ŞEMS-İ TEBRÎZÎ (1185 – 1248)

Azerbaycan Türklerinden. İslâm bilgini, mutasavvıf… Asıl ismi Mevlânâ Muhammed’dir. “Şemseddin”, yani dinin güneşi lakabıyla anılmıştır. Mevlânâ’yı etkileyen ve tasavvufla buluşturan sûfî olarak meşhurdur..

Sözlerinden:

“Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.”

“Sen kötülüğü terk et ki o da seni terk etsin.”

“İşin Allah’a kalmışsa olmuş bil”

“Sana yoldaşlık eden senden üstün olmalı.”

“Testi, içinde ne varsa onu sızdırır.”

ATÂULLAH İSKENDERÎ (…/ 1309)

İskenderiye’de doğdu. Şazelî tarikatının üçüncü önemli şahsiyeti olarak tanındı. Ama daha çok kitleleri derinden etkileyen hitabet, vaaz ve sohbetleri ile meşhur oldu.

Sözlerinden:

“İnsanlar, sende bulunduğunu zannettikleri iyi huylardan dolayı seni methederler. Buna karşılık, sen de nefsî huylarının gerçeğini bildiğin için onu/kendini kınayıcı ol.”

“Sorulan her şeye cevap veren, bulduğu her şeyi yorumlayan, bildiği her şeyi dile getirenin durumunu, cehaletinin delili kabul et.”   

“Yapacağın iki işten hangisini yapacağına karar veremezsen, nefsine ağır geleni seç. Çünkü ancak Hak olan nefsine ağır gelir.”

“Allah nezdinde kıymet ve değerini öğrenmek istersen, O’nun seni ne meşgul ettiğine, hangi işle/vazifelerle istihdam ettiğine bak.”

İBN-İ HALDUN (1332 – 1406)

Modern historiyografi, sosyoloji ve iktisatın öncülerindendir. İslâm dünyasının yetiştirdiği ünlü sosyolog, devlet adamı ve tarihçi… “Mukaddime”, en tanınmış eseridir.

Sözlerinden: (Mukaddime’den alıntı)

“Bil ki, bütün hastalıklar temelde gıdadan kaynaklanır. Âlimler tarafından hadis olduğu şüpheli bulunsa da tabipler arasında nakledilen bir hadiste Hz. Peygamber (a.s) şöyle buyuruyor:  ‘Mide hastalıkların yuvasıdır. Perhiz sağlığın başıdır.’”

“Güç yetirilebiliyorsa açlık ve az yemek, vücut için her açıdan çok yemekten daha sağlıklıdır.”

“Zilleti kabul eden kendisini savunmaktan aciz kalır. Kendisini savunmaktan aciz olan ise her hangi bir şeyi elde etme mücadelesini hiç yapamaz.”  

“Bir şeyi yıkmak, onu bina etmekten daha kolaydır.”

“Ölüm her şeyin sonu ve yokluk olsaydı, yaratılış anlamsız ve boş bir şey olurdu. Oysa yaratılışımız, ölümden sonraki ebedî hayat içindir.”

HACI BAYRAM-I VELİ (1352 – 1429)

Asıl ismi Numan bin Mahmud, lakabı Hacı Bayram-ı Veli’dir. İstanbul’un, Fatih Sultan Mehmed tarafından fethedileceğini, Sultan 2. Murad’a müjdeleyen büyük velidir. Türbesi Ankara’dadır.

Sözlerinden:

“Çalışın! Zengin bile olsanız çalışın. Boş gezenlerin arkadaşı şeytandır!”

“Arkadaşlarınızın kusurları emanet gibidir. Onları sır gibi saklayınız.”

“Hiddet ve kin, hakikatleri gören gözleri kör eder. Öfke, iyi düşünmeyi daraltır, yanıltır.”

“Padişahın huzurunda da olsanız Hakkı ve hakikati söylemekten korkmayınız. Padişah sizi hoşlanmadığınız, dininize uymayan bir işe tayin etse de kabul etmeyiniz.”

MOLLA CÂMÎ (1414 – 1492)

Asıl adı, Nureddin Abdurrahman Câmî’dir. Efsanevi âlim, sûfi, şair ve mutasavvıf… 15. yüzyılın en iyi Fars şairlerindendir. Arap edebiyatı, felsefe ve şiirde İran’ın en etkili ve en meşhur bilginlerin başında yer alır.

Sözlerinden:

“Sana zenginlerle konuştuğun zaman vakarlı, fakirlerle konuştuğun zamansa mütevazı olmanı tavsiye ederim. Allah Teâlâ’nın senin bütün hallerine vâkıf olduğunu düşün; daima mütevazı ve samimi ol. Aranızdaki samimiyete güvenerek kardeşinin hakkını yeme. Gönlü, gözü tok olan Allah yolunun yolcuları ile sohbete devam et. Onlara karşı mütevazı ve terbiyeli ol. Allah’a insanların en yakın olanı, güzel huylu ve ileri görüşlü olanıdır. Amellerin en iyisi Hakk’la (c.c) olmaktır.”

“Senden aşağılar ile çekişme, küçük düşersin. Senden üstün kimselerle uğraşma, gücünü boş yere sarf etmiş olursun. Kendin gibilerle itişme, huysuz sayılırsın.”

“Üç zümreye üç şey çirkin düşer: Padişaha sertlik, âlimlere mal sevdası, zenginlere cimrilik.

“Huzur ve afiyet, bir köşede oturmak değildir. Afiyet, nefsinden kurtulmaktır. Kurtul da, ondan sonra dilersen bir köşe de otur, dilersen halkın içine karış.”

İMÂM-I RABBÂNΠ (1564 – 1624)

Hindistan’ın Doğu Pencap bölgesinde, Serhind’te doğdu. Asıl adı Ebü’l Berekât Ahmed b. Abdilehad b. Zeynelâbidin el-Fârûkî es-Sirhindî’dir. Hicri II. binyılın müceddidi kabul edilmektedir. “Mektûbat” en ünlü eseridir.

Sözlerinden:

“Allah-u Teâlâ her şeyi gördüğü halde, insanlar çirkin işleri yaparlar. Aşağı bir insanın bile bu işleri gördüğünü bilseler, vazgeçerler. Bu insanlar ya Allah Teâlâ’nın görmesine inanmazlar yahut O’nun görmesine kıymet vermiyorlar. İmanı olana her ikisi de yakışmaz.”

“Başkalarının nimetlerinde kendi rızkını arama. İsterse güneşin kaynağından gelmiş olsun, hiç kimseden su bile isteme. Allah’a güven ve çalış. Bu şerefli İslâm ümmetinin yüzünü utandırma. Bir gün Hz. Ömer, at üstünde giderken elinden kamçısı düştü. O etrafındaki kişilerin hiç birisinden onu kendisine vermelerini istemeyip, bizzat atından inerek kendisi almıştı.”

“Gençlik zamanında dinin emirlerine uymak, dünya ve ahret nimetlerin en üstünüdür. Annenin yavrusuna faydası olmadığı (Annenin yavrusundan kaçacağı) kıyamet günü için hazırlık yapmayana yazıklar olsun!”

“Rızık ve dünyalık konusunda kanaat sahibi ol. Çünkü kanaat tükenmez bir hazinedir.”

FATİH SULTAN MEHMED (1432 – 1481)

II. Mehmed, Osmanlı İmparatorluğu’nun yedinci padişahı. Dünya tarihinin en ünlü liderlerinden/komutanlarından biridir. 1432’de Edirne’de dünyaya geldi, babası sultan II. Murat, annesi Hüma Hatun’dur. 29 Mayıs 1453’te İstanbul’u fethetmek suretiyle yeni bir çağ açtı, Hz. Peygamber’in övgüsüne mazhar oldu ve tarihe “Fatih” unvanıyla adını yazdırdı. 1481 yılında, Gebze’de, Hünkâr Çayırı’nda vefat etti; türbesi, İstanbul’da Fatih Cami yanındadır.

Sözlerinden:

“Sırrıma sakalımın bir tek telinin vakıf olduğunu bilsem, sakalımı kökünden kazırım.”

“İmkânın sırrını görmek için, imkânsızı denemek lazım.”

“Biz toprakları değil, gönülleri fethetmeye gidiyoruz.”

“Düşmanı tanımak, tehlikeyi bertaraf etmek demektir.”

“Yerinde söz söyleyen, özür dilemek zorunda kalmaz.”

YAVUZ SULTAN SELİM ( 1470 – 1520)

I. Selim adıyla bilinen “Yavuz Sultan Selim”, dokuzuncu Osmanlı padişahı ve yetmiş dördüncü İslâm halifesidir. Aynı zamanda ilk Türk İslâm halifesi ve “Hâdim’ul-Harameyn’uş-Şerifeyn” unvanına sahiptir. Babası II. Beyazıt’tır. Amasya’da doğdu, 1520’de Tekirdağ’da vefat etti. Türbesi, İstanbul’da Yavuz Selim Camii külliyesindedir.

Sözlerinden:

“Cesaret insanı zafere, kararsızlık tehlikeye, korkaklık ise ölüme götürür.

“Ey gönül! Başkasından yardım ve dostluk umarak yaşama! Düşmandan da korkma! Dünya ve saltanat ancak Allah (c.c)’ın verdiğidir.”

“Yavuz Sultan Selim Mısır seferi dönüşü devrin ünlü âlimi Kemal paşa Zade ile at üstünde sohbet ve yolculuk ederken, ünlü âlimin atının ayağından sıçrayan çamurlar padişahın kaftanına bulaştı. Herkes padişahın kızacağını sanıp korku ve endişe içinde bekleşirken Yavuz Selim, Kemal Paşa Zade’ye dönüp mütebessim bir çehreyle şöyle dedi: “Âlimlerin atının ayağından sıçrayan çamur, bizim için şereftir, süstür, mübarektir. Vasiyetimdir: ‘Bu çamurlu kaftanı öldüğümde sandukamın üzerine kapatınız!”

KANUNÎ SULTAN SÜLEYMAN (1494 – 1566)

Osmanlı İmparatorluğunun onuncu padişahı ve 89. İslâm halifesidir. Trabzon’da dünyaya geldi. Batıda “Muhteşem Süleyman”, Doğuda ise adaletli yönetimi nedeniyle “Kanunî Sultan Süleyman” olarak bilinmektedir. 1520 yılında babası Yavuz Sultan Selim’in vefatı üzerine tahta çıktı. Osmanlı sultanları içinde en uzun süreli (46 yıl) hükümran olan padişahtır. 1566 yılında Macaristan’ın Zigetvar kalesini fethetmek için sefere çıktı, fakat zaferi göremeden vefat etti. İç organları Zigetvar’a, naşı ise İstanbul’da Süleymaniye Camii külliyesine defnedildi.

(Şehzâde Mustafa’ya Yazdığı Vasiyeti/Nasihatleri)

“Temiz ve bir ayna gibi parlak olup ilim ve irfanın çeşit çeşit çiçeği ile ilmin meyveli ağacı ve sonsuz faziletleri ile içini ve dışını cennet bahçelerini kıskandıracak hale getiresin.”

“Daima misk renkli mürekkep, kâse, divit ve kalemlerle birlikte ve yalnızlığın dostu risale ve kitaplarla beraber olasın!”

“Kalp huzuruna arkadaş ve faydalı konularda uzman olan yakınındaki irfan erbabı ile sohbetin güzelliklerine erişesin!

“Ölmeyecek kadar yiyip içerek insanların en iyisi ve parmakla gösterileni, el üstünde tutulanı ve ileri gelenleri arasında olup iki cihanın makbulü olasın”

Çok meşhur bir sır sözü: “Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.”

NASİHAT

Dinle sana bir nasihat edeyim

Hatırdan, gönülden geçici olma

Yiğidin başına bir iş gelirse

Onu yad ellere açıcı olma

Mecliste ârif ol kelâmı dinle

El iki söylerse, sen birin söyle

Elinden geldikçe sen eylik eyle

Hatıra dokunup yıkıcı olma

Dokunur hatıra kendisi bilmez

Asılzadelerden hiç kemlik olmaz

Sen eylik etde o zayi olmaz

Darılıpta başa kaçıcı olma

El âriftir, yoklar senin bendini

Dağıtırlar duzağını, fendini

Alçaklarda otur, gözet kendini

Katı yükseklerden uçucu olma

Muradın nasihat bunda söylemek

Size layık olan onu dinlemek

Sev seni seveni zayi etme emek

Sevenin sözünden geçici olma

Karacaoğlan söyler sözün, başarır

Aşkın deryasını boydan aşırır

Seni bir mecliste hacil düşürür

Kötülere konup göçücü olma

Karacaoğlan der, vakitsiz ötme,

Kadrini bilmezin yanına gitme.

Seni seveni sev, itiraz etme,

Dostların sözünden geçici olma.

Karacaoğlan (*)       

           

-------------------------

(*) Karacaoğlan (1606 -….) 17. yüzyılda yaşadığı rivayet edilen, âşık edebiyatına yepyeni bir söyleyiş biçimi getiren ünlü halk ozanı ve şairlerimizdendir. Asıl adının İsmail, Halil veya Hasan olduğu yolunda görüşler vardır. İnsan yüreğine ve belleğine tatlı dokunuşlar yapan “Nasihat” adlı bu son derece duygulu, tesirli dörtlüğü ile yazımıza son veriyoruz.

ŞEMS-İ TEBRÎZÎ (1185 – 1248)

Azerbaycan Türklerinden. İslâm bilgini, mutasavvıf… Asıl ismi Mevlânâ Muhammed’dir. “Şemseddin”, yani dinin güneşi lakabıyla anılmıştır. Mevlânâ’yı etkileyen ve tasavvufla buluşturan sûfî olarak meşhurdur..

Sözlerinden:

“Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.”

“Sen kötülüğü terk et ki o da seni terk etsin.”

“İşin Allah’a kalmışsa olmuş bil”

“Sana yoldaşlık eden senden üstün olmalı.”

“Testi, içinde ne varsa onu sızdırır.”

ATÂULLAH İSKENDERÎ (…/ 1309)

İskenderiye’de doğdu. Şazelî tarikatının üçüncü önemli şahsiyeti olarak tanındı. Ama daha çok kitleleri derinden etkileyen hitabet, vaaz ve sohbetleri ile meşhur oldu.

Sözlerinden:

“İnsanlar, sende bulunduğunu zannettikleri iyi huylardan dolayı seni methederler. Buna karşılık, sen de nefsî huylarının gerçeğini bildiğin için onu/kendini kınayıcı ol.”

“Sorulan her şeye cevap veren, bulduğu her şeyi yorumlayan, bildiği her şeyi dile getirenin durumunu, cehaletinin delili kabul et.”   

“Yapacağın iki işten hangisini yapacağına karar veremezsen, nefsine ağır geleni seç. Çünkü ancak Hak olan nefsine ağır gelir.”

“Allah nezdinde kıymet ve değerini öğrenmek istersen, O’nun seni ne meşgul ettiğine, hangi işle/vazifelerle istihdam ettiğine bak.”

İBN-İ HALDUN (1332 – 1406)

Modern historiyografi, sosyoloji ve iktisatın öncülerindendir. İslâm dünyasının yetiştirdiği ünlü sosyolog, devlet adamı ve tarihçi… “Mukaddime”, en tanınmış eseridir.

Sözlerinden: (Mukaddime’den alıntı)

“Bil ki, bütün hastalıklar temelde gıdadan kaynaklanır. Âlimler tarafından hadis olduğu şüpheli bulunsa da tabipler arasında nakledilen bir hadiste Hz. Peygamber (a.s) şöyle buyuruyor:  ‘Mide hastalıkların yuvasıdır. Perhiz sağlığın başıdır.’”

“Güç yetirilebiliyorsa açlık ve az yemek, vücut için her açıdan çok yemekten daha sağlıklıdır.”

“Zilleti kabul eden kendisini savunmaktan aciz kalır. Kendisini savunmaktan aciz olan ise her hangi bir şeyi elde etme mücadelesini hiç yapamaz.”  

“Bir şeyi yıkmak, onu bina etmekten daha kolaydır.”

“Ölüm her şeyin sonu ve yokluk olsaydı, yaratılış anlamsız ve boş bir şey olurdu. Oysa yaratılışımız, ölümden sonraki ebedî hayat içindir.”

HACI BAYRAM-I VELİ (1352 – 1429)

Asıl ismi Numan bin Mahmud, lakabı Hacı Bayram-ı Veli’dir. İstanbul’un, Fatih Sultan Mehmed tarafından fethedileceğini, Sultan 2. Murad’a müjdeleyen büyük velidir. Türbesi Ankara’dadır.

Sözlerinden:

“Çalışın! Zengin bile olsanız çalışın. Boş gezenlerin arkadaşı şeytandır!”

“Arkadaşlarınızın kusurları emanet gibidir. Onları sır gibi saklayınız.”

“Hiddet ve kin, hakikatleri gören gözleri kör eder. Öfke, iyi düşünmeyi daraltır, yanıltır.”

“Padişahın huzurunda da olsanız Hakkı ve hakikati söylemekten korkmayınız. Padişah sizi hoşlanmadığınız, dininize uymayan bir işe tayin etse de kabul etmeyiniz.”

MOLLA CÂMÎ (1414 – 1492)

Asıl adı, Nureddin Abdurrahman Câmî’dir. Efsanevi âlim, sûfi, şair ve mutasavvıf… 15. yüzyılın en iyi Fars şairlerindendir. Arap edebiyatı, felsefe ve şiirde İran’ın en etkili ve en meşhur bilginlerin başında yer alır.

Sözlerinden:

“Sana zenginlerle konuştuğun zaman vakarlı, fakirlerle konuştuğun zamansa mütevazı olmanı tavsiye ederim. Allah Teâlâ’nın senin bütün hallerine vâkıf olduğunu düşün; daima mütevazı ve samimi ol. Aranızdaki samimiyete güvenerek kardeşinin hakkını yeme. Gönlü, gözü tok olan Allah yolunun yolcuları ile sohbete devam et. Onlara karşı mütevazı ve terbiyeli ol. Allah’a insanların en yakın olanı, güzel huylu ve ileri görüşlü olanıdır. Amellerin en iyisi Hakk’la (c.c) olmaktır.”

“Senden aşağılar ile çekişme, küçük düşersin. Senden üstün kimselerle uğraşma, gücünü boş yere sarf etmiş olursun. Kendin gibilerle itişme, huysuz sayılırsın.”

“Üç zümreye üç şey çirkin düşer: Padişaha sertlik, âlimlere mal sevdası, zenginlere cimrilik.

“Huzur ve afiyet, bir köşede oturmak değildir. Afiyet, nefsinden kurtulmaktır. Kurtul da, ondan sonra dilersen bir köşe de otur, dilersen halkın içine karış.”

İMÂM-I RABBÂNΠ (1564 – 1624)

Hindistan’ın Doğu Pencap bölgesinde, Serhind’te doğdu. Asıl adı Ebü’l Berekât Ahmed b. Abdilehad b. Zeynelâbidin el-Fârûkî es-Sirhindî’dir. Hicri II. binyılın müceddidi kabul edilmektedir. “Mektûbat” en ünlü eseridir.

Sözlerinden:

“Allah-u Teâlâ her şeyi gördüğü halde, insanlar çirkin işleri yaparlar. Aşağı bir insanın bile bu işleri gördüğünü bilseler, vazgeçerler. Bu insanlar ya Allah Teâlâ’nın görmesine inanmazlar yahut O’nun görmesine kıymet vermiyorlar. İmanı olana her ikisi de yakışmaz.”

“Başkalarının nimetlerinde kendi rızkını arama. İsterse güneşin kaynağından gelmiş olsun, hiç kimseden su bile isteme. Allah’a güven ve çalış. Bu şerefli İslâm ümmetinin yüzünü utandırma. Bir gün Hz. Ömer, at üstünde giderken elinden kamçısı düştü. O etrafındaki kişilerin hiç birisinden onu kendisine vermelerini istemeyip, bizzat atından inerek kendisi almıştı.”

“Gençlik zamanında dinin emirlerine uymak, dünya ve ahret nimetlerin en üstünüdür. Annenin yavrusuna faydası olmadığı (Annenin yavrusundan kaçacağı) kıyamet günü için hazırlık yapmayana yazıklar olsun!”

“Rızık ve dünyalık konusunda kanaat sahibi ol. Çünkü kanaat tükenmez bir hazinedir.”

FATİH SULTAN MEHMED (1432 – 1481)

II. Mehmed, Osmanlı İmparatorluğu’nun yedinci padişahı. Dünya tarihinin en ünlü liderlerinden/komutanlarından biridir. 1432’de Edirne’de dünyaya geldi, babası sultan II. Murat, annesi Hüma Hatun’dur. 29 Mayıs 1453’te İstanbul’u fethetmek suretiyle yeni bir çağ açtı, Hz. Peygamber’in övgüsüne mazhar oldu ve tarihe “Fatih” unvanıyla adını yazdırdı. 1481 yılında, Gebze’de, Hünkâr Çayırı’nda vefat etti; türbesi, İstanbul’da Fatih Cami yanındadır.

Sözlerinden:

“Sırrıma sakalımın bir tek telinin vakıf olduğunu bilsem, sakalımı kökünden kazırım.”

“İmkânın sırrını görmek için, imkânsızı denemek lazım.”

“Biz toprakları değil, gönülleri fethetmeye gidiyoruz.”

“Düşmanı tanımak, tehlikeyi bertaraf etmek demektir.”

“Yerinde söz söyleyen, özür dilemek zorunda kalmaz.”

YAVUZ SULTAN SELİM ( 1470 – 1520)

I. Selim adıyla bilinen “Yavuz Sultan Selim”, dokuzuncu Osmanlı padişahı ve yetmiş dördüncü İslâm halifesidir. Aynı zamanda ilk Türk İslâm halifesi ve “Hâdim’ul-Harameyn’uş-Şerifeyn” unvanına sahiptir. Babası II. Beyazıt’tır. Amasya’da doğdu, 1520’de Tekirdağ’da vefat etti. Türbesi, İstanbul’da Yavuz Selim Camii külliyesindedir.

Sözlerinden:

“Cesaret insanı zafere, kararsızlık tehlikeye, korkaklık ise ölüme götürür.

“Ey gönül! Başkasından yardım ve dostluk umarak yaşama! Düşmandan da korkma! Dünya ve saltanat ancak Allah (c.c)’ın verdiğidir.”

“Yavuz Sultan Selim Mısır seferi dönüşü devrin ünlü âlimi Kemal paşa Zade ile at üstünde sohbet ve yolculuk ederken, ünlü âlimin atının ayağından sıçrayan çamurlar padişahın kaftanına bulaştı. Herkes padişahın kızacağını sanıp korku ve endişe içinde bekleşirken Yavuz Selim, Kemal Paşa Zade’ye dönüp mütebessim bir çehreyle şöyle dedi: “Âlimlerin atının ayağından sıçrayan çamur, bizim için şereftir, süstür, mübarektir. Vasiyetimdir: ‘Bu çamurlu kaftanı öldüğümde sandukamın üzerine kapatınız!”

KANUNÎ SULTAN SÜLEYMAN (1494 – 1566)

Osmanlı İmparatorluğunun onuncu padişahı ve 89. İslâm halifesidir. Trabzon’da dünyaya geldi. Batıda “Muhteşem Süleyman”, Doğuda ise adaletli yönetimi nedeniyle “Kanunî Sultan Süleyman” olarak bilinmektedir. 1520 yılında babası Yavuz Sultan Selim’in vefatı üzerine tahta çıktı. Osmanlı sultanları içinde en uzun süreli (46 yıl) hükümran olan padişahtır. 1566 yılında Macaristan’ın Zigetvar kalesini fethetmek için sefere çıktı, fakat zaferi göremeden vefat etti. İç organları Zigetvar’a, naşı ise İstanbul’da Süleymaniye Camii külliyesine defnedildi.

(Şehzâde Mustafa’ya Yazdığı Vasiyeti/Nasihatleri)

“Temiz ve bir ayna gibi parlak olup ilim ve irfanın çeşit çeşit çiçeği ile ilmin meyveli ağacı ve sonsuz faziletleri ile içini ve dışını cennet bahçelerini kıskandıracak hale getiresin.”

“Daima misk renkli mürekkep, kâse, divit ve kalemlerle birlikte ve yalnızlığın dostu risale ve kitaplarla beraber olasın!”

“Kalp huzuruna arkadaş ve faydalı konularda uzman olan yakınındaki irfan erbabı ile sohbetin güzelliklerine erişesin!

“Ölmeyecek kadar yiyip içerek insanların en iyisi ve parmakla gösterileni, el üstünde tutulanı ve ileri gelenleri arasında olup iki cihanın makbulü olasın”

Çok meşhur bir sır sözü: “Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.”

NASİHAT

Dinle sana bir nasihat edeyim

Hatırdan, gönülden geçici olma

Yiğidin başına bir iş gelirse

Onu yad ellere açıcı olma

Mecliste ârif ol kelâmı dinle

El iki söylerse, sen birin söyle

Elinden geldikçe sen eylik eyle

Hatıra dokunup yıkıcı olma

Dokunur hatıra kendisi bilmez

Asılzadelerden hiç kemlik olmaz

Sen eylik etde o zayi olmaz

Darılıpta başa kaçıcı olma

El âriftir, yoklar senin bendini

Dağıtırlar duzağını, fendini

Alçaklarda otur, gözet kendini

Katı yükseklerden uçucu olma

Muradın nasihat bunda söylemek

Size layık olan onu dinlemek

Sev seni seveni zayi etme emek

Sevenin sözünden geçici olma

Karacaoğlan söyler sözün, başarır

Aşkın deryasını boydan aşırır

Seni bir mecliste hacil düşürür

Kötülere konup göçücü olma

Karacaoğlan der, vakitsiz ötme,

Kadrini bilmezin yanına gitme.

Seni seveni sev, itiraz etme,

Dostların sözünden geçici olma.

Karacaoğlan (*)       

           

-------------------------

(*) Karacaoğlan (1606 -….) 17. yüzyılda yaşadığı rivayet edilen, âşık edebiyatına yepyeni bir söyleyiş biçimi getiren ünlü halk ozanı ve şairlerimizdendir. Asıl adının İsmail, Halil veya Hasan olduğu yolunda görüşler vardır. İnsan yüreğine ve belleğine tatlı dokunuşlar yapan “Nasihat” adlı bu son derece duygulu, tesirli dörtlüğü ile yazımıza son veriyoruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner274

banner273