''Yine tescil edildi ki; küfür tek milletir!''

Dünyanın gözü önünde cereyan eden zulümlere baktığımızda bu hükme bir kere daha “El-Hakk doğrudur.” Demekten kendimizi alamıyoruz. Hazreti Peygamber (sav) risalet cihetiyle bize bu durumu, çağlar öncesinden haber vermiş; “Küfür tek millettir.”[1]
            Hangi ırka, kavim ve kabileye mensup olursa olsun, coğrafyası, dili ve rengi ne olursa osun; ortak paydaları küfür olunca bir araya geliyorlar, bütün ihtilafları bertaraf edebiliyorlar ve ümmet-i Muhammed’e topyekün taarruzda bulunabiliyorlar.
            Dün de böyleydi, bu gün de… Hazreti Adem’in çocuklarıyla başlayan kavga, o gün bu gündür devam ediyor. Kıyamete kadar da devam edeceği haber-i sâdıkla bildiriliyor.
            Firavunlar, Nemrutlar, Şeddatlar, Bel’amlar, Deccaller, Haçlı sürüleri, Tevhid ehline karşı taciz ve tecavüzlerini, taarruzlarını tarih boyunca sürdürmüşler ve bu gün de isim ve ünvanları örtülü olsa bile aynı zihniyetin mirasçıları, bu saldırıları sürdürmektedirler.
            İsimleri ve sıfatları dün başka başkaydı. Bu gün daha başkaca… Ama ortak sıfatları ve ittifak noktaları; Tevhid inancını ve o inancın mensuplarını yeryüzünden silmek… Güçleri yeterse yok etmek…
            Afganistan’da, Bosna Hersek’te, Irak’ta, Mısır’da Doğu Türkistan’da, Arakan’da Orta Afrika’da, Karabağ’da, Suriye’de yaptıkları ve yapmakta oldukları zulüm ve küfrün tasallutundan başka bir şey değildir.
            İsimleri ve sıfatları, duruşları, coğrafyaları zaman zaman değişiklik arzedebiliyor demiştim sözlerimin başında. Bu gün olduğu gibi. Küfür ehlinden birisine en ufak zarar geldiğinde, dünyayı velveleye verenler, bire bin misliyle saldırıya geçenler, hatta insan değil hayvan bile ölse, bitkilere zarar verilmiş olsa, dünyada gündem oluşturanlar; zarar görenler Müslüman olunca dillerini yutuyorlar, insanlık sıfatından arınıyorlar, hatta “belhüm adall”[2] ifadesinde yerini bulan “hayvandan daha aşağı” bir duruma düşüveriyorlar.
            Suriye’de Beşşar Esed kafirinin ve çetesinin saldırılarında ölenlerin sayısı iki yüz bini geçmiş kimin umurunda? Mısır’da Sisi Kafiri ve yandaşları tarafından beş yüz yirmi dokuz Müslümanın idama mahkum edilişlerinin acısını yüreğimizde taşırken, altı yüz seksen küsür kişiyi daha idama mahkum edişleri hangi emperyalist kafirin umurunda? Bir kişinin idamına bile karşıyız diye dünya kamuoyunu ayağa kaldıranlar neden bu zulümlere karşı üç maymunu oynamaktadırlar?
            Dünyanın gözü önünde Arakan’daki Müslümanlar diri diri yakılıyorlar, sularda boğuluyorlar, canlı canlı elleri, kolları kesiliyor, ashab-ı uhdud misali zulümler içerisinde feveran ediloyorlar ama nafile… Kimse onların sesini duymuyor, duymak istemiyor. Renkleri, ırkları, dilleri, kültürleri aynı olmasına rağmen Orta Afrika’da Hristiyan terör milisleri, Müslüman zencileri acımadan katlediyorlar. Sudan’da, Somali’de, Nijerya’da, Çad’da, Mali’de… Hangi bir diyarın mazlumlarını sayalım ki…
            Ermenistan şu an itibariyle fiilen Azerbaycan’ın yüzde yirmi toprağını işgal altında tutuyor, ama yine de kalkıyorlar Türkler bize zulmettiler, katliam uyguladılar, biz mağduruz diyorlar. Bütün dünya kamuoyu biliyor ki, Ermeniler bu söz ve taleplerinde haklı değildirler. Ancak “Küfür tek millettir!” hükmü gereğince kimse Ermenilerin haksız olduğunu söylemiyor, belki de söyleyemiyor.
            İtalya’nın Libya’ya yaptığını, İsrail’in Filistin’e yaptığını, Fransa’nın Cezayir’e yaptığını, İngilizlerin Hint ve Hicaz yarımadasına yaptığını, Yunanlıların ve dahi yedi düvelin Osmanlı İmparatorluğuna yaptıklarını, Amerikanın dünyanın dört bir bucağındaki sayısız İslam coğrafyasındaki mazlum Müslümanlara yaptıklarını tabiî ki hiç birimiz unutmuş değiliz. Guantanamoyu, Irak’ı, Afganistan’ı, geçmişte Libya’ya yaptıklarını hafızalarımızda hala diri bir bilinç olarak muhafaza ediyoruz.
            Ukrayna’daki gelişmelere duyarlılık gösterenler, maalesef İslam coğrafyasına ve o coğrafyanın mensuplarına duyarlı davranmıyorlar. İşin ilginci, bu zulme maruz kalan, maddi manevi sıkıntılara mahkum edilen, kimlikleri ve kişilikleri zedelenen İslam ümmeti de bu hadiselerden yeterince ders çıkaramıyor. Hala birbirleriyle çekişiyorlar. Birbirlerine kurşun sıkıyorlar. Birbirlerini tekfir ediyorlar maalesef…
            Rabbimiz müminleri tarif ederken, “ …kendi aralarında merhametlidirler…”[3] diye bizleri vasıflandırıyor, ama biz harici mantığı ile hareket ederek, birbirimize karşı aşırı derecede şiddetli, gazaplı ve hırçın davranıyor, gayrimüslimlere, Yahudi ve Hristiyanlara da alabildiğince merhametli, anlayışlı, “sözüm ona” insancıl davranıyoruz.
            Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de “Siz onların dinine tabi olmadıkça, Yahudiler ve Hristiyanlar sizden asla razı olmazlar!”[4] Buyuruyor. Ama maalesef bizler onlara şirin görünmeye çalışarak, onlardan af dilemeye çalışarak, onlarla iyi geçinmeye çalışarak onların muhabbetini ve hoşnutluğunu kazanacağımızı zannediyoruz.
            Dünyanın büyük fotoğrafına bakıp hadiseleri doğru tahlil etmeye çalışmalıyız. Mevzi olaylara kendimizi hapsetmemeliyiz. Gözümüzün önüne kibrit çöpünü dayayarak, ormanı yok saymamalıyız. Okuyan bir toplum haline gelmeliyiz. Bizim insanlarımıza “Oku!”[5] dediğin zaman gerçi Allah canını alıyor ama yine de “Oku!” demek zorundayız. Okumadan anlamak, anlamadan müşkilleri çözüme kavuşturmak mümkün değildir.
            Yakın tarihimizi, yakın siyasi tarihimizi, İslam Tarihini, İslam’ın ana kaynakları olan “Kur’an ve Sünnet’i” kavramak mecburiyetindeyiz. Dövünmek ve övünmek yerine, kuşanmalı ve donanmalıyız. İçimizdeki ve dışımızdaki düşmanlara karşı muzaffer olmak istiyorsak düşmanın silahı ile silahlanmak zorundayız. İlim ve Hikmet bizim mütemmim cüzümüz olmalıdır. İlimde ve irfanda terakkiyi yakalayamayan milletlerin muvaffak olduğu görülmemiştir vesselam…
 




[1] Camiussağîr
[2] A’raf Suresi ayet 179
[3] Fetih Suresi ayet 29
[4] Bakara suresi ayet 120
[5] Alak suresi ayet 1
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.