Sâlih amel (amel-i sâlih) sözlükte “yararlı, iyi ve güzel amel” anlamına gelmektedir. Dinî bir terim olarak ise sâlih amel; imanın gereği olarak ihlâs ve iyi niyetle yapılan, Kur’an ve sünnete uygun olan söz, fiil ve davranışları ifade etmektedir.
 
“O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır” (Mülk, 67/2) ayetinde açıklandığı üzere insan yeryüzüne, nasıl kulluk edeceği, iyi mi, kötü mü amel yapacağı belli olsun diye gönderilmiştir. İnsandan istenen iman edip, Allah’ın rızasını kazanmaya sebep olacak iyi, güzel ve faydalı yani sâlih ameller işleyerek kulluk imtihanından başarıyla çıkmaktır. Bu nedenle Kur’an-ı Kerim’de amel-i sâlih işlemenin öneminden çokça bahsedilmiş, amel-i sâlih işleyenlere büyük mükâfatlar vaat edilmiştir.
 
Kur’an’da iman edip amel-i sâlih işleyenler övülerek şöyle buyrulmuştur: “Şüphesiz, iman edip, sâlih amel işleyenler var ya; işte onlar yaratılmışların en hayırlısıdırlar.” (Beyyine, 98/7) “Gerçek şu ki, iman edip iyi işler yapanlara gelince, elbette biz iyi iş yapanların ecrini zayi etmeyiz.” (Kehf, 18/30)
 
Sâlih amelin zıddı ise; kötü ve zararlı amel anlamına gelen “amel-i seyyie”dir. Allah ve Peygamberinin emir ve yasaklarına uygun olmayan, sahibinin günaha girmesine sebep olan her türlü söz ve davranış “amel-i seyyie olarak ifade edilir.  Bu tabir Kur’an’da amel-i sâlihin zıddı olarak kullanılmıştır. Ayet-i kerimelerde şöyle buyrulur: “ … İman edip sâlih amel (amel-i sâliha) işleyenler ile kötülük (amel-i seyyie) yapan bir değildir. Siz pek az düşünüyorsunuz.” (Mü’min, 40/58); “Kim kötü bir amel işlerse onunla cezalandırılır.” (Nisâ, 4/123)
 
Salih kavramı insanın sıfatı olarak da kullanılmaktadır. Sâlih insan olmanın iki şartı vardır: iman etmek ve sâlih ameller işlemek. Bir insan, iman etmekle beraber, hayırlı,  faydalı ameller işlemekle, dinin emir ve yasaklarına uymakla,  “sâlih” vasfını kazanır. Bu nedenle iyi, güzel ve yararlı amel işleyen, dürüst ve ahlâklı kimselere sâlih insan denilmiştir.  Sâlih insan, en kısa ifadeyle iyi insan demektir.
 
Kur’an’da sâlih insanların özellikleri anlatılmakta ve onlardan övgüyle söz edilmektedir: “Onlar, Allah’a ve ahiret gününe inanırlar; iyiliği emrederler. Kötülükten men ederler; hayır işlerinde birbirleriyle yarışırlar. İşte onlar sâlihlerdendir.” (Âl-i İmrân, 3/114); “İman edip de sâlih amel işleyenler var ya, biz onları mutlaka sâlihler (iyiler) arasına sokacağız.” (Ankebût, 29/9)  Diğer bir ayette ise sâlihler; peygamberler, sıddîklar ve şehitler ile beraber zikredilmişlerdir. (Nisâ, 4/69)
 
Amellerde niyet
Amellere değer kazandıran niyettir. Çünkü amellerin özü ihlas, yani iyi niyettir.  Bir amelin makbul olması, Allah katında bir değer kazanması, ecir ve mükâfat sebebi olması için halis bir niyetle yapılması şarttır. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Ameller ancak niyetlere göredir.” (Buharî, Bed'ü'l-Vahy, 1; Müslim, İmâre, 155) Buna göre; amellerimizi riya, gösteriş gibi yanlış duygu ve düşüncelerden uzak bir şekilde, halis niyetlerle yapmalıyız ki, sâlih amel olarak değer kazansın ve makbul olsun.
 
Sâlih ameller nelerdir?
Sâlih amel denilince ilk akla gelenler namaz, zekât, oruç, hac ve sadaka gibi farz ve nafile ibadetlerdir. Ancak sâlih ameller bu gibi ibadetlerle sınırlı olmayıp, dürüstlük, doğru sözlülük ve ailesinin geçimini temin için meşru bir işte çalışmak gibi Allah’ın rızasına uygun olan iyi, güzel ve faydalı her amele sâlih amel denilebilir. Tevbe suresinin 120. ayetinde bazı amel-i sâlih çeşitlerinden bahsedilmiştir. Kısacası; iman, ibadet, Allah ve Resûlü’nün emir ve yasaklarına uymak amel-i sâlih kapsamına dâhildir.
 
Sâlih amelin önemi
Amel-i sâlih işlemek, Allah’a kulluk için yaratılmış olan insanın yaratılış gayesini gerçekleştirmesini sağlar. Yine salih amel, en güzel biçimde yaratılan insanın kendisini diğer varlıklardan üstün kılan vasıflarını koruyabilmesi için bir zaruriyettir. Nitekim Kur’an, insanın iman edip salih ameller işlemediği takdirde en aşağı mertebelere indirileceğini ve rezil rüsvâ olacağını haber vermektedir. (Tîn, 95/4-6) Asr suresinde ise, “Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak, iman edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka (Onlar ziyanda değillerdir” (Asr, 103/1-3) buyrularak dünya ve ahirette hüsrana uğramaktan kurtuluş yollarından birinin de sâlih amel işlemek olduğu bildirilmektedir.
 
İman-sâlih amel ilişkisi
Dinî hayatın bütünlüğü açısından iman ile amel arasında sıkı bir ilişki bulunmaktadır, bu konuda İslam âlimleri görüş birliği içindedir. Dinin merkezinde iman yer aldığından hayatın bütün yönleri merkezî durumda olan imana göre değer ve anlam kazanır. İmanın hayata yansıması amelle bilinir. İman; ameli daha verimli ve anlamlı kıldığı gibi, sâlih amel de imanın güçlenmesine ve kemale ermesine vesile olur.
 
İman ve amel-i sâlih amel arasında birbirinden ayrı düşünülemez bir şekilde kuvvetli bir ilişki ve bağ vardır. Nitekim İman ve sâlih amel, Kur’an-ı Kerim’de 72 ayette birlikte zikredilmektedir. Kur’an’daki, “Kim de iman ederek sâlih ameller işlerse” (Tâ hâ, 20/112) “Kim mü’min olarak bir sâlih amel işlerse” (Enbiyâ, 21/94) “Allah’a ve ahiret gününe inanan ve sâlih ameller işleyenler” (Mâide, 5/69) şeklindeki ifadeler de iman ile sâlih amel arasındaki sıkı ilişkiyi açıkça ortaya koymaktadır.
 
Dikkat edilirse ayetlerde, iman, sâlih amelden önce zikredilmekte, bu da sâlih amelin, imandan kaynaklandığını, imanın bir sonucu olduğuna işaret etmektedir. Bu durum aynı zamanda sâlih amel işlemenin iman eden kimseler için bir zorunluluk olduğunu göstermektedir. Yani imansız amel bir değer ifade etmeyeceği gibi, amelsiz kuru bir iman da yok olma veya zayıflama tehlikesi ile karşı karşıya demektir.
Sâlih amelsiz bir iman, sahibini ebedî saadete kavuşturması pek mümkün olmaz. Sâlih amel, imanı muhafaza ve olgunlaştırma özelliğine sahiptir.
 
Sâlih amelin faydaları
İman edip sâlih amel işleyenler hem dünyada hem de ahirette bunun karşılığını kat kat alacaklar ve kazançlı çıkacaklardır. Bunların bir kısmını şöyle özetleyebiliriz:
 
İman edip sâlih amel işleyenleri dünyada huzurlu ve mutlu bir hayat, ahirette ise güzel bir gelecek -ki, bunların çeşit çeşit nimet, hayır, sevinç, cennet ve cennette bir ağaç olduğu rivayet edilmektedir- beklemektedir. Bu Allah Teâlâ’nın bir vaadidir. Kur’an-ı Kerim’de, şöyle buyrulmaktadır: “İnanan ve sâlih amel işleyenler için, mutluluk ve güzel bir dönüş yeri vardır.” (Ra’d, 13/29)
           
Yine Kur’an-ı Kerim’de, Erkek veya kadın, kim mü'min olarak sâlih amel işlerse, elbette ona hoş bir hayat yaşatacağız ve onların mükâfatlarını yapmakta olduklarının en güzeli ile vereceğiz” (Nahl, 16/97) buyrulmak suretiyle mü’min olarak amel-i sâlih işleyenler güzel bir hayat ile müjdelenmektedir.
 
İman etmek ve bu imanın gerektirdiği şekilde güzel davranışlarda bulunmak, insan için oldukça zor bir iştir. İşte böyle zor bir görevi yerine getiren kimselere de Allah, mutlu bir hayat ve güzel bir gelecek vadetmektedir. Ayetlerde ifade edilen güzel hayat hem bu dünyada hem de ahireti kapsamaktadır. Çünkü sâlih amel işleyerek elde edilecek dünya hayatındaki güzel yaşayış, ahiretteki mükâfatı eksiltmeyeceği gibi, ahiret saadetini kazanmak da kişinin bu dünyada mutlu bir hayat sürmesine mani değildir.
 
Sâlih amel, mü’minin yüksek derecelere ulaşmasına, nice mükâfatlara ve cenneti kazanmasına vesiledir. Şu ayet-i kerimeler bunun en açık delilidir: “Her kim de O’na sâlih ameller işlemiş bir mü'min olarak varırsa, işte onlar için en yüksek dereceler, içinde ebediyyen kalacakları Adn cennetleri vardır.” (Tâ hâ, 20/75-76)  “İman edip sâlih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele.” (Bakara, 2/25)  “İman edip sâlih ameller işleyenler ise cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.” (Bakara, 2/82)
 
Sâlih amel, kul için aynı zamanda af, mağfiret ve geniş rızık vesilesi, tevbelerin kabul sebebidir. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır: “İman edip sâlih ameller işleyen kimseler için mağfiret ve bol rızık vardır.” (Hacc, 22/50; Ayrıca bkz. Sebe’, 34/4) Tâ-hâ suresi 82. ayette ise, Allah Teâlâ’nın tevbe eden, inanan ve amel-i sâlih yapan kimseleri bağışlayacağı bildirilmektedir.
 
Sâlih amel işleyen insanı Allah sever, kullarına da sevdirir. Bir ayette şöyle buyrulur: “İnanıp sâlih ameller işleyenler için Rahmân, (gönüllere) bir sevgi koyacaktır.” (Meryem, 19/96) Hz. Peygamber (s.a.s.) bu ayeti şöyle açıklamıştır: “Allah bir kulunu sevdiği zaman Cebrail’e der ki: ‘Ben falanı sevdim, sen de sev.’ Cebrail de göktekilere aynı şekilde nida eder. Sonra onun için yeryüzünde bir sevgi yerleşmiş olur. İşte Allah’ın, ‘İnanıp sâlih ameller işleyenler için Rahmân, (gönüllere) bir sevgi koyacaktır’ ayeti bunu ifade eder.” (Tirmizî, Tefsiru’l-Kur’an 20)
 
Sonuç olarak diyebiliriz ki; Yüce Allah’ın vadettiği güzel hayata, mükâfatlara, yüksek derecelere ve cennete nail olabilmek için sadece iman etmiş olmakla yetinmeyip, sâlih ameller işlemek de gerekmektedir.
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol