Harfleri gergef gergef, ilmek ilmek işlemek…
 
Hem gönül ve ruh sarayında, hem de hayşumdan başlayıp şefeh bölgesine varıncaya kadar tüm mahreç mahallinde…
 
Tashih-i Huruf; harfleri sıhhatli bir şekilde çıkarmak, hakkaha ve müstehakkaha ya dikkat edip, onları aslına döndürmek.
 
Cezeri’nin ifade ettiği gibi…
 
“O bize Rabbimizden öyle indirildi, bize kadar da böylece ulaştı…”
 
Her zor şeyde elde edilen güzellik var tashih-i huruf’ta…
 
En güzele ulaşmak var, en güzele…
 
Ben Kur’an okuyordum ama… ?
 
Aslında, acaba nasıl okuyormuşum? Demek. Önceki okuduğun Kur’an’ı dinlemek dahi istememek var kursun sonunda.
 
İlmek ilmek işlenen Antep işi mi, yoksa Maraş işi mi?
 
Ne olursa olsun,
 
Ama en güzeli olsun.
 
O bizden incinmesin hoşnut olsun!
 
Bir seferberlik başlatılmalı bana göre…
 
Kur’an’ı en güzel bir şekilde okuma seferberliği…
 
Rabbimiz ’den bize indirildiği şekilde…
 
Önce bulansın tüm bildiklerimiz…
 
Sarsılsın, yıkılsın daha sonra temelden inşa edilsin tüm harfler, kelimeler, ayetler ve sureler…
 
Itbaktan tutun da hafaya kadar, mukadder mahreçten, muhakkak mahrece varıncaya kadar her şey yerli yerinde inşa edilsin.
 
Öyle bir Kari olsun ki karşımızdaki; okuduğu Kur’an’la ruhumuz dinlensin, gönüllerimiz bayram etsin…
 
Bir Abdullah bin Mesut olsun karşımızdaki Kari …
 
Bizi rahatlatsın bir Bilal-i Habeşi gibi…
 
Gönüllerimizden ruhumuza doğru giden mecrada aksın ayetler, titresin O’nun ihtişamıyla kalpler…
 
“Kur’an’ı taze indiği gibi dinlemek istiyorsanız Abdullah’tan dinleyin.”
 
Hadis-i Şerifi tahakkuk etsin…
 
Gönülden gönüle, büyükten küçüğe dillensin gitsin…
 
Öğrendim deyip bir tarafa çekilmemek. Kur’an okuyorum cümlesiyle iktifa etmemek. Kıraatin peşinde koşmak en güzelini elde etmek adına… Cennetleri satın almak ve ölünceye kadar çalışmak Kur’an uğrunda… Sonunda Ya Rab! Şükürler olsun sana, diyebilmek dünyada…
 
En hayırlısını ver Rabbim Ukba da da…
 
Tashih-i Huruf;
 
Bu bir süreç… Bir gün, iki günde elde edilemeyecek olan bir süreç…
 
İrdelenmek, kalkale gibi depreşmek tüm benliğinle…
 
Gözyaşlarına boğulmak Kur’an uğrunda…
 
Kendi devrinden sıyrılıp gitmek Rasulullah’ın yaşadığı devirlere doğru...
 
Gitmek ta uzak olan diyarlara…
 
Cebrail (as)’ ın ilk defa “ İkra’ ” dediği Hira Mağarasına…
 
Buluşmak orada Rasulullah’ la…
 
Hz. Hatice’nin elinde götürülen azığı görmek…
 
Hira’ nın onların ayakları altında yerlere serilişine şahit olmak…
 
“Zemmilûnî” sesiyle titremek,
 
“Yâ eyyühel müdessir” ayetiyle silkinip kendine gelmek…
 
İrşad etmek için kapkaranlık geceler gibi kararan kalpleri...
 
Yeşertmek Kur’an ayetleriyle çorak gönülleri
 
Gençler yetiştirmek…
 
Zübeyr b. Avvam , Musab b. Umeyrler gibi …
 
Bu uğurda can veren gönüller…
 
Anam babam sana feda olsun diyen genç beyinler…
 
Bunları yapmak için öncü lazım, öncüler lazım…
 
Harekete geçirecek, alışılan yanlışları bir bir yıkıp tekrar inşa edecek öncüler…
 
Ama kim? Demeyelim! Ben diyerek en ön safta alalım yerimizi. Benim olmadığım yerde hiç kimse yoktur diyebilelim…
 
Ne olur bunu diyelim Allah aşkına…
 
Rasulullah aşkına…
 
Kur’an’ın hatırına…
 
Bırakın altı ay sıkıntılarla, zorluklarla geçsin…
 
Bulanalım…
 
Ama durulmak şartıyla, yıkılalım yeniden inşa olmak kaydıyla…
 
Sakın ola şeytanın sevdiği şeyi yapmayalım, durmayalım olduğumuz yerde…
 
Çalışalım… Say-ü gayretle…
 
Her birimiz idgam olalım bu şerefli hizmetle…
 
Düşer miyiz hezimete…
 
Asla! Ve Kat’a…
 
Bizi yıkmaya gelen biz de dirilir gider kalbi mühürlenmedikçe…
 
Ya Rab! Bize indirildiği gibi Kur’an’ı okumayı nasip eyle! …
 
Not::Başta Diyanet İşleri Başkanı Sayın Prof. Dr. Mehmet Görmez Beyefendi olmak üzere, Tashih-i Huruf kursunun açılmasına vesile olan aynı zamanda bizlere eğitim veren İl Müftümüz Muhammed Gevher Beye ve tüm Tashih-i Huruf hocalarıma teşekkürlerimi sunarım…
 
Allah Onlardan Razı Olsun…
 
 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol