Aile yuvalarının ve toplumların uzun süre ayakta kalabilmeleri, mutlu ve huzurlu olmaları, fertler arasındaki birlik ve beraberliğin varlığıyla mümkündür.
 

İnsanlık tarihine baktığımızda milletler tek vücut halinde olabilmişlerse güçlenmişler ve de yükselmişlerdir. Aralarına tefrika girip parçalanmışlarsa zayıflamışlar ve tarih sahnesinden silinip, yok olup gitmişlerdir.
 

Bireyler gibi milletlerin de düşmanları vardır. Düşmanlar bütün hesaplarını ve çalışmalarını diğer toplumların bölünüp, parçalanmaları ve yok olmaları üzerine yaparlar. Yegâne gayeleri kendilerinin ayakta kalmaları ve mutluluklarıdır. Müslümanların karşısındaki düşmanı temsil eden küfür tek millettir.
 

Bizim burada kaleme alacağımız husus dünya genelinde Müslümanların, ülkemizde ise aziz milletimizin birlik ve beraberliğinin sağlanmasıdır.
 

Dünya nüfusu içinde Müslümanların sayısı hiç de küçümsenmeyecek düzeydedir. Yüce dinimizin birlik ve beraberliğe verdiği önemi dikkate aldığımızda; diğer taraftan da yeryüzündeki Müslümanların bölünmüşlüğü ve parçalanmışlığı göz önüne getirildiğinde birlikteliğin ve İslam kardeşliğinin olması gerektiği noktada olduğunu maalesef söyleyemeyiz.

Bir toplum değişik dil, ırk, kültür, mezhep ve görüşlere sahip insanlardan meydana gelir. Bu farklılıklara rağmen insanları bir araya getirip, bir çatı altında toplanmalarını ve birbirlerine bağlanmalarını sağlayan unsur din ve imandır. Olaya bu pencereden baktığımızda Yüce İslam Dininde birlik ve beraberliğin, İslam kardeşliğinin büyük bir önem arz ettiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Mü’minleri bir araya getirip onların yan yana, omuz omuza gelerek tek vücut olmalarını sağlayan ortak payda; Canâb-ı Hakk’ın katından bir ucunu bize doğru sarkıtarak tutunmamızı istediği en sağlam ip olan Kur’an-ı Kerim’dir. Bir başka ifadeyle müşterek inançlarıdır.
 

Yüce Allah bu konuda Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler! Allah’tan iyice korkun. Ancak Müslümanlar olarak can verin. Hepiniz Alah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın, bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Siz birbirinizle düşmandınız da Allah kalplerinizin arasını birleştirdi. Sizde onun bir nimeti olarak kardeşler oldunuz. Siz cehennem çukurunun kenarındaydınız da Allah sizi ondan kurtardı. Allah sizin için ayetlerini böylece açıklıyor. Umulur ki doğru yolu bulursuz.” (Â-i İmran Suresi, 3/102-103)
 

İslam dininin temelini tevhit inancı teşkil eder. Tevhit inancı Allah’ın varlığına ve birliğine inanmak demektir. Bir Anadolu köylüsüne; “Türk müsün? Kürt müsün? Arap mısın?” diye sorulduğunda; “İbrahim milletindenim” diye cevap vererek ırkını değil, dinini öne çıkarmak suretiyle önemli olanın Müslüman kardeşliği olduğunu ifade etmesi oldukça anlamlıdır.

“Birlik” sözü İslam’ın özüdür. Allah’ımız, Peygamberimiz, kitabımız ve kıblemiz birdir. Onun için Müslümanların kederde, tasada, üzüntü ve sevinçte, iyi günde, kötü günde bir ve beraber olmaları kaçınılmazdır. Toplu olmada rahmet, ayrılıkta azap vardır. Tefrika, Müslümanların birbirlerinden habersiz ve kopuk yaşamaları, bölünmüşlük ancak şeytanı ve düşmanı memnun eder. Onlara bu zevki tattırmamalıyız.
 

Cemaatleşmeye ve topluluğa önem veren dinimiz Cuma namazının camide cemaatle kılınmasını farz,  bayram namazının yine camide ve cemaatle kılınmasını vacip kılmış, beş vakit namazın da camilerde cemaatle kılınmasının çok sevap olduğuna dikkatlerimizi çekmiştir.
 

Hac mevsiminde milyonlarca hacı Arefe ve Arafat’ta aynı anda vakfe yapmak zorundadır. Bütün bunlar İslam Dininin birlikten yana olduğunun göstergeleridir.
 

Müslüman, müslümanın kardeşidir. Dolayısıyla dünyanın neresinde bulunursa bulunsun, konuştuğu dil, yaşadığı ülke ve yüzünün rengi ne olursa olsun tüm Müslümanlar kardeştirler. Yüce Allah (c.c.) Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor: “Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan korkun ki esirgenesiniz.” (Hucurat Suresi,49/10)

İslam Dini gelince, birbirlerine kanlı kinli olan Evs ve Hazrec Kabileleri Hz. Muhammed (s.a.v.)’in çabalarıyla kardeş olmuşlardır. Mekkeli Müslüman olan Muhacirlerle, Medineli Müslüman olan Ensar kardeş olmuşlardır. Ensar sahip oldukları dünyalıkları; tarlalarını, bahçelerini ve hayvanlarını ve diğer imkânlarını paylaşmışlardır.
 

Şeytan ve düşman iki müslümanın bir araya gelmesini, beraber olup kenetleşmelerini istemezler. Müslümanların arasında fitne, fesat çıkarmak ve onları bölüp, parçalamak için her yola başvururular. Onlara fırsat verilmemelidir. Milli şairimiz M. Akif ERSOY diyor ki,
 

Girmeden tefrika bir millete düşman giremez,
Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.

 

Düşman her zaman Müslümanların arasına ayrılık tohumları ekmeye kalkar, nifak sokar. Bölüp parçalayıp yutmak onun şaşmaz hedefidir. Onun sinsi oyunlarına karşı millet olarak uyanık olmalıyız.
 

Bir zamanlar İngiltere’nin başbakanı Lordlar kamarasında yaptığı konuşmada: “Bizin Müslümanlar Türkleri topla, tüfekle yenmemiz imkânsız. Ne zaman biz onları Kurandan ve dinlerinde uzaklaştırırsak işte o zaman yenebiliriz.” demiştir.

Tarihin hangi devrinde Millet olarak Kur’andan uzaklaşmış ve dine sırt çevirmişsek, milli değerlerimiz erozyona uğramış, tarih şuurumuz kalmamışsa o zaman, ipi kopan tespihin taneleri gibi dağılmışız, gücümüz zaafa uğramıştır. Dinimizi yaşadığımız, Kurana ve bizi biz yapan değerlere sarıldığımız dönemlerde ise zaferden zafere koşmuş ve yükselmişiz. İşte şairimiz rahmetli Mehmet Akif de şu mısralarımda bunu anlatıyor:
 

İslam’ı evet, tefrikalar kastı, kavurdu,
Kardeş, bilerek bilmeyerek, kardeşi vurdu,
Can gitti, vatan gitti, bıçak dine dayandı,
Lakin o zaman silkinerek birden uyandı.


 

O halde özümüze dönelim. Geçmişte hangi özellik ve meziyetlerimizle başarılı olmuşsak tekrar o güzel hasletlere sahip olalım. Müslümanların ezilmişlikten, horlanmışlıktan, geri kalmışlıktan ve dağınıklıktan kurtulmanın yolu çalışmaktan, birlik ve beraberliklerini İslam kardeşliklerini tekrar hayata geçirmekten geçmektedir.
 

Geliniz Allah’ın Resulü Efendimiz (s.a.v.)’in buyurduğu gibi etten duvar olalım: “Müminin mümine göre durumu, parçaları birbirine bağlı bir yapı gibidir.” (A.Himmet Berki, 250 Hadis, S.85)
 

Ülkemizin hangi bölgesinde, şehrinde ve köyünde, dünyanın neresinde olursa olsun Müslüman bizim kardeşimizdir. Onların sevinciyle sevinmeli ve kederlerini paylaşmalıyız. Onlarla görüşmeli ve ilgilenmeliyiz. Sevgili peygamberimiz (s.a.v.) de bu hususa parmak basarak şöyle buyuruyor: “Müminlerin birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet edip, lütufkâr davranmalarındaki benzeri bir vücut gibidir. Vücudun bir organı rahatsız olur, acı duyarsa diğer organlarda rahatsız olur, uykusuz kalır.” (A.Himmet Berki,250 Hadis, S.172) İslâm kardeşliği soy kardeşliğinin süt kardeşliğinin önünde gelir. Bu cepheyi de ne top, ne tüfek ne de bomba sarsamaz. Bu gerçeği milli şairimiz M. Akif şu mısraları ile parmak basmaktadır:

Değil mi? cephemizin sinesinde iman bir,
Sevinme bir, acı bir gaye aynı, vicdan bir,
Değil mi? Sinede birdir vuran yürek, yılmaz!
Cihan yıkılsa emin ol, bu cephe sarsılmaz!


 

Ülkemiz açısından durumu değerlendirdiğimizde dün olduğu gibi bugün de birlik ve beraberlik günüdür. Yarın da öyle olmalıdır. Nereden bakarsak bakalım düşman çok. Millet olarak tarih boyunca nice zor ve sıkıntılı günleri birlik ve beraberlik ruhuyla, kenetleşerek atlatmasını bilmişiz. Bugün de bir olalım. Canlı ve heyecanlı olalım. Tek vücut olalım. Dinimizi yaşayalım. Bayrağımızı dalgalandıralım. Vatanımızın, milletimizin ve devletimizin yükselmesi için çok çalışalım.

Hasta adamcağız öleceğini anlayınca çağırır çocuklarını. Oğlum bana içi dolu bir kibrit kutusu getirin der ve onlara bir ders vermek ister. Onlar da getirirler. Babaları kutudan bir kibrit çöpü çıkararak gözleri önünde iki parmağıyla kırar. Tekrar iki tane daha çıkarıp onları da zorlanmadan kırar. Üç, dört, beş derken kırma işini sürdürür. Nihayet geride kalanların hepsini aynı anda kırmak isteyince zorlanır ve kıramaz. Çocuklarına der ki:” İşte yavrularım siz de her biriniz bir tarafa çeker bir ve beraber olmazsanız, düşmanlar sizi bölüp parçalar ve yok etmek isterler. Ama birlik olursanız size bir şey yapamazlar.

Millet olarak da her birimiz bir tarafa çeker ve dağılırsak, gücümüz dağılır, düşman da muradına erer.

Şayet düşmanların bu kötü emellerinin gerçekleşmesine izin vermez, elbirliği ve gönül birliği içinde, el ele, yan yana, omuz omuza olur, birlikteliğimizi ve İslâm kardeşliğimizi sergilersek şeytan ve düşman emeline nail olamaz, başarıdan başarıya koşarız.

  Haydi, hep beraber “TEK YUMRUK, TEK YÜREK VE TEK SES” olalım.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol