Sokağa çağrılan liseliler ve gençliğimiz
Son günlerde gezi benzeri bir sokak provası yapılıyor.

Liseliler üzerinden birileri yine Türkiye'nin geleceği ile oynamanın derdinde. Liselerde oyananan oyunları Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Sosyolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Celil Abuzer ile konuştuk. 

Dinihaberler.com- Siyasetle yakınen ilginiz olduğunu ve bir partiden aday olduğunuzu biliyoruz. Siyasetçi bir bilim adamı olarak liseliler eylemi ile ilgili olarak düşünceleriniz neler? Kim ne yapmak istiyor? Gerçekten liselerde özgürlüklere müdahale mi var? O bildirilerden anlaşılan ne?


Doç. Dr. Celil Abuzer - Toplumlar kendi varlıklarını gençlere verdiği değer üzerinden devam ettirebilirler. Bir ülke gençliğine ne kadar önem verir, değer verir; onların yetişmesine, çağa hazırlanmasına, zamana uyarlanmasına ne kadar kaynak ve imkan sunulabilirse kendi varlığını o oranda devam ettirebilir.

Bir toplum ancak kendi değer yargılarını, örf ve adetlerini genç nesillere aktarabildiği ölçüde geleceğinden emin olabilir.

Bu anlamda ortaöğretim dönemi ve gençliğimiz, çocuklarımız yarınımızın teminatı…

Bunları böyle bilmeli ve bunlar üzerine yapılacak planlamalar programlamalar, eğitim programları, eğitim stratejileri belirlenirken yarınımızı inşa ettiğimizin bilinciyle hareket etmemiz gerekiyor.

Biz nasıl bir insan modeli istiyoruz?
Şu an Türkiye vatandaşı olarak nasıl bir insan olursa ondan memnun oluruz?


Bunu ölçü almamız gerekiyor. Ve bu çerçevede gençlere yapılan programlar, içerikler eğitim stratejileri belirlenirken bu çerçevede hareket edilmesi gerekiyor.

Biz öncelikle şunu istiyoruz.

Gençlerimiz kendi medeniyet köklerini bilsinler nereden geldiklerini bilsinler. Hangi coğrafyada hangi toplumda yaşadıklarını geçmişte nasıl bir medeniyetin çocuklarını bilsinler istiyoruz.

İlk önce kendilerini tanısınlar.

Kendi toplumsal yapılarını tanısınlar, istiyoruz. Ve devamında çağı ve gerekliliğini bilsinler, istiyoruz. Yarına iyi hazırlanabilecek şekilde donanımlı olmalarını, istiyoruz. Gençlerimizin bu iki kanatla hareket etmesini istiyoruz. Bir geçmişlerini, kendi dinamiklerini bilecekler. Bu onlara öz güven verecektir diğeri de çağı tanıyacaktır. Çağın ihtiyaçlarını bilecekler dünyanın nereye gittiğini bilecekler. Yarın ne gibi sorunlarla karşılaşabileceklerini öngörecekler. Bu çerçevede kendilerini hazırlayabilecekler. Biz bunu sağlayabildiğimiz ölçüde yarınımızdan emin olabiliriz.
Bu çerçevede ortaokul ve lisede o iki temel basamağı verecek olan eğitim modelini eğitim stratejilerini vermemiz gerekiyor.

Bin yılı aşkın süredir İslam bizim temel dinamiğimiz. Bu çerçevede bu toplum, Müslüman bir toplumdur. İslam’ı din olarak benimseyen, kültür olarak benimseyen bir toplumda yaşıyoruz. Bir medeniyetin devamıyız. Bunun gereklerini ve bunun temel dinamiklerini çocuklarımıza vermemiz gerekiyor.

Bunun yanına çağın bilgi ve teknolojisini çocuklarımıza sunacak eğitim içeriklerini vermemiz gerekiyor.

Çocuklarımızı sokağa meydanlara indirmekten ziyade kütüphanelere kitaplara indirmemiz daha çok onların bilgilenmeleri gerektiğini önem vermemiz gerekir.

Kendilerini ve geleceklerini daha iyi tanıyacak, imkan sunacak programlar sunmamız gerekiyor. Bir taraftar, sloganik, holigan gençlik istemiyoruz.

Okuyan, sorgulayan kendisini, geçmişini bilen, toplumu bilen, kendisinden neler beklendiğini bilen bir gençlik istiyoruz.

Ancak böyle bir gençlik inşa edebilirsek bilgi alanımızdan emin olabiliriz. Zor bir coğrafyada yaşıyoruz. Türkiye’de gerçekten yaşamak bu topraklar üzerinde yaşamanın ağır bedelleri var. Geçmişte bu bedeller verilmiştir. Günümüzde de bu bedeller verilmektedir.

Ciddi bir tarih bilinci, coğrafya bilinciyle biz bu olayları göğüsleyebiliriz. Aksi takdirde yoksa çok çabuk manipüle olabiliriz. Bir takım istemediğimiz durumlara, oyunlara düşme durumumuz var.

Gençliğin özellikle ortaokul ve lise genliğini sokaktan ziyade daha çok okullara eğitim kurumlarına ve kütüphanelere yerleştirmek ve buralar ile bağlarını daha güçlü kılmak için çalışmamız gerekiyor. Çünkü genç dediğimiz varlık daha çok duyguların hâkim olduğu psikolojiye sahiptir.

Lise döneminde bu böyledir.  Duygular akıldan ziyade hükmedebilir. Siz sokağa indiğinizde birileri hamasi nutuklarla bizim istemediğimiz bir takım noktalara gidebilir. İstemediğimiz noktalara gelebilir.

Gençleri özellikle liseli gençleri siyasallaştırmak sokağa indirmek hatta devlet kurumlarıyla karşı karşıya getirmek çok büyük bir hata olur. Bunun sonucunu hiçbirimiz taşıyamayız. Kaldıramayız. Bundan ziyade dediğim gibi daha çok gençliğe okumak kendilerini geliştirme becerilerini arttırma bu oranda tavsiyelerde bulunmamız gerekiyor.

Dinihaberler.com - Bir liselinin devletin geleceği, eğitim programları ve müfredat konusunda yeti ve yeteneği var mı? Liselileri örgütleyenler liselilere kulak verilmesi ve onların dinlenilmesinden söz ediyor. Liseli ne kadar dinlenebilir?
 
Doç. Dr. Celil Abuzer - Bir takım anket ve görüşmelerle gençlerin eğilimleri, beklentileri zaman zaman tespit ediliyor. Elbette ki gençlerin ne dedikleri, hayata nasıl baktıkları ve neyi ciddiye aldıkları önemlidir. Ancak bu dediğim gibi genler üzerinden bir takım siyasi manevralar peşinde koşuyorsa ki bunun biraz öyle olduğu anlaşılıyor. Burada gerçekten çok dikkatli olmamız gerekiyor.

Daha önce ağaç üzerinden kirli bir organizasyona şahit olduk. Sokakta bulunanlar ağaç için oradaydı ama görüşme yapan heyetin hiç de ağaç derdi yoktu. Birileri ağaç için sokakta bulunurken bunları sokağa dökenler 3. Köprü durdurulsun, 3. Havalimanı iptal edilsin, nükleer santraller olmasın pazarlıkları içindeydi.

Liselileri yürütenlerde de aynı şekilde bir alicengiz oyunu olduğunu düşünüyorum. Masum gençler üzerinden hele liseli gençler üzerinden bir takım manevralar olduğunu düşünüyorum. Gençlerimizin bu tür şeylere karşı uyanık olmaları gerektiğini düşünüyorum.

Dinihaberler.com - Hocalar ne yapmalı bu konuda?

Doç. Dr. Celil Abuzer - Bu konuda hocalarımızın gençlere rol modellik yapmalarını öneriyorum. Uyarmaları ve özellikle onlara bahsettiğim ölçüde daha çok zaman ayırmaları, okumaya zaman ayırmaları gerekiyor. Müfredatla birlikte hayatın gerçeklerinden de öğrencilere bir demek sunmalı ve sokakta başlarına neler gelebileceğini anlatıp uyarmalılar.


Gezi olaylarının farklı bir versiyonu şuan tezgâhlanıyor. Ama ne yazık ki çok acı olan şey ortaöğretimdeki masum gençler üzerinden bu olaylar yapılmaya çalışıyor.

Onların bedenleri üzerinden bir takım rantlar hatta sokağa indirerek devletle çatıştırarak, devletin kurumlarıyla çatıştırarak onların bedenleri üzerinden, onların masum bedenleri üzerinden kendi aç gözlülüklerini tatmin etme kendi siyasi rantlarını ikame etme adına çok çirkin bir komplo tezgah var ortada.

Buna karşı özellikle sağduyulu olan gerçekten vatanına milletine bağlı toplumunu seven, bu topluma ve devlete karşı kendini sorumlu hisseden her bir insanımız öğretmeninden sokaktaki esnafımıza varana kadar her birimiz en azından veliyiz. Bir şekilde bu işin içindeyiz. Gençlerimiz üzerinden siyaset kotarmaya çalışanlara meydan vermemeli, prim vermemeliyiz.

Dinihaberler.com – Bu insanlar haftalardır liseleri tahrik edecek yayınlar yapıyorlar. Kendilerince ilginç argümanlar da buluyorlar. Tüm art niyetlerini bu argümanlar ardına çok da güzel saklayabiliyor. Milleti de ikna edip epey bir taraftar da buluyorlar.

Gezide gördük en somut örneğini.

Arkalarına saklandıkları argümanları çok güzel geliştiriyorlar.

Konjonktür bizden yana iken maalesef aynı şekilde toplumun nabzını elimizde tutamıyoruz. Çünkü okumuyoruz. Okumayan insanın argümanlar geliştirmesi ya da karşıdakinin stratejilerine karşı strateji geliştirmesi mümkün olabilir mi?

Cemil Meriç, Sezai Karakoç, Mevlana, Gazali, Necip Fazıl okumak, bilinçlenmek ve şuurlanmak gerek.

Davaya bağlılık noktasında temsil eksikliğimiz var.

Bazen medya da bir iki kişiyi çıkıp konuşuyor. Ve onların üzerinden bütün ilahiyatlar ve muhafazakarlar değerlendirilmeye çalışılıyor.

Yanlış yaptığında da onun hatası tüm Müslümanlara mal olmak gibi bir çıkmazımız var.

Muhafazakar camiamızın kendi dinamiklerini bileceğiz ve bir de çağı bileceğiz. Özellikle de sosyal bilimleri bileceğiz.

Ben bakıyorum mesela, diyelim ki temel İslam bilimlerinde Tefsir profesör hocamız, İslam Hukuku hocamız eğer çağın gerekliliği anlamında yeterli bir nosyonu yoksa havada kalıyor. Öbür taraftan da bizim Din Bilimleri alanındaki hocalarımız diyelim ki batıyı veya sosyal bilimleri kendi klasiği bağlamında biliyor ama kendi değerlerimizle birleştiremediği için o da havada kalıyor.

Bu nedenle entelektüel yetişmiyor. Maalesef temsil yeteneği olan şahsıyla düşüncesi ve fikriyle bir platformda haa işte budur diyebileceğimiz gerçekten elemanımız yetişmiyor.

Kendi içimizde iyi bir muhasebe yapmamız gerekiyor.

Grupsal, partisel, şahsi işleri bir kenera bırakıp fotoğrafın büyüğünü görmek gerekiyor. Ama benzer sıkıntıları hemen her alanda yaşıyoruz.

Gençlik bize muhtaç.

Bizim ulaşmamız gerekiyor. Biz ulaşmazsak ötekiler çok çabuk ulaşıyor. Çünkü yapmak zor, tahrip kolay.

Onlar nefse hitap ediyor. Biz akla, vicdana ve kalbe hitap ediyoruz. Ve maalesef ki nefse davet eden çok faktörler var günümüzde.

Dinihaberler.com - Ve ortada bırakıyorlar. Çözüm falan yok. Ailesini, çocuğunu, neslini, ekonomisini mahvedip bırakıyorlar. Keşke buldukları reçete insanlara faydalı olsa alkışlayacağız ama reçeteleri iyileştirmekten çok tahrip ediyor.

Şu an gerçekten hepimizin ağırlıklı olarak bu konunun üzerine eğilmemiz gerekiyor. Doğu ve Güneydoğu’yu geziyoruz.

Şu an Doğu ve Güneydoğu’da 20 yaş hızlı bir şekilde Marksizm’e ve ırkçılığa kayıyor. Batıda ise amaçsız, duyarsız, nihilist, nefsi peşinde koşan bir nesil ortaya çıkıyor.

Bizim yarınımızı bu gençlere bırakamayız. Bunlardan bir devlet bir toplum çıkmaz. Acil olarak bu konu üzerine eğilmemiz gerekiyor.

Cumhurbaşkanımız artık eğitimin içeriğine dönmeli ve bu alanda bir şeyler yapmalıyız şeklinde beyanatları oldu. Geç kalınmış bir alan…

Gençliği kurtaracak olan şey eğitimdir.

Bir de bütün bunları bırakıp bu gençliği bir de sokağa indirirsek Allah muhafaza nerede duracağını hiç birimiz kestiremeyiz.


 

Bunlar da Dikkatinizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner205