Yakınını kaybeden Müslümanın/İnsanın acısını paylaşmak, yakınlarının derdine ortak olmak ve ölene dua etmek maksatlı taziye ziyareti yöremizin en bereketli bir o kadar da anlamlı bir geleneğidir. Bu adet temelini Hz. Peygamberin (sav) uygulamalarından almaktadır. O hem fiili olarak taziyede bulunmuş aynı zamanda sözlü olarak taziye ziyaretini teşvik etmiştir. Bu nedenle kaynaklarımızda taziyenin müstahap olduğu belirtilmektedir.

Taziye ziyaretleri memleketimizde  أعظم الله أجركم وأحسن عزائكم وغفر الله لمرحومكم  veya başın sağ olsun, Allah geride kalanlara uzun ömürler versin! gibi sözlerle yapılmakta, akabinde fatiha veya bir aşır okunmaktadır. Taziyelerle bir taraftan Hz. Peygamberin sünneti icra edilirken ötesinde acılar paylaşılmaktadır. "Sabra teşvik etmek” anlamına gelen taziye ziyaretlerinde  musîbetzedeye sabretmesi, Allah'ın sabrına karşı ecir vereceği, hepimizin Allah'a ait olduğu ve tekrar ona döneceğimiz gerçeği tekrar hatırlatılır.

Hz. Peygamber’in ( s.a) uygulamalarından hareketle şöyle taziye verilebilir: 

Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Allah ecrinizi artırsın, size sabretme gücü versin. Bizi ve sizi şükre muvaffak kılsın. Zira canlarımız, mallarımız, evlâd ve iyâlimiz aziz ve celil olan Allah’ın bize tatlı hibeleri, geçici bir süre için yanımıza bıraktığı emanetler cümlesindendir. Şimdi Allah size verdiklerini büyük bir ecir karşılığında sizden geri almıştır. Karşılığında rahmet, mağfiret ve hidayet versin. Üzüntü ve kederinizi def etsin. 

Refiki alasına olan irtihali merhum/merhume için şeb-i arus olsun. Rabbim Ğafur ismi ile yarlığasın. Sabır ve sekinetinizi artırsın. Hüznünüzün yanına huzuru da koysun inşallah.

Allâh-u Zü'l-Celâl ve'l-Kemâl merhuma/merhumeye kabrinde cennet bahçesi gibi istirahatler, mahşere sevkinde bütün korkularını izâle edecek bişâretler ve akîbetinde cennât-i 'âliyatta yüksek dereceler ihsân eylesin. 

Geride bıraktığı keder dîde siz değerli âilesine, ahbâbına ve etbâ'ına sabr-ı cemîl, ecr-i cezîl ve âmâl-i sâlihât içerisinde hayra anahtar şerre kilit olacak tûl-u ömürler ikrâm eylesin.

Aynı yerde bulunanlar için taziye müddeti üç gündür. Üç günden sonra taziye uygun değildir. Çünkü bu acının tazelenmesine sebep olur. Başka yerde bulunanlar üç gün tahdidine tâbi değildirler.

Hz. Ca’fer (ra) şehid olunca Rasulûllâh (sav) yakınlarına: "Ca'fer ailesine yemek yapın, çünkü onların başına -yeme içmeye bakamayacakları- büyük bir iş geldi." demiştir. Yine üç günden sonra Hz. Cafer’in çocuklarını traş ettirmiş onlara yeni elbiseler alarak taziyelerini sonlandırmıştır. Bu itibarla akraba ve komşuların, ölüm felâketi geçiren aileye yemek hazırlayıp götürmesi müstehab görülmüştür. Ancak ölünün ailesinin yemek hazırlayıp başkalarına ikram etmeleri hüznün bulunduğu sırada ayrıca bir külfet teşkil edeceği için İslâm bilginlerince mekrûh sayılmıştır. 

GÜNÜMÜZE GELDİĞİMİZDE

Hz. Peygamber(s.a) döneminde ki cenaze evine komşular tarafından yemek hazırlanıp götürülme sünneti zamanla evrilerek özünde bir takım değişiklikler ve yanlışlıklarla yerini çuvallarla pirinç, şeker, küçükbaş hayvan götürme âdetine dönüşmüş hüzün evi neredeyse düğün evini çağrıştırır hale dönüşmüştür. Ötesinde gelen hediyeler kayıt altına alınmış hediye getirenin ailesinden vefat edenin olması durumunda misliyle iade edilmeye başlanmıştır.

Yine üç gün süren taziye geleneği 15 güne kadar uzatılmıştır. Sonraki dönemlerde sünneti ihya anlamında hocalarımızın ve önde gelen STK’ların ve âkil insanların da tavsiyeleri ile yeniden üç güne düşürülmüş ancak hediye getirme geleneği bir müddet daha devam etmiştir. Çaba ve gayretler sonucu hediye getirme geleneği de zamanla azalmıştır. 

Tam sünnet olana dönüldü denilirken bu defa insanları yoran ötesinde faiz almaya, sonrasında hacze kadar götüren üç gün boyunca süren, YEMEK YEDİRME ADETİ baş göstermiştir. Farkında olunmadan veya mahalle baskısı ile vefat eden adına otuz bin ile elli bin liraları bulan üç gün boyunca öğle akşam yemek ikramları, börek ve helva sunumları, çay, mırra, su dağıtımları başını alıp yürümüştür. Bu önü alınmaz durum en çok taziye sahiplerini üzmüştür. 

Yine verilen yemeğin kalitesi konusunda ileri geri konuşmalar bir yönden acı içerisinde bulunan aileyi daha da yıpratmakta mali anlamda da çökmüş olan aileyi bihayli üzmektedir. Üç gün boyunca verilen yemekten sonra son gün mevlit verilip akabinde beş yüz kişilik ayrı bir yemeğin de ikram edilmesi ve bu davetlere daha çok durumu iyi olanların katılması düzeltilmesi gereken bir başka durumdur. 

Yine köy ve beldelerde öğle vakitlerinde taziye evlerine yemek yemek maksatlı ziyaret ekiplerinin oluşmuş olması, öğle yemeklerinin bir taziyede akşam yemeklerin başka bir taziyede yenilmesi buna ilaveten üç gün boyunca tüm köy halkının da taziye de yemek yemesi oldukça ağır bir durum oluşturmaktadır.. Kişi bir yandan vefat edenin hüznü ile başbaşa iken diğer yandan bu miktarın nasıl ödeneceğinin sıkıntısını da yaşamaya başlamaktadır. Bu durum şehirde yaşayan mahalleliler içinde geçerlidir.

Hz. Peygamber, ölünün kendi ailesinin yemek hazırlayıp gelenlere ikram etmesini hoş karşılamamıştır. Bu itibarla ölen kişinin mirasçıları fakir iseler veya aralarında buluğ çağına erişmemiş çocuk var ise, geriye bıraktığı maldan yemek yapılarak cenazeye gelenlere verilmesi doğru değildir. (İbn Mâce, Cenâiz, 59)

Cenazelerde yemek ikramı için ortaya çıkan kişinin evladının düğününden daha fazla miktara mal olan yüklü rakamları ödeme de bir başka sıkıntıdır. Mali durumu iyi olanlar bu miktarları kendileri öderken, durumları iyi olmayanlar bu rakamları ilk olarak akrabaları ile paylaşmış kırk bin liralık ağır yük ikişer bin lira olarak örneğin yirmi aileye bölünmüştür. Bu da başka bir çıkmazı doğurmuştur. Bu ay babası vefat eden iki bin lira ile teçhiz ve tekfin işini gerçekleştirmiş iken bir sonraki hafta amcası vefat ettiği için yine iki bin, bir başka ay halası için iki bin, hiç hesapta yokken teyzesi için iki bin tl. ödemeleri insanları çok zor durumda bırakmıştır. 

Ne zaman ne kadar ödeyeceğini bilemeyen insanlar çözümü sabit ödemeleri olan ancak Allah’ın kesin olarak yasakladığı faizi almakta bulmuşlardır. Kişiler başkalarından yardım almadan bankalardan faiz alarak güya babası için sevap işlediklerini düşünürken aksine daha vefatın arkasındaki ilk günden faize bulaşılmıştır.  

Miras pay edilmeden babanın malının üçte birini geçecek harcamaların da caiz olmadığı sabit olduğundan diğer mirasçıların mallarından alarak yemek vermek doğru bir davranış değildir. Kişilerin akrabaları için her ay bir miktar cenaze işlemleri için yemek parası göndermeleri insanların gönülden helal etmeyecekleri bir durum olduğundan bu durum da caiz görülmemektedir.

Bütün bunlar değerlendirildiğinde, STK ların ve akil insanların müftülüğümüze müracaatları ile birlikte taziye geleneğindeki yemek hazırlamak ve dağıtmak değerlendirilmiş, ilçe müftülerimiz ve vaizlerimizle görüşülmüş sonuçta; Diyanet İşleri Başkanlığımızın da verilmiş fetvalarından istifade edilerek yorucu yemek dağıtma örfünün sünnet olan aslına dönüştürülmesi için aşağıdaki maddelerin halkımızla paylaşılmasının il müftülüğümüzce uygun olacağı, müftü vaiz ve imamlarımız tarafından vaaz ve sohbetlerde işlenmesinin fayda sağlayacağı, STKların ve âkil insanların bulundukları ortamlarda bu durumu işlemelerinin uygun olacağı kararlaştırılmıştır.   
                                                                                              
Sonuç; 

1) Yemek saatlerinde taziye ziyaretlerine gidilmemesinin uygun olduğu;
2) Komşular ve köylüler başta olmak üzere yemek saati yaklaştığında taziye yerinden ayrılmanın uygun olduğu,
3) Taziye sahipleri taziyeye gelen misafirlere yemeğe kalmaları için telkinde bulunmamaları gerektiği,
4) Taziyelerde okunacak Fatiha'nın yanı sıra beş dakikayı geçmeyecek sohbetlere yer verilmesin uygun olduğu,
5) Taziye sahiplerinin aile büyükleri, uzak yerlerden gelen misafirler ve taziye çalışanları için hazırlanan yemeği taziye evine/çadırına getirmeden başka yerde yemelerinin uygun olduğu,
6) Bütün bunlarla birlikte taziye geleneğinin sünnete uygun olduğu ve SOHBET diğer yörelere taşınması gereken bölgemize özgü güzel bir örf olduğu kanaati oluşmuştur.

Bu itibarla hem sünnet hem de yöremizin en anlamlı geleneklerinden olan taziye ziyaretlerini asla ihmal etmeyelim. Ramazan ayı boyunca yaptığımız gibi sünnette yer aldığı üzere taziye sahiplerinden yemek yapmasını beklemeyelim. Uzaktan gelen misafirler dışında, komşu ve yakınları olarak, yemek saatleri dışında taziyeleri ziyaret ederek sünnetin aslına döndürülmesine katkı sunalım. Taziye sahipleri olarak da taziyelerde misafiri ağırlamak maksatlı yemek işi ile uğraşmak yerine, vefat eden kardeşimiz adına bolca dua ve zikir yanında, gizli olarak ihtiyaç sahiplerine yardımda bulunalım.

Selam ve dua ile...

Kaynaklar: Ebû Dâvûd, Ma'a-Avni'l-Ma'bûd, c. III, s. 164. 
İbn Kudâme, el-Muğnî, c. II, s. 410; İbn Âbidin, Şifâu'l-alîl (Mecmûatü'r-Resâil), c. I, s. Reddu'Muhtâr, c. I, s. 663; Seyyid Sâbık, age., 508; s. Şeyh Ali Mahfuz. age., s. 218

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Abdulğani AKKURT 2017-06-29 08:45:03

değerli̇ hocam çok önemli̇ bi̇r konuya temas etmi̇ş, i̇nani̇yorum ki̇ temas etti̇ği̇ konu faydali olacaktir. Allah razi olsun

Avatar
imam 2017-06-29 09:01:09

hocam mezalıkta zarf işi ne olacak 7 sure peşine dua en az 8 imam veya müezzin bazen hoca çok olursa ihlası 3 bölüyorlar bu işe müftüler sessiz kalıyor.saygılar

Misafir Avatar
Ahmet 2017-07-14 14:46:38 @imam

arkadaşlar taziyeye gidipte yemek yemeden kalkan kaç kişi var

Beğenmedim! (0)
Avatar
Devlet 2017-06-24 19:04:51

çok anlamlı bir yazı olmuş kıymetli müftümüz isabet etmiş ler

Avatar
şeyhmusa 2017-06-27 02:48:56

Allah razı olsun sayın hocam. çok defa yemeklerini yemek istemediğim taziye sahiplerinden şu sözü işittim ve bir imam olarak elimden bir şey gelmiyor. hoca sen hayrımıza engel mi olmak istiyorsun?

Avatar
veysel 2017-06-29 13:50:27

evet mühim bir konuya değinilmiş. acilen yemek ikram işi kaldırılmalı. Bu konuda mülkü amirlerden de yardım alınmalı.

Avatar
hüseyin sarı 2017-07-04 16:07:22

bir hususta şu; mevtanın yakınlarına başın sağolsun deniliyor. bu yanlış. bu ifade kişinin malına mülküne bir zarar geldiğinde söylenilir. söylenmesi gereken eğer vefat eden erkekse hüküm Allahın, bayansa emir Allahın denmesidir.

Avatar
ustad muhyettin 2017-07-06 12:24:36

((ان اجتماع اهل الميت لقبول التعزية فى موضع يعد من النياحة))bu söze dayanarak,bölgemizde yapılan görkemli taziye evlerin ve taziye çerçevesinde harcanan masrafların,dinde nasıl bir inhiraf olduğunu görülecektir..bilginize

Avatar
ramazan keleş 2017-07-09 02:15:40

cezakAllahu hayren kesiren.