Günümüz dünyasında herkes;’bana göre böyledir’ deyip işe başlaması nedeni iledir ki günah deryasında kişiliğini kaybeden günümüz kadını, ne yazık ki tesettürü bırakarak, modaya mağlup olmuştur.   

Hiç şüphesiz herkesin söz söylediği konuların başında din ve buna bağlı olarak da tesettür gelmektedir.   Neredeyse herkesin bu konuda bir görüşü var. Zannederim algılamada sorunumuz var her halde. Örtmek, örtünmek anlamlarında kullanılan bu kelime sadece başı örtmek olarak değerlendirilir olmuştur. Sadece kadınlara mahsus bir eylem, ümmetin erkekleri ile ilgisi olmayan bir kavram haline dönüştürülmüştür. Oysa hayat rehberimiz Kur’an-ı Kerimin konu ile ilgili bölümleri incelendiğinde konunun böyle olmadığı çok rahatlıkla görülecektir.

Ben buradan tesettürün ilk önce erkeklerden istendiğini söyleyecek olsam herhalde bana gönül koymazsınız. Nur suresinin 30.ayet-i kerimesine beraberce bakmaya ne dersiniz? Ayet-i kerime şöyle:’’ Mü'min erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Bu davranış onlar için daha nezihtir. Şüphe yok ki, Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır.’’

Arkadan takıp eden 31. ayet-i kerimeye de bir göz atalım:’’ Mü'min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, ziynet (yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar…….’’ Mesele bu kadar açık seçik ortada iken tesettürü yalnız ümmetin kadınlarına indirgemek en hafifinden Kur’an-ı Kerime haksızlık olur.

Bu ayet-i kerimeler incelendiğinde görülecektir ki müslüman kadının tesettürü bedenini örtmek, erkeğin tesettürü ise gözünü kapamaktır. Tasarrufumuzda bulunan organları sahibinin rızası istikametinde kullanmak zorundayız. Gözlerin otomatik kapıları nerede nasıl açık tutulacak nerelerde ise kapanacak bu sahibinin işi olsa gerek.

Tesettür;  gizli, saklı kalması gereken özelimizi muhafaza etmek ve iffetimizi korumaktır. Tesettürün istenmesinin amacı, kişiliğimizi korumak ve kadının cinselliğinin öne alınarak kullanılmasını önlemektir.

Üzülerek ifade edeyim ki  dünyamızda her şeyde olduğu gibi tesettür anlayışımız da değişmiştir. Modaya dayalı tesettür, kadının güzelliğini ve cazibesini kapatması şöyle dursun, tam aksine ön plana çıkarır bir hal almıştır. Bu durum şunu göstermiştir ki tesettür kavramının içi boşaltılmaktır. 

Unutulmasın tesettür, İmanın dışa yansıyan tezahürüdür, imanın beden üzerinde muktedir olma alametidir.

Ayrıca üzerine basarak şunu ifade edeyim ki kadın açısından tesettür denilince bunun sadece başörtüsüne indirgenmesi en basit ifade ile Allah’ın [Azze ve Celle] hakkına tecavüzdür.

Buradan dünya müslüman kadınlarına tekraren sesleniyorum: Kadının tesettürü Kâbe’nin örtüsünden daha kutsaldır. Tesettür yerine turbana talip olmak her şeyden önce kadınlarımıza haksızlıktır. Tesettür; başı örtmek değil, bütün bir bedeni örtmektir. Tesettür, bütünlük ister, parçalanamaz.

Konumu Efendimizin mübarek sözleri ile bitiriyorum.
Hazret-i Abdullah İbni Abbas (Radıyallahu Anhuma) şöyle dedi:
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)Efendimiz  erkeklerden kadınlara benzeyenlere ve kadınlardan erkeklere benzeyenlere lanet etti.”

Yine Hazret-i Abdullah İbni Abbas (Radıyallahu Anhuma) şöyle dedi:
“Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz kadınlaşan erkeklere ve erkekleşen kadınlara lanet etti.” Hiç şüphe yok ki bu benzeşme; konuşmadan yürümeye, hareketlerden giyim kuşama kadar hepsini içine alır.

Selam ve dua ile…

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol