Hafız Fabrikatörü!

KUR’AN-I KERİM’E ADANAN BİR ÖMÜR; ŞAHİN YILMAZ HOCAEFENDİ

Son altı asrın İslam bayraktarlığını yapan Anadolu coğrafyasının insanları, kılıç kadar kaleme; fetih kadar ilme değer vermişlerdir. Her ne kadar resmî tarih kitaplarında yer almasa da her fetih ancak âlimlerin kalpleri fethetmesiyle taçlanmış, fethin kalıcı olması ise tebliğ ve irşat hizmetleriyle mümkün olmuştur.  Âlimler, irşat ve tebliğ hizmetlerinin yanında yaşantıları ile de hüsn-i misal olmuşlar; lisan-ı hal ve lisan-ı kal birlikteliğinin canlı birer numuneleri olarak İslam’ın kalplere nakşedilmesini kolaylaştırmışlardır. Lakin zamanın ahirini yaşadığımız çağımızda o din âlimlerinin sayısının hızla azaldığını ve hayatlarının yeterince incelen(e)mediğini, incelense bile istenilen ölçüde örnek alın(a)madığına şahitlik etmekteyiz. Oysa her birinin hayatı; her müslümana örnek teşkil edecek, gayelerimize ulaşmada rota çizecek, din hizmetinin nasıl yapılacağına dair hayâtî ipuçlarına vâkıftır. İşte bu noktada biyografisi/monografisi incelenmeyi hak eden âlim/hocaefendilerden bir tanesi de 20. y.y.’da yaptığı din ve Kur’an hizmetleriyle dikkat çeken Şahin Yılmaz Hocaefendi’dir.




Şahin Yılmaz Hocaefendi, takvimler 1936 yılını gösterirken bir ilim şehri ve âlim memleketi olan Erzurum’un İspir ilçesine bağlı Elmalı köyünde hocazâde bir ailenin hânesinde dünyaya gelir. Arapça ezan yasaklanalı henüz 4 yıl olmuştur ve geleceğin bu âlim zâtı, ezânın okunuş şeklinin Türkiye’deki din hizmetinde hem bir kırılma noktası oluşuna hem de 1950’dan sonra ivme kazanmaya başlamasına şahitlik edecektir. Kur’an-ı Kerim’in alenen öğrenilmesinin sakıncalı görüldüğü 1940’lı yıllarda Şahin Yılmaz Hocaefendi, babası Abdürrahim Efendi’den Kur’an-ı Kerim okumayı öğrenir ve çoğu âlimin küçük yaşlarda yaptığı üzere Kur’an’ı Kerim hıfzını gerçekleştirir. Daha sonraki hayatında da en önemli özelliklerinden bir tanesi olarak karşımıza çıkacak olan “ilim yolunda azla yetinmeme ve kabına sığmama hali” küçük yaşlarda kendini gösterir. Köydeki imkânlar dâhilinde alabileceği âzamî dînî eğitimi aldığını düşünen Şahin Hoca, yine kabına sığamayınca ailesinden izin alarak 14 yaşındayken (1950 yılında) Erzurum’a gider. Erzurum’daki medreselerde yer olmadığı için bir aile yakınının yanında kalarak iki yıl boyunca dönemin önemli hocalarından Molla Sıddık Efendi ve Sakıp Danışman Efendi’den Arapça, hadis ve diğer dersleri alır. Erzurum’daki öğrencilik hayatında çokça sıkıntı çektiğini ileriki hayatında sıkça belirten Şahin Hoca, öğrencilerinin benzer sıkıntıları çekmemesi için yaptırdığı Kur’an Kursları, yurtlar ve okullarda öğrenci merkezli bir yapıya önem verecektir.




Erzurum’daki iki yıllık tahsilinden sonra çoğu âlimin mutlaka yolunun düştüğü ve Osmanlı’nın son dönem âlimlerinin yaşamakta olduğu İstanbul’a gider. Şahin Yılmaz Hocaefendi’nin İstanbul’daki ilk durağı Gönenli Mehmet Efendi’nin büyük gayretleriyle tâmirâtı yapılan Üçbaş Medresesi olur. Fatih Ders-i âmlarından Hüsrev Efendi’nin talebesi Salih Efendi’de Katru’n-Neda okur. Bir sohbetinde yeterli sayıda kitap olmadığı için arkadaşlarının kitaplarından yazarak ilim tahsil ettiğini belirten Şahin Hoca, vaazlara karşı ilgi duyar ve dönemin en ünlü Fatih Merkez Vaizlerinden Çolak Mehmet Efendi’nin vaazlarını takip eder. İkâmet ettiği yere epey uzak olsa da uzaklığa aldırmaz ve ders halkasına katılarak Abdulhalim Efendi’den İmam Nevevi’nin Ezkâr’ını okur. Farklı hocalardan da ders aldıktan sonra Erzurum’a döner ve ilim tahsiline Osman Bektaş Efendi’de Telhis ve İlm-i Münâzara ile devam eder. Erzurum’da o yılların en soğuk kışı yaşanınca Şahin Hoca rahatsızlığı sebebiyle bir süreliğine köyüne dönmek zorunda kalır. Kış boyunca köydeki gençlere tâlim-tecvit okutur ve halka vaazlar verir. Yaz aylarında köyden ayrılarak tekrar İstanbul’a gider. Tahsil hayatının en verimli dönemleri ve sonraki hayatını etkileyecek Ders-i âmlardan hocası Saffet Efendi ile tanışması İstanbul’a ikinci gelişine denk düşer. 1956 ve 1959 yılları arasında Ders-i âm Saffet Efendi’den yoğun bir şekilde Usûl-i Fıkıh,Belâgat, İlm-i Kelâm ve Mantık bir yıl da Sâdettin-i Taftazâni’nin Meâni’sini okur. Prensip olarak okuduğu dersi anlamadan ve anladığını da anlatacak seviyeye gelmeden geçmeyen Şahin Hoca, Saffet Efendi’nin hastalanması üzerine nâibi olarak bir kış boyunca talebelerine Telhis’i okutur. Bu yıllarda İstanbul’daki son dönem Osmanlı âlimlerinden birçoğunun dersine katılır fakat Saffet Efendi’nin rahle-i tedrisinden geçmiş olmasını büyük bir nimet olarak değerlendirir. Zaten aslen Konya/Ermenekli olan Saffet Efendi’nin de öğrencisi Şahin Hoca’ya karşı ayrı bir ihtimâmı vardır ve bunu bir keresinde “Benim Konya’dan İstanbul’a geldiğim zamanki gibi.” diye ifade etmiştir. Şahin Hoca, ders aldığı hocalar kadar ilim talebelerini maddi anlamda destekleyen şahsiyetleri özellikle de Gönenli Mehmet Efendi’yi rahmet ile yâd eder ve bir röportajında Mehmet Efendi’nin bu özelliğini şöyle dile getirir : “Gönenli Mehmet Efendi vardı. İstanbul’a gelip okuma şansını ancak onun desteği ile kazanan birçok vatan evladı var. 50 kuruş o zaman harçlık verir, onunla çay içer, ekmeğe yağ sürer, böylece geçinip giderler.”




1950’lerin sonlarına doğru Diyanet İşleri Başkanlığı’nın açtığı vâizlik ve müftülük sınavlarına giren Şahin Hoca, sınav komisyonunda bulunan meşhur din âlimi Ömer Nasûhi Bilmen’in dikkatini çeker ve hangi hocadan ilim tahsil ettiğini sorar. “Ders-i âm Saffet Efendi” cevabını alınca bu genç hocaya hayranlıkları biraz daha artar ve vaizliği kazandığı belirtilir. Saffet Efendi’nin “İlminizi idarecilikle öldürmeyin. Yoksa hakkımı helal etmem.” uyarısını dikkate alan Şahin Yılmaz Hocaefendi, vâizlik ya da müftülük gibi resmi ve idari görevlere talip olmaz. 1959 yılında vatanî görevini yapar ve ardından fark derslerini kısa sürede vererek İmam Hatip Lisesi diplomasını alır. 




1962 yılı, Şahin Yılmaz Hocaefendi için yeni bir dönemin başlangıcı olur. Daha önce de ramazan aylarında gelerek vaaz ve nasihatlerde bulunduğu Manisa’nın Akhisar ilçesine eşi, hocasının ismini taşıyan oğlu (ki oğluna hocasının ismini vermek çoğu âlimin ortak özelliğidir, tıpkı İmam-ı Âzam Ebu Hanife’nin oğluna hocasının ismi olan Hammad’ı koyması gibi)  ile birlikte gelir ve yerleşir. Buradaki ilk hedefi, Arapça’yı en ince ayrıntısına kadar öğretmek olsa da yeterli talebin olmadığını görünce sosyolojik bir gözle toplumu inceler ve insanların inandıkları Kur’an-ı Kerim’i dahi okuyamadıkları ve dini bilgilerinin oldukça yetersiz olduğu kanaatine varır. Arapça eğitimini tehir ederek Kur’an-ı Kerim ve dînî bilgiler eğitimi seferberliği başlatır. Küçük bir yerleşkesi bulunan Hilal Camii’nde hem imamlık yapar hem de etrafındaki ders halkasında bulunan öğrencilerine Kur’an-ı Kerim ve temel dînî bilgiler öğretir aynı zamanda hafızlık yaptırır. Günden güne ders halkası genişleyen Şahin Yılmaz Hoca, 300 öğrencinin Kur’an öğrenebileceği ve hafızlık yapabileceği bir Kur’an Kursu binası yaptırmaya karar verir. Hiç parası olmadığı halde yakın arkadaşları ve sonraki hayatında kendilerine her dâim dua edeceği Hacı Hayrettin Eryüksel, Ahmet Şekerci ve yakın arkadaşlarından tahmin etmediği kadar büyük destek görür. 1980 yılında Kur’an Kursu binasının yapımına başlanması ve büyük borçların altına girilmesi üzerine Şahin Yılmaz Hocaefendi’nin babası çok telaşlanır ve sitemkâr bir ifadeyle oğluna :”Oğlum sen ne yapıyorsun? Ben bir gün borçlu olsam o gece uyuyamam.” der. Şahin Yılmaz Hocaefendi ise babasına:” Ne yapayım babacığım, ben de bir gün borçlu olmazsam o gece uyuyamıyorum.” diye cevap verir. 1980 darbesi ve çeşitli olumsuzluklara rağmen Allah’ın izni, hamiyetperver arkadaşlarının desteği ve Akhisar halkının gayreti ile iki yıl gibi kısa bir sürede Kur’an Kursu binası bitirilir ve hizmete açılır.




Türkiye’nin her bölgesinden hatta dünyanın farklı ülkelerinden 300 erkek öğrenci Hilaliye Kur’an Kursu’nda Kur’an ve hafızlık eğitimine devam ederken Şahin Hoca, bir ara Avrupa seyahatine çıkar. Oradaki ahlâkî çöküntüyü görünce bu ahlaksızlığın ülkemize de sıçrayabileceğini düşünerek geleceğin ideal neslini yetiştirecek olan kız çocuklarının eğitimine önem verir. 1993 yılında yine 300 kişilik olmak üzere Hilaliye Kız Kur’an Kursu’nu yaptırır fakat bununla da yetinmeyen Şahin Hoca, erkek ve kız öğrencilerin hafızlık sonrası eğitimlerine devam edebilmeleri için butik yurtlar inşâ eder. Şahin Hoca’nın olağanüstü gayretleri ve halkın da teveccühüyle kısa sürede AKHİSAR tam bir ilim yuvası haline gelir fakat 1997 yılında post modern darbe olarak da nitelendirilen 28 Şubat süreci, hafızlık eğitimini derinden etkiler. 8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitim, Kur’an kursuna gelecek öğrencilerin önünü bıçak gibi keserken ülkedeki birçok Kur’an kursunun kapısına kilit vurulur ya da en iyi ihtimalle bazıları mahalle kadınlarının istifadesine sunulur. Şahin Yılmaz Hocaefendi ise her türlü engellemelere karşı içindeki girişimcilik ruhuyla alternatif bir yol bulur ve 12 ay gibi kısa bir sürede üç bloktan oluşan, uzay çatısı, konferans salonu, halı sahası, en üst katında basketbol ve voleybol sahası bulunan tam donanımlı 700 kişilik Akhisar’ın ilk özel lisesi olan Özel Yüksel Lisesi’ni yaptırır. Daha önceki inşaatlarda olduğu gibi bu okul inşaatının da her aşamasında bizzat çalışır. Bu okul, sonraki yıllarda üniversite sınavlarında çok önemli başarılara imza atmakla birlikte hafızlara lise eğitimi boyunca burs ve barınma imkânı sağlayarak örnek bir proje olmuştur. Hafızlığını bitiren öğrencilere verilen bu değer ve sunulan imkânlardan sonra hafızlığa olan ilgi artar ve Hilaliye Kur’an Kursları tam kapasiteyle hafızlık eğitimine devam eder. 2005 yılına gelindiğinde Hilaliye Kur’an Kursları her yıl 700 öğrenciye Kur’an eğitimi ve dînî eğitim veren, her yıl ortalama 70 hafız yetiştiren, hafızlara yönelik özel lisesi, Uşak’ta kız Kur’an kursu, Konya/Ereğli’de erkek Kur’an kursu bulunan kurumsal bir eğitim kurumu haline gelir.




Takvimler 2007 yılının nisan ayının sonlarını gösterdiğinde zaten bir süredir kan kanseri ve akciğer enfeksiyonu hastası olan Şahin Yılmaz Hocaefendi, durumunun ağırlaşması üzerine Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne kaldırılır. Uygulanan tedavilere rağmen yorgun bedeni daha fazla dayanamaz ve örnek bir Müslüman, etkili bir hatip, kitleleri peşinden sürükleyen bir lider olan Şahin Yılmaz Hocaefendi, 28 Mayıs Pazartesi günü her fani gibi ruhunu asıl sahibine teslim eder. 71 yıllık hayatının önemli bir kısmını ilim öğrenmeye, 45 yılını bizzat Kur’an ve din hizmetine adayan Şahin Yılmaz Hocaefendi, bu süreçte devâsa Kur’an Kursu binaları yaptırmış, 2 bin 300’ün üzerinde hafız yetiştirmiş, 10 binin üzerinde kişiye Kur’an-ı Kerim ve temel dini bilgileri öğretmiş vaaz ve irşat faaliyetleriyle yüzbinlerce insanın imanını kurtarmaya çalışmıştır. On binlerce kişinin katıldığı cenaze namazını oğlu Abdullah Yılmaz kıldırır ve Şahin Yılmaz Hocaefendi’nin vasiyetlerini okur. Bu vasiyetlerden birisi, Akhisar’da başlattığı Kur’an hizmetinde en büyük destekçilerinden olan Hayrettin Eryüksel'in yanına defnedilmektir. Diğerleri ise şunlardır: "Evlatlarım, hayatımın gayesi olan Hilaliye'ye sahip çıkın. Vaazlarım vasiyetimdir."




2013 yılında gelindiğinde ise Hilaliye Eğitim Vakfı Kur’an Kursları, kursa yapılan başvuruların artmasından dolayı kapasite artırımına gitmek zorunda kalır. Bunu yaparken de çağın gerisinde kalmadan öğrencilerin fizîkî ve rûhî her türlü ihtiyacını karşılayacak modern bir projeye başlar. 35 bin m2 kapalı alana sahip, 40 milyon türk lirasına mal olacak, bünyesinde camii, idârî binâ, her yaş öğrencinin eğitim alabileceği yüzüne ve hafızlık Kur’an kursu binâları, hafızlık sonrası Kur’an ilimleri merkezi, binlerce kişilik konferans salonları, modern sosyal ve spor tesis alanları olan, 800 öğrenci kapasiteli, Hilaliye Külliyesi’nin temelleri atılır. Her Müslümanın dua ve himmet etmesi gereken bu külliyenin kaba inşaâtı 2015 yılı itibariyle bitmek üzeredir.




Çok şükür ki Hz. İsa’nın davetine sahip çıkan havâriler ve Hz. Muhammed’in (asm) tebliğine devam eden sahabiler gibi Şahin Yılmaz Hocaefendi’nin Akhisar’da başlattığı Kur’an hizmetine de evlatları ve evlatlarım dediği öğrencileri sımsıkı sarılmaktadır. Allah azze ve celle, Şahin Yılmaz Hocaefendi’den ve hizmet bayrağını dalgalandıran vârislerinden ebeden razı olsun.
Daha fazla bilgi ve iletişim için Hilaliye Eğitim Vakfı web site adresi: www.hilaliye.com




 

Kaynak: Dinihaberler.com

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
dadas 8 ay önce

yasayan efsane hicalardan h.ibrahim ertunc ve mekke kuran kursu haberide bekleriz..bu sene 66 hafiz icazet alacak..ve turkiyede ilk hafizlij komplekside oraya ait..