Çocuklara, eşe, anne-babaya, kardeşlere ya da yakın akrabalara uygulanan her türlü saldırgan davranış, aile içi şiddettir. Yalnızca kaba kuvvet içeren davranışlar değil, aşağılamak, sözle taciz etmek, tehdit etmek hatta zorla evlendirmek gibi pek çok davranış da aile içi şiddet kapsamına girer.
 
Dünya genelinde yapılan çalışma verilerine göre Dünya Sağlık Örgütü, kadınların eşleri ya da erkek arkadaşları tarafından şiddete uğrama oranını % 10-69 arasında açıklamış. .
 
Ülkemizdeki emniyet resmi kayıtlarına göre, Şubat 2010 ile Ağustos 2011 arasındaki 19 ayda, yurt genelinde 78 bin 500 aile içi şiddet ve kadına yönelik şiddet olayı yaşanmış. Bu genel rakama göre, günde yaklaşık 138 olay, saatte yaklaşık 6 olayın yaşandığı tespit edilmiş.
 
Haberden de anlaşıldığı gibi bu rakamlar resmi kayıtlardan alınmış. Şiddet gördüğü halde bırakın emniyet birimlerine şikayette bulunmayı, kimi zaman yakınlarına bile anlatmayan kadın ve çocukların sayısı da göz ardı edilmeyecek kadar fazla.
 
Kadına yönelik şiddet aile ile sınırlı değil elbette. Özellikle son dönemde şiddet ve tacize maruz kalan, hayatını kaybeden kadın sayısı da artış gösteriyor.
Sayın Cumhurbaşkanımız, Kadınlar Günü dolayısıyla Turuncu Dergisi için yazdığı makalesinde şu satırlara yer veriyor:
“Türkiye büyüdükçe, geliştikçe, kalkındıkça yeni imkanlarla birlikte yeni sorunlar da ortaya çıkıyor. En son Mersin’de gencecik bir kızımızın başına gelen vahşet, hepimizin, tüm Türkiye’nin yüreğini dağladı. Özgecan kızımızın başına gelen elim hadise, kamuoyunda bu tür olaylar konusundaki duyarlılığı artırdı. Bu vahşetin sorumlularının hak ettikleri cezayı alacaklarına inanıyorum. Özgecan kızımızın acılı babasının gösterdiği olgunluğu, erdemi bu topraklarda siyaset yapanların da paylaşmasını temenni ediyorum.”
“Türkiye kadına yönelik şiddet ile mücadele konusunda, İstanbul Sözleşmesi’ne çekincesiz imza koyan ve parlamentosundan geçiren ilk ülke oldu. Uluslararası sözleşmenin uyum yasası, pek çok Avrupa ülkesinde “ekonomik krizler” bahane edilerek çıkarılamazken, 6284 sayılı “Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi” yasası 2012 yılında Meclisimizde kabul edildi.
“Şiddeti önlemeye, kadınlarımızı korumaya yönelik yasal düzenlemeler yapılması elbette önemlidir. Ancak daha da önemlisi, bu hususta köklü bir kültür oluşturabilmektir.”
Şiddetin Kaynağı Öfkedir
Şiddetin kaynağı öfkedir. İnsan zaman zaman öfkeleniyor bile olsa, öfkesini yenmeli. Çünkü öfke, diğer duygusal özellikler gibi insanın akıl fonksiyonlarını perdeler. Aşırısında ise çok kötü sonuçlara sebep olur. 
 
Kimi insan çok sıradan bir olay ya da çok ufak bir hata karşısında bile kendisini kaybeder. Öfke onu öylesine tutsak almıştır ki doğru düşünemez; kimi zaman çevresindeki insanların normal davranışlarına bile kızar. O an onun için önemli olan öfkesini tatmin etmektir.
 
İnanan insan ise Allah'ın emri gereği her zaman ve her ortamda saygı ve sevgi dolu davranışlar sergiler. Bu nedenle gerçek anlamda Kur'an ahlakına sahip insanların yaşadığı çevreler, özlem duyulan huzur ve güven içindeki ortamlardır.
 
Ailede bireyler arasında sevgi, şefkat, dayanışma, özveri ve sadakat duyguları köreldiğinde, hayat son derece zorlaşır. İnsanları üzmek, tedirgin etmek dahası şiddet kullanmak korkunç bir şeydir. İnsanın, ailesine huzur vermesi gerekirken tam aksine zarar vermesi vicdansızlıktır.
Kur'an ahlakına uygun hayat süren bir ailede, bugün birçok ailede yaşanan sorunlar yoktur. Günümüzde, anne ve babaya itaatsiz, saldırgan çocuklara, onlara doğru ve yanlışı anlatmayan, onlarla ilgilenmeyen, birbiriyle de anlaşamayan anne babalara çok sık rastlarız. Bu evlerde, sevgi, saygı, hoşgörü, anlayış ve şefkat yerine tartışma, kavga ve hakaret hakimdir.
 
Kur'an ahlakının yaşandığı evlerde ise anne babaya itaatli, Allah'ın buyruğu gereği onlara "öf" bile demeyen, kötülüklerden uzak duran vicdanlı çocuklar yetişir. Bu evlerdeki anne babalar çocuklarını güzel ahlak ile yetiştirerek hayırlı insanlar olmaları için çaba harcayan, birbirlerine sevgi ve saygı gösteren, davranışları ile de örnek insanlardır. Bu aileler sevgi, saygı, şefkat ve dayanışma içinde yaşayan insanlardan oluşur.
 
İslam’da şiddete yer yoktur. İnançlı olduğunu söylediği halde şiddet kullanan insan, kendi ruhundaki karmaşayı Kur'an'a uygulamaya çalışan kişidir.
 
Şefkatle Yaklaşmak Peygamberimiz (asm)’ın Özelliğidir
 
O’na benzemek; Allah'a derin bir aşkla bağlanmak, insanı Allah'tan uzaklaştıran engeller olan öfke, kin ve nefreti kalpten söküp atmaktır. Sevgiyi, şefkati, dostluğu, güzelliği, aşkı aramaktır.
 
Şefkat dinmeyen, hiçbir şekilde azalmayan, insan ruhunda şiddetli etki yapan bir duygudur. İnanan insanın şefkat duygusu, bitip-tükenmek bilmez, güzel ve özeldir. Din ahlakını yaşamayan ve zulüm gözüyle bakan kişi, hata yapan eşi, anne babası ya da çocuğuna öfke ve kızgınlık duyar, nefret eder, şiddet kullanır. Ancak iman gözüyle baktığında hatalı yakınına merhameti artar, daha çok sever, daha çok koruyup kollamak ister.
 
Aile bireyleri için şefkat çok büyük bir nimettir, Allah'ın inananlara verdiği özel bir duygudur, iç enerjisidir. Allah'ın beğendiği ahlaktır. Şefkat, Allah'ın Rahman Rahim isminin tecellisidir.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol