Vaaz Her canlı ölümü tadacaktır


كُلُّ نَفْسٍ ذَآئِقَةُ الْمَوْتِ وَإِنَّمَا تُوَفَّوْنَ أُجُورَكُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَمَن زُحْزِحَ عَنِ النَّارِ وَأُدْخِلَ الْجَنَّةَ فَقَدْ فَازَ وَما الْحَيَاةُ الدُّنْيَا إِلاَّ مَتَاعُ الْغُرُورِ 

“Her canlı ölümü tadacak ve kazandığınız ödüller, size ancak Diriliş Gününde verilecektir. O hâlde, her kim ateşten kurtarılıp cennete konulursa, işte o,gerçek anlamda başarıyı elde etmiş ve kurtuluşa ermiş demektir. Yoksa şu dünya hayatı, cezbedici, fakat aldatıcı bir zevkten başka bir şey değildir.”[1] (Âl-i İmran, 3/185)

Ölümün hiç beklemediğimiz bir zamanda kapımızı çalacağını ve her canlı gibi her insanın da ölümlü olduğunu biliyoruz. Biliyoruz bilmesine de bu bilgi bize niçin tesir etmiyor? Neden ölen yakınlarımızdan ve kabirlerden ibret almıyoruz? Niçin ölüme hazırlanmıyoruz? Neden hiç ölmeyecekmiş gibi hırs ve azim içerisindeyiz? Niçin bütün plan ve programlarımız arasında ölüme yer vermiyoruz? Yoksa kendimizi ölümsüz mü sanıyoruz? 

Bir zamanlar bu dünyaya hükmedenlere ne oldu? Nerde ilahlık taslayan azgın, kibirli ve zalim Firavunlar? Nerde hazinelerinin anahtarlarını kırk katıra taşıttıran ve bu zenginliği yüzünden kibirlenen Karun? Nerede Nemrut? Nerede padişahlar, krallar? Hepsi Neredeler?

Ölüm ve hayat imtihan içindir.

الَّذِي خَلَقَ الْمَوْتَ وَالْحَيَاةَ لِيَبْلُوَكُمْ أَيُّكُمْ أَحْسَنُ عَمَلًا وَهُوَ الْعَزِيزُ الْغَفُورُ  

“O Allah ki, hanginiz daha güzel işler yapacak diye sizi imtihân etmek için ölümü ve her iki âlemde hayatı yaratmıştır. Gerçekten O, sınırsız izzet ve kudret sahibidir, bununla birlikte, çok ama çok merhametlidir.”[2] (Mülk, 67/2) 

Hayatımız aynı zamanda imtihandır. Rabbimiz bizi deniyor/sınıyor. Güzel işler yapan kazanacak bu imtihanı. Bize verilen bu hayat süresi her nefesimizle birlikte tükeniyor. Ölüme doğru yelken açmayan insan yoktur şu dünyada. O halde niçin ibadetlerimizi, kulluk görevlerimizi yapmıyoruz? Niçin erteleyip duruyoruz?

Ölümden kaçış yoktur.

أَيْنَمَا تَكُونُواْ يُدْرِككُّمُ الْمَوْتُ وَلَوْ كُنتُمْ فِي بُرُوجٍ مُّشَيَّدَةٍ

“Her nerede olursanız olun, sapasağlam kaleler içinde korunmuş bile olsanız, hattâ gökteki yıldızlara dahî çıksanız, eninde sonunda ölüm gelip sizi bulacaktır.Öyleyse, ölüm korkusuyla vazifeden kaçmanın ne anlamı var?”[3] (Nisa, 4/78)

قُلْ إِنَّ الْمَوْتَ الَّذِي تَفِرُّونَ مِنْهُ فَإِنَّهُ مُلَاقِيكُمْ ثُمَّ تُرَدُّونَ إِلَى عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ 
“Onlara de ki: “Ne yaparsanız yapın, kendisinden kaçıp durduğunuz ölüm sizi eninde sonunda yakalayacaktır! Fakat ölünce her şey bitmeyecek; sonra da, gizli açık her şeyi bilen Rabb’inizin huzuruna çıkarılacaksınız ve O, bu dünyada yaptığınız her şeyi gözlerinizin önüne serecektir.”[4] (Cuma, 62/8)

Ölüm yokluk değildir.

وَهُوَ الَّذِي يُرْسِلُ الرِّيَاحَ بُشْرًا بَيْنَ يَدَيْ رَحْمَتِهِ حَتَّى إِذَا أَقَلَّتْ سَحَابًا ثِقَالاً سُقْنَاهُ لِبَلَدٍ مَّيِّتٍ فَأَنزَلْنَا بِهِ الْمَاء فَأَخْرَجْنَا بِهِ مِن كُلِّ الثَّمَرَاتِ كَذَلِكَ نُخْرِجُ الْموْتَى لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ 

“Engin lütuf ve rahmetinin önünde, yağmurla gelecek nîmet ve bereketleri müjdeleyici olarak rüzgarları gönderen O’dur. Nihâyet bu rüzgarlar, su taneciklerinden oluşan ve kendisinden çok daha ağır olan yağmur yüklü bulutları yüklenip kaldırınca, onu susuzluktan toprağı çatlamış, bitki örtüsü kurumuş ölü bir bölgeye sürükleriz ve onunla, o çorak topraklara hayat veren yağmurlar yağdırır, peşinden de orada çeşit çeşit ürünler yeşertiriz. İşte biz, aynı hayat verici kudretimizleölüleri de Kıyâmet Günü böyle diriltip çıkaracağız. Böyle canlı ve anlaşılır misâllerle hakkı ortaya koyuyoruz ki, düşünüp ibret alasınız! İşte Kur’an âyetleri de, tıpkı rahmet yağmurları gibi ölü kalplere hayat verir. Fakat gönlünü hakîkate kapamış, kibir ve bencilliğin kölesi olmuş insanlar, bu rahmet hazinesinden bir şey alamazlar.”[5](Araf, 7/57)

Ölüm yokluk değildir. Ölüm ebedi hayata açılan bir kapıdır. Ölümle birlikte ruh, bedenden ayrılır ve ebedi hayata göç eder. Ölüm yeniden diriliştir. Asıl hayat olan ahiret hayatı ile başlar. Çünkü ahiret hayatı ebedidir. Ölümle yok olacaklarını zannedenler, toprak, taş, toz vb. olacaklarını sananlar ancak kendilerini aldatır. Nasıl ki “dünya hayatı” varsa “ahiret hayatı” da vardır.

Bu muhteşem kâinat, bütün bu insanın hizmetine sunulan nimetler, bu nizam ve kâinat içerisindeki bütün her şey; gece-gündüz, güneş, ay, mevsimler, baharla birlikte açan çiçekler, o çiçeğe konan kelebekler, yağmur yüklü bulutlar, dağlar, denizler hepsi boş yere kendiliğinden mi yaratıldı?

Bütün bunları yaratan Allah Teâlâ, insanı başıboş mu bıraktı? En güzel surette yaratılan insan, kendisini yaratanı nasıl unutur? Rabbini, Peygamberlerini, Kur’an’ı, Kur’an’daki emir ve yasakları, yaratılış gayesini, imanı, sâlih amelleri, cenneti cehennemi, ahireti nasıl bilmezden gelir?

Elbette bu kadar nankörlüğü ancak cehennem paklar. Varsın ölüm yokluk desin… Varsın Epikür’ün dediği gibi “Ölümden niçin korkayım ki; ben varken ölüm yok, o varken ben yokum ” desin.

وَضَرَبَ لَنَا مَثَلًا وَنَسِيَ خَلْقَهُ قَالَ مَنْ يُحْيِي الْعِظَامَ وَهِيَ رَمِيمٌ 

“Kendi yaratılışını unutuyor da, aklı sıra Bize misal getirmeye kalkıyor: Her şeye kadir olan Yaratıcıyı, yaratılanlarla bir tutarak, “Şu çürüyüp dağılmış kemikleri kim diriltecekmiş?” diyor. 

قُلْ يُحْيِيهَا الَّذِي أَنشَأَهَا أَوَّلَ مَرَّةٍ وَهُوَ بِكُلِّ خَلْقٍ عَلِيمٌ 

De ki: “Onu ilk önce kim yarattıysa, işte O diriltecek! Çünkü O, yaratmanın her şeklini ve her çeşidini en mükemmel şekilde bilir!” Örnek mi istiyorsunuz:

الَّذِي جَعَلَ لَكُم مِّنَ الشَّجَرِ الْأَخْضَرِ نَارًا فَإِذَا أَنتُم مِّنْهُ تُوقِدُونَ 

Allah ki, sizin için yemyeşil ağaçlardan, insan hayatında çok önemli bir yere sahip olan ateşi yarattı; ve işte siz, ondan elde ettiğiniz maddeleri yakarak hayatın birçok alanında kullanıyorsunuz.

أَوَلَيْسَ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ بِقَادِرٍ عَلَى أَنْ يَخْلُقَ مِثْلَهُم بَلَى وَهُوَ الْخَلَّاقُ الْعَلِيمُ 

Gökleri ve yeri yaratan Allah’ın, insanlar ölüp yok olduktan sonra onları aynı şekilde yeniden yaratmaya gücü yetmez mi? Elbette yeter; çünkü O, her şeyi bilen mükemmel bir yaratıcıdır! Öyle ki;

إِنَّمَا أَمْرُهُ إِذَا أَرَادَ شَيْئًا أَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ 

Bir şey yaratmak istedi mi, ona sâdece “Ol!” der; o da hemen oluverir.

فَسُبْحَانَ الَّذِي بِيَدِهِ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ 

Kısacası; kâinatın mutlak hükümranlığı Kendi elinde olan Allah, her türlü âcizlikten, noksanlıktan uzaktır, yüceler yücesidir! Ve ey insanlar, hepiniz dönüp dolaşıp, en sonunda O’nun huzuruna çıkarılacaksınız! İman, İslâm ve ihsan ile isteyerek gitmeseniz bile, bir gün, ister istemez O’nun huzuruna çıkacak ve yaptıklarınızın hesâbını mutlaka vereceksiniz!”[6] (Yasin, 36/78-83)

وَلَوْ تَرَى إِذْ يَتَوَفَّى الَّذِينَ كَفَرُواْ الْمَلآئِكَةُ يَضْرِبُونَ وُجُوهَهُمْ وَأَدْبَارَهُمْ وَذُوقُواْ عَذَابَ الْحَرِيقِ

O kâfirleri, can çekişirlerken bir görseydin; melekler, yüzlerine ve sırtlarına vura vura canlarını alırlarken, onları şöyle azarlayacaklar: “Tadın bakalım şu yakıcı azâbı!”[7] (Enfal, 8/50)

Kim ebedi olarak cehennem ateşinde yanıp durmayı ister? O halde ebedi olarak cennette kalmak için niçin Rabbimize gereği gibi kulluk etmiyoruz?

Ölüme Hazırlanın! 

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَلْتَنظُرْ نَفْسٌ مَّا قَدَّمَتْ لِغَدٍ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ 

O halde, ey iman edenler! Allah’tan gelen ilkelere sımsıkı sarılın ve şeytanın adımlarını izlemekten titizlikle sakının! Herkes kendisini şimdiden hesâba çeksin veyarınki ebedî hayat için ne hazırladığına baksın! Evet, Allah’a yürekten bir saygıyla bağlanın! Hiç kuşkusuz Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.”[8](Haşr, 59/18)

Âhiret, ölüm, hesap, plan ve programlarımızın neresinde? Gelecekle ilgili yapmayı planladığımız işlerde, ölümü hesaba katıyor muyuz? Ya ölüm planlarımızı yarıda bırakırsa? Hala emekli olduktan sonra, yaşlanınca, şöyle olunca, böyle olunca namaza başlarım, kulluğa başlarım mı diyorsunuz? Çok kısa bir süre sonra ölmeyeceğinizin garantisi mi var? Küçük bir yolculuğunuzda bile valizler dolusu hazırlık yapıyorsunuz da ebedi yolculuğa niçin hazırlık yapmıyorsunuz? Cenneti mi garantilediniz?

أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهُ - صلى الله عليه وسلم - « يَتْبَعُ الْمَيِّتَ ثَلاَثَةٌ ، فَيَرْجِعُ اثْنَانِ وَيَبْقَى مَعَهُ وَاحِدٌ ، يَتْبَعُهُ أَهْلُهُ وَمَالُهُ وَعَمَلُهُ ، فَيَرْجِعُ أَهْلُهُ وَمَالُهُ ، وَيَبْقَى عَمَلُهُ » 

Enes radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Şu üç şey ölüyü kabre kadar takip eder: Ailesi, malı ve yapıp ettikleri. Çoluk çocuğu, dost ve akrabaları gerçek uğurlayıcılar olarak; malı mülkü, teçhiz, tekfin, defin gibi masrafları ve geride bıraktığı mirası hukukî olarak, ameli de sevap veya günah olarak onu takip eder. Bunlardan ikisi döner, biri kalır. Ailesi ve malı geri döner, yapıp ettikleri ise kendisiyle birlikte kabirde kalır. O hâlde, en sevdiğin yakınlarının bile seni bırakıp gittikleri an kabirde sana eşlik edecek, yardımcı olacak vefakâr bir arkadaş istiyorsan, güzel davranışlarda bulun, ibadetlerini aksatma, her fırsatta iyilikler yapmaya bak.[9] (Buhari, Rikak 42; Müslim, Zühd ve Rekaik 5; Tirmizî, Zühd 46; Nesâî, Cenâiz 52. Elbani sahih demiştir. Müsned, 3/110; İbn Hibban, Cenaiz, 14. Şuayb Arnavut Sahih demiştir)

Ölümü çokça hatırlayın!

عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم- « أَكْثِرُوا ذِكْرَ هَاذِمِ اللَّذَّاتِ ». يَعْنِى الْمَوْتَ.

Ebu Hureyre radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Lezzetleri yok eden, zevkleri bıçak gibi kesen ve adına ölüm denilen gerçeği çokça hatırlayın! Çünkü ölüm düşüncesi, insanın dünyaya büsbütün bağlanıp âhireti unutmasına engel olur. Ölümü hatırlayan insan kötülüklerden uzaklaşarak hayırlı işlere koşar, gücünü ve servetini Allah’ın rızasına uygun yerlerde harcar.[10] (Tirmizî, Zühd 4. Nesâî, Cenâiz 3; İbn-i Mace, Zühd 31; Elbani Hasen sahih demiştir, İbn Hanbel, 2/292. Şuayb Arnavut hasen demiştir.) 

Ölüm en güzel nasihattir anlayana. Hayatı anlayanlar ölümü anlayanlardır. Ölümü anlayanlar da ebedi hayatı/âhireti anlayanlardır. 

Seni kurtaracak ve sana âhiret mutluluğunu kazandıracak olanları hatırla! Daima ölümü aklından çıkarma!



Ölüme hazırlanmayanların pişmanlık sözleri:

حَتَّى إِذَا جَاء أَحَدَهُمُ الْمَوْتُ قَالَ رَبِّ ارْجِعُونِ 

“Âhireti inkâr edenler, ne kadar lüks ve refah içinde yaşarlarsa yaşasınlar, eninde sonunda ölüm meleğiyle karşı karşıya gelecekler. Nihâyet, onlardan birine ölüm gelip çattı mı, “Ey Rabb’im!” diye feryâd edecek, “Ne olur bana bir fırsat daha ver de, beni hayata geri çevir!”

لَعَلِّي أَعْمَلُ صَالِحًا فِيمَا تَرَكْتُ كَلَّا إِنَّهَا كَلِمَةٌ هُوَ قَائِلُهَا وَمِن وَرَائِهِم بَرْزَخٌ إِلَى يَوْمِ يُبْعَثُونَ 

Ki, bugüne kadar hep ihmalkârlık ettiğim ve “Nasıl olsa yarın yaparım!” diye ertelediğim konularda, Senin emrine uygun olarak iyilikler yapayım da hatâlarımı telâfî edeyim! 

Hayır, öyle şey olmaz! Bu beklenti, onun ağzından çıkan boş ve anlamsız bir sözden başka bir şey değildir! Çünkü ona zaten yeterince süre verilmişti. O halde, insanlar bir daha asla dünyaya geri dönemeyecekler. Çünkü, onlarla hayat arasında, yeniden diriltilecekleri Güne kadar dünyaya dönmelerine izin vermeyen bir engel vardır!”[11] (Mu’minun, 23/99,100)



وَلَوْ تَرَى إِذِ الْمُجْرِمُونَ نَاكِسُو رُؤُوسِهِمْ عِندَ رَبِّهِمْ رَبَّنَا أَبْصَرْنَا وَسَمِعْنَا فَارْجِعْنَا نَعْمَلْ صَالِحًا إِنَّا مُوقِنُونَ 

“Keşke bu günahkârların, Hesap Günü Rablerinin huzurunda pişmanlık ve utanç içinde başlarını öne eğerek şöyle yalvardıkları zamanki acıklı hallerini bir görseydin: “Ey Rabb’imiz, şimdi gerçeği gözlerimizle gördük, kulaklarımızla işittik; ne olur, bizi dünya hayatına geri gönder ki, tövbe edip güzel davranışlarda bulunalım; çünkü artık, öte dünyanın varlığına tüm kalbimizle inanıyoruz!”[12] (Secde, 32/12)



وَهُمْ يَصْطَرِخُونَ فِيهَا رَبَّنَا أَخْرِجْنَا نَعْمَلْ صَالِحًا غَيْرَ الَّذِي كُنَّا نَعْمَلُ أَوَلَمْ نُعَمِّرْكُم مَّا يَتَذَكَّرُ فِيهِ مَن تَذَكَّرَ وَجَاءكُمُ النَّذِيرُ فَذُوقُوا فَمَا لِلظَّالِمِينَ مِن نَّصِيرٍ 

“Orada, “Ey Rabb’imiz!” diye feryâd edecekler, “Ne olur, bizi buradan çıkar; sana söz veriyoruz, daha önce yaptıklarımızdan bambaşka güzel işler yapacağız!” Buna karşılık, Allah onlara diyecek ki: “Ben size, düşünüp ibret almak isteyen birinin düşünebileceği kadar uzun bir ömür vermedim mi? Ayrıca, size bu günün gelip çatacağını haber veren uyarıcılar gelmemiş miydi? Geldi, fakat siz bile bile kötülüğü tercih ettiniz! Öyleyse yaptıklarınızın cezâsını tadın bakalım;bugün zâlimlere hiç kimse yardım edemeyecek!” O halde, ey insanlar, bu gün gelip çatmadan önce Rabb’inize kulluk edin!”[13] (Fâtır, 35/37)


Müslüman olarak ölün!

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اتَّقُواْ اللّهَ حَقَّ تُقَاتِهِ وَلاَ تَمُوتُنَّ إِلاَّ وَأَنتُم مُّسْلِمُونَ 

“Ey iman edenler! Allah’a karşı, O’nun şânına yaraşır biçimde -ve tabî ki, gücünüz yettiği ölçüde- saygı ve bağlılık gösterin ve ancak O’na yürekten boyun eğen bir Müslüman olarak can verin! Son nefesinize kadar Allah’a boyun eğin, hiçbir zaman O’na teslimiyetten ayrılmayın![14] (Âl-i İmran, 3/102)

“Ey insan: ölünce ne olmayı düşünüyorsun?”[15]

Sahi bu dünya hayatını düşündüğümüz kadar ebedi hayatımızı düşünebiliyor muyuz?




[1] Mahmut Kısa, Kısa Açıklamalı Kur’an-ı Kerim Meali, 3. Baskı, Konya: Armağan Kitaplar, 2009
 
[2] Kısa, a.g.e.
 
[3] Kısa, a.g.e.
 
[4] Kısa, a.g.e.
 
[5] Kısa, a.g.e.
 
[6] Kısa, a.g.e.
 
[7] Kısa, a.g.e.
 
[8] Kısa, a.g.e.
 
[9] İmam Nevevi, Riyazü’s Salihin, Tercüme: Mahmut Kısa,  İstanbul: Beka Yayınları, 2011, s.62 (Koyu kısımlar hadisin tercümesi koyu olmayanlar açıklamadır)
 
[10] Nevevi, a.g.e., s.243
 
[11] Kısa, a.g.e.
 
[12] Kısa, a.g.e.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ilknur yıldırım 2 yıl önce

Bence süper coook etkilendim

Avatar
idris DOGAN 1 yıl önce

Çok güzel bir vaaz Cenabi Allah bu vaaz dan ders almayi nasib etsin

Avatar
suna yavuz 1 yıl önce

Çok etkilendim.ALLAH bize ders almayi nasip etsn

Avatar
suna yavuz 1 yıl önce

Çok etkilendim.ALLAH bize ders almayi nasip etsn