamu görevlilerinden ibaret olmadığı görülüyor. Kamu görevlileriyle ilgili tarafta memurları temsil konumundaki Memur-Sen ve Memur-Sen’e bağlı 11 yetkili sendika, diğer tarafta ise Kamu-Sen ve KESK var.
 
Normal şartlarda birbirleriyle dayanışma içinde olmaları gereken sendikalar arasında tam bir psikolojik savaş var. Bu mücadelenin amacı ve şekli itibarıyla kamu çalışanlarına zarar vereceği muhakkak. Elbette sendikalar arasında tatlı bir rekabet olacak. Ancak bunun dozu, şekli ve zamanı, kamu çalışanlarına zarar vermemeli.
 
Sendikaların taleplerini incelediğimiz zaman, Memur-Sen’in taleplerinin ciddi bir teknik ve uzun bir mutfak çalışmasının ardından masaya getirildiği belli.
 
Memur-Sen’in masadan çekilmesi ihtimali nedeniyle teklif vermesi zorunlu olan Kamu-Sen için aynı şeyleri söylemek mümkün mü? Maalesef işi bilen biri tarafından incelendiği zaman Kamu-Sen’in teklifinde 400 Bin’i aşkın üyesi bulunan bir konfederasyona yakışmayan ciddiyetsizlik var. Kamu-Sen, toplu sözleşme konusu olmayan, önceki yıllar zaten kazanılan ve kanunu hükmündeki toplu sözleşme metninde bulunması imkânsız sıradan ve yuvarlak ifadelerle hazırlanmış bir metini kamuoyuna açıkladı.
 
Şimdi KAMU-SEN’e bağlı Türk Eğitim-Sen’in toplu sözleşme tekliflerinden bir örnekle sendikaların toplu sözleşme ciddiyeti ve sendikal taleplerin samimiyetini takdirlerinize sunacağım.
 
Türk Eğitim-Sen’in teklifleri arasında  “Üniversiteler bünyesinde bulunan disiplin kurullarında Sendika üyesinin durumunun görüşüleceği toplantılara sendika temsilcileri de mutlaka çağırılmalıdır. Bu konuda bazı üniversitelerin keyfi davrandığı görülmektedir. Bu keyfiliğe son verilmelidir.” ifadeleri yer alıyor.
 
Oysa Türk Eğitim-Sen’in  “Yükseköğretim kurumlan disiplin kurullarında sendika temsilcisinin bulunması” talebi,  2012 yılı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararında da 2013 yılı toplu sözleşme metninde de var.
 
Yani Türk Eğitim-Sen’in alacağım dediği şey zaten alınmış.
 
2014 yılı yerel seçim kampanyasında kürsüde konuşması sırasında CHP Sakarya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ecevit Keleş'i yanına çağıran Kılıçdaroğlu, Keleş'in 30 Mart'tan sonra Kent Meydanının altına otopark yapacağının sözünü vermişti. Ancak Kılıçdaroğlu'nun konuşmasını yaptığı Kent Meydanı'nın altına AK Partili Sakarya Büyükşehir Belediyesi 2007 yılında zaten otopark yapmıştı.
 
Toplu sözleşme talepleri arasında daha önce hakkında düzenleme yapılmış ve alınmış bazı hakları masaya taşıyan Kamu-Sen’e bağlı Türk Eğitim-Sen’in teklifleri akıllara bu olayı getirdi.
 
Türk Eğitim-Sen toplu sözleşme metinlerini diğer bir ifadeyle memurların masada kazandıklarını bilmiyor mu?
 
Veya bu talepler oluşturulunca nasıl bir yöntemle ve hangi niyetle hazırlanmış?
 
Çalışanların haklarını koruma iddiasıyla beylik laflar eden Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen’den birazcık, samimiyet ve birazcık ciddiyet beklemek hakkımız değil mi?
 
 
 
Anahtar Kelimeler:
kamu talebinde kadar ciddi

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
imam 1 yıl önce

Erbakan hocam koalisyonda bile,yüzdeyüz zam verirken,size ne oluyoda 15yıl iktidardasınız ,hala yüzde üçten bahsediyorsunuz. Milletle oynamayın seçim olsa bunuda alamayacaksınız.

Avatar
selim 1 yıl önce

Sözü uzatmaya gerek yok bütün bunlar oyalamadan başka bir şey değildir.Gündem değiştirmek. Erbakan hocanın durumuna 20 yıl sonra belki ulaşırlar.

Avatar
İmam Selçuk 1 yıl önce

ADMİNİN YORUMU___
Yorumunuz alay edici ve gerçeklikten uzak olduğu ve diğer okuyucularımızı yanıltabileceği görüşüne kanaat getirdiğimizden dolayı ONAYLANMAMIŞTIR.

Avatar
imam 1 yıl önce

erbakanın kıymeti ancamı anlaşıldı

Avatar
imam sadreddin 1 yıl önce

Ben kendi adıma; maaşımın arttırılmasındansa, kişisel onur, şeref ve haysiyetimin korunmasını, imamlık mesleğinin de saygınlaştırılmasını istiyorum. Diyanetin ve müftülerimizin, muhtara, köylüye ve diğer cemaate karşı arkamızda durmasını istiyorum. İstenirse yüzer lira, il ve ilçe müftülüğü adına maaşımdan kesilip, onların hesabına yatırılsın. Ayda iki yüz lirayla fakir olmam. Yeter ki; il ve ilçe müftülüğü beni dağ başındaki bir köyde yalnız hissettirmesin. Biz köy imamları; muhtar ve köylünün emir eri ya da şamar oğlanı değiliz. Olmayacağız. Allah rızası için, imamları savunmasız, mahzun, yalnız ve boynu bükük bırakmayın.