Uyan Ey Müslüman!
Grup Sayfamız için

Yoktan var edilen insanoğlu dünya ile tanıştıktan sonra gayeler uğrunda yaşamını sürdürür ve vakti gelince de esas sahibine rücu eder. Ömür süresi ne kadar uzun olursa olsun sonunda mutlaka ilahi adrese teslimiyet vardır. Bu öyle bir ilahi adalet ki, asla hiçbir kimse ayrıcalıklı olamaz. Makam ve mevki, zenginlik ve fakirlik kesinlikle kişiler arasında son noktada farkındalık oluşturmaz. İdealleri uğrunda çalışan ve plan program yaparak hedeflerine adım adım ulaşmaya çalışan insanoğlu, yolculuğu sırasında elbette dikkat etmesi gereken unsurların da varlığını bilmesi gerekir. Kendisini diğer canlılardan ayırt eden özelliklerle mücehhez olan insanoğlunun ferdi manada mutlu olması için mutlaka diğerlerini mutlu etmek zorundadır. Bulunduğu makam-mevki ve maddi zenginliğinden almış olduğu gücün kuvvetin bir gün son bulacağını bilmesi de aslında hayatına çeki düzen vermesi için yeterlidir insanoğlu için. Bu manadan olmak üzere, diken çok serttir gül ise tam tersi çok narin. Lakin gül ile dikenin özellikleri nasıl tartışılmaz bir realite ise, tebaası ile iyi geçinen veya iyi geçinmeyip sert-kaba olan kişinin durumu da aynen öyledir.
 
Ferdi manadan sonra meseleyi  anlatmak istediğim asıl noktaya getirmek istiyorum. Gerek ülkemizde gerekse de dış dünyada zulmünü devam ettiren zalimlerin varlığı. Peşine düşüp kendilerini kullandıran bedbahtların açmış oldukları yaralar sürekli aziz milletimizin ve din kardeşlerimizin canını yakmaktadır. Yeryüzünde bozgunculuğu kendilerine şiar edinen gaddarların süfli emelleri uğruna ortaya koymadıkları işkence kalmamıştır. İnançsızlığın vermiş olduğu küstahlık veya inanç olarak kabul ettikleri sapık düzen ve düşüncelere sahip gözü dönmüş canilerin masum insanlara sırf inançlarından dolayı çektirmedikleri eza ve cefanın haddi hesabı yoktur. İlahi manzumede dil-ırk ve cinsiyet farklılığının bir ilahi tasarruf olduğunu bildikleri halde, yüce yaratıcımıza kafa tutarcasına ırkçılığını ön plana çıkarıp gayrılarının yeryüzünde yaşama hakkı olmadığını savunan, inanç noktasında sonucuna katlanmak şartıyla istediği dine inanma hürriyetine sahip olan inanmış insanların inançlarının gereğini yerine getirme hakkından mahrum bırakan sapık zümreler gün geçmiyor ki hunharlıklarını devam ettirmesin. Suriye, Filistin, Myanmar, Mısır, Irak, Arakan ve birçok Müslümanın belki de sadece Türk oldukları için görmezlikten geldikleri Doğu Türkistanlı Uygur Türkleri.
 
Allah’ın ayı olan şu mübarek Ramazan ayında bile adeta bütün Müslümanlara kafa tutarcasına zulüm ve işkencelerinin dozunu her geçen gün artırarak devam eden yeryüzünün canilerine kim “dur” diyecek? Bunun merakı içerisindeyim.  Kendi menfaatleri olduğu zaman istedikleri gibi blok oluşturan, en kısa sürede organize olup gelişmiş bütün silahları, bombaları ve füzeleri ile saldırıya geçen güya medeni ülkeleri, ezilen Müslümanları da korumada kim harekete geçirecek? Bu soruların cevabını her Müslüman kendi kendine sorması gerekmez mi? Sen-ben kavgasında çektiği yetmezmiş gibi hala aynı bağnazlık içerisinde olan sözüm ona Müslümanlar ne zaman gaflet uykusundan uyanacak? Sırf siyasi görüşü aynı olmadığı fakat kendileri gibi aynı Allah’a inandıkları halde din kardeşini acımazsızca her kalıba koyan, yeri geldiğinde en ağır ifadeler kullanmak suretiyle kendilerini Allah yerine koyup hüküm veren, kanaat oluşturan ve şuncu buncu diyerek inananları gruplandıran Ebu cehiller ne yaptıklarının ne zaman farkında olacaklar?
 
Hayır, dostlar hayır, bu gidişat iyi değil. Gücünü inancından alan inananlar eğer güçlerini Allah ve Resulünün rızası doğrultusunda kullanmaz ise inanın ne Suriye düzelir, ne Doğu Türkistan ne de zulme uğrayan bütün din kardeşlerimizin yüzü güler. Ama asıl mesele merhum Mehmet Akif’in şu dizelerinde aleniyet kazanıyor gibi;
 
 Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdadıma saldırdı mı, hatta boğarım! ...
-Boğamazsın ki!
-Hiç olmazsa yanımdan kovarım.
Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam;
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale;
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale!
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırmada geç git! , diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...
İrticâın şu sizin lehçede ma'nâsı bu mu?
 
Evet, ne dersiniz dostlar? Meseleye bir de bu yönü itibariyle baksak nasıl olur acaba?

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol