Paylaşmak ve İnfak
Kainata  baktığımızda, toprak, su, hava, ışık gibi cansız bildiğimiz bir çok şeyin , birbirlerinin yardımına koştuğunu görürüz. Meselâ bir incir ağacı çamur yer, onu tatlı bir meyve hâline getirir ve canlılara ikram eder. Bitkiler, diğer canlıları beslerler. Hayvanlar sütleri, etleri, yumurtaları ve yünleri ile canlıların yardımına  koşarlar.

Cansızı canlısı, madenleri, bitkileri, hayvanları ile bütün arzda da insanların ihtiyaçlarını temin etmek için seferber olur.  Dolayısıyla bütün bir kâinatın normal ve sağlıklı bir tarzda varlığını sürdürmesi, bu muazzam ve  kesintisiz yardımlaşma sayesinde olur. Kainatta her şey birbiriyle yardımlaşırken eşrefi mahlukat olan ademoğlunun hemcinsine duyarsız yardımsız kalması elbette düşünülemez.

Peygamber efendimizin risaletini müjdeleyen ilk vahiy gelince efendimiz bazı kaygılarını kendisini ilk tasdik eden eşi Hatice’ye iletti..Bunun üzerine Hz. Hatice kendisine ;korkma!.Allah seni asla yalnız ve yardımsız bırakmaz.Çünkü sen yakınlarına yardım edersin,yetimlere sığınacak yer verirsin,sözün doğrusunu söyler, emanete hıyanet etmez felakete uğrayanların yardımına koşar fakirlere iyilik edersin;diyerek teselli etti.Aslında bu ifadeler peygamberlik gelmeden evvel Allah resulünün yaşayışına ait üstün meziyetleri göstermektedir.Sayılan meziyetleri tek tek incelediğimiz zaman bir toplumun sosyal dayanışması bakımından ne kadar önemli hususlar olduğunu görürürüz.( Yr. Doç. Dr.Mehmet Şeker DİB Yayınları İslam Da Sosyal Dayanışma Müesseleri Sh:49)
         
Yardımlaşma ve dayanışma, insanoğlunun muhatap olduğu ilk sorumluluklardan biridir. Hatta Kur’an-ı Kerim’in ilk işlediği konulardan biri de kazanç ve bunun adil bir şekilde paylaşımı olmuştur. Mesela ilk inen surelerden biri olan Maun suresinde, “Dini yalanlayanı gördün mü? İşte o, yetimi itip kakar, yoksulu doyurmaya teşvik etmez…” (Mâûn, 1-3) buyurulur.    Allah rızasını kazanmak amacıyla muhtaç ve yoksul insanlara para veya maişet yardımı yapmak, onların geçimini sağlamak, hayır yolunda harcama yapmak inanan insanların görev ve sorumlukları arasındadır. Müslüman inancı gereği kalbi sevgi ile doludur.Cömertlik onun en temel vasfıdır.Çünkü İslam dini müslümanın ruhunda cömertliğin, sevginin, yardım etmenin tohumlarını ekmiştir.Onun içinde Allah resulü insanların en cömerdiydi.Eline ne geçse onu bir fakire ulaştırarak   kendinden evvel onları düşünürdü.Bütün dünyalıkların burada kalacağını rıza-i bari için harcanan her zerrenin mutlak karşılık bulacağını biliyordu.
       
İnsanın sahip olduğu her şeyin tek ve asıl sahibi Allah’tır. Bu nedenle insanın emaneten sahip olduğu malını asıl sahibi olan Yaratıcı’sının gösterdiği istikamette kullanması kulluğun bir gereğidir. Kur’an-ı Kerim’in pek çok ayetinde, varlıklı müminlere Allah yolunda infak etmeye fakire fukaraya hakkını vermesi emir ve tavsiye edilmiş, Allah yolunda harcayanlar övülmüştür.
“Ey iman edenler, kazandıklarınızın ve sizin için yerden çıkardığımız ürünlerin en helal ve iyisinden Allah yolunda harcayın.” (Bakara, 267)
“Mallarını gizli ve açık olarak gece ve gündüz harcayan kimseler var ya, iste onların Rableri katında güzel karşılıkları vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.” (Bakara, 274)
 
      
Allah yolunda yapılan harcama, hele de bu harcamanın malın sevilen çeşidinden yapılması, kişiyi “birr/üstün iyilik” derecesine ulaştırır. Nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: “Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça birre/iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah bilir.” (Âl-i İmran, 92). Bu ayet indiği zaman, birçok sahabi Hz. Peygamber s.a.v.’e müracaat ederek en çok sevdikleri şeyleri Allah rızası için bağışladıklarını bildirmişlerdir.
           
Kur’an’da genellikle iyiliklerin sevabı bire on olarak gösterildiği halde, Allah yolunda yapılan infakın sevabının bire yedi yüz ve daha üstü olduğu bildirilmiştir. Bu da infakın Allah katındaki değerini gösterir. Şüphesiz infakın birçok faydası bulunmaktadır. Bu faydaların başında, infak eden kişinin başkasına karşılıksız yardımda bulunmanın iç huzurunu yaşaması gelir. Diğer taraftan infak sayesinde kişi kibir, gurur, cimrilik ve bencillik gibi dinimizce yerilen kötü vasıflardan kurtulur. Unutmamak gerekir ki toplumda fakir-zengin ayırımı yerine saygı ve sevginin, kin ve nefret yerine kardeşliğin oluşmasının en büyük vasıtalarından birisi infaktır Zekat İnfak ve Allah için tasadduk etmek efendimizin ifasiyle islamın köprüsüdür.fani ile bakiyi ümmet ile devleti fakirle zengini,madde ile manayı Allah ile kulu buluşturan birbirine kavuşturan köprüdür.Allah için fakire el uzatan onun ihtiyacını karşılayan zengin ve fakir arsında merhamet hissi uyandırır. Fakirin kalbindeki kini öfkeyi saygı ve muhabbete dönüştürdüğü için iki zümre arasında ,cemiyetin huzuru ve saadeti için şart olan içtimai bir barış ortamı meydana getirir.
     
İnfak, Allah’ın verdiği nimetlere şükürdür.   infak malı ve malın bereketini artırır.    . İnfak sayesinde zenginle fakir arasında güven, saygı ve sevgi oluşur. Böylece İslâm kardeşliği de gerçekleşir.  Rasulullah s.a.v.’in benzetmesiyle müslümanlar tek vücut gibidir. Vücudun bir azası sızlayınca bu ağrıyı diğer organların duymaması, bu derdi paylaşmaması mümkün mü? Toplumda fakirlerin haklarına riayet edilmemesi, vücuttaki bir uzvun kanaması gibidir; vaktinde tedbir alınmazsa kan kaybı daha çok hastalanmaya, belki ölüme yol açar. Fakirlerin haklarını ihmal sosyal bir kanamadır ve vaktinde tedbir alınmazsa sosyal bünyenin sağlığını yitirmesine yol açacaktır. Bu durum, toplum üzerindeki ilahî yardımın, rahmet ve bereketin çekilmesi demektir. 
        
Mümin toplayıcı değil, dağıtıcı olmalıdır. Zira mümin malı dağıtmak için kazanır. Verirken tükeneceğinden korkmaz. Çünkü verenin Allah olduğunu bilir. Zaten kendisine ver diyen de Allah’tır: “Siz Allah için bir şey verdiğinizde Allah onun daha iyisini verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.” (Sebe, 39)  Cimrilik müminin özelliği değildir. Cimri, paranın egemenliğine boyun eğdiğinden paranın mahkûmudur. O yüzden devamlı bunalım içindedir, doyumsuzdur, sevgisizdir. Fedakârlığın, vermenin ne kadar güzel olduğunu, ahiret ödülü yanında dünyada da insanı mutlu ettiğini bilemez. Cimriliğin sebebi mal hırsı ve gelecekte yoksul kalma korkusudur.     Cimrilik yüzünden durmadan para biriktiren ve tükenir endişesiyle hastalıklarında bile harcamayıp dünyayı dahi kendilerine zehir eden para mahkûmları vardır. Oysa para ve mal Allah’ın nimetidir ve bu nimet harcandıkça Allah onu artırır.  İnfak, millet ve memleket yararına nice hayırlı hizmetlerin kapısını açar. Câmi, okul, hastahâne, yol, çeşme gibi vakıf müesseselerinin kurulmasını ve devamını sağlar.
     
Son olarak belirtelim ki; infak edip hayırlı yerlere ve hizmetlere verebileceğimiz şey bizimdir, veremediğimiz şey ise bizim değildir. Çünkü bizim ebedî hayatımızı kurtaracak olan şeyler hayatta iken yapmış olduğumuz güzel amellerimiz, hayır ve hasenatımızdır. İnsan ancak sâhibi olduğu şeyi verebilir, sâhip olmadığı şeyi veremez. Eğer veremiyorsak, bilmeliyiz ki bir malın sâhibi, hâkimi değil, mahkumuyuz demektir. Biz mala değil, mal bize hükmediyordur.  Selam olsun Allah için infak edebilen yiğit insanlara 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.