Gerek birey olarak,gerekse toplum olarak tertipli ve düzenli yaşamak önemlidir. Neyin, nerede, ne zaman ve nasıl bulunacağı da bir takım kurallarla belirlenmiştir.” Li külli mekanin megal ve li külli makamin rical” yani: “Her sözün bir yeri, her insanın da bir makamı vardır” sözü ile Hz. Ebu Bekir( r. a.)’ in “Kime, neyi, ne zaman, ne kadar ve nasıl söyleyeceğini iyi düşün” sözleri yerli yerince söz söylenmesini, neyi, nerede bulunduracağımız hususunu bizlere anlatmaktadır.

Evimizin misafir odasında bulunması gereken eşyayı yerleştirirken bile, her eşyayı olması gerektiği yere koyduğumuzda göze daha iyi gözükür. Bundan da mutlu oluruz

Belediye otobüsündeki, sinema salonundaki boş koltuğa, ya da sahildeki parkta bulunan boş banta biz oturmazsask gelip bir başkası oturacaktır. Bizim oturmamız için orasını boş tutmazlar.

Konumuzu kişi bazında değerlendirdiğimizde, malum olduğu üzere her insanın kalbi vardır. Kalp; imanın, niyetin, ihlasın, takvanın, Allah korftkusunun ve sevginin yeridir. Bu sıraladığımız güzel hasletlerden arındırılmış boş bir kalbe; küfür, nifak, şirk, kin, husumet ve riya gibi kötü hasletler gelip yerleşir. Çünkü tabiat boşluk kabul etmez.

Sağlam Allah (c. c.) inancına sahip olmayan bir kimsenin kalbini ve ruhunu ekilmemiş bir tarlayı kaplayan yabancı otlar misali batıl inanışlar, sapık düşünceler, şeytani fikirler, bir takım dinde olmayan hurafeler istila eder. Bu da büyük bir felaketin habercisidir.

Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy bu hususa şu mısralarıyla değinmektedir;

Bakın ne hale getirmiş ki cehlimiz dini,

Hurafeler bürümüş en temiz menabiini,

Kitabı, sünneti; icma ı kaldırıp attık,

Havassı maskara yaptık, avamı aldattık.

Onun için diyorum ki; çocuklarımızın, gençlerimizin, insanlarımızın kalpleri ve ruhları güçlü bir tevhid inancı, ahlak- ı hamide’ nin fazilet, meziyet ve erdemlerfiyle doldurulmalı ki bir takım yalan yanlış şeylerin, batıl inanışların kuşatmasına maruz kalmasınlar.

Hadis- i şerifte de ifade edildiği üzere en doğru yol, Hz Muhammed( s. a. v.) ‘ in yoludur. Bu yol da Allah’ ın yoludur. Nitekim Enam Suresinin 153 ncü ayet- i celilesinde Cenab- ı Hak şöyle buyurmaktadır; “ Bu benim yolum en doğru yoldur. Ona uyunuz. Başka yollara uymayınız. Aksi halde sizi Allah’ ın yolundan uzaklaştırır.

Ölüm ötesi hayat olan ebedi ahiret hayatında ve Allah’ (c. c.)’ ın huzurunda dünya tarlasına ektiğimiz ekinlerin (iman, ibadet ve salih amel) verimli hasadını yapabilmek için Dünya hayatını müslümanca yaşayarak değerlendirmeliyiz. Nefsimize ve şeytana uyarak dünyamızı da ukbamızı da berbat etmemek akıllıca bir iş olur.

Özellikle yurt dışında insanlarımızdan bazılarının çocuklarını ve gençlerini ihmal ederrerk islami bir hayat tarzından mahrum bırakmaları sonunda anne- baba müslüman olmasına rağmen ölünce gayr i islami bir şekilde yakılıp, külünü denize atma olaylarının yaşanıyopr ve duyuluyor olması son derece üzücü ve düşündürücüdür.

Netice olarak; anne- babaların, öğretici, eğitici ve idarecilerin çocuklarını imanlı, dindar, ahlaklı, dini ve milli değerlere sahip insanlar olarak yetiştip topluma kazandırmalarında çok duyarlı olmaları hayati bir zarurettir. Onların gönül dünyaları boş bırakılmamalıdır. Zira; TABİAT BOŞLUK KABUL ETMEZ.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.