Tasavvufta hep bir “büyük sır” söz konusudur. Bu sırrın Adem’den beri var olduğuna inanılır. Hatta Adem yaratılmadan önce var olan Şeytan bu sırra vakıftır. İlk olarak tasavvufun bu büyük sırrının verilmiş olduğu kabul edilir. Sır olmadan büyük veli olunmaz. Tasavvufa göre ilk büyük veli de bu sırra vakıf olduğu için Şeytan’dır.

ADEM VE İLK VELİ ŞEYTAN

Veliler örgütü “sır” harcı ile yoğrulmuştur. Bu öyle bir şeydir ki, ona Kur’an ilmiyle de ulaşılamaz.

“Sır” ancak velilere verilmiştir. Kimsenin bilemeyeceği, ancak velilerin bileceği sırra vakıf olmak için “seyri süluk” yoluna girmek gerekir. Bu da tarikat ile mümkün olur.

Sır verilen kişiler velilerdir. Ve de ilk veli şeytandır. Nasıl mı?

Konuyu “Zamanın Kutbu” lakaplı 1988 yılında vefat eden Şeyh Seyyid Muhammed Sıddık Haşimi Hazretlerinin “keşif ve müşahede” yöntemi ile elde ettiği bilgilerle aktardığı “12 Tarikat Piri ve tasavvuf Yolu” isimli kitabından takip edelim.

Ona göre başlangıçta olaylar şöyle gelişiyordu:

“İnsan yaratılacaktı “Bu haberi duyan melekler… itirazda bulundular. Yüce Rabbimiz meleklere, bunu idrak etmelerinin mümkün olmadığını belirti. Melekleri büyük bir endişe ve korku kapladı. Hepsi de secde emrine karşı gelip asi olacak kişinin kendisi olmasından korkuyordu… endişe ve korku ile dua etmeye ve beklemeye başladılar.”

(Neden korkuyorlardı? Daha henüz Adem yaratılmamıştı. Sadece yaratılacağı haber veriliyor, ama melekler her nedense endişe ve korkuya kapılıyorlardı. Endişelerini zail etmek için tek çare vardı. Bunu “keşf” yöntemi ile bilen şeyhimiz şöyle devam ediyor.)

“Akıllarına, hocaları olan Azazil’e (yani sonradan Şeytan olarak isimlendirilecek İblis’e) müracaat edip duasını almak geldi.”

(Şeytan neden meleklerin hocası idi belli değil. Olsun İsrailiyat öyle diyordu ya! Meleklerin kendilerine ‘hocalık’ edecek birine neden ihtiyaçları olsun ki!. Onların görevlerini öğrenmek için cinlerden yani ateşten yaratılmış olan bir varlığa ihtiyaç duyduklarının delili de yoktu ama önemli değil. Çünkü Şeytan “sır” sahibi idi. Yani öyle olduğunu söylüyordu şeyh efendi.)

“Sır ve makam sahibi hocaların dua etmesi halinde, o talihsiz kişinin kendileri olmamasının mümkün olacağını düşünmüşlerdi.”

(Henüz ne ile emr olunacakları ve herhangi birinin bu emre itaat etmeyeceğini nereden biliyorlardı ki, korkuya kapılsınlar? Diye aklınıza gelebilir..

Kendilerinden birinin secde etmeyerek isyan edenlerden olacakları endişesinin sebebi ne idi? Ve böyle bir korkuya kapılsalar bile doğrudan Allah’a sığınıp dua etmelerine engel mi vardı? İblisin sır sahibi olduğu da nereden çıkarılıyordu. Bunu biz bilemeyiz, ama şeyhimiz kefi ile biliyor ve anlatıyor.)

“İblis kendisine gelen meleklere, çok samimi bir şekilde dua etti ve o kişi olmamaları için, hepsini tek tek zikrederek Rabbimize niyazda bulundu. Ancak bu esnada hayatındaki ilk büyük hatayı yaptı. Tüm melekler için dua ettiği halde kendisi için dua etmedi, o kişi olmamak için Rabbine yakarıp sığınmadı. Çünkü kendisinin o kişi olacağına hiç ihmal vermiyor, bulunduğu makamın ebedi sahibi olduğunu ve kendisinin bahsedilen secde emrinden muaf tutulacağını düşünüyordu. İlmi ve makamının yükseldiğinden kaynaklanan emniyet duygusu, bir anlık gafletle, kendini beğenmişliğe dönüştü. Bu hal maneviyatının azalmasına yol açan olayların ilki oldu. Azazil basiretinin bağlandığının ve maneviyatının zayıflamaya başladığının farkına varmadı.”

(Azazil’in yani İblis’in üstünlüğü ne idi ki, Allah onun melekler için olan duasını kabul ederken, kendisi kendinden emin olma duygusuna sahipti?) 

“Beklenen zaman gelince Yüce Rabbimiz, haber verdiği halifenin yaratılış emrini verdi.”

(Yani kendisi yaratmadı, ‘yaratılış emrini’ verdi. Bu yaratılış için birilerinin yardımı gerekiyordu demek ki!)

“ Hz. Adem’in mübarek bedeninin hamurunun mayası olmak üzere, yeryüzünün farklı bölgelerinden topraklar getirilmesini emretti. Özel bir şekilde toplanmış olan topraklar, karılıp karıştırıldı ve su ile cıvıklaşmış balçık haline getirildi. Büyük Melekler Rabbimizin emri ve gözetimi altında, iradelerine uygun olarak, Hz. Adem’in gövdesini inşa ve tasvir ettiler.”

(Melekler Adem’in gövdesini inşa ve tasvir ettiler. Halbuki “musavvir” olan Allah’tı. Ama burada melekler bu işi yaptı.!)   

“Muhammed Sıddık Haşimi Hazretlerinin keşif ve müşahedelerine göre, sıra mübarek başının yaratılmasına gelince, melekler değil, bizzat Yüce Allah kendi iki eliyle Hz. Adem’in başını Tasvir etti ve gövdesiyle birleştirdi.” (Kutbüzzaman Es-seyyid  Eş-şerif, Muhammed Sıddık Haşimi Hazretleri, Eş-Şeyh,  12 Tarikat Piri ve tasavvuf Yolu Çqpa matbaası, İst. s:5 )

“Hz. Adem’in bedeni bu şekilde tasvir edildikten sonra, Kabe’nin olduğu mevkide, kurutma işlemine başladı. 40 yıl süren bu işlem sonunda bedeni pişmiş kiremit.. haline getirildi.”

(Çamuru kurutma işlemi için tam 40 yıl gerekiyor.. Ve sonra olay ziyarete açılıyor.!)

“Hz. Adem alehisselam’ın mübarek bedeninin Kabe de kurutulduğu bir gün, İblis ve melekler kendisini ziyarete geldiler. İblis, merak ettiği bu yeni varlığın vücuduna sirayet edip bedeninde dolaşmaya başladı. Yakından muayene ederek tanımaya çalıştığı halifenin, özellikle topraktan yaratılması ve oldukça küçük bir bedene sahip olması dikkatten kaçmadı.

Kurutma işlemi bitince meleklere emir verdi ve heykel şekline gelmiş olan halifenin bedeni ilahi aleme çıkartıldı.

(Sonra neler oldu; bakalım)

“Allah ü Teala Hazretleri, huzuruna çıkartılan ve halifesi olacak beşere, kendi Kutsi Ruhunu nefhetti (üfledi). İlahi nefha (nefes) ağzından vücuda üflenince, Hz. Adem aksırdı sonra yavaşça doğrulup ayağa kalktı ve mucizevi bir şekilde hayat bulup yaşamaya başladı.

Allah, Rahman suretinde yarattığı ve Kutsi Ruhuyla hayat verdiği Hz. Adem’e hitapta bulundu ve bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra da Hz. Adem’e öğrettiği bu isimleri açıklamaları için meleklere emir verdi.

Kutbüzzaman Muhammed Sıddık Haşimi Hazretleri, müşahede ve mükaşefeye dayalı ledünni bilgileriyle bu anın detaylarını şöyle anlatıyor:

(Yani orada bulunan biri gibi..! Hatta gibisi fazla.. Gördüklerini anlatıyor işte!)

“Bunun üzerine Allahü Teala Hazretleri, Hz. Ademe isimleri açıklamasını emretti. Hz. Adem as, Allah’ın kudsi ruhuyla ve kendisine yüklenmiş sonsuz ilimle, bunları melekler meclisine açıkladı.

“Hz. Adem Efendimizin isimleri meleklere açıklaması uzun süren bir konuşma, bir sohbet şeklinde gerçekleşti. Allah’ın halifesi olarak yaratılmış bulunan Hz. Adem meleklere öylesine etkili derin ve bilgi dolu bir konuşma yaptı ki, melekler hayrette kaldılar. Hz. Adem kendilerine hiç bilmedikleri konular hakkında bilgiler vermiş ezel ve ebed çizgisinde yaşanmış ve yaşanacak hadiseleri bildirmiş, birtakım Uluhiyet ve Rububiyet (İlahlık ve Rablık) sırlarını açıklamıştı.”

(İşte “Büyük Sır.!”)

”Hz. Adem meleklere kendisini hiç görmedikleri Rabbimizle ilgili bilgiler verdi ve onlara altın ilimden (varlıklar yaratılmadan önceki zamanda Rabbimizle diğer keyfiyet hakkındaki sırları içeren ilimden) bahsetti. Varlığın yaratılış sebebine ve başlangıcına dair açıklamalar yaptı.  Allahın varlığı yüzün nurundan yaratmaya başladığının bu nurun ilk başta dörde bölünüp ilk üç parçadan Arş, Levh-i Mahfuz ve kalem’in yaratıldığını son parçanın ise tekrar dörde bölünüp ve bunlardan yeni yeni varlıklar yaratıldığını ve sürecin kendisinin yaratılmasına kadar devam ettiğini anlattı.”

(Ve Adem bu sırla geleceği, kıyamete, hatta Ahret’e kadar olacakları biliyordu.!)

“Hz. Adem kendilerine din gününe, kıyamete ve ahrete kadar süreç hakkında bilgiler verdi. Kıyamete kadar yaratılacak tüm varlıkları ve yaşanacak tüm olayları gizlenmesi gereken bilgileri gizleyerek bildirdi. Bu arada kendi yaradılışının hikmetlerine ve hayatına da değindi; onlara cennet hayatından cennetten çıkarılıp dünyada yaşamak zorunda kalacağından ve insanlık denilen topluluğun babası olacağından bahsetti.”

(Veliler bilgisi devreye giriyor)

Onlara bilhassa kendi neslinden gelecek peygamberler ve veliler olacağını söyledi.  Bunlardan çok özel olan bazılarının isimlerini onlara açıkladı. Allah’ın anlatmasını istediği ve melekelerin bilmediği isimler işte bu kutlu insanlardı, bu yüce insanların isimleriydi.

Zira Hz. Adem’e varlık denilen yaratılmış her şeyin ne olmuşsa olsun hepsinin ismini öğretmişti. Ama meleklerde bunları bir ölçüde biliyordu. Onların bilmediği isimler eşyaların ve şeylerin isimleri değil işte bu yüce insanların isimleriydi.

(Zaten önemli olan da buydu.!)

“Bu isimler içinde sır ve hikmetlerini açıklamadan 14 yüce ismin en yüce isimleri teşkil ettiğini ve bunların bilmelerinin büyük bir sır olduğunu bildirdi.”

(Şeytan’ın Allah’ı sorgulaması.!)

“Bu arada meleklerle birlikte Hz. Adem’i dinlemekte olan İblis sadece kendisinin bildiği bu sırrın Hz. Adem’e öğretilmiş olduğunu görünce son derece şaşırdı ve tabiri caizse nutku tutuldu. Kendinin binlerce yıllık çalışması sonunda öğrenebildiği bu sır yeni yaratılan ve oldukça küçük bir varlık olan bir insana öğretilmişti. Ayrıca niye öğretilmişti.. Buna gerek var mıydı ve Allah’ın adaleti bu muydu?

İblis aklında ve gönlünde oluşan bu ve benzeri sorulara bir türlü doğru cevap veremiyordu.” (Kutbüzzaman Es-seyyid  Eş-şerif, Muhammed Sıddık Haşimi Hazretleri, Eş-Şeyh,  12 Tarikat Piri ve tasavvuf Yolu Çqpa matbaası, İst.  s. 6- 8)

(Şeytan bu büyük sırrın kendisinden başkası tarafından bilinmesine dayanamadı; intikam almalıydı! Hem Adem’den, hem Allah’tan.!)

Şeytan son derece kurnazca yalanlar ileri sürerek kendilerini kandırmış ve yasak olan ağacın meyvesinden onlara tattırmıştı. Muhammed Sıddık Haşimi Hazreleri mana aleminde o anı görmüş ve olayın nasıl gerçekleştiğini şöyle bildirmiştir.

 “Hz. Havva’yla Hz. Adem’in yanına kadar gelmek ve onları denemek için kendisine izin verilen Şeytan Hz. Adem’in Hz. Havva’nın kucağına başını koyup uyuduğunu gördü ve Hz. Havva’yla konuşmaya başladı. Yalanın ne olduğunu bilmeyen Hz. Havva’ya son derece mantıklı görünen ama yalan olan bilgiler verdi. Gerekçeler uydurdu ve neticede yasak ağaçtan yemeye onu ikna etti. O sırada Hz. Adem uyuduğu için Şeytanın geldiğinden haberi yoktu ve konuşmaları da tabi olarak duymuyordu. Ağaçtan meyve alıp yemeye başlayan Havva kendisi için yemesi için Hz. Adem i uyandırdı ve ona da uzattı.”

(Gerçi bu kısımlar İsrailiyat’tan alınma, ama olsun!)  

“Hz.Adem de uyku mahmurluğunda kendisine uzatılan meyveden ısırıp yemeye başladı. Ne olduğunu ve hangi cennet ürününü yediğini bir anda anlamayan Hz. Adem kendi ve eşinin avret yerlerinin açılması ve Şeytanı da karşısında görünce olayları anladı.”

(Dikkat edilirse burada Adem’in hiçbir günahı yok. Onu aldatan, Şeytan’la işbirliği yapan “kadın” türü, yani; Havva.!) 

 “Adem bir anlık gafleti sonunda yaptığı hatayı fark etmişti, ama iş işten geçmişti..”( Kutbüzzaman Es-seyyid  Eş-şerif, Muhammed Sıddık Haşimi Hazretleri, Eş-Şeyh,  12 Tarikat Piri ve tasavvuf Yolu Çapa matbaası, İst. s.12 )

(Ve şimdi ‘Keşf’ yöntemi ile olaya ‘veliler’, ‘kutublar’)

“Bu altın silsile (silsile-i zeheb) Allah katındaki din olan İslamiyet’in tebliğcilerinin, hidayet kaynağı olan seçkinlerin bir listesidir. Bu liste,124 bin peygamber ve 124 milyon vazifeli veliden oluşan muazzam bir meclistir. Bu isimler, yukarda da bahsettiğimiz üzere, Hz. Adem’e öğretilen ve meleklere açıklanan yüce isimlerdir, insanlığın güneşleri ve kutuplarıdır. İnsanların karanlıktan nura çıkmaları için alemlerin Rabbi olan Allah’ımızın “Rabb” isminin bir tecellisi olarak yeryüzüne gönderilmiştir.” (Kutbüzzaman   Es-seyyid  Eş-şerif, Muhammed Sıddık Haşimi Hazretleri, Eş-Şeyh,  12 Tarikat Piri ve tasavvuf Yolu Çqpa matbaası, İst. s. 18 )

(Sonunda ‘Ledunni İlim’ ve ‘İlahi sırlar’)

“Kısaca anlatmaya çalıştığım üzere, kendisi büyük sırlarla yaratılan Hz. Adem, ilk mürid ve mürşid olarak din ve tasavvufun ledünni ilmin ve ilahi sırların kaynağı ve başlangıcı olmuş, kendisinden sonrada bu silsile günümüze kadar gelmiştir.”(Kutbüzzaman   Es-seyyid  Eş-şerif, Muhammed Sıddık Haşimi Hazretleri, Eş-Şeyh,  12 Tarikat Piri ve tasavvuf Yolu Çqpa matbaası, İst.  s. 21)

Böyle bildiriyor, Şeyh Seyyid hazretleri.  Bilgi kaynağı tartışılmaz bir kaynak; “keşf ve müşahede” yöntemi.! Kim ne diyebilir ki?!  Sır sahibi o.!

O ki, ta Adem yaratıldığında Adem’e verilen “büyük sır” listesi içindeki veliler listesinde adı vardır mutlaka.  Yok denebilir mi ki?!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Dost 2017-11-19 09:08:11

Allah insan oğluna akıl vermiş ve bu akılı da kullanmasını emretmiştir.Aklını başkasına kiraya verenler işte bu safsatalarla uyutulmuş,uyuşturulmuş ve sadık müritler haline getirilmiştir.İlk dönem Tefsir kaynaklarına bile sızan bu israiliyyatlar hiç üzerinde kafa yormadan halka mutlak doğrularmış gibi anlatılmıştır.İslama yönelik yıkıcı hareketler tarih olarak çok eskilere dayanıyor maalesef ...Artık doğru bilgiye erişebilmek geçmiş dönemlere nazaran çok daha kolay yeterki iyi miyetli , samimi müslümanlar bildikleri doğruları halka aktarmaktan çekinmesin.Memleketimizde bu konuda yazılan ilk eser merhum Doç .Dr .Abdullah Aydemir'in Tefsirde İstailiyyat isimli doktora çalışmasıdır.Allah gani gani rahmet etsin.Mevlam müslümanların basiretini açsın ,cahilliklerini usturelerle örtmeye çalışan din simsarlarının elinden temiz Anadolu insanımızı kurtarsın inşAllah...

Avatar
Musa 2017-11-19 09:32:47

Tek veli vardır oda el-veliy olan Allah'tır. Zamanın kutbu zamanın velisi gibi saçmalıklar deli uydurmasıdır.

Avatar
abreg 2017-11-19 18:39:12

siz kuran ve Allah rasülünu bırakıp veli ve deli ile uğraşırsanız toplum bu hallere düşer kimi şeyh kimi murit kimi bilmem neyin peşine takılır şeytanda istediğini elde etmiş olur bu peşine takıldığınız adamlar sizleri götürse cehenneme götürür

Avatar
hassas 2017-11-19 08:39:35

bizde yıllarca şeytan en büyük melekti diye inanarak büyüdük sonra kur-an,a baktık ki şeytan ateşten yaratılmıştı melekler ise nurdan

Avatar
meraklı 2017-11-19 22:32:53

sayın hocam ben şunu merak ediyorum:
1)devlet-i ali osmaniyye'nin bir kadısıyken kendini bir pazar yerinde ciğer satarak bulan kişi hangi saikle hareket etmiş olabilir.(aziz mahmut hüdayi hz.)
2)üç aylık bir yolu üç günde alan kişinin marifeti nedir? bunu nasıl yapmış olabilir?(üftade hz.)
bu adamlar sizce akıllarını mı kaybetmiştir?

Avatar
AYHAN 2017-11-30 09:32:22

ne dİyelİm cenabı cenabı Allah hamdi hocamız gibi insanların sayısını arttırsın.tarikatçı kardeşlerimizede bu saçmalıklardan kurtulmayı nasip eylesin.