Yıllar var ki, hatta buna asırlar da diyebiliriz. Müslüman Türk Milletini bölmeye çalıştı hain güçler. Hem içerden, hem dışardan. Tıpkı nefsin içerden şeytanın dışardan insanoğluna müdahalesi gibi. Öyle planlı hareket ettiler ki bizden görünüp hem maddi hem de manevi olarak bizi yıprattılar. Hala da yıpratmaya devam ediyorlar. Yıpratmak çok hafif kalır deyim yerindeyse, yıkmaya çalıştılar maalesef. Bu Siyonist güçler birleşerek başta Türkiye’nin doğusunda terör estirmeye başladılar. Başbağlardan tutun günümüze gelinceye kadar Cizre’de, Nusaybin’de daha nice kanlar döktürdüler, masumların kanlarını, bu da yetmedi camilerimize, tarihimize, evlerimize, maddi manevi değerlerimize dil uzatmakla kalmadılar o kırılası ellerini de uzattılar. İnsanları canlı bomba olarak kullanıp nice canlara kıydılar. Kıydırdılar. Yahudi’si, Hristiyan’ı, Deisti ve daha niceleri hep aynı safta yer alarak. Programlandıkları minval üzere hareket edip Müslümanları sadece Türkiye’den değil dünyadan silmek, yok etmek için çabalamaktalar. Asırlardır hedef aynı hatta İslam’ın ilk zuhur ettiği günden bu yana. Müslümanları öldürmek ve İslam’ı yıkıp ortadan kaldırmak.Filistin, Afganistan, Suriye, Arakan vs. buralarda her ne kadar katliam yaptılarsa da Müslümanların neslini yok edemediler İslam’a zeval getiremedilerelhamdülillah. Geriye tek çare kaldı. Ehli Sünnetin din anlayışını değiştirerek bozmak. Anlayacağınız taktik değiştirdiler. Şia kökenli hocaları içimize salarak Hadisleri yok etmeye çalışmak hatta Peygambersizbir din anlayışı yerleştirmeye kadar ilerlediler maalesef.Dahası Hristiyanları bizdenmiş gibi göstermeye, onların da cennete girebileceği safsatalarını yaymaya kısacası avanjelist İslam’ı yerleştirmeye kalktılar. La ilahe illallah deyip MuhammedurRasulullah kelimesini söylemeden de Müslüman olunabilir mantığını yerleştirmeye çalıştılar. Ama şu var ki Rabbim dinini iki çapulcu sürüsünün elinde rüsva etmez. Ancak bu kazanma veya kaybetme sınavıdır. Sınanmadır. Bakalım Ehli Sünnete kimler ittiba edecek… Kimler kabuğunu kırıp dışarı çıkacak. Bunu hep beraber göreceğiz inşallah. Ama şu bir gerçek ki Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve Diyanet İşleri Başkanlığına bu bağlamda da çok görev düşüyor. Aynı zamanda bizlerde birer Türk Milleti olarakVatanımızın, Dinimizin ve Milletimizin varlığını devam ettirebilmesi için ilelebet dimdik ayakta durabilen bu iki kuruma ekmek gibi su gibi muhtacız. O hain eller uzandıkça devletimiz o elleri kesecek, işlevsiz hale getirecektir inşallah.

Ey Türk milleti bizim de gayet uyanık olmamız gerekiyor. Asılsız söylemlere inanıp ta ülkemizi bölmek isteyenlerin ekmeklerine yağ sürmeyelim. Dini anlatanları araştıralım, sorgulayalım körü körüne peşlerine takılıp ta gitmeyelim. Hele de medyatik olanlara azami derecede ihtimamgösterelim ki doğruyu bulalım. Körü körüne taassupla hareket etmeyelim. Kitaplarını tek tek inceleyelim. Hatta incelerken ince eleyip, sık dokuyalım ki kitapların satır aralarına yerleştirilen 25. Kare misali cümleleri bulalım, okuyalım ve uyanalım. Çünkü bunların kimi mehdiyim diye ortaya çıkıyor kimileri, dinideğerlerimizi tahrif etmek için.

Bu din, budevlet, buvatan, bu millet kolay vücuda gelmedi. Nice zorluklardan, badirelerden geçildi bu değerlerimiz için. Nice canlar verildi, nice kanlar döküldü. Hala da dökülüyor Ankara’nın göbeğinde patlayan bombalar. Ona keza İstanbul’da yapılan menfur saldırı tamda Çanakkale Şehitlerimizin sene-i devriyesine denk getirildi. Türkiye’de iç savaş çıkarıp kendiişlerini kolaylaştırmak bunların amacı. Bir taraftan kanlı eylemlerle can alıp kaosa sürüklüyorlar diğer taraftan Ehli Sünnet itikadı üzere olmayan kişileri aramıza yerleştirip dini akidesi bozuk bir millet yetiştirmeye çalışıyorlar.

Ey Müslüman Türk Milleti okuyalımÇanakkale’yi, hem de okutalım çocuklarımıza. Neslimizi İslam ruhuyla Çanakkale’nin ruhuyla yetiştirelim. Öyle bir nesil yetiştirelim ki Ertuğrul Gaziler, Osman Gaziler, Kanuni Sultan Süleymanlar, Yavuz Sultan Selimler, Fatih Sultan Mehmetlere eş olsun tekrar bir Osmanlı ruhuyla yoğrulup dört kıtaya adalet salalım Allah’ın izniyle. Gelin şimdi birlik zamanı. Dirlik zamanı. Birbirimizi koruyup kollama zamanı. İçimizdeki hainleri yıkma zamanı. Fitnecilerin fitnelerini başlarına geçirerek kendisilahlarıyla vurup yok etme, iç ve dış düşmanları ayaklar altına alıp ezme zamanı.

Mehmet Akif Ersoy ne güzel söylemiş:

Evler tünek olmuş, ötüyor bir sürü baykuş... 
Sesler de: 'Vatan tehlikedeymiş... Batıyormuş! ' 
Lâkin hani, milyonları örten şu yığından, 
Tek kol da yapışsam demiyor bir taraftan! 
Sahipsiz olan memleketin batması haktır; 
Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır. 
Feryadı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar... 
Uğraş ki: telâfi edecek bunca zarar var. 
Feryat ile kurtulması memul ise haykır! 
Yok, yok! Hele azmindeki zincirleri bir kır! 
'İş bitti... Sebatın sonu yoktur! ' deme, yılma. 
Ey millet-i merhume, sakın ye'se kapılma.

Mehmet Akif’ingözyaşlarıyla yazdığı destanını, okuyunve okutun hep beraber okuyalım ki ibret alalım tekrar Çanakkale ruhunu yeşertelim ki Hz. Peygamber, nice evliyalar ve melekler gelsin yardımımıza zira bizler Dinimizle, Peygamberimizle Kur’an’ımızla, Vatanımız ve Bayrağımızla ancak yekvücut bir millet olabiliriz.

Asım'ın nesli... Diyordum ya... Nesilmiş gerçek: 
İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek. 
Şüheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar... 
O, rükû olmasa, dünyada eğilmez başlar, 
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor, 
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor! 
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker! 
Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer. 
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi... 
Bedri’n Arslanları ancak, bu kadar şanlı idi. 
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? 
'Gömelim gel seni tarihe' desem, sığmazsın. 
Herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitap... 
Seni ancak ebediyetler eder istiap. 
'Bu, taşındır' diyerek Kâ'be'yi diksem başına; 
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına; 
Sonra gök kubbeyi alsam da, ridânamıyle, 
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle; 
Ebr-i nîsânı açık türbene çatsam da tavan, 
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan; 
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına, 
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına, 
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem; 
Gündüzün fecr ile âvizenilebriz etsem; 
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana... 
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana. 
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini, 
Şarkın en sevgili sultanı Selâhaddin’i, 
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran... 
Sen ki, İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran, 
O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın; 
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecrâmı adın; 
Sen ki, asara gömülsen taşacaksın... Heyhat, 
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât... 
Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber, 
Sana aguşunu açmış duruyor Peygamber.

Acılar bir daha tekerrür etmesin. Bir daha bu vatan için İstiklal Marşı yazılmasın. Bu vatan ve aziz milletimiz için bir daha Çanakkale destanı yazılmasın

Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği işler de yükleme! Bizi affet! Bizi bağışla! Bize acı! Sen bizim Mevla’mızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!

ÂMİN

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol