Dünyadaki açlık ve yoksulluk, Yaratıcı’nın yeryüzü sofrasına gönderdiği nimetlerin, O’nun iradesine ters bir şekilde paylaşılmasından kaynaklanıyor. Açlık ve sefaletin arkasında, insan elinin ürettiği zulümler bulunuyor. Allah (c.c.), yeryüzüne gönderdiği bütün canlıların, özellikle insanın rızkını cömertçe, bol bol göndermiştir. Birilerinin israf ve tasallutu büyük kitlelerin normal ihtiyaçlarını karşılanmaz hale getirmekte ve dengeler altüst olmaktadır. Konunun büyük otoriteleri şu hesabı önümüze koymaktadır: 

“Aşırı harcamalara ilişkin rakamlar, dünyadaki fakir kesimin ihtiyaçlarını karşılamanın epey masraflı olacağı iddiasını çürütmektedir. Yoksulların yeterli besin, temiz su ve temel eğitim ihtiyaçlarının karşılanması sebebiyle gereken para, insanların bir sene içinde makyaj malzemelerine, dondurmaya ve evde beslenen hayvanların mamasına harcadığından daha azdır.” (1)

Nimetlerin, örneğin 100 kişiye yetecek bir kısmına, zalim ve doymaz üç-beş el musallat olduğunda diğer doksan küsur şahıs aç kalabilmektedir. World Watch Institute’ün raporlarından alınan şu satırlara bakın:
“Kuzey Amerika ve Batı Avrupa’da yaşayan % 12’lik kesim, dünya genelindeki şahsi tüketim harcamalarının % 60’ını yapmakta, Güney Asya, Orta ve Güney Afrika ülkelerinde yaşayan ve dünya nüfusunun üçte birini oluşturan insanların harcama oranı yalnız % 3.2’ye ulaşabilmektedir.”

Zulüm ve israf düzeni yani vahşi kapitalist sistem, bir yandan sömürüyle, öte yandan, akıl ve ihtiyaç dışı tüketimi körükleyerek dünyanın bütün kaynaklarını telef etmektedir. Tüketim çılgınlığı, son 100 yılın âdeta en büyük dini oldu ve girdiğimiz yepyeni yüzyılın en büyük dini olmaya da aday görünüyor. Bu din, şeytanın dinidir. Tüketim çılgınlığının lanetli manifestosu, 20. yüzyılın özellikle ikinci yarısının başlarında insanlığın zihnine iyice yerleştirildi. Bu lanetli manifestonun kuramcılarından biri olan Victor Lebow, 1950’de şöyle haykırıyordu: “İnanılmayacak derecede verimli ekonomimiz, tüketimi bir hayat biçimi haline getirmemizi gerektiriyor. Mal ve eşyaları giderek artan bir hızla tüketmemiz, bitirmemiz, aşındırmamız, yerlerine yenilerini koymamız ve eskileri atmamız gerek.” (2)

Kapitalist dinozorların daha epey kazanma hırsına işlerlik kazandıran reklamlar, hem bizzat kendilerinin sebep olduğu harcamalar hem de tüketime getirdikleri sürat açısından yepyeni israf kalemleri ortaya çıkmaktadır. Ayrı ve öncekilerden asla geri kalmayan bir harcama kalemi de israf toplumundaki hizmetlerin sunumunda kullanılan ve ardından çöpe atılan ‘atıklar’dır. Bu atıklar yalnızca gereksiz harcama yaptırmakla kalmamakta, çevreyi ve doğayı kirleterek de insanlık aleyhine kalıcı problemler oluşturmaktalar. İsraf geliştikçe konfora düşkünlük artmaktadır. ya da konfor imkânları geliştikçe israf artmaktadır. Şöyle ya da böyle, israfla birlikte konfor düşkünlüğü arasında kopmaz bir bağ bulunmaktadır. Bu konfor düşkünlüğü, Pakistanlı büyük düşünür Muhammed İkbal’in deyişiyle, insan ruhunu katleden bir musibettir.

İşte insanlık tablomuz:

-Dünyanın en zengin üç kişisinin toplam mal varlığı, 600 milyon nüfuslu az gelişmiş ülkelerin GSMH’larından daha fazladır.

-Dünya nüfusunun en zengin %20’lik dilimi ile en fakir %20’lik dilimi arasında 86 kat fark vardır.

-1.2 milyar insan dünyada günde 1 dolardan daha az bir gelirle yaşamak zorundadır. Bunların %50’side çocuktur. Dünyada yaklaşık 1 milyar insan temel tüketim gereksinimlerini karşılayamamaktadır. Dünyanın en zengin 200 kişisinin mal varlığı tüm dünya gelirinin %41’inden fazladır.

-Gelir dağılımındaki çarpıklıklar dünyada her 35 kişiden birini emek/beyin göçeri yapmaktadır.

-Avrupalı bir inek iki Afrikalı insana eşit yaşıyor.

-Sanayileşmiş ülkeler tüm patentlerin %97’sine sahip, çok uluslu küresel işletmeler bütün teknoloji ve üretim patentlerinin %90’nını ellerinde bulundurmaktadır.

-Dünyada 1960’lara göre üretim 2 kat artsa da 800 milyon insan kıtlık çekiyor.

-Dünyanın en büyük 7 firmasının pazar değeri Türkiye’nin gayri safi milli hasılasından daha fazladır.

-Dünyada sigaraya yılda yaklaşık 200 milyar dolar harcanıyor. Avrupalılar sigaraya yılda 50, alkole 105 milyar dolar harcıyor. Ülkemizde yılda sadece sigaraya 6 milyar dolar ve sigaradan kaynaklanan hastalıklara 2.7 milyar dolardan fazla para harcanmaktadır. Ülkemizde yetişkin her 100 erkeğin 65’i sigara tiryakisidir.

-Dünyada narkotiğe/uyuşturucuya 400 milyar dolar harcanıyor. Dünyada ordulara ve silahlanmaya/savunmaya 780 milyar dolar yatırılıyor.

Türkiye savunma harcamalarında 177 ülke içinde %4.9 ile 11. sırada yer almaktadır.(3)

İnsan Allah merkezli bir varlık görüşünden hareketle kendisini ve çevresini değiştirme başarısı gösterirse Vahyin hakiki amacına uygun olarak Allah’a teslim olur. Yok şayet insan kendisini merkeze alan bir dünya görüşünden hareketle varlığa bakacak olursa nefsinin zebunu olur, kendisiyle ve çevresiyle çatışır ve tahrip eder.(4)

Yukarıdaki rakamlardan anlaşılacağı üzere dünyada insanlar arasındaki dengeler bozulmakta tüketim çılgınlığını körükleyen maneviyat yoksunu kapitalist sistem zenginlerin daha da zenginleşmesine fakir ülkelerin ise daha da fakir kalmasına neden olmaktadır. Birleşmiş Milletlere göre her 100 e-mailden 1 cent para alınsa dünyada fakirlik sorunu kalmaz denmektedir. Dünyada kozmatik, dondurma, sigara, uyuşturucuya, evcil hayvan yemine, eğlenceye vs.’ye ayrılan paranın bir kısmı dünyada açlığa, işsizliğe, sağlık ve eğitime yönlendirilebilse Dünya daha adil, yaşanabilir ve sürdürülebilir olabilecektir.

---------------------------------------------
 (1)World Watch Institute’ün ‘Dünyanın Durumu’ adıyla yayınlanan raporu, TEMA VAKFI yayınları, İstanbul 2004, 5-6
 (2) World Watch Institute’ün ‘Dünyanın Durumu’ adıyla yayınlanan raporu, TEMA VAKFI yayınları, İstan bul 2004, s.111
 (3) Küresel Çarpıklıklar ,Prof.Dr. Muammer Kaya , Osmangazi Üniversitesi Teknoloji Araştırma Merkezi (TEKAM)
(4) Ali Bulaç, Kutsala, Tarihe ve Hayata Dönüş, İstanbul 1995, s. 161.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.