Yüce Rabbimiz Allah kimi zaman bizleri acılarla ve zorluklarla imtihan eder kimi zaman da genişlikte ve rahatlıkta imtihan eder. İslam düşmanlığının had safhada olduğu, inancını yaşamaya çalışanların birçok engellerle karşılaştığı acılar, kederler, hüzünler hatta intiharlar oldu. Bu fırtına kimini zengin etti, kimileri trilyonlarını katladı. Kimini ekmeğinden etti, kimini işinden etti. Fırtına kimi zaman zemheriye dönüştü önüne geleni dondurdu. Hareket edemez hale geldi, hatta Narkoz niyetine beyinleri uyuşturdu. Kimisi daha uyanamadı gitti. Kimi zaman kasırga oldu önüne geleni savurdu gitti. Karlar üzerinde açmış kardelenleri öyle bir savurdu ki kökünden kopardı. Bazen zemheride göz gözü görmez oldu. Bulanık havayı seven kurtlar ovaya indi memlekette yetişen kuzulara dadandı. Kimileri savruldu, Kiminin hayatlarını çaldılar, kiminin umutlarını söndürdüler, kiminin aşklarını ellerinden aldılar sonuçta herkesten bir şeyler kopardılar.

Bazen fırtınalar iyi gelir insana, tekneni biraz yıpratır ama güvertende hiç pislik kalmaz… Ne kadar güzel bir söz! İşte öyle oldu. Gemide samimiyetsiz insanlar hemen korkup indiler aşağıya… Ama fırtınaya inat gemisini savrulmadan limana salimen çekebilen kaptanlar da vardı. Onlar hiç boyun eğmediler bedel ödediler, çıkan her fırtına boranda imanlarını ve inançlarını daha da güçlendirdiler. Gemiyi Daru’l-Erkam gördüler. Fırtınanın geçeceği, Baharın geleceği Suffelerin açılacağına inandılar. Geceler zifiri karanlıktı. Yolda dost dostu tanımazdı. Ama saflar daha bir sık Gecenin sahibine olan iman daha bir güçlü idi. Sonra buzlar eridi, donlar çözüldü, nehirler aktı. Ardından bahar geldi. Ama baharın gülleri kışınki çıkan kardelenler kadar güzel kokmuyordu. Artık Erkam’ın evinde nöbet tutanlar gitmişler. Ama Ammarları namaza kaldıran Bilaller de gözden kaybolmuştu. Cefayı hep birlikte çekmedik mi, O zaman hepimiz birbirimize sarılmışken çekip gitmek neden? Hani söz vermiştik bu gemide her şeye inat inmeyecektik, bırakmayacaktık birbirimizi… Bunca acı bizi pişirmiş, olgunlaştırmıştı. O fırtınalarda tahkim ettiğimiz gemiyi karaya çıkınca delmeye çalışmak da ne? Yoksa güneşin aşırı sıcakları bizi inancımızdan değerlerimizden soğuttu mu? Tüm dünya kasırga olsa bu kale yıkılmayacak demiştik… O günlerde açtık, susuzduk ama sünneti ve hadisleri yaşamaya çalışırdık. Şimdi Güneşli günler gelince Sünnet de neymiş, Hadis de kimin sözüymüş demeye başladık. Bacılarımızın sımsıkı örtmeye başladıkları başlar yavaş yavaş çözülmeye başladı. O günler de hepimiz tarağın dişleri gibiydik. Ama sonra bahar gelip biraz damarlarımıza kan gelince arkadaşlarımızı arkadan hançerledik. Dost bildiklerimizin evlerine kameralar koyduk. Hani yalnızca Allah’ı ve Rasülünü dinleyecektik. Oysa Allah ve Rasülünden başka herkesi dinledik.

Yok yok bahar bize iyi gelmedi. Fırtınada toparlananlar sıcağı görünce gevşeyiverdi. Soğuk bizi eğitti. Biz soğuk dönemde okuyan gençler sadakat gösteremedik verdiğimiz söze… Soğukta kıldığımız namazların tadını yazları hem de kamuda kıldığımız namazlar vermiyor dostum. Çaresizlikte yapılan ameller ne değerliymiş Mevlanın katında… Bedir aklıma geldi Peygamberimiz “Şu bir avuç Müslüman ölürse yeryüzünde sana ibadet edecek kimse kalmıyor diyordu” Bedir Ashabının İslam Tarihinde apayrı bir yeri vardır. Bedir Ashabı ayrıcalıklıdır. Bedir’e katılamayanlar ömür boyu Bedir’e katılmamanın acısını hissetmişlerdir. Mekke fethedilmiş, Havazin Müşriklerinin üzerine yürüyen Müslümanlar şimdiye kadar ki en büyük orduyu oluşturmuşlardı. Huneyn’de on iki bin kişilik Müslümanlar kibire kapılıp Daha bu orduyu kimse yenemez türünden sözler etmeye başlamışlardı ki savaşın hemen başında Müslümanlar bozguna uğradılar ancak Peygamberimizin büyük savaş stratejisi ve orduyu toparlaması sayesinde Müslümanlar yeniden zafer kazanmışlardı.

Acaba biraz imkânlarımız artınca Yüce Allah’a ihtiyacımız kalmadığını mı şeytan bize fısıldıyor. Acılarımızla baş başa kaldığımızda hemencecik döndüğümüz Rabbimize acaba ferahlayınca dönmeyi mi unuttuk? Soğuk günlerde “Allah’tan başka kimseye boyun eğmeyeceğiz, O’ndan başka kimseden yardım istemeyeceğiz” diye yıkık dökük evlerimizdeki yakarışlarımızı acaba şimdi görkemli ev ve mobilyalarımız mı unutturdu bize… Dostlar Allah bir daha bizlere Şubat soğuğu yaşatmasın. Ama soğuktan çıktıktan sonra karşılaştığımız güneşin sıcaklığı bizi çarpmasın… Soğukta elde ettiğimiz kalbi kıvam bizi dünyaya meylettirmesin. Rabbim o günkü zorlukların ve çilelerin karşılığını peşin dünyada verip te ahirette nasibi olmayanlardan eylemesin.
Soğukta iman neşesiyle yeşerttiğimiz gönül bahçemiz baharın baş döndürücü esintileriyle çölleştirmeyelim. Rabbim bizlere sonsuz hazinesinden bitmeyen ecirler versin.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
dursun ali mercan 10 ay önce

selamun aleyküm sayın hocam yazınız çok güzel ne güzel müslümanları bizlerin hayatını sahabilerin peygamberimizi islamın payıdarlığı için ne zorluklarla bize ulaşması ne güzel Allah ü bundan sonra yar ve yardımcımız olsun bütün islaöı aleme ve devletimize güvenlik güçlerimize islamiyati yaşamamız için yar ve yardımcımız olsun

Avatar
Mustafa k. 10 ay önce

Fırtınada gemiyi ilk once fareler terkedemis..28 subatta icimizdeki siyah taslar temizlendi..bugun ise gurur ve kibirde ad kavmiyle yarışan icimizdeki beyaz taşları temizleme vaktidir..
Huneynde tevazuya sahip cıkanlar bedirde öz kardesine kılıc cekmek zorunda kalanlardır..
Bugun davası icin gozyasi dokenler 28 subatta bedel odeyenlerdir..
Kendi mide gurultularıyla sunneti esdeger görenler bedel odemeyen ilk fırtınada da gemiyi terkedecek olan farelerdir..
Onlar kaleminin murekkebbini bilincsiz muslumanların dimagından cekerler..
Saltanatlarınıda bu cehalete borcludurlar..