Bilindiği üzere her yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü  ” olarak kutlanmaktadır.  Bugün dolayısıyla kadın çeşitli yönleriyle toplumun gündemine taşınmaktadır.

Hayatın yarısı erkek ise yarısı kadındır. İnsan olması itibariyle erkek-kadın doğuştan aynı haklara sahiptir. Şeref haysiyet ve saygınlık bakımından birbirinden üstün yaratılmamıştır. Eğitim hakkı, düşünce ve din özgürlüğü bakımından biri diğerine göre daha öncelikli değildir.

İslam’a göre kadın ile erkek eşit statüye sahip oldukları için dini emir ve yasaklara muhatap olmada da eşittirler. Sorumlulukta eşitlik, mükâfatta da eşitliği beraberinde getirmektedir.

Nitekim Azhab Suresi 31. Ayette şöyle buyrulmuştur: “Allah’a teslim olmuş erkekler ve kadınlar, Taata devam eden erkek ve taata devam eden kadınlar, doğru erkekler ve doğru kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevazı erkekler ve mütevazı kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, Allah’ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar varya; işte Allah, onlar için bir bağışlama ve büyük bir ödül hazırlamıştır.” Görüldüğü gibi ayette Allah (c.c) insanları, cinsiyetine göre değil, eylemlerine göre değerlendirmektedir. Aynı erdemli davranışta bulunan kadın ve erkeklere aynı ödülü hazırladığını ifade etmektedir.

Ancak Kur’an’ın bu yaklaşımına rağmen İslam tarihinde asrı saadet devri hariç kadına hak ettiği değerin tam olarak verildiğini söyleyemeyiz.  Hz. Peygamber: “İlim kadın ve erkek herkese farzdır” dediği ve   bir hanım sahabiyizabıta olarak pazarları teftişle görevlendirdiği halde, sonraki devirlerde “fitne” gerekçesiyle hem eğitim hayatında, hem de sosyal yaşamda kadına gerekli rolün verilmediğini görmekteyiz. Ve yine peygamberimizin kadınların dövülmesini şiddetle men ettiği ve “Sizin en hayırlınız, eşlerine iyi davrananınızdır.” buyurmasına rağmen, kadınlara şiddet uygulamaktan geri durulmadığı bir gerçektir.

Batıda ise kadın uzun süre aşağılanmış, hatta insan olmadığı gerekçesiyle kiliseye dahi sokulmadığı olmuştur. Son yüzyılda batıda kadın hakları doğrultusunda her ne kadar ilerleme olmuşsa da, istatistikler batı ülkelerinde de bugün kadınlara şiddet uygulandığını, tecavüz ve öldürme olaylarına maruz kaldıklarını göstermektedir. Üstelik kadının, özellikle batıda bir teşhir ve reklam aracı olarak görülmesi onu asıl değerinden uzaklaştırıp bir meta halinde dönüştürmüş, özne iken nesneye indirgemiştir. ‘Siz bir şeyi asıl değerinden koparıp, nesneleştirirseniz artık o şeyin değerinden değil fiyatından bahsedersiniz’.

Her devirde kadın hakları güncelliğini korumuştur. Ancak, sözüm ona kadına hakları verilirken bile ondan bir şeyler çalmanın hesabı yapılmıştır. Örneğin feministler koca baskısına ve kadınlarla ilgili bazı dini yaklaşımlara karşı çıkarlarken kadınlara uygulanan ayrımcılığa, medyanın, sermayenin kadını kullanmasına ve onun fuhuş sektörünün hammaddesi haline gelmesine ses çıkarmamaktadırlar.

Nazım Hikmet insanların niyetlerine göre kadını nasıl gördükleri, ama gerçekte kadının kim olduğu ve nasıl görülmesi gerektiğini şu dizeleri ile çok güzel ifade etmiştir.

“Kimi der ki kadın, uzun kış gecelerinde yatmak içindir,

Kimi der ki kadın, yeşil bir harman yerinde dokuz zilli köçek oynatmak içindir,

Kimi der ki ayalimdir,

Boynumda taşıdığım vebalimdir,

Kimi der ki hamur yoğuran,

Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal.

O benim kollarım, bacaklarım,

Yavrum, annem, karım, kız kardeşim, hayat arkadaşımdır.”

Kadın hakları kavramı dahi “sorunlu” yani temelinde “ayrımcılık” olan bir kavramdır. Kanaatimce kadın haklarının insan hakları kavramının bütünlüğü içerisinde ele alınmamasının nedeni kadının öncelikle bir “kişi” olarak değil, “dişi” olarak düşünülmesi olsa gerek. Yaklaşım bu olunca kadın haklarından anlaşılan kadının kişiliğini ortaya koymaya ve inançlarını yaşamaya yönelik engellerin aksine, dişiliğini sergilemeye yönelik engellerin ortadan kaldırılması anlaşılmıştır. Bu da aile mefhumuna büyük zarar vermiş, kadının analık ve sorumluluk duygusunu azaltmıştır.

Tüm mesele kadını istediğimiz şekilde değil de, yaratılış amacına uygun bir şekilde düşünmektir. Kadın aileyi inşa eden, toplumu doğuran bir anadır. Cennetin ayakları altına serilmesinin sırrı da buradadır. İfa ettiği bu rolün önemine binaen Alllahu Teâlâ’nın kadın haklarını ön plana çıkaran bir sure indirmesi, bu sureye “Nisa” (kadın) ismini vererek onları onurlandırması, Yüce Kudret’in katında kadının değerine işaret etmektedir. Peygamberimiz (s.a.v.) ise : “Bana üç şey sevdirildi. Kadın, güzel koku, namaz ” buyurmuşlardır. 

Peygamberimiz (s.a.v)’in kadını namazla birlikte zikretmesinin sebebi, namazın manevi hayatımızın, kadının da maddi hayatımızın ışığı olmasındandır. İslâm kadının aşağılanmasına, dövülmesine şiddetle karşıdır. Hz. Muhammed (s.a.v) : “ Şu kimselere şaşarım ki hanımlarını gündüz döverler, gecede (hiçbir şey olmamış gibi) yatarlar ” ifadesi ile kadına yönelik şiddeti kınamıştır. O Yüce insanın bize örnek olması gereken hayatına baktığımızda hanımlara karşı son derece nazik ve hoşgörülü olduğunu, eşlerine ev işlerinde yardımcı olduğunu, onlara zaman ayırdığını, onlarla kır gezisine çıktığını, yarış yaptığını, birlikte folklorik gösteriler izlediğini görmekteyiz.

Aslında kadın hakları konusunda fazla idealist düşünmeye yani kendi kapımızın önünü temizlemeden şehrin çöplerinin derdine düşmeye, ya da kendi bahçemizi düzenlemeden âleme nizamet vermeye gerek yok. Herkes kendi kapısını temizler, bahçesini düzenlerse zaten her taraf güllük gülistanlık olur.

Kısaca demek istediğim o ki, kendi eşimize, muhatap olduğumuz hanımlara, daha doğrusu birbirimize adam gibi davranalım yeter.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ali atalay 10 ay önce

hocam yanlışlık var herhalde azhab suresi 31. ayet kadın erkek eşitliğinden batsetmiyor düzeltiniz